Zamanın akışı, bizim için çırpıp geçtiği bir kuş gibiydi. Poyraz'la birlikte yüreğimizin en derin köşelerinde yankılanan tek bir soru vardı: "Bir bebeğimiz olabilecek mi?" Biz, hastane koridorlarında kaybolan iki yitik ruh olarak, bu umudu takip etmeye devam ediyorduk. Poyraz'ın uzun bir tedavi süreci sonunda, şimdi sıra bendeydi. Poyraz'ın verdiği sperm, umutla beklenen anı işaretleyen yumurtalıklarımla buluştuğunda hiçbir zaman pes etmedim. Sabırsızlıkla geçen bir haftanın ardından, dört küçük embriyo hayat buldu. Doktorun telefonu geldiğinde, içimizde kabaran heyecanı birbirimize sarılarak ve gözlerimizin dolu dolu olduğu anı hatırlayacağımız kadar net yaşadık. Öğleden sonrası, evimizden çıkıp hastane yolunu tutarken, içimizdeki coşku bir okyanusun dalgaları gibi yükseliyordu. Doktor

