Tarık yalının kapısındaki arabasına binmeden önce son bir kez dönüp geride bıraktıklarına baktı. Annesi, babası, ablası... Hatırladıklarından sonra tekrar eskisi gibi bir aile olmaları mümkün değildi. Etinden et kopar gibi bir acı yüreğini sızlatsa da görüyordu ki ailesinin yaşananlardan ders çıkarmaya niyeti yoktu, aksine hafızasındaki boşluktan yararlanıp onu kendi yanlarına çekmeye çalışıyorlardı. Akraba dediği, tekrar görüşmek için karısının gönlünü üncittiği kimseler, kuyusunu kazanları tebrik etme yarışına girmişlerdi beş yıl önce. Kendisi nasıl olsa hatırlamıyor diye sanki hiçbir şey yapmamışlar gibi yakın davranmış, bir de onları terk etmesinden dolayı suçlu hissettirmişlerdi. Tarık şu bir ayda kaç defa geçen yıllar için özür dilemeyi düşünmüştü. Dileseydi ne yaparlardı ac

