Kayıt ve Son Hazırlık

1265 Kelimeler
Poyraz " Üniversite de eksik kalsa şaşarım" Sinirle söylenirken sordu Demir telefondan " nereyi kazanmış ki o?" Ne bileyim ben? sormadım ki hiç... Ne kazanacak 2 yıllık bir şey kazanmıştır çok da üstünde durmaya gerek yok! " Ne yapacağız şimdi? son kararın mı? yemeleyecek miyiz medusayı? " Son operasyon hazırlığında 2 aydır suskun olmasını öldü, ya da başına bir iş geldi ya da sadece uygun zamanı bekliyordur diye düşünerek değerlendirmiştik. Son siber saldırısı ile babamın istihbarat ağını çökertmişti ama tuhaf olan bilgilerin kimseye gitmiyor oluşu! Tüm devlet kayıtlarını çekip kimse ile paylaşmıyor, bu onu hem hedef hem istenen hem de öldürülmesi gereken kişi yapıyordu. Bu kadar insan peşindeyken neredeydi bu adam? " evet yemleyeceğiz" Kusursuz bir plan yapmıştım, babamın gönderdiği güvenlik kameralarından bir netice alamamıştık. İnternet kafe görüntüsündeki 8 genç de temizdi, kafenin sahibi yaşlı adammış ölmüş... Belki de bir şekilde İnternet ağına bağlandı, kameraya görünmeden diye bir çıkarımda bulunmuştuk. En azından bizimki Tuna'nın çocukları araştırma fikrinden daha mantıklıydı. Salak herif, koca silahlı kuvvetlerin üstün güvenlikli sistemine 10 -11 yaşında çocukların gireceğini mi düşündü ciddi ciddi, araştırmadan kaytarmaya mı çalıştı belli değil! Bir daha öfke ile söylendim, " Neredesin Medusa" Başımı kaldırdığımda çok uzakta da olsa şapşal yürüyüşünden tanıdım bizim sincabı. geliyor işte. Ve dikkatimi dağıtan yine telefona düşen bir bildirim.Akşam yemek var, ve herkes heyecanlı... istemeye istemeye girdim uygulamaya. Ne giyse yakışıyor, ne yapsa... Neden sevmedi ki beni? 7 yıldır ona aşığım, başka bir kadını görmedi gözüm, istemedi içim. Adım o biçime çıkacaktı karı kız muhabbetinden kaçmam yüzünden. Halbuki seninle yaşamak istemiştim ben her şeyi! Sana dokunmak Sude... şimdi sen en yakın arkadaşımın mı karısı olacaksın? kardeşim dediğim adamın. Ben hala seni beklerken, arsızca yüzsüzce seni beklerken... kendimden iğrenerek, utanarak! Evet, lanet olsun... kimseye itiraf edemesem de bir mucize bekliyorum... kaç gece kan ter içinde uyandım. Kapıma gelmiş, bana beni sevdiği söylüyordun. Seni kollarıma alıp kendime katıyordum Cem ile birlikte olduğunu öğrendiğimde bile istedi bu arsız kalbim seni, hala bekliyor, hala deli gibi istiyor! Hala sana sadık bu kalp, senin haberin bile olmadan senin için atıyor. Ve yine o karelerden birisi. Kardeşimle sarmaş dolaş! Unut artık, unut... daha ne kadar acı çekecek ,kanayacaksın da aklın başına gelecek! Telefonu bırakırken fark ettim, yüzüğümüz yok. Bir an kapının açılması ile düştüğüm düşünce çukurundan çıktım " İşte bu kadar, artık üniversiteliyim" Çok da umrumda! saçını mı bırakmış o? bıyığı olmayınca kadına benzemiş! " Aferin sana" 2 yıl nasıl işe yaramaz bir şey okuyacaksın acaba? Masal Aslında çok yakışıklı, keşke sağlıklı olsaymış. Güzel bir ailesi olabilirdi. Bu sinir hep bu yüzden. Tabi kolay değil, kocaman adam ama yok işte... Gözüm yine orasına kaydı... alla alla baya da kabarık duruyor halbu ki! " Nereye bakıyorsun lan sen?" Hızla önüme döndüm " Manyak mı ne ya! Önüne bak asabımı bozma benim" Çok kızdı, acaba şey mi yapıyor o da...hani kadınlar memeleri büyük görünsün diye şapıyor ya... çorap falan sokuyor! Ay kesin öyle bir şey! " Ne soktu acaba?" Siktir, sesli mi söyledim ben onu ? " Kim ne soktu?" Yüzüm pişmanlıkla buruşarak döndüm... hadi kızım bul bir yalan " şeye ne soktu" Allah kahretmesin seni Masal, yalan bul dedik olayı daha çıkılamaz hale mi getir dedik? " Ne saçmalıyorsun yine sen?" Kırmızı ışıkta durmuştuk, yüzüme yine hamam böceğine bakar gibi bakıyordu. Üstünde askeri kıyafetleri ile gelmiş. 2 yıldız ne demek acaba omzundaki... " aman boş ver " omzuna bir tane vurdum... önce elime sonra omzuna sonra bana baktı... " la havle!" Aynen aynen ondan valla! Of bu adamın yanında neden saçmalıyorum ben? adamın omzuna vurmak da nereden çıktı Masal! Omzuna vurduğum elimi diğer elimle zaptedip avucumun içine içine bastırıyordum acıtana dek. Hadi elimi bastırdım zaptettim de kalbim neden böyle atıyor ki şimdi? Arabayı bir kuyumcuya gelince durdurdu. Işıl ışıl takılar... Ne de güzeller. İçimi çekerken kapının açıldığını fark ettim " inmeyecek misin?" Bilmem inecek miyim, neden ki? Sorma sorgulama Masal, ne diyorsa yap, sonra bağırıyor ardını yırta yırta! Bılkınlıkla soluyarak indim. Kuyumcuya girdi... Soyacak mı acaba? uf neden hep aklıma böyle şeyler geliyor benim. Çevreyi kollayayım bari bende. Kapıyı aralayıp " lan gelsene" diye dişinin arasından azarlayarak kafası ile içeriyi işaret etti. İstemeye istemeye girdim. Her yerde bir sürü pırlanta, rengarenk taşlı kolyeler bileklikler... " buraya gel, seç bir tane" Ne ? masanın üstünde bir sürü altın yüzük vardı. " Bakma öyle evliyiz ya biz hayatım" Ölümcül bakış atarken hayatım diye iltifat etmek de... neyse! Oturdum karşı koltuğa. İlk defa kendime bir altın alıyorum. Simit ile ayran almaya benzemiyor. " Hadi seç artık bir şey" Bir sürü model vardı ama benim gözüm incecik bir alyansa takıldı. O kadar zarifti ki... " lütfen doğru düzgün bir şey seç, insanları bana güldürme" Gözünü telefondan ayırmadan konuştu. Umrunda bile değil belli ki! elim o zarif yüzüğe gitti... " çok zevklisiniz" " hıh!" diye bir ses çıktı yanımdaki odundan. Adama attığım tebessüm solarken adam da şaşırmıştı. " Siz efendim?" Adamın gözü telefondan ayrılmayan Poyraz'daydı. " aynısının erkek modelini getir. İki de set getir, pırlanta ve değerli taşlardan olsun, bir tanesi şık bir yemek için, diğeri de düğüne katılamaya uygun gösterişli ama zarif bir şeyler olsun" Nihayet yüzünü telefondan çektiğinde parmağımdaki yüzüğe baktı kaşını çatarak. Şaşırmıştı, neden? çirkin mi? Göz göze geldik... neden o kadar derin baktı ki? Ne renk bu adamın gözü? yeşil ama bambaşka bir yeşil, mavi ile yeşil arası... dün maviydi ama bu gün yeşil! Kendi gibi gözü de oynaksa demek! " bir de tek taş getirin" Gözümün içine baka baka söyledi... önümüze tek taşlardan oluşan bir çanta geldiğinde hemen arkasından da pırlanta setler geldi, ben büyülenmiş gibi bakarken Poyraz'ın boğazının yine kabardığını gördüm " size değerli olsun dedim, büyüteçle bakıp taş arayalım demedim" Neden bu kadar sinirli ki! Adam da şaşırmıştı... Bir süre sonra ise az önceki pırlantaların anneleri, ataları hatta tanrıları olabilecek pırlantaların gelmesi ile adeta yutkundum. " Bunlar elimizdeki en değerli parçalar... fiyatları..." " fiyat soran olmadı" Anladım, ucuz şeyler getirilmesine tahammül edememişti. Evet fark etmiştim Poyraz'ın böyle bir takıntısı vardı. Elini tek taş yüzüklerin arasında gezdirirken bir tanesini seçti.. o kadar büyüktü ki parmağıma taktığında bildiğin ağırlığını hissettim. Kavgada birine atsam kafası yarılır kesin. Gözüm setlerde gezinirken bir tanesi renkli taşlarla bezeli sarmaşık model bir set seçti, itiraf etmem gerek bu tip erkekler gerçekten çok zevkli oluyor. Bir tane de son derece pahalı... bildiğin ev fiyatında model seçti. O harcarken ben acaba ucuza mı gittim diye sorguluyordum. Adam milyonları lira gibi harcıyor! 500 bin ne Masal, salak Masal... nerden baksan 550 bine anlaşırdın. 600 desem 550 de el sıkışdık kesin! " Offff" " sıkıldım mı, az kaldı gideceğiz" Hay bin veli! sesli mi ofladım ben? düğünde takılan altınlar gelinin olmuyor muydu? amannnn ben istersem kendi kendime alırım ki! Sadece ölümsüzlüğü icat edip birkaç yüz yıl yaşasam yeter. Basit yani... Kuyumcu alışverişi sonunda bitti, akşam yemek var.. onun gerginliği mi var üstünde acaba? Elinden telefon düşmüyor, ne bunun parfümü ki, çok güzel kokuyor. " eve gidelim bir duş alırız hazırlanırız, sonra da geçeriz otele" " Pardon da neden seninle duş alıyorum" Suratıma yine aptalmışım gibi bakıyordu. " Ha sen ayrı ayrı duş almaktan bahsediyorsun?" Derin derin soludu sabır dileyerek sanki... bense utana sıkıla yutkundum " oldu olacak otelde işimiz ne de de?" Yok o kadar eşek değilim canım, anladım yemek otelde veriliyor. " Peki biz nasıl tanıştık sorarlarsa" " Ağzını açma yeter, ben anlatırım. Unutma bir şey yemeyeceksin, sadece çorba içeceksin" Al işte yine başladı onu yapacak bunu yapmayacaksınlara... Bu admala 360 gün nasıl geçecek bilmiyorum! Keşke imza atarken ayağına bassaydım diyeceğim ama imza da atmadık ki! Gökhan amcası halletti herşeyi. Elinde bir kırmızı cüzdanla gelip üstüme attı. neyse , zaten herhangi bir ciddiyeti olmayan bir durumdu ama yine de sakladım cüzdanı. Kırışmasın diye. Başka bir sebebi yok yani.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE