Poyraz
Karargahtan özel izin çıkartılmış bilişimden çocukların görselleri netleşmişti. Beşinin de görüntüsü elimizdeydi
4 erkek çocuğuna da ulaşmıştık ama kızı ne bilen ne de gören vardı. Kimse hatırlamıyordu.
Masanın üstünde 4 erkek çocuğun fotoğrafının yanına çarpı işareti katarken hepimiz elimizde çoğaltılmış fotoğraftan ufaklığa bakıyorduk
Kimi andırıyor bu kız bana? Neden bu kadar sevimli göründü gözüme. Baktıkça bakasım geliyor.
" Programı kullanıp şimdiki yaşlarda nasıl görüneceğine dahil görsellerin oluşması ne kadar sürer bilişime sorsana Yasemin?"
Takmıştı babam Tuna gibi... Küçücük kız, ihtimal bile vermiyorum ama herkese ip ucu bulamamaktan o kadar gına gelmişti ki küçcük bir kızı aryorduk
Şimdi kim bilir nerededir..
" 24 saat sonra tüm kilo ve boy gelişimine göre görseller oluşturulur"
İyi bari, şu saçmalığın bitmesine 24 saat kaldı. Aradan çıksın da bir an önce gerçek işimize yani çocuk peşinde koşmaya değil medusanın peşinde koşmaya başlayalım..
O an bir tereddüte kapıldım.
" Medusa!" deyip elime tekrar aldım fotoğrafı.
Medusa kadın bir figür ve ben daha önce emojilerden, yazım dilinden kadın olduğunu fikir olarak ortaya atmıştım
Gerçekten olabilir mi? Uzun uzun baktım fotoğraftaki ufaklığa!
Sen Medusa olabilir misin ufak kız?
Başımı masadan kaldırdığımda babamla göz göze geldik.
Daha yeni fark ettiğimi anlamıştı sanki. Kafasını sallayarak bakıp onaylıyordu beni sanki düşüncelerimi okumuş gibi.
Gözüm o an Tuna'ya döndü. Vay be koca oğlan, demek sonunda tutturdun öyle mi?
Helal olsun, kimse sana inanmadı ama sen vazgeçmedin! Ve aptal Poyraz! salak Poyraz!
Kendime küfürler savurarak eve geçtim. Salonda uyuyan minik sincabı gördüğümde nedensiz bir huzur kapladı içimi.
Beni sevmiyor, kalbi beni istemiyor ama bana huzur veriyor. Hem de hiç kimsenin vermediği kadar huzur!
Beni görünce kalktı, soru dolu gözlerle bakıyordu
" Aç mısın?"
Aç mıyım, açım... Sana, sevgine ama hiç bir zaman bana bunu vermeyeceksin öyle değişik mi minik sincap?
Derin derin soluyarak üstümü soymaya başladım
" perdeyi kapat"
6 gün alacağım var, ve istiyorum! Lanet olsun ki bedenimin her milimi onun için eriyor, bitiyor.
Gözlerime hüzünle bakıyordu... Bense üstümü soyarak ona yaklaşırken merak ediyordum bu kadar parayı ne yapıyor?
Yatırım mi? çok mu korkuyorsun miniğim, çok mu aç kaldın. Anlamıyor muyum yoksa seni?
Üstümü tamamen soymuş koltuğa oturduğumda yanımdaki sincapı kucağıma çektim.
Elleri düşmemek için göğsüme tutunmuş alnı alnıma değerken saçları yüzüme dökülüyordu
Nefeslerimiz karışıyordu birbirine
" açım, doyur"
Ensesinden tutup kendime çektiğimde başını ,alt dudağını dişlerimin arasında ezmeye başlamıştım bile.
Canı acıyordu, zevk ve acı ile inlediğinde ellerim beline tırmandı.
" İstiyorum seni, lanet olsun istiyorum! "
O an gözleri yara izime takıldı. Gözü yaşla doldu?
Elleri yara izimde dolanırken sıcacık dudağı ile izimi öptü!
Neden sincap? üzüldün mü benim için?
" Neden?" diye sordum kucağımda göz yaşları göğsüme dökülen kıza. Dudaklarını çizgi olacak kadar birbirine bastırmış, buna rağmen titremesine engel olamıyordu
" Çok acıdı mı?"
Kafamı evet anlamında salladımda daha da çoğaldı gözyaşı.
" tamam, geçti gitti"
Neden bu kadar üzülüyorsun sincabım? Sadece para için birlikte olmuyorsun benimle biliyorum ,peki neden bunu söyleyip duruyorsun ?
Neden beni kendinden uzaklaştırmaya çalışıyorsun?
Belinden kavrayıp tek hamlede koltuğa yatırıp üstüne kapandım. Göz yaşları ard arda süzülürken gözleri suçlulukla doluydu
" Geçti, üzülme"
Üzülüyor mu? evet üzülüyor... Yüzümde engel olamadığım o gülümseme belirdi. Canımın acımış olması üzüyor onu!
Tekrar dudaklarına kapandığımda ilk defa bana karşılık verdi...
Ağzımın içine içine konuşarak " özür dilerim" dediğinde göz göze geldik. Neden özür diliyor ki?
" Ne oldu, neden? "
Eli kasığına gitti... Bende bakıyordum, sonra tekrar gözgöze geldik. Şiddetlenmişti gözyaşları
" Özür dilerim"
Ne oldu sincabım? canın mı acıyor?
Alnımı alnına dayayıp yanaklarını okşadım, öptüm. Kahretsin bu bile o kadar eşsiz hissettiriyor, o kadar tahrik ediyor ki!
" Neden özür diliyorsun, hasta mı oldun?"
Başımı salladı olumsuz anlamda... e peki ne ?
" Ben aldım verdiğin ilacı, yemin ederim aldım Poyraz"
Gözlerimi kısıp dikkatle bakarak anlamaya çalışıyordum. Neden korkuyor ki bu kadar? Ne ilacı?
Grip olduğunda verdiklerim mi?
Ve ard arda çalan telefon!
Başlayacağım ama ya! alnına defalarca öpücük kondurup kalktım üstünden.
" Birazdan geleceğim yavrum" telefonda yazan isme bakarak konuşuyordum gözümü telefondan çekmeden.
Arayan Yasemin başkandı.
" Efendim başkanım"
Odadan çıkarken hıçkırıklarını duyuyordum.
" Poyraz kızla ilgili bir ip ucumuz var"
Ne? Neymiş?
" Kızı birisi tanıdı, sanırım aradığımız kız o? daha önce bilgisayarların hepsine bir virüs girmiş, İnternet kafeninkine de girmiş, bu kız temizlenmiş hepsini. Adam da bu kızdan hesap almamış. Birkaç defa gidip gelmiş. Üstünde hep aynı kıyafet olurmuş. "
Gerçekten de o mu? o küçük kız mı yani?
" Ne zaman görsel elimizde olur başkanım"
" bu bilgi üzerine işlemleri hızlandırdım. işin bitince gel, sabahlayacaksın. Üstlerinde dur erkenden alalım"
" Emredersiniz"
Kalbimi yıllar sonra bir huzur kapladı. Sonunda yakaladım seni. Şimdi kaç yaşındadır, başına gelecekleri düşünürsek onu öldürmem için yalvaracaktır
" Poyraz, çok sessiz ol. Sanırım yabancı servisler de kızın peşinde"
Kahretsin. İşte bu hiç iyi olmadı!
" Emredersiniz başkanım"
Bu gün en mutlu günüm olabilir. Yarın sabah kardeşimin katilini öğreneceğim. Onu ellerimle balyoza teslim edip etleri sökülürken keyifle izleyeceğim.
Kardeşlerimin acı çığlıkları silinecek sonunda kulaklarımdan ama şimdi minik sincabımla ilgilenmem lazım
Yanına gittiğimde hala kasığını tutmuş ağlıyordu. Ne olmuş olabilir ki? Neden bu kadar üzgün?
Masal
Bunun olduğuna inanamıyorum, nasıl olur? kullandım, verdiği tüm ilaçları kullandım. Ne olacak şimdi, ben hazırdım kendimi ifşalamaya ki!
Canımı ellerine teslim edecektim, ama sen nereden çıktın şimdi?
Bana yaklaşıyordu soru dolu bakışlarla. Gözü sürekli elimle sakındığım kasığıma gidiyordu.
Üstümdeki yerini tekrar aldığında hiç beklemeden bana sahip olmaya başladı
Varlığını her hücremde hissederken soluk soluğa neden ağladığımı sordu yine.
Sustum, suskunluğum kızdırmıştı onu. Kendini en sert şekilde bana itti.
" Neden ağlıyorsun, ne oldu söyle ?"
Söylemeli miyim? Haberi olmadan halletsem !
Çok küçük, minciktir şimdi?
Ya istemezse, neden kendimi tamamlanmış hissediyorum?
Almasın onu benden
Üstümde nefes nefese hakimiyetini sürdürürken etlerim acıyordu sıktığı yerlerimde
Büyük bir kasılma ile son buldu üstümdeki sahip oluşu. Bense altında titreyerek ağlamaya devam ediyordum
Nefes nefese alnıma dayadı başını. Ter içinde kalmıştı. Eli bir taraftan yanağımı okşarken baş parmağı ile gözyaşımı sildi
" ağlama, ağlamana dayanamıyorum"
Başını boynuma gömmüş hala bana tüm bedenini bastırarak sarıp sarmalıyordu
" Seni kaburgalarımın içine saklamak istiyorum simcabım. Sen bile ondan çıkma, çıkama istiyorum."
Bana baktı " Sude?" diye sorduğumda kaşları çatıp kızar bir tonla devam etti
" O bir hayalet, seninle benim aramda asla adı geçmeyecek önemsiz bir hayalet"
Dudaklarım titreyerek konuştum " ben satmadım o yüzüğü... nerede düşürdüm bilmiyorum ama ben satmadım"
Yüzündeki ifade... Üzgün, bana inanıyor ama biliyorum. Bakışından biliyorum.
Alnını alnıma dayamış soluklanıyordu gözlerini kapatmış
" Bunun hesabını verecek, seni üzmenin, sana iftira atmanın. Söz veriyorum güzelim"
Tekrar boynuma soktu başını. " böyle biraz uyumak istiyorum, izin var mı?"
Ellerim saçlarının arasında dolanıyordu
Derin bir nefes aldım, tüm gücünü toplayıp gözlerimi sımsıkı kapatarak konuştum
" hamileyim"