Gül kendisine hanım denilmesine alışkın değildi bu çok tanıdık kelime hem şaşırtmış hem hoşuna gitmişti.
‘’ Gül hanım senin deneme sonuçlarını her zaman takipteyim zaten , her seferinde kendi rekorunu kırıyorsun …Kutlarım seni … Okulumuza bir dahi katılmış oldu .’’
Gül utanmış yanakları al al olmuştu :
‘’ Ee şeyy … Teşekkür ederim ben biraz özel ders aldım da sanırım ondandır hocam.’’
Gül’ün bu kadar mütevazi olması karşında Mete öğretmen çok şaşırmış ve duygulanmıştı hem güzel hem mütevazi bir kız diye geçirdi içinden :
‘’ Her özel ders alan keşke bu kadar başarılı olabilse.Bu tevazuya hiç gerek yok kendinle gurur duy harikasın Gül’cüğüm …’’
‘’ Sınıfta fısırdaşmalar yükseldi :
‘’ Gül’ cüğüm mü ? ‘’ Mete hoca bir kız öğrencisiyle ilk kez bu kadar uzun ve samimi konuşuyordu .
Gül daha da utanmıştı . Mete Gül ‘ün durumunu anlamıştı uzatmak istemedi:
‘’ Tamam bakalım yeterli bu kadar son olarak nereyi istiyorsun onu da öğrenelim .’’
‘’ Gülhana tıp askeri akademisi hocam ‘’ Mete öğretmen oldukça şaşırmıştı Gül’ün bu akademiyi seçmesine :
‘’ Öyle mi, neden başka bir tıp fakültesi değil askeri bir yer, kızlara göre değil aslında.’’
‘’ Pardon anlamadım hocam ? Kızlara göre değil derken? Babam asker ! Küçüklükten beri onu hayranlıkla izledim ve onun yetiştirdiği şekilde büyüdüm. O benim idolüm, başka bir yeri aklımdan bile geçirmem !”
Gül ‘ün bir anda yüzü ciddileşmiş utangaçlığın yerini kızgınlık almıştı . Ne demek ‘orası kızlara göre değil yobaz mısın sen ? ‘’ diye düşündüyse de bunu doğrudan diyemedi .
Mete aldığı bu yanıtı hiç beklemiyordu, bu kadar narin görünümlü bir kızın içinde adeta çelik sert gibi bir karakter vardı .
‘’ Anladım Gül umarım başarırsın, geçebilirsin yerine .’’ diyebildi Mete .
Öğretmen ve öğrenci arasında geçen bu diyalog sınıfı oldukça etkisi altına almıştı . İlk kez bir öğrenci üstelik de bir kız öğrenci Mete gibi sert mizaçlı bir öğretmene posta koymuş, sesini yükseltmişti . Mete olayın şokunda olduğundan diğer öğrencileri odaklanarak dinleyememişti .
Teneffüs zili sonunda çalmıştı . Mete kendini dışarı zor dışarı attı . Normalde bahçede erkek öğrencilerle vakit geçirecekken bu sefer öğretmenler odasına yönelmişti direk . Aklında Gül ‘ün kendisine koyduğu postadan başka bir şey yoktu .
Küçücük kız beni sınıf önünde ne hale getirdi, bunu bana komutanlarım bile yapmadı, diye aklından geçirerek söylendi . Sonra düşününce aralarında sadece 5 yaş olduğunu farketti; Gül 18 kendisi 23 yaşındaydı . Mete harp okulundan mezun olur olmaz okulların milli güvenlik derslerine öğretmen olarak girmeye hak kazanmıştı .
Gül’e gelince yaşıtlarına göre daha uzun boyluydu , vücut yapısının üniversitelilerden farkı yoktu . Belli ki genetiğini anne babasından almıştı . Gerçekten de babası ve annesi uzun boylu insanlardı.
O dersten sonra Mete ile Gül bir daha hiç konuşmamışlardı . Mete garip bir şekilde intikam alıyor gibiydi . Gül’ün parmak kaldırdığı hiç bir soruyu yanıtlamasına müsade etmiyordu . Hatta bir seferinde bir soruya sadece Gül parmak kaldırmasına rağmen onu görmezden gelmiş, derse devam etmişti . Gül bu durumun farkındaydı ama bir öğretmen öğrencisine bu kadar kin besleyebilir miydi ? Ne yapmaya çalışıyordu bu öğretmen ? Okul çıkışı mutlaka konuşması gerektiğini düşündü . Zil çalıp herkes evine dağıldıktan sonra bahçede Mete hocanın çıkmasını beklemeye başladı .
Nihayet Mete kapıda göründü ancak Gül ‘ün kendisine doğru baktığını görünce telaşlandı . Gül belli ki kendisini bekliyordu ama heyecanını belli etmek istemedi, soğuk bir tavır takınarak saatine bakıp hızlı adımlarla yürümeye devam etti . Gül daha fazla sinirlenmişti, yerinden kalkıp hızlıca Mete’nin yanına yaklaştı :
‘’ Hocam bir saniyeniz var mı bir şey konuşmak istiyorum.’’
‘’ Çok fazla vaktim yok Gül anlamadığın bir yer mi oldu derste ? Haftaya bakarız …’’ Bunu derken Mete buz gibi bir tavır takınmıştı . Doğrudan Gül ‘e bakmadan konuşmuştu üstelik . Ama Gül kararlıydı :
‘’ Hayır ! Dersi net bir şekilde anladım hocam ! Ancak beni neden haftalardır hiç bir derste görmüyorsunuz ? Parmak kaldırıyorum adeta başınızı çeviriyorsunuz ? O günden dolayı mı ? ‘’
‘’ Gül öncelikle hiç bir öğretmen öğrencisine karşı kişisel bir tavır takınmaz ! Sen biraz ergenliğin verdiği etkiyle her şeyi kişisel algılıyorsun galiba.’’
Ne ergenlik mi ? Ben mi yanlış anlıyorum ? İnanamıyordu duyduklarına adeta kendini aşağılanmış gibi hissetti Gül . Ama Mete durmak bilmiyordu :
‘’ Sorun değil kız öğrencilerde daha sık karşıladığım bir durumdur, bu dönemlerde hassas ve alıngan oluyorlar .Hatta bazen başka hisler beslediklerini düşünüyorum öğretmenlerine karşı …’’
Gül kıpkırmızı kesildi bu sözleri hiç beklemiyordu .Gül’ün öfkesi, utangaçlığı ile adeta bir alev topuna dönmüştü. Dizlerinin bağı çözüldü , boğazı düğümlendi . Gözlerinden yaşlar akmaya başladı .
Mete çok ağır konuştuğunu anlamışsa da ne yapacağını bilemiyordu o an . Tam bir şey söyleyecek oldu ancak Gül çoktan koşarak uzaklaşmıştı oradan .
‘’ Gül bekle ,dur …’’ diyebildi sadece Mete .
Nasıl böyle konuşabilmişti ? Bu konuşmayı yapan kendisi miydi sahiden !? Bir öğrencisine üstelik de bir kız öğrencisine şok etkisi yaratacak bir konuşma yapmıştı .
Kendisini affedemiyordu . Neden bu kadar öfkelenmişti bu kıza ? Üstelik kız haklıydı, sahiden derslerde kızı görmezden gelmişti . Gül ‘ü çileden çıkarmak istemişti , bir gün Gül ‘ün kendisiyle konuşmak zorunda kalacağını biliyordu aslında. Kafasında bu senaryoyu kurmuş ve amacına ulaşmıştı. Ama şuan bu yaptığından utanıyordu .
“Durumu düzeltmeliydim, bir öğrencinin belki de sınavına mal olacak bir konuşma bu” diye düşündü.
Aslında kendi düşüncelerini, hislerini bastırmak için konuşuyordu kendi kendine . Bu senaryoyu sırf Gül kendisini farketsin diye kurgulamıştı. Çünkü Gül diğer öğretmenleriyle teneffüslerde gülüyor eğleniyor, çözemediği sorular için yanlarına gidiyordu . Ancak Mete’nin farkında değildi, ders sonları ‘’ İyi günler hocam ‘’ bile dememişti kendisine .
Gizli gizli kıskanıyordu . Kendisi bile farkında değildi durumun.
Sınıfın tüm kızları onun aksine hayrandı Mete’ye . O ise çok farklıydı.
Karma karışık duygular içindeydi.
Hem kendisiyle o şekilde konuştuğu için hem intikam istiyordu hem fark edilmek…
Ama bu sözleri söylemeyi hiç planlamamıştı , ağzından bir anda çıkmıştı. Kendisinden nefret ediyordu. Gül’ü suçluluk duygusu ile baş başa bıraktığının farkındaydı. . Acaba Gül kendisini affedebilecek miydi ? Mete hoca bunları düşünürken acı içinde kıvranıyordu .Kendine hiç yakışmayan bir davranıştı bu.