Biip
.
.
.
Allah'ım ne kulak tırmalayıcı bi ses
.
biip
.
.
.
Biri şunu sustursun
biip
.
.
.
Alarm mı bu hayır ya bu sesi ben nerden hatırlıyorum.
biip
.
.
.
Göz kapaklarımı kaldırmaya çalışırken başımın döndüğünü hissettim. Bulunduğum ortamın karanlık olduğunu fark ettiğimde biip sesinden ve sanki uzaktan gelen araba kornalarının sesinden başka ses olmadığını fark ettim. İçim ürpermişti. Gözlerim yeniden kapandı. Sonra bir daha zorladım gözkapaklarımı aralamak için ama yapamadım. Üşüdüğümü hissettim sanırım üstüme birşey örtmemişlerdi. Neredeydim ben. Uyuyor muydum ben az önce. Rüya görmemiştim ama. İlginç çünkü her gece saçma sapan rüyalar gören acayip bir insandım ben. Daha fazla düşünemeden geri döndüm uykuya .
Ne kadar geçti anlayamadım ama şiddetle bir ışık çarptı gözlerime. Uyandım. Gözlerimi tamamen açmıştım artık. Başımda doktor vardı ve elindeki ışıkla bilincimin yerinde olup olmadığını kontrol ediyordu. Uyandığımı fark edince fenerini kapatıp bana en son ne hatırladığımı fln sordu.
Ne diyicem tabii ki en son hatırladığımı söyledim.
-Süt kardeşim Ekrem'in anne ve babasının ameliyattan çıkmasını bekliyoduk. Onlar bu hastanedeler dimi. Ağır bir trafik kazası geçirmişlerdi. Onların çıkmasını bekliyoduk.
Annem ve Ekrem'in annesi lisede aynı okulda 3 en iyi arkadaşlarmış. Annem Zeliha , Ekrem'in annesi Leyla teyze ve Damla teyze. Annem babamla evlenmiş ve ben olmuşum. Başka kardeşimin olma ihtimali yokmuş.vir de Leyla ablanın ilaç kullanması gereken bi hastalık, adını hep unutuyorum karışık bir ismi vardı Leyla teyze hem süt veremediği için hem de birbirimize kardeş olalım diye Ekrem'le beni süt kardeş yapmayı teklif etmiş falan
Ben 16 yaşındaydım , Ekrem o gün bizde kalmıştı , performans ödevime yardımcı oluyordu. Ve annemin ağlayarak babama ağlayarak bir şeyler anlattığını duyduk. Sonrasında üstümüze montları çeker çekmez atladık arabaya. Trafik kazası olmuş. Alkollü bir sürücü virajda hız yapmış ve Leyla teyzemlerin arabasıma çarpmış. İki araç birden uçmuşlar. Sarhoş adamın hayati tehlikesi yokmuş. Ama leyla teyzem ve Erdem abinin durumları hakkında bilgi vermemişlerdi.
Hatırladıklarımı doktor hanıma anlatırken o da söylediklerimi not ediyordu.
-Yani şuan 16 yaşındasın öyle mi?
-Evet.
-Tamam. Peki Zehra Hanım'ı hatırlıyor musun?
Tabii ki komşumuz olur. Ben onu o beni çok severiz . Ama siz onu nereden tanıyosunuz? Bana niye böyle sorular soruyosunuz? Nen niye hastane yatağındayım?
Doktorun sorularını cevaplarken biryandan da etrafımı incelemeye fırsat bulmuştum. Gerçekten de yanımda doktordan başka kimse yoktu. Yatağımın yanındaki tuhaf kahverengi derili koltuğa oturmuş bana soru soruyor, cevaplamamı bekliyordu. Küçük odanın hiç penceresi yoktu. Bir cam cardı o da hastanenin içine bakıyordu. Buranın yoğun bakım ünitesi olduğunu cama bakarken önümden geçen yemekhaneci kadının taşıdığı ayna gibi parlak gümüş renkli sade tapsiye tersten yansıyan yazıları okuduğumda anladım ve ters giden bişeyler olduğunu anladım.
Doktor hanımın yaka kartına bakındım ama göremeyince telaşa kapılmıştım. Sorularımı tekrarladım ama cevap vermeden ayağa kalktı ce acil bir arama yapması gerektiğini söyleyerek odadan çıktı. Bense korkumdan , hiçbir şey düşünecek durumda değildim. Bana bağladıkları yarısından azı kalmış serum, nabız ekranının kabloları, uyutucu ilaçların iğnelerini kollarımdan hızlıca çıkarttım ve üstümğ değiştirdim hastane önlüğünü başucumdaki yumuşak kahverengi kaplamalı deri koltuğa fırlatırken aklımda ailemin nerede olduğunu düşünüyordum. Siyah üzerine bordo ve zümrüt yeşilli büyükçe yuvarlakları olan eşarbımı dolaptan alıp rastgele yaptım. Nasıl göründüğüm umrumda değildi annemin babamın en önemlisi de Ekrem'in nerede ve nasıl olduğunu öğrenmeliydim. Koyu gri renkli ve bordo kacaman düğmeleri olan kabanımı üstüme çektiğim gibi koşmaya başladım. Sonra geri dönüp resepsiyona "Mehir Balaban adlı hasta'nın yakınıyım. Bu hastaneye getirilmiş. Durumu nedir ve neden hastaneye kaldırıldı?" diye sordum.
Kimlik sorunca üstümde olmadığını bildiğimden önemli değil diyerek uzaklaşmaya çalıştım. Ama beni şüpheli biri sanıp peşime güvenliği takınca doğruca yangın merdivenlerinden çıkarak önüme gelen ilk yokuştan kendimi aşağı salarak koşmaya başladım.Allah'ım neler oluyordu böyle. Başıma şiddetli bir darbe inmiş gibiydi ve zonkluyordu. Kıvrandığım yerden kalkarak evimize doğru koşmaya başladım.
Bi dakika bi dakika
O neydi öyle
Ne zamandır Konya'da Galata Kulesi var!