İKNA

2020 Kelimeler
Evin salonun da william ve rus kadın rusça bir şekilde konuşuyorlar idi. amelia kadının ne dediğini anlamasa da beden hareketlerinden ve el kol hareketlerinden pek te hayırlı bir şey demediğini anlayabiliyor idi. hem bu yüzden hem de çocuklara nasıl muamele ettiğini gördüğünden amelia kadını yiyecekmiş gibi bakıyor idi. kadın da ara sıra amelia ya bakıp onun bakışlarından kendisini sevmediğini anlamasına rağmen bozuntuya vermeden ona hafifçe gülümseyip bir yandan da william ile olan konuşmasına devam ediyor idi. amelia bu kadının neden bu kadar kasıp ta kendilerine bir hanım efendi imiş gibi davrandığını biliyor idi. tek amacı vardı o da para kopartmak idi onlara dadısı mınerva hakkında bilgi vermek karşılığın da. bunu yapar iken de kendini acındırmaktan geri durmuyor idi tabii. kadın artık anlattığı palavranın son cümlelerini söylüyor idi belli ki:      - yani hep yokluk için de yaşadılar babası hapse girmiş idi o kadına hep ben yardım eli uzattım yemedim yedirdim giymedim giydirdim içmedim içirdim. e bizim de halimiz orta da. dedi kendisini acındırır gibi. ben ne bileyim yıllaar sonra buraya işi düşeceğini. lakin gene de yeğenimdir. annesinin emaneti dedim evimin kapılarını açtım ona. lakin dayanamadım. artık yaşından dolayı fahişeliği bırakmış lakin hırsızlığa başlamış idi. ben de artık evim de bir hırsız barındıramayacağımı söyleyince benim ile kavga etmeye başladı. canımı zor kurtardım onun elinden. sonra bi baktım gitmiş. nerede olduğuna dair de hiç bir şey bırakmamış. dedi kadın ve bi bekleyişi andıran şekil de william abakıp sustu. william ise o kadar lafın içinden sadece: - anlıyorum dedi ve cebinden bir para tomarı çıkarıp masaya bıraktı - şimdi hatırlıyor musunuz? ortalık bir an sessizleşti. kadın william ın para tomarını birden çıkarıp masaya bıraktığını görünce bir an yüzün de inanılmaz bir açlık belir di hatta dudaklarını bile yaladı. sonra hafiften öksürü soru sorar gibi williama baktı. ardından william sanki kendi evinde imiş gibi koltuğun yukarısına iki elini de koyarak oturunca ve bacak bacak üstüne atarak devam etti: - niye sustunuz? - . . . - başından beri uydurduğunuz bu hikayenin tek kelimesine bile inanmıyorum. ancak vakit kaybettirir bunlar bize. ben size istediğinizi veriyorum siz de bana verin. bayan mınerva şuan nerede?    kadın bu ani yükselişi hiç beklemiyor idi. sanki oynadığı oyunda rolünü gayet iyi oynadığını düşünüyor idi. hatta bir ara ne olduğunu anlayamamış eşine doğru kafasını çevirip bakmış idi. kadının kocası da kadından beter olmuş idi parayı görür görmwz suratının rengi değişiverdi birden. hatta yaklaşık bir 5 dk kadır ağzı açık idi ve sanırım farkın da değil idi o bunun. amelia bir an için kadının bu ani çıkış üzerine ben fakirim ama gururluyum rolüne gireceğini düşünmüş idi. bun dan korkmuş idi. biraz fazla açık konuşmamışmı idi william onlar ile. şimdi bu kadın onları evden kovsa direk londraya gitmekten hiç bir farkı yok idi bu durumun. tamam kendisi de pek sevmemiş idi bu insanları hatta birazdan çok daha fazla sevmedi bu insanları lakin onlardan bir şey öğrenmek istiyorlar ise eğer bunlara bir süre için göz yummak gerekiyor idi. çok inanmış idi buradan bu soğuk memleketten dadısı mınerva ile beraber ayrılacaklarına. nitekim kadın bir an sanki tam da amelia nın düşündüğü gibi davranacak gibi oldu. bir den sırtı dikleşti suratı çöktü ve kaşlarını kaldırıp onlara yukarıdan bakar gibi bir tavır da bulundu lakin william o insanı çileden çıkartan rahat pozisyonundan asla ödün vermeyince. kadın derin bir nefes alıp kafasını bir yukarı kaldırıp bir aşşağı indirdi ve devam etti. adam hala aynı vahşi açlığı suratından silemiyor idi anlaşılan. ve kadın son derece 5 dk önce ki halinden farklı bir şekil de bu uzun sessizliği bozdu. amelia nın yüreği ağzın da idi kadına asla 5 dk önce baktığı gibi bakmıyor idi. sanki ona yalvarır gibi lakin bu durum da olduğu için de aynı zaman da ağlayacak gibi idi de. william ise sanki kadının biraz sonra neler diyeceğini zaten biliyor imiş gibi hiç istifini bozmadan kadını oltasına takılmış ve çekilmeyi beleyen bir balıkmış gibi süzüyor idi. sonun da kadın konuşmak için ağzını açmış idi: - madem öyle istiyorsunuz öyle olsun. kendisi bir hotel bulduğunu ve artık orada kalacağını söyledi bana. ben de hay hay dedim. onun dışın da da hiç bir şey bilmiyorum mınerva hakkın da. dedi ve masa da ki paralara doğru hamle etti ki william ondan daha seri hareket etti ve rahat oturuşunu bozarak eli ile parayı üstüne kapattı. kadın ile o kadar dib dibe idi kiler şuan kendi nefesleri birbirine karışıyor idi. william ın suratın da ki o alaycı rahatlık bir den kayboluvermiş idi yerine adeta yüzünün her bir kıvrımı nefret ile kasılmış burnun dan soluyan ve adeta öfkesi gözlerinden fışkıran bir adam gelmiş idi. aöelia william ı o kadar uzun seneler boyunca tanımasına rağmen daha önce hiç bu kadar öfkeli hatırlamıyor idi. adeta kadını param parça edecek gibi bakıyor idi. amelia yı bu durum korkutmuş idi adeta ileriyi tahmin edemiyor idi. kadının kocası ise williamın ani atağın dan sonra ayağa fırlamış idi lakin besbelli kadını korumak için değil korktuğundan ve kendisini koruyup kollayabilmek için idi. çünkü adam geri geri gide gide kapının oraya kadar varmış idi. ve olayı oradan izliyor idi. sanki biraz sonra eşi için tezzauraat yapacak idi parayı alıp kacabilme ihtimalini düşünürek. kadın ise besbelli çok sinirlenmiş idi lakin duyduğu korku sinirinin önüne geçmiş idi. bu sahne de ilk konuşan william oldu: - sorumun cevabını almadım daha. mınerva hanım nere de? sesi de aynı suratı naa uygun bir şekilde katı ve katı bir öfke ile çıkıyor idi. son derece sakin konuşmuş idi lakin karşısın da kinin eğer aklı var ise onun istediği şeyi ona verir idi. kadın sandalyesine geri çekildi adam da bir rahatlama hissi gelmiş gibi kapının kolunu sıkıca tutmaktan vaz geçti. amelia hala gözlerini williamdan alamıyor idi. lakin william da kadın sandalyesine oturduktan sonra gerisin geei koltuğa oturmuş idi. gözlerini kadının üzerinden ayırmıyoe idi. öncesine nazaran son derece sakin lakin temkinli duruyor idi. para tomarı hala masa duruyor idi. ve kadın ile kocası ara sıra gözlerini oraya kaydırmadan duramıyor idi. kadın derin bir nefes aldı. aslın da içinden williama saldırmak geçiyor idi ancak bunu saklamaya çalışıyor idi. ve bu konuda pek başarılı sayılmaz idi. kadın derin nefesinden sonra gene o dik duruşu ve küçümser bakışı ile konuştu: - peki. kendisi hala moscowa da olsuğunu ümit ediyorum çünkü gitme den önce peterburg un lafını yapmış idi bir kaç kere eğer hala moscowa da ise hala şansınız vardır.  - ve. . . kadın san ki çok zor bir şekilde konuşmayı becerebiliyormuş gibi dudaklarını sıktı yüzüne kan gelmeye başlamış idi. şuan elin de bir silah olsa williamı çekip vuracak idi. sonun da o kelimeler çok zor da olsa onun için ağzın dan dökülüverdi: - . . . hotelin de kalıyor olmalı dedi uzun süredir tuttuğu nefesini vererek. ardından william söze başladı. ellerini birleştirip dirseklerini dizlerine dayayarak: - dediğiniz yere gideceğim ve ora da bulamazsam burada ve ya başka bir yerde sizi mutlaka bulacağım dedi. bunu söyler iken suratın da sıkıntılı bir tebessüm var idi lafı biter bitmez de o sırıtış aniden yok oldu ve hemen ayağa kalkıp masa da ki paraya bakmadan amelia ya: - hadi gidiyoruz buradan. amelia hayır de fırsatı bile bulamadan kendini ayak ta buldu. william a çocukları soracak tı lakin aklından birden uçuvermiş idi. arkalarına bakmadan odadan hışım ile çıktılar amelia hala williamı takip ediyor idi. koluna girmiş idi ve diğer eli ile de onun gene tutarak sakinleştirmeye çalışıyor idi. amelia nın oda da en son gördüğü şey kadının paralara birden abandığı ve değişik bir korkutucu şekilde sevinme çığlığını duymuş ardın dan da adamın sonun da kapının eşiğinde olmayı bırakıp eşine doğru koşmaya başladığını görmüş idi. artık evin kapısın dan çıkmış idiler. gözleri karanlığa alıştıkların dan dolayı hava çok karanlık olmasına rağmen gene de gözleri kamaşmış idiler. hemen yoldan geçen  bir araba çevirip bindiler. ikisi de arka koltuğa binmiş idiler. william hotwlin adını söyleyip adama rusça bir şekilde acele etmesi gerektiğini söyledi. amelia ya değil yol boyunca camdan baktı. laakin amelia onun tam tersine ondan gözlerini alamıyor idi. doğru adam ile hayatlarını birleştirdiği şüphe götürmez bir gerçek idi. ona az önce bir kere daha aşık olmuş idi. o olmadan kadın ile asla anlaşamaz idi. hatta amelia konuşmasına bile gerek kalmamış idi. her şeyi william sanki planlamış gibi yapmış idi. william ın dediklerin den dışarıya çıkamamışlar idi hem de şiddete başvurmamasına rağmen. gene de çocuklar hakkın da ne yapacaklarını sormak istiyor idi. sonun da dayanamadı gene de sordu: - william ? - efendim. - biz çocukları ne yapacağız? - hangi çocukları? - o ev de bulduğumuz çocukları hatırlamıyor musun? - he  evet onlar. dedi düşünceli düşünceli sanki bedenen  bura da idi lakin fikren burada değil idi. amelia yı duymuyor idi: - ne olmuş onlara? - onların halini görmedin mi. hatırlamıyor musun? birinin başın da sargı bezi var idi. birinin kulağı kopmuş idi yok tu. . . o bize kapıyı açan küçük kızı da mı hatırlamıyorsun? william yarım saat boyunca ilk defa kafasını çevirip amelia ya baktı ve konuştu: - amelia sana o ev de söylediklerim için özür dilerim lakin o çocuklar için yapabileceğimiz hiç bir şey yok. maalesef. - ne demek yapacağımız hiç bir şey yok. - basbayağı. - william sen benm ile dalga mı geçiyorsun?! - hayır tabi ki amelia ! dalga felan geçtiğim yok senin ile. sadece. . . - sadece ne? - bak amelşa sevgilim o çocuklar için yapabileceğimiz hiç bir şey yok. o çocuklar gibi olan bir sürü çocuk londra da da var bende onlardan biri idim. ve kimse elimden tutmadı. isteseler de tutamaz idiler. kendi kendileri dışın da kimse onlara yardım edemez. - en azından polise gidebiliriz.  - amelia bunu en başta senin dadın mınerva için de yapabilir idik lakin az önce şahit olduğun gibi hayat bu kadar basit değil. çoğu şeyi halledebilmen için illegal işlere başvurman gerekir. - niye dadım için ilk başta polise gitmedik? - çünkü buraya uçak bileti alıp geldiğini düşünmüyorum da ondan. nitekim bu dediğim de eminim de. - benim dadım illegal işlerden anlamaz. - amelia dadın mınerva için yanlış bir şey söylemiyorum ve de düşünmüyorum da lakin insan ı bazen hayat buna mecbur tutar. - nasıl yani? - bayan mınervayı ben de gördüm tanıdım sevdim ve sana hatta bize olan sadakatinden asla ödün vermeyeceğini ben de biliyorum zaten o yüzden bu kadar onu bulmak için uğraşıyoruz ya. - eee? - lakin daha gencecik bir kızın sokakta kalır iken bie den londra da olması ve iş bulması için gerçek bir mucizenin var olması gerekir. hatta bu kadar rahat bir şekil de birden buradan kalkıp rusyaya gitmesi de öyle hasta yalnız yaşlı bir kadın için - . . . amelia ona soru dolu gözler ile bakıyor idi. - amelia ne senin dadın nee ben ne de orada ki çocuklar hatta orada ki ev sahipleri bile senin yaşadığın gibi bir ortam da var olmadılar. bu illegal işler sandığın kadar zor nadir görülen şeyler değil. anlıyor musun beni? - . . . amelia bu sözü duyduktan sonra gerçekten bir durup düşündü. williamın aslında o ev de evin sahibi olan rus kadının o kadar öfke ile üstüne yürümesi ve aynı zaman da o kadar sakin kalması ve ikna edici olmasının ardın da onun geçmişi yatıyor idi. amelia bunların tümünü sadece duyduklarından ibaret idi. lakin bunları hatta daha duymadıkları şeyleri yaşayan insanlar var idi. en yakını olan insan william buna bir örnek idi. çünkü muhtemelen kendisi sıcacık yatağın da kışın kar yağışını izler iken elin de sıcak çikolatası ile aynı yaşta olan william dışarıda onun huzur ile izlediği kar da elleei şişene kadar inşaatta çalışıyor idi. işte aslın da hepimiz aynı göğün altın da yız lakin hepimiz aynı şeyleri yaşamıyoruz diye düşündü kendi kendine. aslın da williamın orada ki tavrına şaşırmamak gerekir idi. çünkü kendisi hayatı boyunca hep böyşe hatta daha kötü insanlar ile mücadele için de yaşamış idi lakin amelia nın babası ile yaşadığı mücadele si bunun yanın da sönük kalabiliyor idi. amelia daha bir şey demedi bu söylediği laflar üzerine. önce ki kendisi olsa idi şimdi williama çıkışır onun çok karamsar bir insan olduğunu yüzüne yüzüne söyler idi. william ise onun suratına tatlı tatlı bakıp hala çocuksun amelia der idi. lakin artık çocuk değil idi. bu hastalık onu ölümcül bir hız ile onu olgunlaştırmış idi. william gene camdan bakıyor idi amelia nın ise kafasından bunlar geçer iken gözleri doldu. başını williamın omuzuna yaslayarak ve kolları ile onun kollarını tutup sarılarak  - anlamak istemiyorum , dedi 
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE