Her şeyi aceleye getiren Poyraz’a hayatım boyunca sinir olmadığım kadar sinirliydim. Düğünü bir ay içinde yapacağım diyerek hepimizin elini ayağını birbirine karıştırıyordu. Sürekli aceleci davrandığı için onu odama da almıyordum. Aklı başına gelsin diye kendimi geri çekiyordum ama o hiçbir şekilde sakinlik göstermiyordu. Hep inat hep inattı.
Şimdi ise yatak odamızın tüllerini takıyor, ara sıra bana bakarak göz kırpıyordu. Bu halleri hoşuma gitse de bazen bunaldığım anlar oluyordu.
“Evet, tüller takıldı başka ne kaldı?”
Göğsümün üzerinde bağladığım kollarımı çözüp ona doğru adım attım.
“Her şey hazır hayatım. Bir tek evlenip bu eve yerleşmemiz kaldı.”
Kollarını bedenime dolarken gözlerimi etrafta gezdirip odamızın güzelliğini izledim.
Her şey ikimizin kararıyla olmuştu. Aydınlığı sevdiğimiz için her şey mümkün olduğunca beyazdı.
Birlikte yatak odasından çıkıp salona girdik klasik koltuğumuzun üzerine otururken ikimizin de yüzünde huzurlu bir ifade vardı.
“Acele ettiğim için bana kızıyor musun?”
“Evet. Sanki yangından mal kaçırıyoruz.”
Koltuğa uzanıp beni göğsünün üzerine yatırdı.
“Yanımda olmanı her şeyden çok istediğimi biliyorsun. Birbirimizi seviyorsak ayrı durmanın bir anlamı yok. Zaten günlerdir beni yanına almıyorsun, kudurdum bilmiş ol.”
Kendimi yukarı çekip dudaklarının üzerine dudaklarımı bıraktım. Sanki sadece o özlemişti, ben de çok özlemiştim. Arzu dolu bakan gözlerine uzaktan bakmak benim için oldukça zordu.
Dudaklarımız hareket ederken onun elleri yine durmuyordu. Belimin ve kalçamın üzerinde ağır hareket ederek beni çıldırtıyordu.
Kazağımı çıkarıp gözlerini göğüslerime çevirdiğinde kaşları çatıldı.
“Bu soğukta sadece sütyen mi giydin? Düğün üstü hasta mı olmak istiyorsun?”
Dudağımı ısırıp geri çekildim. “Hasta olursam düğün iptal olur diye mi korkuyorsun?”
“Evet.”
Bu sefer daha sert bir şekilde ısırdım dudağını. Canı acımış olacak ki dudağını yalayıp gözlerini kıstı. Geri çekileceğim an bir anda beni altına alıp yüzünü boynuma gömdü. Ayrı kaldığımız anın tadını çıkarmaya çalışarak boynumu öpüyor, siyah taytımı çıkarmaya çalışıyordu. Elini tutup, “Dur,” dedim nefes nefese.
“Annemler gelir şimdi.”
“Onlar ağır ağır yürüyor, gelmelerine bir saat var o zamana kadar her şey olup biter.”
Kaşlarımı çatıp, “İlk birlikteliğimizi koltuğun üzerinde mi yaşayacağız?” dedim kızar gibi.
Bedenimi kucağına alıp hızlı adımlarla yatak odasına ilerlerken ciddi olduğunu anladım.
“Dur, valla yakalanırız. Annemler seni öldürür, bak bana kıyamazlar bile.”
Bedenimi yatağın üzerine bırakıp üzerindeki kazağı bir saniye içinde çıkarıp yere attı.
“Şaka yapmıyor musun?”
“Hayır, patlamak üzereyim. Yıların birikimi var kızım üzerimde. Yazık değil mi bana?”
“Kıyamama sana ben.”
Dişlerini omzuma geçirdiği zaman kolunu sıkıp, “Pislik,” diye bağırdım. “Yazık değil sana tamam mı? Oh iyi olmuş, düğün günüde uyumayı planlıyorum.”
Kendini bana bastırınca bedenim yukarı doğru çıktı.
“Çüş Poyraz.”
Sırıtıp burnumu öptü. O sırada zil çalınca gözlerim kocaman açıldı.
“Aha geldiler, kalk çabuk.”
“Nedir benim bu çektiğim, ne zaman rahat rahat dokunacağım sana ben?”
“Düğün gecemizde.”
Oflayıp üstümden kalktığında hızla yataktan doğrulup üstüme kazağımı giydim.
Poyraz ise söylene söylene kapıyı açmaya gidiyordu. “Sayılı günler kaldı,” diyerek arkasından konuşurken, “Görürsün sen,” deyip dişleri arasından mırıldanıyordu
*
Yaklaşık yarım saattir Sevgi, İrem ve ben salonumuzun ortasında roman havası oynuyorduk. Dışarıda sulu kar yağdığı için kına gecesini büyük yapmak istemedim. Sevdiğim arkadaşlarım yanımda oldukları sürece evde olsak bile, küçük de olsa kendi aramızda kına gecesi düzenledik.
Oynamaktan karnıma ağrı girince kendimi koltuğa bırakıp deli gibi oynayan ikiliyi sırıtarak izledim.
Benim gibi yorulmuş olacaklar ki kendilerini yanıma atıp derin nefes aldılar.
“Hadi kalkın bizimkilerin yanına gidelim, her ne kadar evde tek olacağız deseler de ne olur olmaz kontrol edelim,” deyip öne doğru kaydım.
“Saçmalama Zeynep, ayıp olur.”
“Ne ayıbı, kalk hadi. Uzak bir yere gitmeyeceğiz yan eve gideceğiz sadece.”
Israrlarım sonucu kızları kaldırıp evden dışarı çıktım. Bu akşam erkekler Poyraz’ın evine toplanacaktı kızlar ise bizim. Annem ve yengem Güneş teyzelerin evine gittikleri için açıkçası rahatlıkla hareket edebiliyordum.
Evden çıkıp yan tarafa geçtiğimizde elimi kapıya peş peşe vurdum. Dışarısı buz gibiydi, eğer içeri girmezsem düğün günü gerçekten hasta olacaktım.
Kapı açıldığında Kemal’i geri itip içeri girdim.
“Dur Zeynep, görmemen gereken şeyler var,” diye bağırdığında içime kuşku düştü. Elim göğsümün üzerinde kapalı olan salonun kapısını hızla itekleyip normal bir şekilde oturan erkeklerin üzerinde göz gezdirdim.
“Bir şey mı oldu sevgilim?”
Kahkaha atan Kemal’i öldürme planlarını sonraya bırakarak, “Hayır sevgilim,” dedim. “Seni özledim geldim.”
Kolunu kaldırıp, “Gel,” dediğinde yanına ilerleyip kolunun altına girdim.
“Sen gelmeseydin ben gelecektim yanına. Ayrı gayrı olmak saçma değil mi?”
“Evet, ne yapıyordunuz? Az önce Kemal içeri kız attığınıza dair imalarda bulundu.”
Gözlerini Kemal’e çeviren sevgilim kaşlarını çattığında Kemal Sevgi’nin yanağını öpüp, sırıtmaya devam etti.
“Evin her yerini gezebilirsin. Beni biliyorsun sen hayatımda yokken bile başka bir kadına bakmadım, dokunmadım. Sen şimdi hayatımdayken başka bir kadına ilgi duymam çok saçma.”
Hafif sakallı yanağını öpüp, “Haklısın sevgilim,” dedim. “Bu Kemal’le fazla takılma bunun kanı hızlı akıyor, bak bu evlenirken bekârlığa veda partisi yapacaktınız, düşünsene bu herif o gece ayrılmamıza vesile olurdu.”
“Haklısın güzelim. İyi ki seni dinlemişim o gece.”
Suçlu gibi Sevgi’ye bakan Kemal’e hep birlikte kahkaha atarken sevgilime sımsıkı sarıldım.
Kavuşamayacağım sandığım adamla yarın evleniyordum. Umarım saatler hızlı ilerler ve biz birbirimize kavuşuruz.
DÜĞÜN GÜNÜ
Telefonumun alarm sesiyle uyandım. Yataktan kalkıp hemen banyoya gidip duşumu aldım. Odaya girdiğimde kızlar uyuyorlardı. Ben burada heyecandan ölüyorum bunlar uyuyor.
"Hey kalkın, niye uyuyorsunuz? "
"Ne oluyor Zeynep?"
"Ne mi oluyor? Sevgi farkında mısın ben bugün evleniyorum."
Benim bağrışlarıma kızların hepsi kalktı. İrem yatağın içinde gerilirken üstüne atladım.
"Ayyy, abla ne yapıyorsun?"
"Uyan bakalım fıstığım, ablan evleniyor, bugün çok işimiz var çok hadi kalk"
" Zeynep saat daha sabahın beşi bizi bu saatte ayağa diktin. İnanamıyorum sana"
"Hah beşmiş kalkın valla yolarım sizi, heyecandan kalbim çok hızlı atıyor zaten. Hadi ya gidin işeyip gelin hazırlıklara başlayalım"
"Of Zeynep of "
"Oflama kız" Sevgi'nin poposuna vurup banyoya gönderdim. İrem'le birlikte yatakları toplamaya başladık.
"Abla hep mutlu ol"
"Sen de canım benim. Dur kız müzik açalım bugün burası düğün evi" Telefonumdan Ankaralı Yasin'in bir de seviyorum dedi şarkısını açtık. İrem’le bağıra bağıra söylemeye başladık. Eminim ses Poyraz’ın evine kadar gidiyordu. Uyansınlar, bir aydır elimi ayağımı birbirine karıştıran adam bugün bizim için erken uyansın.
"Geç kız karşıma oynayalım"
"Ben oynamayı bilmiyorum abla"
"Bilmeyecek ne var? Kollarını aç, kıçını kıvır, bitti işte bu kadar hadi geç karşıma"
Müziğin sesini son ses yapıp kahkaha atarak oynamaya başladık.
Bide Seviyom Dedi Sana Yanıyom Dedi
İnan Ölüyom Dedi Vah Vah Vah
İş Verip Tüydü
Ortada Koydu Aşkıma Kıydı Vah Vah Vah
Gülmekten İrem'le birlikte yere yatıp kahkaha attık, odanın kapısını bir anda açılınca ikimiz de yerimizden sıçradık.
"Manyak mısınız kızım siz? Sabahın beşinde müzik açmışsınız komşular toplanacak şimdi eve"
"Prova yapıyorduk baba, akşama düğün var hani hatırlatayım"
Babam gözlerini kocaman açmış sen ne diyorsun der gibi bakıyordu. İrem de arkama saklanmış gülüp duruyordu.
"Çocukken annene bu kızda değişik bir şeyler var dediğimde kızımda ne var diyerek benimle kavga etmişti. Şimdi tanıyı koydum kızım, sen delisin. Allah kocana sabır versin"
"Amin baba"
Babam yok artık deyip odanın kapısını kapatıp çıktı. İrem'le birbirimize bakıp kahkaha atmaya başladık. Dediği gibi ben çocukken de böyleydim, yaşlanınca da böyle olacaktım. Ciddi olamıyorum, onların deyimiyle ağırbaşlı olamıyorum. Yerinde duramıyorum, her zaman çılgınlar gibi eğlenmek istiyorum.
"Rezil olduk abla"
"Aman ne olacağız unutur yarım saate o. Sevgi banyoda babam oraya gitmesin."
"Aman abla, koş abla koş yanlışlıkla girer içeri"
İrem'le gülerek banyoya koştuk, kapısına vurdum. "Sevgi orada mısın?"
"Ne oldu?"
"Neredeyse yirmi dakikadır oradasın kırklanıyor musun? Yoksa kocanı gizlice banyoya mı soktun?"
"He Zeynep he, geliyorum."
"Çabuk ol."
İrem'le birlikte mutfağa girip kahvaltı hazırladık. Salona baktığımda akrabalarım üst üste yatmışlardı. Dayımın kızı Melisa ayaklarını halamın üzerine atmış kafasını da yengemin üzerine koymuş. Zorla üstlerine basmadan Melisa'nın yanına gittim.
"Melisa?"
"Hıı"
"Kuaföre gelmeyecek misin?"
"Ha" Manyak ya, yerden hızlıca kalkıp yerde yatan insanların üstüne basıp "Beni de bekleyin ben de geliyorum" diye bağırdı.
"Ah ne oluyor?"
"Yok bir şey teyzem yat sen. Melisa, aç gözlerini ezdin insanları."
Melisa'nın kolundan tutup dışarı çıkardım. "Kuzen ne oluyor?"
"Ne mi oluyor? Salak yerde yatan kadınları ezdin resmen, ne ağır uykun varmış senin."
"Tamam be, bağırma."
"Git banyoya yüzünü yıka gel, sekizde Poyraz gelecek kuaföre gideceğiz."
"Tamam."
Melisa'yı banyoya gönderip mutfağa girdim. Kızlar masaya oturmuş kahvaltı yapıyorlardı, insan beni de bekler. Kendime çay doldurup kızların yanına oturdum.
"Zeynep?"
"Efendim canım?"
"Hava kötü olacak gibi. Şanssızlığın yine iş başında.”
Sıkıntıyla iç çekip dışarıya çevirdim bakışlarımı.
"Üzülme canım, her şeyde hayır vardır. Bak bugün düğün günün hiçbir şeyin seni üzmesine izin verme"
Ne olursa olsun bugün üzülmek yoktu.
Salona geçip sehpanın üstünde duran telefonla Poyrazın evini aradım. “Efendim?” Annesi açınca, yutkunup, “Poyraz uyuyor mu anne?” dedim.
“Hayır kızım, yeni kalktı burada. Vereyim mi?”
“Olur anne.”
“Odasına çıkıyormuş kızım, kapatsın arayacağım dedi.”
“Tamam anne.”
Telefonu kapatıp beklemeye başladım.
İki dakika içinde telefon çalınca beklemeden açtım.
"Sevgilim?"
Ağlamaklı sesimle "Poyraz yaaa," dedim. Bir an telaş yapıp, "Ne oldu güzelim, iyi misin" dedi. Son zamanlarda adamı o kadar çok korkutmuştum ki bir şey olacak ve düğün iptal olacak diye çok korkuyordu.
"Dışarıya bakmadın mı?"
"Hayır, ne var ki?"
"Hava kötü, dış çekim iptal oldu."
"Mekân ayarlamıştım ben ne olur ne olmaz diye, üzme kendini."
Uzatmayıp, “Ne zaman geleceksiniz?” dedim. “Ayıp olmasın diye size gelmiyorum”
"Daha uyuyanlar var, uyansınlar geliriz bizim çocuklarla."
"Git kaldır onları, biz hazırız sizi bekliyoruz."
"Tamam, yarım saat içinde bahçedeyim."
Telefonu kapatıp mutfağa koştum. "Kızlar hadi çabuk olun Poyraz'lar yarım saate geliyormuş."
Hepsi masadan kalkıp hazırlanmaya başladılar. Saat yediydi, heyecandan evin her yerini gezip duruyordum. Evimiz çok kalabalıktı, herkesi düğün heyecanı sarmıştı. Kimisi kahvaltı yapıyor kimisi evi topluyordu. Kapı çalınca koşarak kapıyı açtım.
"Dayıcım" Dayımın boynuna sarılıp "Hoş geldin dayım." dedim
"Hoş buldum güzel yeğenim, nasılsın, heyecan var mı?"
"Olmaz mı dayım, kalbim deli gibi atıyor. "
Dayım halime bakıp gülmeye başladı.
"Kız cadı evde kalacaksın diye korkuyordum ama şükür koca buldun."
"Aşk olsun dayı, herkesten beklerdim bir senden beklemezdim."
"Şaka yapıyorum güzelim. Sen teyzenin kızı Aylin’den çok akıllısın. Aramızda kalsın seni daha çok seviyorum."
"Ben buradayım dayı."
Dayımın arakasından bize bakan Aylin’i görünce ikimiz de yutkunup kenara doğru kaydık.
"Hoş geldin Aylin."
"Pek hoş gelmedim gibi, arkamdan mı konuşuyordunuz?”
Ben tam yoo diyeceğim zaman dayım “Evet,” dediğinde gözlerim hafifçe açıldı. “Hareketlerin çok değişti kendine çeki düzen ver Aylin, gözüm senin üstünde.”
Aylin dayıma karşılık vereceği zaman elinden tutup, “Gel canım,” dedim. “Dayım şaka yapıyor.” Düğün günü asla ortalığın gerilmesini istemiyorum. Eğer bir sorun çıkacaksa biz evlendikten sonra çıksın mümkünse.
Aylin'i alıp içeri girdim. Poyraz'ın gelme saati yaklaştığı için kızlarla kabanlarımızı giyinip beklemeye başladık. Poyraz evin önüne gelince dışarı çıktık. Yanıma gelip bana sarıldı.
"Hava çok soğuk."
"Ben seni ısıtırım sevgilim."
Yanağından öptüm "Gelinliğimi buruşmaz dimi arabada?"
"Buruşmaz güzelim arka koltuğa sereriz, hadi arabalara binelim."
Sevgi, Melisa, Kemal'in arabasına bindi. Onlar direkt kuaföre gittiler. İrem evden çıkıp Ömer'in arabasına koşarak bindi. Her yerde kar var bu soğukta evlenen tek çift biz olmalıyız, eve bakınca Aylin camdan bize bakıyordu. Ömer’le tartışmışlardı sanırım, dayımın sözleri de onu üzmüş olmalıydı. Ah ben ve vicdanım…
"Bir dakika."
"Ne oldu?"
"Bir şey yok hemen geliyorum"
Yerde kaymamaya dikkat ederek eve girdim.
"Bir şey mi unuttun?"
"Hayır Aylin. Sen neden kuaföre gelmiyorsun? Ömer’le tartıştınız mı? Eğer öyleyse rica ediyorum bugün gerginlik çıkmasın. Biraz olsun hatırım varsa sorunsuz geçirelim bugünü."
Başını salladı. “Beni kötü biliyorsunuz ama ben yine uysal biri olarak bugün gerginlik çıkarmayacağım.”
Umarım öyle olur.
Elbisesini alıp yanıma gelince birlikte dışarı çıktık. Ömer’in yüzü asık olsa da arabanın kapısını açıp Aylin'in oturmasını bekledi. Aylin arabaya binince hep birlikte kuaföre geldik.
"Ben arabayı süsleteceğim, damat tıraşı olacağım, işim bitince gelirim. Bir isteğin olursa hemen ara."
“Şimdilik her şey tamam."
Dudağımdan öpüp gidince kuaförün içine girdim. Yanıma gelen Doğan’a tebessüm edip, “Nasılsın,” dedim
"İyiyim güzelim, sen nasılsın?”
"Çok iyiyim."
"Bugün kendini bize bırakıyorsunuz seni prenseslere çevireceğiz."
Adama gülümseyip, “İnşallah" dedim. Kızların hepsi elbiselerini giymiş makyajları yapılıyordu.
"Buyurun Zeynep Hanım önce saçınızı yapmaya başlayalım"
Saçımı yapacak adama gülümseyip kuaför koltuğuna oturdum.
"Nasıl model istersiniz?"
"Bukle olsun lütfen salık duracak, papatyalardan taç olacak."
"Peki hadi başlayalım."
Adam saçlarımı bigudilerle sararken, gözlerim kızların üzerinde, saçlarına karışıp durmam normal değilken, heyecandan böyle davrandığımı bilen arkadaşlarım Allah’tan bana alınmıyorlardı. Zaten çok konuşan ben heyecanlı olunca daha çok konuşuyordum. Bana cevap vermeyen kızları rahat bırakıp sakince adamı izledim. İşini bitirince makinenin altında yirmi dakika bekledim.
"Şimdi makyajınızı yapalım, rujunuzu sürmeden gelinliğinizi giyersiniz. Sonra saçlarınıza şekil verip duvağınızı takarız."
Başımı sallayıp makyözün olduğu yere girdim. Kızların hepsi neredeyse hazır sayılırlardı. Yarım saatin ardından benimde makyajım bitti.
"Yukarıda odamız var orada üstünüzü değiştirebilirsiniz" Kadına başımı sallayıp kızlara baktım.
"Sevgi gelinliğimi giyeceğim yardım eder misin?"
"Geliyorum canım."
"Ben de geliyorum."
Kızlarla birlikte yukarı çıktık. Beyaz iç çamaşırlarımı evde giydiğim için rahattım. Üzerimi çıkarıp gelinliğimi giydim. Arkası ipli olduğu için Sevgi bağlamaya çalışıyordu ama olmuyordu.
"Zeynep, yapamadım ben bunu."
"Hadi ya, gelinlikçi göstermişti Sevgim."
"Biliyorum canım ama olmuyor bir türlü."
"Çekilin çekilin, ne beceriksizsin Sevgi, ben yaparım."
"Gel yap Melisa, sen çok beceriklisin."
Melisa arkama geçip gelinliğin iplerini çekmeye başladı. İçimde sıkıntı oluştu o an. "Yavaş ol,” dedim panik olan ses tonumla.
"Sen bu gelinliği yanlış giymişsin."
Sakin ol Zeynep, sinirlenme. Melisaya dönüp "Doğrusu nasıl giyilir?" Dedim dişlerimin arasından.
"Kollarına baksana askıları ne kadar gergin duruyor."
"Onun modeli öyle omuzlarım açık olacak."
"Saçmalama öyle şey mi olur?" Gelinliğimin askısını yukarı doğru çekerken yırtılma sesi resmen kulaklarımı sağır etti. Gelinliğimin askılığını kopardı. Gözlerim kocaman olurken askılığın üzerindeki bütün taşlar yere döküldü. Şok oldum. Dilim tutuldu resmen.
"Ay özür dilerim hemen düzeltirim."
Düzeltirken askıyı tamamen çekip kopardı. "Hii, aman Allah'ım çok özür dilerim Zeynep. İğne iplik yok mu dikelim? Sevgi istesene aşağıdan."
Gelinliğim mahvoldu. "Dokunma!" diye çığlık attım. Kendimi yere atıp hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım. Yerde zıplamaktan asma tavan sallanıyordu. Sevgi boynuma sarılıp, "Ağlama bebeğim, hemen halledeceğim" dedi. Bana ağlama diyor ama kendi de ağlıyordu. Biliyorum böyle olacağını, içimde garip bir his vardı. Bir sorun çıkacaktı ve çıktı.
"Nasıl düzelteceğiz Sevgi görmüyor musun? Resmen kopardı." Bağırışlarımıza aşağıdakiler geldi.
"Zeynep abla ne oldu?"
"İrem, bu geri zekâlı Melisa gelinliğimi yırttı. Biriniz Poyraz’a ulaşın, gelinlikçiyi alıp gelsin.”
“Nerede olduklarını bilmiyoruz ki, nasıl ulaşacağız?”
Hıçkıra hıçkıra ağlarken yardımcı olmaya çalışan tanımadığım iki kız nereden bulduklarını bilmediğim iğne iplikle kopan kısmı dikmeye çalışıyorlardı. Bugün olacak iş miydi bu?
Sevgi'ye sarılıp ağladım "Yetişemeyeceğiz, keşke sen bağlasaydın gelinliğimi."
"Özür dilerim, unuttum yapamadım."
“Yetişemeyeceğiz.”
"Saçmalama Zeynep, düğün akşam sekizde, yetişeceğiz. Eve gitmeden gelinlikçiye uğrarız. Makyajını düzeltelim, ağlama lütfen."
Gelinliği üzerimden çıkarıp eşofmanlarımı giydim. Aşağı inip makyajımı yeniden yaptılar. Kapı açılınca Poyraz'la gelinlikçi içeri girdi. “Nasıl haberi olmuştu?”
Aylin, “Berberdelerdi, siz yukarıda ağlarken gidip söyledim,” dediğinde ona minnetle baktım. Sorun çıkarmasını beklediğim kişi bana yardımcı olmuştu. Ona karşı fazla mı önyargılıydım?
Poyraz yanıma gelip kollarımdan kaldırdı.
"Şu gözlerinin haline bak. Hiçbir şey senden önemli değil. Bak kadın geldi dikecek gelinliğini ağlama.”
Ona sarılıp "Seni çok seviyorum." Dedim. Bazı kişiler için önemsiz gibi gözükse de benimi içi bu durum çok önemliydi.
"Ben de seni çok seviyorum güzelim. Benim gidip hazırlanmam gerekiyor bir saate geliriz."
"Tamam."
Poyraz gidince yukarı çıktım gelinlikçi gelinliğimi dikmişti.
"Gel güzelim ben giydireyim seni" Kadının yanına gidip gelinliğimi giydim.
"Çok güzel oldun üzülme hadi."
"Teşekkür ederim buraya kadar yoruldunuz."
"Önemli değil, üzülme hadi."
Bir saatin ardından hepimiz hazırdık. Kuaförün önünde korna sesleri geliyordu. Poyraz gelmişti. Kalbim deli gibi atmaya başladı. Allah'ım ölüyorum
"Ellerim titriyor Sevgi."
"Ben de çok heyecanlıyım. Hadi yavaş yavaş kapıya gidelim."
"Tamam." Kapının önüne gelince durduk Poyraz kapıyı açıp içeri girdi.
Gözlerimiz birbirinden ayrılmadan yanıma yavaş yavaş yürüdü. Çok yakışıklı olmuştu, damatlığı ona çok yakışmıştı. Ellerimi tutup, "Çok, çok güzel olmuşsun, o kadar güzelsin ki seni kendime saklayasım geliyor, kimse görmesin sadece ben göreyim istiyorum," dedi.
"Sen de çok yakışıklı olmuşsun sevgilim."
"Üstüne şalını al çıkalım."
Sevgi'nin getirdiği beyaz şalı alıp üzerime örtüp hep birlikte dışarı çıktık. Kapının önü çok kalabalıktı, arkadaşları hepsi buradaydı. Yanıma gelip, "Güzel olmuşsun yenge," dediler.
“Benim güzel karım hepinizden güzel olmuş. Zeynep’i gölgede bırakmışsın Sevgim.”
Manyak ya bir an bana diyor sandım, Sevgi’ye iltifat ediyormuş. Gülüp yanıma geldi. "Cadıdan bir prenses, çok güzelsiniz."
Gülümsedim. Poyraz'ın diğer arkadaşları yanımıza gelip elimi sıktılar
"Merhaba yenge ben Mahmut."
"Ben de Ahmet."
"Ben de Serkan."
"Ben de İsmail."
"Ben de Kemal."
"Ben de Ömer."
"Yaaa deliler memnun oldum sizinle tanıştığıma"
Hepsi birlikte "Biz de," diye bağırdılar.
Hava soğuk olduğu için arabalara bindik. Fotoğraf çekimini yapıp eve geldik. Poyraz ve arkadaşları evin önündelerdi. Evlerimiz yakın olduğu için akrabalarımız iç içe duruyorlardı. Pencereden dışarıdaki kalabalığı izledikten sonra koltuğa oturdum.
"Ayakkabının altına ismimizi yaz Zeynep."
"Kalem getirin yazayım," Kızların isimlerini tek tek yazdım İrem'inkini ortaya yazdım hemen silinsin diye. Bora Bora diye hasta olacaktı kuzum.
"Oldu işte"
"Acaba hangi isim silinecek?"
"Kesin senin ismin silinir Melisa."
"Bence de ben de bu güzellik varken hemen evlenirim.”
Ona sinirli olduğum için cevap vermedim. Yaptığından hiçte mahcup olmuş gibi durmuyordu.
Akşam olduğunda arabalar konvoy haline getirildi. Sanırım artık evimden ayrılıyordum. Ayağa kalkıp salona geçtim. Annem, babam yanımda duruyorlardı. Kapı açılınca içeri Poyraz'ın babaannesi dedesi, annesi, babası girdi. Annem yanımda ağlamaya başladı, neden ağlıyorsa en çok o istedi evlenmemi. Yüzüne bakınca da, “Ağlıyor musun, gülüyor musun?” diye sordum.
“Mutluluktan ağlıyorum, artık kocanın başını yiyeceksin.”
Kaşlarımı çatıp, “Vay be,” dedim alınmış halde. “Bu kadar sevineceğini bilseydim düğün masrafı yapmadan Poyraz’a kaçardım. Yazık değil mi adama, dünyanın masrafı yaptı.”
“Sus kız biri duyup bizi ciddi anlayacak. Baksana babanın suratsızlar akrabaları bizi izliyor.”
Kahkaha atmamak adına elimi ağzıma bastırıp kendimi zorlukla durdum. Sanırım annemle beni anlayan Poyraz da aynı durumdaydı. Alt dudağını ısırmış gülmemek adına kendini tutuyordu. Merak etme hayatım ben çocuklarımıza babanın suratsız akrabaları demeyeceğim.
“Güzel kardeşim benim.”
Dağınık olan aklım ağabeyimin yanıma gelmesiyle toparlandı. Kollarımı boynuna doladım sımsıkı. “Her zaman bir arada olacağız, bu yüzden duygusal konuşma yapmayacağım. Seni çok seviyorum ve her zaman akrandayım meleğim.”
“Ben de seni çok seviyorum abim. Benim en yakın arkadaşım hep sen olacaksın.”
“Bunu Poyraz’a da söyle de kıskansın.”
“Merak etme her zaman söyleyeceğim.” Sırıtıp beni Poyraz'ın yanına getirdi.
"Allah sabır versin kardeşim."
“Abi?”
Beni umursamadan gülen iki adamın yakışıklı yüzlerine vursam çok mu ayıp etmiş olurum?
"Sen merak etme kardeşim ona çok iyi bakacağım."
Sanırım ikisine de vurmaya kıyamam.
Poyraz’ın kollarının arasında dışarı çıkarken karnıma ağrılar giriyordu heyecandan. Davullar hiç durmadan çalıyordu. Yanımda yürüyen adam elimi sıktıkça ona sarılasım geliyordu. Çocukluk aşkımla evleniyordum. Yıllardır gizli gizli sevdiğim adamın karısı olacaktım. Bu mutluluğu asla anlatamıyordum.
Arabalara binince başımı Poyraz’ın omzuna yaslayıp düğün salonuna kadar sesimi çıkarmadım. Bu durum sanırım tuhafına gidiyordu. Hiç susmadan konuşan ben sessizleşmiştim. Sanırım annemin dediği gibi ağırbaşlı oluyordum.
Düğün salona geldiğimizde gelin odasına girip oturduk. “Tatlı bir yorgunluk var üzerimde. Senin de öyle mi?”
Poyraz'ın yardımıyla ona yaklaştım. “Evet, dün akşamdan beri gözüme uyku girmedi. Nikâh defterini imzalayalım başka bir şey istemiyorum.”
Yanağına ufak bir buse kondurup açılan kapıya çevirdim bakışlarımı.
Bora’yla İrem peş peşe odaya girdiklerinde yanımda oturan Poyraz’a bakmadan gülümsedim. Bora’yı patronum sanıyordu. İrem’in sevgilisi olduğunu bilmiyordu.
"Hayırlı olsun Zeynep ve Poyraz çifti." Poyraz ayağa kalkıp elini sıktı. "Sağ olasın."
"Hoş geldin Bora, çok mutlu oldum geldiğine."
"Arkadaşım evleniyor tabii geleceğim."
Hakkını yiyemezdim, patronumdan çok arkadaşım gibiydi. İrem sayesinde azıcık onu kullansam da ben iyi bir arkadaştım. Gülümseyip, "Darısı sizin başınıza," dediğimde Bora’nın gözleri parladı. İrem korkuyla yutkundu ben ise elimi ağzıma vurup Poyraz'a baktım
"Siz derken, hayatım?"
"Ayrı ayrı hayatım, ikisi için ayrı söylüyorum."
"Amin Zeynep, ben içeri geçiyorum görüşürüz."
Bora odadan çıkınca İrem yanağımı öpüp hemen oda çıktı.
"Sevgilim ne oluyor?"
Of ya ne diyeceğim ben şimdi? Ah Zeynep ah çenene sahip çıkamıyorsun.
"Hayatım çok heyecanlıyım saçmalıyorum, sen bakma bana."
"Neden heyecanlansın?"
Konuyu dağıt Zeynep, hazır aklı başka yere kayıyor.
"Söyleyemem, utanıyorum."
Utanmam imkânsız olmasına rağmen yalanıma inanıyor muydu?
Dudaklarımı öpüp, “Çok fenasın” dediğinde yutkundum. Asla saf bir adam değildi. Umarım düğünün heyecanıyla unuturdu. Odanın kapısı açıldı. "Poyraz Bey nikâh memuru geldi, sizi bekliyorlar"
Kolumu koluna dolayıp Poyraz'la odadan çıktık. Kim gelmiş diye etrafa bakarken “Önüne bak,” diyen kocam olacak adamı dinleyip dikkatli yürümeye devam ettim. Herkes ayağa kalkıp bizi alkışlıyordu. Poyraz'ın elini sımsıkı tuttum, nikâhın kıyılacağı masanın yanına gelip oturduk. Sevgi ve Kemal de yerlerine oturunca nikâhımız kıyılmaya başladı.
Hayal kurmaktan hiçbir zaman vazgeçme, olmaz dediklerin elbet bir gün mutlaka olur. Hayal kurmayı bıraktığımda ruhumu kaybettim, olmaz dediğim de hayata küstüm. Kendime geldiğimde, düşüncelerimde sevdiğimi düşündüğümde hayatım tekrar düzene girdi. Olmaz dediğim her şey yavaş yavaş oldu.
Kollarının arasında olduğum adamın bugün karısı olmuştum. Tıpkı hayallerimdeki gibi üzerimde kabarık bembeyaz gelinlik, ailelerimizin arasında dans ediyorduk.
Gözleri parlayan kocamın gözlerinden gözlerimi çekemiyorum. Masmavi gözleri cam gibi parlıyordu.
“Bütün kalabalığa rağmen tek seni görmem normal mi? Sanki etrafımızda hiç kimse yokmuş da sadece ikimiz varmış gibi değil miyiz? Heyecanım o kadar fazla ki seni alıp bir an önce evimize alıp gitmek istiyorum Zeynep’im.”
“İnanır mısın evimize gitmeyi ben de her şeyden çok istiyorum. Ama bunun için düğünümüzün bitmesini beklememiz gerekiyor. Bu gece bizim gecemiz, her anımızın tadını çıkarım sevgilim.”
Dans müziği bittiğinde yerimize oturmadan hareketli çalan müzikle hareketlerimi hızlandırdım. Kocam her zaman olduğu gibi oynamak yerine alkış yapıyor, arada bir beni kollarını arasına alıp etrafında hafif döndürüyordu.
Hiç durmayan müzikle birlikte biz de pisten çıkmamıştık. Bütün gece çılgınlar gibi dans edip düğünümüzün hakkını verdik. Artık eve gitme saati yaklaşınca ailelerimizle vedalaşıp Kemal ve Sevgi’nin evine yakın olan evimize geldik.
Ellerim heyecandan titrerken beni kucağına alan kocamın gözlerinin içine bakmaya utanıyordum ilk defa. Onunla onca ay çatı katımda özel vakitler geçirmeme rağmen şimdi yatak odamıza girmek geriyordu beni.
Beni kucağından indirip karşıma geçtiğinde alnımı öptü. Ona sarılmak için kalkan kollarımı beline dolayıp yüzümü göğsüne yasladım.
“Bu anın hayalini o kadar fazla kurdum ki şu an mutluluktan ağlayabilirim.”
“Sen mi ben mi? Adını ağzıma almaya çekiniyordum şimdi kollarımın arasında, karım olarak yanımdasın. Bu benim için mucize gibi. Benimle her gün kavga eden, anlaşamayan kadın karım olarak yanımda. Seni çok seviyorum benim güzel kadınım.”
Başımı geri çekip, “Ben de seni,” dedim dudaklarına doğru nefesimi üflerken. Belimde duran eli sıklaştı. Beni yukarı kaldırıp dudaklarımı öptüğünde beklemeden ona karşılık verdim. Bu gece durmak yoktu, yılların acısını çıkarmak için birbirimize özlemle dokunacağız. Bugün ayrı olmak yoktu, Zeynep, Poyraz olmanın günüydü bugün.
Gelinliğim bedenimden yere kayarken sert omuzlarından siyah ceketini çıkardım. Kravatını ve gömleğini çıkardığımda gelinliğimim yanına gönderdim.
Ellerim hafif tüylü göğsünün üzerinden gezerken yutkunup beni yatağın üzerine yatırdı. Beyaz topuklu ayakkabılarımı ayağımdan çıkarırken gözlerini gözlerimden çekmeden ayak bileğimi öptü.
Karşısında sadece alt çamaşırımla durduğum için biraz utansam da yüzümü ondan saklamıyordum. Bu gece gözlerimi bir kere kapatmak istemiyordum.
Pantolonunu çıkarıp üzerime uzandığında kollarımı boynuna doladım.
“Zeynep’imin yüzü gibi bedeni de çok güzel. Bu adam senin her şeyin biliyorsun değil mi?”
“Biliyorum sevgilim. Canımsın sen benim.”
“Özlemle dokunmak istiyor sana bu adam. Ondan korkma lütfen.”
“Bu gece seninim, senden korkmuyorum Poyraz. Bu gece aksine seninle bir bütün olmak istiyorum.”
Tebessüm eden dudakları dudaklarıma kavuştuğunda kendimi ona bıraktım. Dudaklarımı, boynumu bedenimin her zerresini öpüp, yılların özlemini çıkarmak için sevdi.
Uzaktan baktığımda kusursuz bedenini rahatlıkla dokunup öptüm. Her temasta ikimizin de kalbi deli gibi çarpıyordu.
Bir bütün olduğumuzda ikimiz de gözlerimizi kapatıp bulutların üzerinde gezdik. Tamamen birbirimize ait olmak bizim için bu dünyanın en güzel şeyiydi. O benim çocukluğumdu şimdi kocam oldu.
“Sonsuza kadar bir bütün olmak dileğiyle sevgilim
"Seni seviyorum kocacığım"
"Seni seviyorum karıcım"
Gözlerim, onun nefesini derin derin çektiğim anın heyecanıyla parlıyordu. Çocukluğumdan beri sevdiğim adam, şimdi benim kocamdı ve bu gerçekliğin tadını çıkarmak istiyordum. Odadaki loş ışıklar altında, kocamın dokunuşlarını iliklerime kadar hissediyordum.
Onunla her temas, beni içten içe titreten bir ateş gibi yakıyordu. Elleri bedenimde dolaşırken, her dokunuşu adeta bir şiirdi. Bu an, yıllarca beklediğim ve hayalini kurduğum anın ta kendisiydi.
Dudakları, benimkilerle buluştuğunda, içimdeki tutku bir fırtına gibi kabardı. Öpüşüyorduk, ama bu sadece dudaklarımızın birleştiği bir öpücük değildi, bu bir tutkunun dansıydı. Hissettiğim şey, kelimelerle ifade edilemeyecek kadar güçlüydü.
Gözlerimiz birbirine takıldı ve orada, birbirimize baktığımız an, her şeyi anlamıştık. Kelimelere ihtiyaç yoktu, çünkü duygularımız her şeyi anlatıyordu. Bu tutkulu anın tadını çıkarmak istiyordum, çünkü bu an, aşkımızın en saf ve en özel haliydi.
Elleri, vücudumun her kıvrımını keşfediyormuş gibi geziniyordu. Her dokunuşu, içimdeki ateşi daha da alevlendiriyordu. Sadece fiziksel bir birleşme değil, aynı zamanda ruhsal bir yakınlaşma anıydı. Kalbim hızla atarken, aşkımızın bu güçlü dalgalarını daha fazla hissetmek istedim.
Dudakları, tenimde ateşli izler bırakıyordu. Öpücükleri, beni başka bir dünyaya taşıyordu. Tutku dolu bir öpücüğün ardından, gözler gözlerimde kayboldu. O an, kendimi tamamen ifşa etmiş gibi hissettim, çünkü onun gözlerinde her şeyi buluyordum.
İçime yavaş yavaş girdiğinde tırnaklarımı omuzlarına batırdım.
“Zeynep…”
Aralık dudaklarından çıkan boğuk sesi bedenimi sarhoş ederken, “Çok güzel,,” dedi.
Kesinlikle çok güzeldi. Bir ay içinde evlendiğimiz için ona kızsam da değmişti. Sevdiğim adama kavuşmuştum.
Hareketlerini hızlandırdığında, “Bebek istiyorum,” dedim. Dudakları alnıma, boynuma değdi. Orgazma ulaşmama az kalmıştı. Kalçasını hızlandırdı. Gözlerim kayarken ondan önce orgazma ulaştığımda soluk soluğa kaldım. Damarları gerilmişti. Bir anda kendini geriye çekip göbeğime boşaldığında soluk soluğa, “Neden?” dedim. “Bebek istiyordum.”
Omzumda soluğunu düzene sokmaya çalışırken boynumu öpmeye devam ediyordu.
“Erken sevgilim.”
Erken mi? Ama o da hemen bebeğimiz olur demişti?
Göbeğimi silip yanıma uzandığında bedenimi kollarının arasına aldı.
“İyi misin?”
“Böyle konuşmamıştık.”
“İlk gecemiz sevgilim, uzun yıllarımız olacak.”
Alnımı öptü. Saçlarımı okşarken gözlerimi kapadım. İlk gecemizdi bu yüzden bunu şimdi konuşmayacaktı. Hem dediği gibi önümüzde uzun yıllarımız vardı.
VE KURGUMUZ ŞİMDİ BAŞLIYOR.