Hakimiyetini üzerimde kusursuzca kurmak isteyen siyah gözlerin altında savunmasız hissederek ellerimi göğsüne yasladım. Biliyordum yanacaktım ama onun beni kontrolsüzce yakmasında benim ateşe elimi tutman daha az zarar verirdi. Sıcaktı avucumun ortasına oluk oluk sıcaklık aktı derimin altına işleyerek bütün bedenimde gezindi. “Mehmet sen ne…?” Titreyen sesimle konuşmadım bile. Kalbimi yerinden çıkaracak büyük güç göğsümü deliyordu. “Karım diyorum! Kimse kılına dokunamaz!” derken baskın karanlık sesiyle koltuğa daha çok sinip gömleğini sıktım. Burun delikleri kıpırdarken bakışları çok hafif sağa doğru kaydı. Salonun girişini mi işaret ediyor diye ben de gözlerimi o yöne kaydırdım ama önümde durduğu için birini görememiştim. Ama o orada birinin olduğunu biliyordu. Aydınlanmayla neden bö

