Poyraz'la birlikte hastane işlemlerimizi halledip çıktık. Yarın sabah hastaneye yatarak ameliyat olacağı için ikimiz de büyük bir gerginlik içindeydik. Poyraz'ın elleri direksiyonu sıkıca kavramış, adeta kırarcasına sıkıştırmıştı. Gözlerindeki endişe, yüzündeki çizgilerle belirginleşiyordu. Onu rahatlatmak için elini tuttum ve sakinleştirici bir sesle "Sakin ol, kendini üzme" dedim. Parmaklarımız birbirine dolanırken, o an içten bir şekilde elimi tutup öptü. "Gerginim, korkuyorum," dedi, sesinde duygusal bir titreme vardı, "Çocuğumuzun olmasını o kadar çok istiyorum ki. Ama aynı zamanda senin de bu süreçte acı çekecek olmana üzülüyorum." Kendimi onun endişelerine karşı savunmasız hissederek yanıtladım, "Beni düşünme lütfen." "Nasıl düşünmem? Sen benim canımsın," dedi, sesindeki titrekli

