E ve girmiş idiler ve artık burdan geri çıkamaz idiler. yanın da william var idi amelia nın ve iyi ki o da yanım da diye düşündü bir an için onu nasıl arka da bırakmayı düşünebilmiş idi san ki. neyse ki charlie yi getirmemiş otelin için de ki bakım yerine bırakmış idiler. yok ise onu burada zapt etmek çok zor olur idi.Ev in içi ber ne kadar dışı iç açıcı ise içi de o kadar iç karartıcı idi. Ev ilk başta uzun bir koridor ile başlıyor idi. Koridorun sonu a kadar hiç bir oda yoktu sonun da 3 tane oda var idi. Odalar da ki pencereler den gelen az bir az gün ışığı hariç evi hiç bir şey aydınlatmıyor idi. Koridorun duvarların da asılı olan gaz lambaları nedeni ile isli isli duruyor idi. Amelia evin içi için gece iken gündüz olduğundan gaz lambaları ile daha fazla aydınlık olduğuna yemin edebilir idi. Kadın kapıyı kapatınca hepten karanlığa gömüldüler. Amelia acaba yanlış mı yaptık diye düşündü bir an için lakin sonra william ın eli eline değince her kötü düşünce geri de kaldı. evin hanımı olan ve onları içeri davet eden rus kadın ın söylediği rusça cümle üzeeine ileriye odalara yani eve ışık veren tek yöne doğru ilerleme ye başladılar. amelia daha doğrusu william ı takip ediyor idi. william rusça söylenilen şeyleri anlıyor idi ki ona göre hareket etmiş olacak idi. bu esna da amelia william ın rusçayı ne zaman öğrendiğini düşündü. beraber bu kadar uzun vakit geçirmiş olduğu adamın daha önce rusça anladığını ve ya rusça konuşabildiğini hiç bilmiyor idi. ya da biliyor idi de unutmuş mu idi diye düşündü. bu esna da da bir yandan ilerliyor idiler. sonun da tam karşılarında ki o daya girmiş idiler. o da neyse ki aydınlık idi. yani koridora nazaran. evin pencereleri tüm bir duvarı kaplıyor idi ve bu neden ile aydınlık olmasına rağmen gene de perdeler kapalı idi. geniş bir o da sayılmaz idi. oda nın 2 tane tekli koltuğu var idi hemen şöminenin başın da. şömine de küçük bir ateş sönmeye yüz tutmuş halde idi. odanın öte ki tarafın da da çekyat tarzı bir koltuk var idi ki üstün de adamın biri belli ki akşam içtiği alkolün etkisini hala içinden atamamış ve sızmış kalmış idi sırt üstü bir şekil de. gözleri yarı açık idi ve sanki duvarı izliyormuş ve ora da bir şeyler görüyormuş gibi bir şeyler mırıldanıyor hatta mırıldanmıyor sadece dudaklarını hareket ettiriyor idi. o da nın şöminenin olduğu yerde ise 4 5 tane çocuk yere çömelmiş hem oyun oynuyor hem de şömine de yanan küçük ateşte ısınmaya çalışıyorlar idi. işin garip kısmı çocukların hiç birinin araların da akrabalık bağı olduğu benzemiyor idş. hepsi birbirin den farklı ve hepsi inanılmaz derece de kirli ve sakat duruyor şdi. amelia çocukları görünce içi cız etti. lakin bu çocukların burada ne işi var idi. bu evin hanımı ve beyi bu kadar sağlam iken nasıl oluyor da şimdi bu çocuklar bu kadar savaştan gelmiş gibi bir hali var idi. araların da onlara ilk kapıyı açan sarışın kız yok idi. allah bilir nereye saklanmış idi. çocukların birinin kafası sargı bezi ile sarili idi ve giydiği pantalonun paçaları dizlerine kadar geliyor idi nerede ise. amelia kendi giydiği paltoyu hatırlayınca çok utandı, çocuğun biri değnekler ile yürüyor kalkıyor idi. birinin kolu alçı da birinin ise kulağı yok idi. ne olmuş idi de bu hale gelmiş idiler sanki. çocukların en büyüğü yani o başın da sargı bezi paçaları dizine kadar çıkmış olan çocuk en fazla 10 yaşın da idi. en küçükleri de 4 yaşın da sarı saçlı bir oğlan idi. onun bir yeri kırık ve ya kopmuş felan değil idi. lakin suratın da ki korku dolu ifade her şeyi anlatıyor idi. bu esna da kadın da oda ya girmiş idi. gene rusça bir şeyler geveledi ve kadının ağzının kapanması ile bütün çocuklar hemen sanki deprem olmuş ta hemen bulundukları yeri terk etmek isteyen canının derdine düşmüş insan acelesi ile oda yı terk ettiler. amelia acaba çocuk ticaretimi yapıyorlar diye düşündü. lakin bunu düşünmek bile aptalca idi. çünkü her şey açık ve net bir şekil de aşikar idi. kadın onların karşısına geçip kollarını beline dayamış bir şekil de konuşmaya başlamış idi. amelia ne de olsa william anlıyor ben ne kadar zorlasam da yardımım dokunmaz diye kadını süzmeye başladı. kadın ın hafif kilolu bir vücudu var idi. kısa boylu olduğu için daha bir kilolu duruyor idi. yüzü yuvarlak ve şişko idi. kırmızı yanakları küçük gözleri ve kıvırcık turuncu ya çalım atan bir sarı renkte saçları var idi. siyahlı kırmızılı bir elbise giyiyor idi ve elbisesi çocukların kine nazaran son derece iyi duruyor idi ve temiz idi. bunun üzerine amelia kadına nefret dolu gözler ile baktı aslın da bunu yapması onların aleyhine idi lakin bu şuan umurun da değil idi. evet bura ya dadısı minervayı bulmaya gelmiş idiler lakin burada bildiğin resmen çocuk ticareti yapıyorlar idi. evin dış cephesini de her halde çocukları sokaklar da dilendirerek kazandıkları parayı ellerinden çalarak yaptırmış idiler kesin olarak. william bu esna da amelia ya dönüp kadın ın az önce ne dediğini çeviriyor idi şimdi de.
- kadın bize az önce soylulara bezediğimizi ve buralı olmadığımızı söyledi. neden geldiğimizi merak ediyor imiş.
- o na de ki. o önce bu çocukların halinin hesabını versin bana. dedi amelia hafiften sesini yükselterek ve kadına gene gözlerinden alevler saçarak bakarak. kadın bir an için çirkinleşecek imiş gibi durdu lakin sonra derin bir nefes vererek yüzünde yapay bir gülümseme ile tekrar william a dönerek gene rusça bir şeyler geceledi tatlı tatlı. kadın tatlı tatlı konuşucam diye kendini öyle sıkmış idi ki yanakların da ki kırmızılık şimdi tüm suratına kadar yayılmış idi dşye düşündü kadına bu sefer tiksinircesine bakar iken. william kadın lafını bitirdikten sonra amelia yı dürttü artık sakin olmak zorun dasın amelia bu kadın bizim son şansımız yok ise dadını bulmamız imkansız bir şey dedi onun kulağına fısıldarcasına. amelia ağzını açacak oldu william a karşı lakin william:
- tamam bu çocuk mevzusunu daha sonra konuşabiliriz. dedi ve onu sakinleştirdi. bu sefer william eus kadına hitap eder şekilde ona yönelerek uzun rusça bir nutuk söyledi sanki. ve kadın ona nasıl sevecence bakıyor ise o da kadına o kadar sevecence bakıyor idi. lakin içinde bir tiksinti duygusu kabarmamış değil idi amelia bunu anladı. kadın kesinlikle onların soylu olduğunu anladığın dan dolayı onları evlerine davet etmiş idi. bu şüphe götürmez bir gerçek idi. belki bunlardan da para koparabilirim diye düşünmüş idi her halde. ancak amelia böyle insanlara ne pahasına olur ise olsun zırnık koklatmaz idi. çünkü bu durum çocukların kaderini değiştirmeyecek idi. lakin william dan emin falan değil idi. o sırf kadının ağzın dam dadısı mınerva hakkında bilgi edinebilmek için para vereceğe benziyor idi. fakat amelia böyle olsun istemiyor idi. bura da ki çocukları görünce birden aklına londrada ki yetimhane de ki çocuklar aklına geliverdi. onları çoğunu amelia sağdan sol dan toplayıp oraya yerleştirmiş idi. hatta o çocuklardan 1 tanesi var idi ki o çocuk az kalsın yol da ölüyor idi. belli ki arabanın biri çarpmış ve çocuğu o halde yardım çağırmadan bırakıp gitmiş idi amelia da tam o esna da o yolu kullanarak eve geçiyor idi ki çocuğu gördü ve hemen hastaneye yetiştirdiler. çocuk o şekilde bugün 16 yaşına geldi ve amelia ile samimiyetleri hiç bir zaman kopmamış idi. lakin çocuğun adını şuan hatırlayamıyor idi. bu çocukları da londraya götürüp onların arasına katmak istiyor idi lakin bu durumu başarmaları demek illegal işlere bulaşmaları demek oluyor idi ki aslın da rusya da çocuk ticareti yapmak ta pek legal sayılmaz idi diye düşündü amelia. william gene amelia ya kadının ne dediğini çevir di ve amelia da sinirlerine artık kontrol etmeye başlamış idi. ve sakin sakin william a dönüp ona dadımın kim olduğunu baştan aşşağıya anlat sonra da nerde olduğunu sor. dedi. william da kendisine dediğini yaptı uzun bie şekil de rusça konuşmuş idi. ve o konuştukça kadının suratı daha koyu bir kırmızıya mora hatta yeşile dönmüş idi. amelia emindi ki böyle soylu insanların tanıdığı olduğunu bilse idi kendi öz yeğeni olan amelia nın dadısını asla evinden dışarı göndermez idi. bu pis dolandırıcı alkolik ve çocuk ticareti yapan kadına baştan aşşağı tiksinç gözler ile baktı tekrardan. bu esna da odanın öteki tarafında çekyat üzerin de sızıp kalmış olan adam da hafif hafif hareket edip uyanmaya başlamış idi. uyandığı gibi hemen doğrulmadı. önce alnını ovuşturup biraz sıkıntılı bir surat ile dubara bakmaya devam etti. lakin sonra kafasını çevirince oda da ki amelia ve de william ı gördü ve birden saldıracakmış gibi ani bir hareket ile doğrulun ca karısı olacak kadın rusça bir şekilde hızlı hızlı konuşarak ona doğru yöneldi ve şimdide biraz sessiz bir şekilde kulağına doğru bir şeyler fısıl da dı. çok belli ki kadın william ın rusça ne dediğini anlamasın diye böyle yapmış idi. sanki ne iğrenç insan olduğunuzu daha eve girer girmez anlamamış idik diye düşündü amelia kendi için den. kadının son ikazından sonra adam kendini toparladı ve son derece sakin ve kibar bir şekilde onlara doğru yürüdü ve elleini uzattı sıkmak için. adam gene de ayakta zor duruyoe idi. tüm gecenin yorgunluğunu üstünden atamamış idi. adam hatta daha sevecen durabilmek için belli ki komik bir rus ağzı ile ingilizce hoş geldiniz dedi. ve adamın ellerini mecburen sıktılar ikisi de. kadın onları oturmaları için koltuğu gösterdi ve gene aşırı yapay bir naziklik ile rusça bir şekil de konuşarak. oturmuşlar idi. konuşmaya ilk başta kadın başlamış idi. araların da tek rusça anlayan ve konuşan william olduğundan dolayı direk ona bakarak konuşmaya başlamış idi lakin arada bir amelia ya da bakıyor ve tebessüm ederek konuşmasına devam ediyor idi. adam da kadının her dediğini onaylar bir şekilde kafasını sallıyor idi bilerek konuşmuyor idi. sanki konuşsa her şeyi berbat edeceğini biliyor idi çünkü hala sarhoşluk var idi üzerin de. kısaca kadın ile william ın araların da şöyle bir konuşma geçmiş idi:
- mınerva yı küçüklüğünden beri tanırım bey efendi. inanın ki sizden çok daha iyi tanır idim onu. size karşı nasıl davranır idi bilmem lakin hep çok çirkef bir çocuk olmuştur kendisi.
william kadın ın bu desiklerini acaba amelia anlıyor olsa idi nasıl tepki vereceğini düşünmeden edemedi. şuan zaten sanki üstlerine atlayacakmış gibi bir hali var idi. yerinde zor duruyor idi. ve kadın devam etti.
- lakin belli ki kendisini size sevdirmiş ki ta ingiltereden buraya onun için gelmişsiniz. pek şaşırdım açıkçası lakin memnun da oldum. çünkü ne olur ise olsun o benim öz yeğenim ve onun dışarılar da kalmasını istemez idim. william kadının dediklerini büyük bir sabır ile dinliyor idi. çünkü mınerva hanımı kendi gözüyle görmemiş olsa bile bu palavralara inanmaz idi. kadın gene konuşmaya devam etti:
- size nasıl anlattı bilmem ama daha 17 yaşın da iken fahişelikler yapmaya başlamış idi. ve tabi yakaladılar onu da. zaten onu isteyen bir adam da vardı evlendirdiler. hoş adam da zengin idi yakışıklı ve olgundu da. ( william bura da kadının olgunluktan bahseder iken aslın da yaşlılıktan bahsettiğini hemen anladı )
- lakin bu kızı gene de durduramadılar. gene yaptığı işi devam ettirmeye devam etti. e bu sefer de adam bunu sokağa attı pek tabi. ondan sonra bir daha ondan haber almadım. artık nasıl ingiltereye kadar gitti de çok soylu amelia hanıma bakıcılık etti ( bunu söyler iken amelia ya bakıp saygılı bir şekil de başını eğdi ) ve yıllarca orada kaldıktan sonra şimdi buraya kadar geldi ben bilmem. muhtemelen adamın birinin peşine düşmüştür de o şekilde olmuştur. aradan yıllar yıllar geçti annesinin gözün de yaş hiç dinmedi de kızı gene bir haber yollayamadı ben teskin ettim hep onu sonun da da kadın kederinden geberdi gitti zaten. ( son anda geberdi kelimesinin bir pot kırmak olduğunu anladı ve bir an duraksadı sonra devam etti)
- yani hep yokluk için de yaşadılar babası hapse girmiş idi o kadına hep ben yardım eli uzattım yemedim yedirdim giymedim giydirdim içmedim içirdim. e bizim de halimiz orta da. dedi kendisini acındırır gibi. ben ne bileyim yıllaar sonra buraya işi düşeceğini. lakin gene de yeğenimdir. annesinin emaneti dedim evimin kapılarını açtım ona. lakin dayanamadım. artık yaşından dolayı fahişeliği bırakmış lakin hırsızlığa başlamış idi. ben de artık evim de bir hırsız barındıramayacağımı söyleyince benim ile kavga etmeye başladı. canımı zor kurtardım onun elinden. sonra bi baktım gitmiş. nerede olduğuna dair de hiç bir şey bırakmamış. dedi kadın ve bi bekleyişi andıran şekil de william abakıp sustu. william ise o kadar lafın içinden sadece:
- anlıyorum dedi ve cebinden bir para tomarı çıkarıp masaya bıraktı
- şimdi hatırlıyor musunuz?