***Arabanın titreşimleriyle resmen Victor’a yapışmış halde yolda ilerliyorduk. Sürekli ona çarpan gövdem ve bacaklarım yüzünden hem sinirden hem de tahrikten kıpkırmızı kesilmiştim. Yüzüme çarpan sıcak nefesi, üzerimde gezinip duran gözleri, zevkle kıvrılmış dudakları ve o baş döndüren erkeksi kokusu… Tüm bunlar beni adeta mağlup ediyordu. Sinirle kıpırdandım, kendimi biraz olsun geri çekmeye çalışırken dişlerimi sıkarak, "Şu ellerini üzerimden çek! Beni arabaya bindirdin, artık bıraksan mı Bay Kasıntı?!" diye hırladım. Victor, sinsi bir gülüşle eğilip alaycı bir fısıltıyla, "Tabii hanımefendi, nasıl isterseniz," dedi ve parmaklarını yavaşça üzerimden çekerek beni serbest bıraktı. Ama o gülüş… O bakış… Sanki zafer onundu. Ve bunu her hücremde hissettiriyordu.*** Bir süre sonra; At arab

