4.Bölüm: Çabalıyorum

869 Kelimeler
Burnum kaşınıp hapşırdım. Oturduğum yerde titremeye başlayınca bir an önce yıkanmazsam hastalanacağımı kendime söyleyip ayaklandım. Banyoda sıcak suyun altına girdiğimde düşüncelerim yeniden Onur’a kaydı. Onur ile olan ilişkimiz için daha çok çabalamam gerektiğini biliyordum. Ne kadar sevecen ve sabırlı olsa da Onur yetişkin bir erkekti. Geçen hafta acele ettiğini, kontrolünü kaybettiğini söylerken yüzüne yerleşen neredeyse aç ifade beni korkutmuştu ama şimdi düşündüğümde damarlarımda ılık bir memnuniyet hissinin dolaşmasına neden oluyordu. Kişiliklerimizin birbirine uygun olmasının yanında bedensel kimyalarımızın da tuttuğuna emin olmuştum. Onur beni istemişti. Çığlık atmaya başlayıp onu kendimden uzaklaştırmadan önce ben de onu istemiştim. Sıcak su tenimi ısıtırken kötü düşünceleri zihnimden kovup bundan sonra yapacaklarıma odaklandım. Dokuz gün sonra yılbaşıydı. Şirketin düzenlediği partiye herkes gibi bende katılacaktım. Onur’un da o gece orada olacağı bildiğimden aramızdaki ilişkiyi düzeltip ona daha yakın olmak için güzel bir fırsat olduğu kesindi. Bu sefer öpücüğünden korkmayacak hatta ilk önce onu ben öpecektim. Bedenim kararlılık ile dolarken saçlarımı köpürtüp yıkadım. Bedenimi on gün önce aldığım hindistan cevizi aromalı duş jelimle ovalarken Onur’un bu kokuyu sevdiğini zihnime not ettim. Beni tutup gitmeme izin vermediği zaman kokumla ilgili yorumu yeniden kızarmama neden olurken lifi daha çok tenime bastırdım. Duştan çıkıp bornozuma giydikten sonra saçlarıma havlu sarıp aynanın karşısına geçtim. Normalde açık renkli olan tenim duş yüzünden hafifçe pembeleşmişti. Yanaklarıma bu rengin yayılması beni daha çekici gösteriyordu. Yorgun olduğum zamanlarda solgun duran yüzüme pek makyaj yapmadığımdan parti için özellikle süslenmeye karar verdim. Ve en önemlisi kıyafete ihtiyacım vardı. Her zaman giydiğim pantolon-ceket takımlarından biri yerine elbise ya da şık bir bluz ile etek giymeliydim. Boyum çok uzun değildi, manken gibi bir fiziğim olduğu da söylenemezdi. Yine de doğru yerlerde dikkat çekecek kadar kıvrımlarım vardı. Çok daha gençken pek çok erkeğin bana yaklaşma nedeni olduğunu keşfettiğim kalçalarım ve ortalamanın üzerinde olan göğüslerimi o zaman saklamaya başlamıştım. Karşı cinsten ilgi görmenin beni korkuttuğu anları zihnimde geriye itip sevdiğim adama odaklandım. Onur, o erkekler gibi değildi. Üstelik ben artık yetişkin bir kadındım. On yedi yaşında beni öpmeye çalışan bir erkek yüzünden korkuyla titreyip günlerce okula gitmeyen o aciz kız değildim. İç sesim sinsice zihnime acı sözler fısıldadı. Yine de korkaksın. Ona aldırmamak istesem de doğruydu. Yumruklarımı sıkıp yansımama bakarken tısladım. ‘’Çabalıyorum.’’ Gözlerimi yumup derin birkaç nefes aldıktan sonra yeniden açtım. Kırgınlık, öfke ve umut mavi gözlerimi doldururken kendimi gülümsemeye zorladım. Onur’un ela gözlerindeki hevesin anısı zihnime süzülüp tenimi ısıttı. Ne istediğimi biliyordum. Yılbaşı partisinde güzel olmak, sevdiğim adamın beni arzuladığını bilmek istiyordum. Onur’un gözlerinin o aç bakışla yeniden parlamasını istiyordum. Yanaklarım düşüncelerim ile kızardı. Bu planın işe yaramasını sağlamak için sadece biraz desteğe ihtiyacım vardı. Banyodan çıkıp odama dönüp telefonumu elime aldım. Meral Hanım’ın numarasını bulup arama tuşuna bastım. Üç kez çaldıktan sonra telefona ‘’Merhaba Denizcim.’’ diyerek cevap verdi. Benden birkaç yaş büyük kadının hafif nefes nefese kalmış sesiyle duraksadım. ‘’Müsait miydiniz?’’ ‘’Elbette. Kusura bakma telefonumu masamda unutmuşum tam ofisten çıkıyordum ki çaldığını duydum. Koşturup aramayı yanıtladığımdan biraz soluksuz kaldım. Aradığın iyi oldu böylece iki kat aşağıya inip yeniden telefonum için geri dönmemiş oldum.’’ Dudağımı ısırıp yatağıma oturdum. ‘’Konuşmak istersem aramamı söylemiştiniz.’’ Meral Hanım sessiz kalıp devam etmemi bekledi. ‘’Yarın için bir seans ayarlamamız mümkün mü? Tavsiyenize ihtiyacım var.’’ ‘’Programımda sana bir yer açabileceğime eminim. Mesajla sana bildiririm.’’ ‘’Teşekkürler.’’ ‘’Ne demek beni aramana sevindim.’’ dediğinde çarpma sesiyle birlikte Meral Hanım’ın inlediğini duydum. Endişeyle sordum. ‘’İyi misiniz?’’ ‘’Ah.’’ derken sesi boğuktu. Dişlerini sıkıyormuş gibi sesi kısık çıkarken ‘’Sakarlığım tuttu. Kalçamı masanın kenarına çarptım.’’ diye açıkladı. ‘’Anladım.’’ Hızlıca konuşup ‘’Yarın görüşürüz.’’ dedikten sonra aramayı sonlandırdı. Telefonu kapatmadan önce sanırım küfretmişti. Biraz şaşkın olsam da görüşmenin iyi geçtiğini kendime hatırlatıp yatağıma uzandım. Yan dönüp yastık yığınımdan birini kucaklayıp komodinin üzerindeki aile fotoğrafımıza bakarken gülümsedim. ‘’Keşke sizinle sevdiğim adamı tanıştırabilseydim.’’ Bakışlarım kahkaha atarken başı geriye savrulmuş, kameraya yan profilinden yakalanan anneme odaklandı. Babamın ölümünden sonra bir daha bu resimdeki gibi neşeyle kahkaha atmamıştı. Ardından yaşanan zorluklar ve yeniden kurması gereken bir hayat varken annemin güldüğünü nadiren görmüştüm. Aradan geçen yıllar ile birlikte neşesi az da olsa bana tutunup artmıştı. Kız kıza sarılıp koltukta kıvrıldığımız zamanlarda ileride babam gibi bir adamla evleneceğimi söylediğim anı hatırlayınca kucağımdaki yastığa parmaklarımı geçirdim. Hüznün kalıcı bir misafir olduğu gözlerini bana dikip yüzümü avuçları arasına alan annem ‘’Hayır.’’ demişti. ‘’Seni asla yalnız bırakmayacak, herkesten ve her şeyden koruyacak bir adamı sev çiçeğim.’’ Annemin o zaman babama az da olsa sitemli olduğunu fark edememiştim. Ardında bıraktığı enkazda ayakta kalmaya çalışan, çocuğu için güçlü olmaya çalışan annemi insanlardan koruyacak kimsenin olmadığını yıllar sonra anlayabilmiştim. Gözlerimi yumup Onur’un sevecen gülümsemesini hayalimde canlandırdım. Tek elimi boynuma uzatıp annemin kolyesini avucumun içine aldım. Sanki annem yanımdaymış, bana sarılıp saçlarımı okşarken ona gülerek aşık olduğum adamı anlatıyormuşum gibi konuştum. ‘’Tam da öyle birini buldum anne. Onur’u tanısan biliyorum onu severdin.’’ Hayalimde annem tek kaşını kaldırıp ‘’Öyle mi?’’ diye sorduğunda mutlulukla cevap verdim. ‘’Öyle olduğuna eminim. Beni kendinden bile koruyacak biri o.’’ Annemin hayali gülümseyip saçlarımın üzerine bir buse kondurdu. ‘’Uyu çiçeğim.’’ Uyandığımda yanımda olmasını dilesem de hayallerin, tek bir göz kırpışına yenildiğini bildiğimden gözlerimi sıkıca yumulu tuttum. ‘’Biraz daha yanımda kal anne.’’ Sevgi dolu sesi ‘’Ben hep seninleyim.’’ dedi. Nefesim derinleşip günün yorgunluğu beni ele geçirirken daha fazla direnemedim. Uykunun tatlı karanlığına yenildim.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE