1. Bölüm

1238 Kelimeler
"Dayı, ben de prensesmişim!" Minik kızın seslenmesiyle beraber kısık gözlerle dayısına baktım. Adamdan yayılan enerji içimi üşütürken dayısı, küçük kıza doğru ilerlemeye başladı. "Prensesler sadece masallarda olur Asya," diye sert bir dille konuştuğunda minik kızın sulu gözlerle bana baktığını fark ettim. Neden burada böyle bir işin içindeydim ve bu sert adamla konuşuyordum bilmiyordum. Ben de çocukları pek sevmezdim ama yine de maskemi takar, onlara numara yapardım ama bu adam kendi yeğenine bile bu kadar sert davranabiliyordu. "Ama-" Kızın sözünü kesti. "Aması falan yok Asya. Masalın içinde falan değiliz. Hadi artık yeter bu kadar lunapark. Daha çok işimiz var." Minik kızın gözleri yaşlarla dolduğunda derin bir nefes aldım. Kendimden başkasını düşünmesem de minik bir kızın azarlanması ve üzülmesi beni içten içe üzmüştü. Kızın ağlamasına dayanamayıp başımı dikleştirerek bezgin bakışlarla çevreyi izleyen adama baktım. Yakınımda olduğundan yüzünü daha net görebiliyordum. Hiçbir şeyden tamamen memnun olamıyormuş gibi bir hali vardı. "Fazla abartıyorsun," dedim sanki yıllardır onu tanıyormuşum gibi. "Küçük bir kızı mutlu etmek için prenseslerin var olduğunu kabul edebilirdin. Bu senden bir şey götürmezdi hatta kız da mutlu olurdu." "Ben kimseyi kandırmam." Buz gibi sesiyle bu cümleyi kurdu ve beni baştan aşağı süzdü. "Sen de herkesin işine burnunu sokmamayı öğren." Bu adam kendini tam olarak ne sanıyordu acaba? Beni süzerkenki bakışları o kadar aşağılayıcıydı ki sinirim bozulmuştu. Takım elbise giymiş olabilirdi ama ben ondan katbekat zengindim. Şu an burada çalışıyor olmam ondan aşağı olduğum anlamına gelmiyordu. "Senin o gözlerini oyarım," dedim sert bir sesle. "Gelme bir daha bu lunaparka." "Ya," dedi alayla. Kollarını göğsünde bağlayıp sahte bir gülüşle etrafına baktı. "Babanın lunaparkı da mı beni kovuyorsun prenses?" "Babamın arkadaşının!" Kahkaha attı. Hatta öyle bir kahkahaydı ki yoldan geçen birkaç kişinin bakışları ona döndü. "Eminim öyledir," dedi gözlerinin yaşını silerken. Aniden tekrar ciddi bir ifadeye büründüğünde koyu kahve gözlerinde bir perde belirmişti. "Patronun bu masalını duyunca eminim sana yeni bir iş bulman için epey yardımcı olacaktır. Başka masalın prensesi olursun o zaman." Göz kırpıp yeğeninin elini tuttuğunda, masum minik kız aramızdaki kavgayı çözmeye çalışıyordu. Bana dudağı bükük bir şekilde bakıp hüzünle el salladığında sinirle yumruklarımı sıktım ve o aptal adamın gidişini izledim. Beni cidden patronuma mı şikayet edecekti? Gözlerimi devirdim. Elbisemin eteklerini tutarak hızlı adımlarla onun peşinden ilerlerken beni nasıl şikayet edeceğini görmek için can atıyordum. Lunaparkın yönetim binasına doğru ilerleyen uyuz adamın peşinden adeta koşarak ilerlerken yanından geçtiğim insanlar bana bakıyor, çocuklarsa benimle fotoğraf çekilmek istiyordu ama gözüm öyle bir dönmüştü ki kimsenin yanında durmadan ilerlemeye devam ediyordum. Hedefim o adamın beni babamın arkadaşına şikayet etmesini izlemekti. Ah tabii ki sonrasında babamın arkadaşının ona benim cidden zengin olduğumu söylemesini ve ardından adamın şokla bana bakmasını izlemek de vardı. İşte öylelikle son gülen ben olacaktım. Uyuz adamın patronumla konuştuğunu fark ettiğimde hemen adımlarımı hızlandırdım ve birkaç adım gerisinde durdum. Babamın arkadaşı bakışlarını kısa bir anlığına bana çevirdiğinde derin bir nefes almıştı. "Gerçekten üzgünüz Fatih Bey. Ben sizin için çalışanımı uyaracağım. Tekrar böyle bir şeyin yaşanması mümkün olmayacak. Tekrar kusura bakmayın." "Ne? Bülent Amca ne diyorsun?" dedim ve bir adım daha ilerledim. "Bu adam beni ezmeye çalıştı. Tabii ki kendimi koruyacaktım sonuçta ben Alptekin Yıldız'ın kızıyım." Adam yan gözle bana baktı. Babamın adını duyduğundan emindim ama hala bana inanmamışa benziyordu. "Rüya," dedi Bülent Amca sert bir ses tonuyla. "Seni babana şikayet etmemi istemiyorsan müşterilere iyi davranmak zorundasın." Gerçekten şaka gibiydi. Bu aptal lunaparktan da adamdan da şimdiden bıkmıştım. Annemi arayıp beni buradan alması için babamı ikna etmesini isteyecektim. Daha fazla bu saçmalıklarla uğraşamazdım. "Ve sizden bir ricam olacak," dedi uyuz adam. "Tabii ki Fatih Bey. Ne isterseniz yaparız." Gözlerimi devirdim. Bu aptal adam neydi ki bu kadar hürmet görüyordu? "Cumartesi günü yeğenimin doğum günü ve doğum gününde prenses olması için başımın etini eğdi. Eğer Rüya Hanım o gün gelirse özrünüzü kabul ederim." "Ne?" diye yükseldim bir anda. Hepsinin bakışları bana döndüğünde kendimi gösterdim. "Benim gelip yeğenine şaklabanlık yapmamı mı istiyorsun?" "Evet," dedi tekdüze bir sesle ve Bülent Amcaya döndü. "Ne düşünüyorsunuz?" "Tabii Fatih Bey." Her şey şaka olmalıydı. Lunaparkta çalışmayı bırak bir de üstüne çocuk bakıcısı olmuştum. Bu da mı babamın bana bir cezasıydı acaba? Eğer öyleyse evi terk etmemin zamanı gelmişti çünkü o kadar da kötü bir şey yapmamıştım. Birkaç kere ondan gizli yazlığımızda parti düzenlemiş olabilirdim ve almamı istemediği o pahalı ayakkabıları almış olabilirdim ama bu kadar büyük bir cezayı da hak etmiyordum. "O zaman ben size detayları iletirim. Cumartesi günü görüşürüz prenses." Göz kırpıp yanımdan geçip giderken ona yumruk atma isteğim arşa çıkmıştı. "Sen ne yaptın Bülent Amca?" dedim adam odayı terk ettiği an. "Ne yapmışım Rüya? Baban eti senin kemiği benim dedi. Daha ikinci günden kaç kişinden şikayet aldık biliyor musun? Fatih Bey son noktaydı. Azcık burnun sürtsün de gör gününü." "Bu Fatih ne halt oluyor? Neden onun yeğenine şaklabanlık yapıyorum mesela?" Sesim isteğim dışı yükselirken Bülent Amcanın kaşları çatılmıştı. "Fatih Bey çok sevdiğim bir doktordur. Cumartesi günü doğum gününe gidiyorsun Rüya konu kapanmıştır. Yoksa babana burada da huzursuzluk çıkarttığını söylerim. Artık seni en sonunda nereye yollar bilemem ama buradan daha kötü işler olduğunu da unutmamalısın. Artık büyüdün, aklın başında olmalı." "Benim aklım başımda asıl siz delirmişsiniz," dedim ve elbisemin eteklerini tutarak ona arkamı döndüm. "Ne yapsam suç bıktım. Bakamayacaksanız neden doğurdunuz beni ya? Alt tarafı biraz para harcadım çok mu? Bıktım valla!" Eteklerimi tutarak ilerlerken söylenmeye devam ediyordum. İçimden geçen her şeyi sesli dile getirmek beni biraz olsun rahatlatırken bu aptal elbiseden kurtulamadığım için daha çok ağlamak istiyordum. Bütün arkadaşlarım yazlıklarında, yatlarındaydı ama ben burada, bu yaz sıcağında aptal insanlarla uğraşıyordum. Soğuk bir kokteyl ve bir havuzun olması için nelerimi vermezdim ki... Şımarıksam şımarıktım. Beni böyle yetiştirmişlerdi ve şimdi bir anda 22 yıllık hayatımdaki her şeyi almışlar ve bu lanet lunaparka kapatmışlardı. Bütün gün, olanlara lanet ederek etrafta dolaşıp onlarca çocukla fotoğraf çekildim. Ağlanacak halime gülerken tek istediğim bu elbiseden kurtulup odama giderek kendimi kapatmaktı. Neyse ki mesai saatim sonunda bitmişti de kot şortum ve beyaz askılı crobumu giyerek bu lanet yerden ayrılmıştım. Babam bana o kadar sinirlenmişti ki arabamın anahtarını da almıştı bu yüzden yoldan bir taksi çevirmek zorunda kalmıştım. Sadece sarhoş olduğumda taksiye bindiğimden kendimi sarhoşmuşum gibi hissediyordum. Evimin güzel bahçesini gördüğümde taksiye ücretini ödeyip taksiden indim ve büyük adımlar atarak bahçeyi aşıp zile bastım. Kapıyı görevli bir kadın açtığında kolumdaki çantayı gelişigüzel eline bıraktım ve hemen anneme seslendim. "Anne!" "Salondayım Rüya bağırıp durma." Annemin sakin sesi gözlerimi devirmeme yol açtı. Bir şey demeden salona ilerleyip hemen oturduğu tekli koltuğun yanındaki koltuğa oturdum. "Nasıl geçti ikinci iş günün bakalım?" "İğrençti," dedim anında. "Gitmek istemiyorum." "Bunu babanı kızdırmadan önce düşünecektin Rüya. Kim sana babana yalan söyle dedi?" "Yalan söylemedim sadece sakladım," diye kendimi savunmaya çalışsam da annem derin nefes almak dışında bir tepki vermedi. Ben de konuyu üstlenmeyip bugün olanları anlattım. Tabii ki Bülent Amcanın beni satışını da. "Bülent Amcan senin için en iyi kararı vermiştir." "Nasıl yani? Kızın bir sürü çocuğun şaklabanı olacak ve senin dediğin bu mu?" "Kızım çalışmak şaklabanlık değildir. Lütfen artık kendine çekidüzen verir misin Rüya? Baban artık aklını başına alman gerektiğini söylüyor ki haklı. Hayat sadece eğlence yeri değildir. Biraz işin ciddiyetini de algılamalısın. Zorluklar çekmeli, kendi paranı kazanmalısın." "Gerçekten anlamıyorum ya," dedim ve yerimden kalktım. "Zaten bir okulum var, mezun olunca kendi paramı kazanacağım!" "Sanıyorum ki çoktan mezun olman gerekiyordu," dedi ve başını iki yana salladı. "Ama sen sınavlarına girmek yerine partilerde sabahlıyordun. Biraz sorumluluk sahibi ol Rüya. O doğum gününe gidip prenses oluyorsun ve bu yaz Bülent Amcanın lunaparkında çalışıyorsun. Anladın mı?" "Anladım," dedim sert bir ses tonuyla ve hızla salonu terk etmiştim. Ama onlar beni anlamıyordu bu bir gerçekti.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE