AMARE 2 | 9

1184 Kelimeler
Devran sakinleşmişti. Kimse onu suçlamıyordu. Hatası vardı elbette ama o sadece geçmişte son günler geçiren bir adamdı. Şimdi bizim yanımızdaydı, önemli olan da buydu. "Daha iyi misin?" Diyerek kolunu tuttuğumda Devran bana bakıp hafifçe gülümsedi. "İyiyim" Poyraz salonda ileri geri yürüyor, bir şeyler düşünüyordu. "Bizi bulamazlar, değil mi Devran?" "Burayı kimse bilmiyor. Ama adam tam bir psikopat. Gelirken takip edilmediğimden eminim" "Riske atamayız" "Gidecek başka bir yer yok ki!" "Olmalı!" Diye bağırdı Poyraz çaresizce. Ardından devam etti; "Burası güvenli değil. Başımıza bir şey gelse polisi bile arayamayız, telefon çekmiyor! Ayrıca çok soğuk, Alin hasta olsa hastane kim bilir ne kadar uzak" "Abi başka bir yer yok, anla artık. Otelde kalamayız, kimlik vermek zorunda kalırız. Elini koyduğu gibi bulur bizi. Gidecek bir akrabamız, arkadaşımız da yok. Bir ev tuttuk diyelim. Ne yapar eder bulur o adam bizi." "Kim lan bu herif?" Poyraz çılgına dönmüştü. Başımıza bir şey geleceğinden çok korkuyordu. Gözlerinden bile belli oluyordu korkusu. "Anıl Gündoğdu" "Niye sorduysam, sanki tanıyacağım!" "Sakin ol Poyraz" Diyerek ayağa kalktım. Şu durumda sakin olamazdı elbette ama diğer herkesi korkutuyordu. "Abi ne yapacağız?" Mira sessizce konuştuğunda Poyraz eliyle yüzünü sıvazladı. "Bu gece burada kalalım. Yarın sakin kafayla ne yapacağımızı konuşalım. Tamam mı?" Herkes başını sallarken Alin'i kucağıma aldım. "Diğer odalarda şömine yok, hepimiz burada yatalım" "Bu salona sığabilecek miyiz?" Dedi abim ayağa kalkarak. İki büyük koltuk vardı sadece. "Yorgan falan var mı?" Dedi Poyraz koltuktan yastıkları alırken. "Olması lazım, bir bakayım" Devran diğer odaya geçerken Poyraz şömineye odun atıyordu. Mira'yla beraber koltukları hazırladık. Devran ve Mete ellerinde yorgan ve yastıkla döndüğünde kısa sürede herkese yatacak bir yer hazırlamıştık. Koltukların açılması büyük şanstı. "Yerde yatmayın, içim hiç rahat etmiyor" dedim yerde yatan Mete ve Devran'a bakıp. "Sıkıntı yok" dedi Devran ve düşünceli bakışlarını tavana çevirdi. Herkes ısınmak için yorganların altına girdiğinde ışığı kapattım. Tuvaletim gelmişti ama bu evde bir başıma tuvalete gitmeye korkuyordum. "Poyraz?" "Efendim?" "Bir gelir misin?" Poyraz Alin'i koltuğa yatırıp üstünü örttükten sonra yanıma geldi. Elini tutup odadan çıktım ve kapıyı kapattım. "Tuvalete gideceğim ama korkuyorum. Beni bekler misin?" "Beklerim güzelim, hadi gir" Gülümseyip tuvalete girdim. Gerçekten çok korkunçtu. Çok kısa sürede işimi bitirdikten sonra ellerimi yıkayıp banyodan çıktım. Poyraz ellerini ısıtmaya çalışıyordu. "Bitti mi işin?" "Bitti... Poyraz, onlar için güçlü olmalısın. En çokta kızımız için." "Merak etme. Size hiçbir şey olmayacak, buna izin vermem" "Hadi geçelim, çok soğuk." Poyraz başını salladığında beraber salona geçtik. Şömine içeriyi ısıtıyordu ama yine de soğuktu. Beklemeden koltuğa yatıp üstümüze yorganı örttük. Alin'i yanıma yatırıp ona doğru döndüm ve sıkıca sarıldım. Üşümesini istemiyordum. Poyraz yorganı iyice kapattıktan sonra bana dönüp kollarını belime doladı. Bu daha çok ısınmamı sağlarken düşüncelerimi bir kenara itip gözlerimi kapattım. Bir an önce sabah olsun istiyordum. Gözlerimi açtığımda daha kimse uyanmamıştı. Alin bile uyuyordu. Gülümseyip saçlarına öpücük kondurdum. Şömine sönmüştü ve içerisi çok soğuktu. Poyraz haklıydı, burada kalamazdık. Yorganı üstüme daha çok örtüp ısınmaya çalıştım ama olmuyordu. "Çok soğuk" Mira uykusunda konuşurken dudaklarımı birbirine bastırdım. Herkes iki büklüm uyuyordu, ısınmaya çalışıyorlardı. Alin'e daha sıkı sarılıp kendime çektim. Hasta olmasını istemiyordum. Keşke anneme bıraksaydım kızımı, en azından sıcak bir yerde yatardı. Onu tehlikeye atmıştım. Bu düşünce gözlerimin dolmasını sağlarken burnumu çektim. "Lalin?" Poyraz'ın uykulu sesini duyduğumda irkilmiştim. "Efendim?" "Ağlıyor musun sen?" "Hayır." Burnumu çekip gözyaşlarımı sildim. "Güzelim ne oldu?" "Alin'i keşke anneme bıraksaydık, güvende olurdu" "Hiçbir yer güvende değil" diye fısıldadı. Doğru söylüyordu. En azından yanımızdaydı ve onu koruyabilirdik. "Yiyecek bir şeyler aldınız mı?" Karnım gurulduyordu. En son ne zaman yemek yediğimi bile hatırlamıyordum. "Devran almış gelirken" Başımı sallayıp yorganı üstümden çektim. "Sen Alin'in yanında yat, ben yiyecek bir şeyler hazırlayacağım" "Çok soğuk güzelim, boşver" "Herkes açtır Poyraz. Sen de şömineyi yak hadi" Poyraz başını sallayıp Alin'i dikkatlice koltuğa yatırdı ve üstünü örttü. Ayağa kalktığımda daha çok üşümüştüm. Bavulumu açıp elime gelen sweati giydim. Üst üste iki sweat giymiştim. Uzun çorabım vardı ve taytımın üstüne doğru çekmiştim. Bavuldan güçlükle bir çorap daha alıp giydim. Botlarımı da giydikten sonra mutfağa geçtim. Devran çoğu şeyi almıştı. Gaz olmadığı için çay demleyemeyecektim. Oysa bu soğukta çok güzel giderdi... Poşetlere baktığımda gördüğüm kettle gülümsememi sağladı. Hızlıca kutusundan çıkarıp su doldurdum ve fişe baktım. Tozlanmış bardakları soğuk suda yıkadıktan sonra kızarmış ellerimi bacaklarıma bastırdım. Gerçekten çok soğuktu. Yarım saat sonra kahvaltıyı hazırlamıştım. Poyraz da şömineyi yakmıştı, etraf ılıktı. Herkesi uyandırdıktan sonra salona geçtik. Sandviç hazırlamıştım. Herkes gergince kahvaltılarını yaparken Alin'in sütünü içirdim. Hiçbir şeyden habersiz gülümsüyordu miniğim. Sessizce yemeklerimizi bitirdikten sonra düşünmeye başladık. Bir çıkış yolu arıyorduk ama olmuyordu. "Polis?" Mira umutla konuştuğunda Poyraz başını iki yana salladı. "Devran hapise girer" "Babana haber versek peki? Adam yollasa?" "Bu olabilir aslında" dedim heyecanla. "Karşılık verelim diyorsunuz yani?" Dedi Devran tek kaşını kaldırarak. Ardından devam etti; "Bakın bu adam çok tehlikeli, ona karşılık vermemiz onu daha çok kızdırır sadece" "Sikeyim! Ne yapacağız o zaman biz!" Poyraz kapıya sinirle yumruk attığında titrek bir nefes aldım. "Sakin olmamız gerekiyor. Bu adam bizi burada bulamayacak. Burada güvendeyiz" dedi Devran sessiz bir şekilde. "Takip edilmediysek tabi..." diye fısıldadı abim. Bu ihtimal de vardı. "Neyse, eğer burada yaşayacaksak burayı yaşanılır bie hale getirmemiz gerekiyor. Devran biz seninle odun toplamaya çıkalım. Sizde evi süpürün" Herkes ayaklanıp bir şeyler yapmaya başladığında Alin'i koltuğa yatırıp üstünü örttüm. "Poyraz ben seninle geleyim." Dedim ve montumu aldım. "Güzelim evde dur, ne olur ne olmaz" "Bana ne geleceğim" "Devran sen burada dur o zaman" Devran başını sallayıp içeri geçtiğinde montumun fermuarını iyice çektim. Poyrazla dışarı çıkıp kapıyı kapattık. Hava cidden çok soğuktu. Adımlarımızı ormana yönlendirdik. Yerde gördüğümüz odunları toplarken sesimiz çıkmıyordu. Ne diyeceğimi bilmiyordum. Bu durumda ne denirdi ki zaten? "Poyraz?" Poyraz dalgın bir şekilde odun toplarken beni duymamıştı. "Poyraz" Sesimi yükselttiğimde irkilip bana baktı. "Efendim?" "İyi misin?" Poyraz hafifçe gülümseyip yanıma geldi ve soğuktan donmuş ellerini yanaklarıma koydu. "Siz yanımdasınız ya, iyiyim" Dudaklarını alnıma bastırdığında gözlerimi huzurla kapattım. Bir çıtırtı sesi duyduğumuzda ikimizde donakalmıştık. Poyraz hemen arkasını dönüp etrafa baktı, kimse yoktu. "O neydi?" "Bilmiyorum" diye fısıldadı. "Hadi gidelim." Diyerek korkuyla kolundan çekiştirdim. Poyraz başını sallayıp bir iki adım attığında ses bu sefer daha yakından geldi. Kalbim deli gibi atıyordu. "Lalin eve geç." Poyraz sessizce konuşup odunları yere bıraktı ve eline kalın bir odun aldı. "Hayır, sen de gel" "Lalin, eve geç dedim" Hızla başımı iki yana salladım. Onu burada bir başına bırakamazdım. "Dediğimi yap!" Sert bir şekilde konuştuğunda korkuyla etrafıma baktım, görünürde kimse yoktu. "Sen de gel" "Etrafa bakıp geleceğim, git hadi" Başımı sallayıp sessizce eve yöneldim. Sürekli arkama bakıyor, Poyraz'ı izliyordum. Kalbim deli gibi atıyordu. Ağaçlık alandan çıktığımda Poyraz'ı göremiyordum. Burada beklemeye karar verip ne olur ne olmaz diyerek elime bir sopa aldım. "Hiç gitmemeliydim" diye mırıldanıp ormana bir adım attığımda bir inleme sesi geldi. Gözlerim kocaman açılırken elimde ki odun yere düşmüştü. "Poyraz!" Hızla ormana girip ileriye doğru koşmaya başladım. "Poyraz iyi misin!" Kar dizlerime kadardı, nefes nefese kalmıştım. Zorla hızlanıp ilerlediğimde yerde yatan birini gördüm, Poyraz'dı. Gözlerim çoktan dolmaya başlarken korkuyla etrafıma bakındım. Kimse yoktu. "Poyraz!" Koşmaya başlayacağım sırada arkamdan adım sesleri gelmeye başladı. Korkudan arkamı dönüp bakamamıştım. Koşmaya başladım, adam da koşuyordu. Poyraz'a yaklaşacağım sırada kolumdan biri tuttu ve ağzıma bez bastırdı. Kokuyu içime çekmemeye çalışıyordum ama olmuyordu. Gözlerim kapanırken bacaklarım beni taşıyamaz oldu. Yere düştüğümde karın soğukluğunu hissettim. Sevdiğim yerde hareketsizce yatıyordu. Gözlerim kararmadan ona son bir bakış attın. "Poyraz..."
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE