Ellerim Ceren'in kaygan, çıplak bedeninde dolanırken, parmak uçlarım onun sıcak teninde geziniyordu. Gözlerimi sıkıca kapattım, kendimi bu anın akışına bırakmaya, içimdeki fırtınayı dindirmeye çalışıyordum. Ama zihnimin perdesine yansıyan, Ceren'in değil, İlayda'nın görüntüsüydü. O masmavi, saf ve derin gözleri, sanki o anda bana bakıyormuşçasına, içimi bir hicap duygusuyla doldurdu. O ince, gülümserken hafifçe kıvrılan dudakları beynime hücum etti. Bu, sadece bir anlık bir hayal değil, bir yüzleşmeydi. Kendimle yüzleşiyordum. Benim istediğim, bu gececi, bu bedensel ve anlık bir tatmin değildi. Benim derdim, öfkem, arzum başka bir kadınla giderilecek kadar basit değildi. İçimi kemiren, beni deliye döndüren o yoğun duygu yığınının tek bir adı vardı: İlayda. Onu istiyordum. Sadece bedeniyle

