Meral Hanım’ın psikolojik danışmanlık ofisinin kapısının önünde gergince dikilip zili çaldım. Birkaç saniye sonra kapı güler yüzlü doktorum tarafından açıldı.
‘’Hoş geldin Denizcim.’’
‘’Hoş buldum Meral Hanım.’’ Bağlantılı iki odadan oluşan ofise girerken hastaların bekleme odası olarak kullanılan alanın boş olduğunu görünce rahatladım. Görüşme sırasında birinin sırasını beklediği, dertlerini içine atıp ertelediği düşüncesi beni geriyordu.
Meral Hanım ayağındaki on beş santimlik topuklular ile bir model gibi önümde yürüyüp ofisine girerken, fit bedenini tarayan gözlerim otuzlarının ortasındaki kadının fiziğini takdir etti. Kalem etek ve limon sarısı bir gömlek giyen doktorumun uzun sarı saçları salıktı.
Koyu yeşil ve badem renginde döşenen ofiste rahat görünümlü iki kanepeden soldakine otururken Meral Hanım maun rengi geniş masasının ardına geçti. Arkasındaki raflara yerleştirilmiş bitkiler ile kameraya poz vermek için hazırlanan bir model gibi gülümseyerek oturdu.
Masasının çekmecesinden önceki görüşmelerimizde aldığı notları çıkarıp, süslü kalemliğinden pembe renkli bir tükenmez kalem alırken hafifçe koltuğundan kalkıp geri yerleşti. Gülüşü bocalayıp yüzünü buruşturduğunu görünce dün telefon görüşmesi sırasında kalçasını ne kadar sert masaya vurduğunu düşündüm.
Masanın yontulmuş ve cilalanmış yüzeyleri zarar verecek kadar sivri olmasa da yine de acıtacağı kesindi.
‘’Kalçanız canınızı mı yakıyor?’’
Gözlerini kırpıştırdı. ‘’Efendim?’’
Konuya patavatsızca girdiğimi geç fark edince yanağımın içini ısırdım. Acele ile ‘’Dün telefonda konuşurken kalçanızı masaya çarpmıştınız. Demin hafifçe yüzünüzü buruşturunca endişe ettim. İnşallah iyisiniz?’’ dedim.
‘’Ah iyiyim.’’ deyip profesyonel gülümsemesini yüzüne yerleştirdi. ‘’Endişelenecek bir şey yok.’’
‘’Anladım.’’
Boğazını temizleyip defterine not almaya hazırlanırken ‘’Bugün benimle konuşmak istediklerin neler?’’ diye sordu.
Konu değişikliği fırsatına hızla atılıp konuşmaya başladım. ‘’Aslında sizden biraz tavsiye almak istiyorum.’’
İlgiyle kahve gözleri bana odaklandı. ‘’Elbette. Her şeyi benimle konuşabileceğini ve bunların aramızda kalacağını biliyorsun. Hastalarımın gizliliği konusunda oldukça titiz olduğumu biliyorsun.’’
Her psikolog gibi hastaları ile olan sohbetlerini gizli tutacağını bildiğim Meral Hanım sessizliğimi tereddüt olarak algılamış olsa gerek ki bana göz kırptı. ‘’Endişen Onur ile alakalıysa istemediğin sürece bu sohbeti öğrenmesine gerek yok.’’
Onur’un bahsinin geçmesi ile yanaklarım ısınırken ‘’Elbette.’’ dedim. ‘’Size güveniyorum.’’
‘’Bunu duyduğuma sevindim Denizcim.’’
Derin bir nefes alıp ‘’Konu Onur’un öğrenmesi değil, aslında Onur hakkında sizden tavsiye almak istiyorum.’’ diye tek nefeste konuştum.
Sol elini çenesinin altına dayayıp öne eğilirken kalemiyle birkaç kelime yazdı. ‘’Devam et lütfen.’’
Avuç içlerimi dizlerime dayayıp sıkarken Meral Hanım’a geçen hafta Onur ile aramızda yaşanan olayları anlattım. Mimikleri bir an değişmeden beni dinleyip not aldı. Konuşmayı bitirdiğimde kalemini kağıdın üzerine birkaç kez vurup ciddiyetle bana baktı.
‘’İlaçlarını kullanmaya devam ediyor musun Denizcim?’’
Altı aydır bana yardımcı olan hapların olduğu şişe çantamdaydı. ‘’Evet. Her akşam yemekten sonra içiyorum.’’
‘’Anlıyorum. Onur ile kaydettiğiniz ilerleme takdir edilesi ve daha da ilerlemeye devam edeceğinize eminim. İlişkinizin temposu ve birbirinize gösterdiğiniz sabır temelimiz. Ufak adımlar yerine belirleyici bir adım atmak istemenizi anlıyorum. Açıkçası bende önümüzdeki seansında bunu sana önerecektim.’’
Meral Hanım’ın sözlerine başımı sallayıp devam etmesini bekledim. Gözleri sıktığım ellerime kayıp ardından yüzüme çıktı. Gerginliğimi bastırmak için hafifçe tebessüm ederken ‘’Endişelenecek bir durum olduğunu düşünmüyorum yalnızca biraz daha desteğe ihtiyaç duyuyor gibisin. Bu yüzden ilaç dozunu arttırmak istiyorum.’’ dedi.
Kalemi yeniden harekete geçip not alırken ‘’Bir de uyku sorunun için-‘’ diye konuşmaya başlamıştı ki sözünü kestim.
‘’Uyku sorunum mu?’’ Midem ekşirken yutkundum.
Merak Hanım bana bakıp hataları yüzünden öğrencisini azarlayan bir öğretmen gibi dudaklarını büzdü. ‘’Onur beni aradı. Sıkça gördüğün kabusların ardından iş yerinde dalgın olduğunu ve yüzünün solgun olduğunu gördüğü için endişelendiğini söyledi. Konu hakkında ne yapabileceğini sordu. Senin ona açılmak yerine bunu saklama çabanı seni kırmadan nasıl ele alacağından emin değildi.’’
Boğazımı biri sıkmış da ciğerlerime yeterince hava gidemiyormuş gibi göğsüm sıkıştı. Onur’a yalan söylediğim her seferinde aslında gerçeği bildiğini ama beni tedirgin etmemek için sakladığını öğrenmiştim.
‘’Ben şey…’’ Kelimeler dudaklarımda sönüp kayboldu. Ne diyecektim ki? Yalan söyledim, özür dilerim mi?
Merak Hanım’ın sesi yumuşadı. ‘’Tedavinin işe yaraması için birbirimize karşı dürüst olmalı ve her şeyi anlatmalıyız Denizcim.’’
‘’Biliyorum.’’ derken gözlerimi kaçırdım.
Meral Hanım koltuğunda geri yaslanınca deri yüzeyden gıcırdama sesi geldi. ‘’Uykusuzluk ve kabusların birleşiminin Onur ile olan yakınlaşma çabanı baltaladığını dile getirsem daha dürüst olman konusunda anlaşabilir miyiz?’’
Hemen ona döndüm. ‘’Nasıl yani?’’
‘’Sağlıklı bir düzende sağlıklı bir ilişki yaşamanı istiyorum. Bedensel ve ruhsal endişelerin seni yıpratırken duygusal hassaslık seni fiziksel olarak çizdiğin o sert sınırlara geri itiyor.’’
Yutkundum. ‘’Yani uyku ilacı almam gerek.’’
‘’İyiliğin için evet.’’
‘’Anladım.’’ derken sesim yenik çıktı. Korkularım beni tutsak etmek isterken yanağımın içini ısırdım.
Meral Hanım ise konuşmaya devam etti. ‘’Onur’un endişesi ve ilgisi çok değerli. Böyle bir sevgilinin olması ve desteğini esirgememesi çok mühim.’’
Onur’un beni elimden tutup Meral Hanım’ın ofisine getirdiği günü anımsadım. O zaman ikisi de bana kocaman gülümsemiş elimizden gelen her şeyi birlikte yapacağımızı söylemişlerdi. Yıllar süren başarısız seanslar ve ilaçlardan sonra pek hevesli olmasam da Meral Hanım’ın Onur’un annesinin kaybından sonra onu ayağa kaldırıp depresyonundan kurtulmasına yardımcı olan başarılı bir psikolog olduğunu öğrendiğimde yumuşamıştım.
Belki de Onur’un bana yalvaran bakışlarına yenilmiştim. Sebep ne olursa olsun iyiliğimi isteyen ve beni destekleyen insanlara sırtımı dönemezdim. Zaten bana elini uzatan fazla insan da yoktu.
‘’Tamam.’’ dedim kararlılıkla. ‘’İlaçları alacağım ve uyku sorunum için de size güveneceğim.’’
Doktorum gülümseyip ‘’Güzel.’’ dedi. ‘’Reçeteyi Onur’a mesajla ileteceğim.’’
İtiraz edip ‘’Ben de alabilirim.’’ dedim.
‘’Denizcim bu mesleği senelerdir yapan biriyim. Hastalarımın ne zaman tereddütte düştüğünü, korktuğunu ya da çekindiğini bilirim. Uyku hapları seni geriyor ve uyuma sorununu bana açmadın. İlaçları aldığından emin olmak istediğim için beni bağışla. Normalde hastalarıma böyle ültimatomlarda bulunan biri değilim. Fakat Onur da benim geçmiş hastalarımdan biri olduğundan ikinizin de doğru adımları atmasını istiyorum.’’
İlaç tedavisi ilk önerildiğinde ne kadar isteksiz olduğumu hatırlayınca Meral Hanım’a karşı çıkamadım. Şuan kullandığım ilaçları kabul etmem bile Onur’un reçeteyi alıp ertesi gün elime yalvaran bakışları ile tutuşturduğu şişe ve geçmişinin acı deneyimlerini isteksizce paylaşması ile mümkün olmuştu.
İç çekip ‘’Pekala.’’ diyerek kabul ettim.
Meral Hanım ellerini çırptı. ‘’Şimdi gelelim senin tavsiye istediğin konuya.’’
Derin bir nefes alıp sözlerime ‘’Onur ile daha yakın olmak istiyorum.’’ diyerek başladım. Meral Hanım beni yirmi dakika boyunca dinleyip önerilerde bulundu. Özgüven ve denemekten korkmama üzerinde gerçekleşen sohbetimizi bitirdiğimizde seans süresi dolmuştu.
Ayağa kalkıp Meral Hanım ile vedalaşırken ‘’Teşekkür ederim.’’ dedim. Gülümseyip beni kapıya kadar uğurladı.
‘’Bir dahaki görüşmemize kadar kendine iyi bak Denizcim.’’
‘’Siz de.’’
Beş katlı binanın ikinci katından aşağıya inip dışarı çıktığımda hava soğumuş, gökyüzünden süzülen kar taneleri beni selamlamıştı.
Aralık ayının ilk karı yanağıma konup bana serin bir öpücük verirken gülümsedim. ‘’Yeni bir yıl, yeni bir ben olacak.’’
Sonrasında günler hızlı geçti. Ofisteki işleri halledip boş zamanımda insan kalabalığıyla dolu mağazalarda yılbaşı partisi için kıyafet aradım. İstediğim giysileri bulmanın mutluluğu ile sevgilimin şehre dönmesini bekledim.
Partiden önce onunla zaman geçirip adım adım planımı hayata geçirmeyi düşünsem de Onur’un İstanbul’a dönmesi gereken gün onu ofiste bulamadım. Endişe ile telefon ettiğimde uykulu çıkan sesiyle yanıtladı.
‘’Alo?’’
‘’Onur neredesin?’’
Öksürük sesi kulağımı doldurdu. ‘’Evdeyim. İşten izin aldım. Sanırım şifayı kaptım bebeğim.’’
‘’Bana neden söylemedin? Hemen ben de izin alıp geleceğim. İlaç aldın mı? Yemek yedin mi?’’ Endişe ile konuşurken ekip liderimin odasına doğru yürümeye başladım.
Onur ‘’Sakin ol bebeğim. İlaç aldım ve yemek yedim.’’ dedi. İç çekti. ‘’Tam da bu yüzden sana söylemedim. Aylardır peşinde koştuğun Ahmet Taner projesi üzerinde çalışman gerek. İzin alamazsın.’’
‘’Ama-‘’
‘’Deniz ben iyiyim. O iş için çok uğraştın. Ahmet Taner’in online toplantılarda nasıl bir adam olduğunu gördüğümü unuttun mu?’’
Ayaklarım duraksayıp adımım havada kaldı. Ahmet Bey İstanbul’a uçup projeye imza atmadan önce Onur bana görüşmelerimde destek olmuş, Ahmet Bey ile online toplantılarımızdan bazılarında sorularını yanıtlayıp güvence vermişti. Bilgisiz olduğum bazı özel izinler hakkında bensiz görüştükleri bile olmuştu. İrem Hanım takım çalışmasından memnun kaldığı için şanslıydım.
Elimle alnımı sıvazlayıp gözlerimi yumdum. Benim kadar Onur’un da bu projede emeği vardı. ‘’Unutmadım. Ama senin orda hasta olduğunu bilmek ve gelmemek…‘’
‘’Ben iyiyim hem sana da bulaşırsa ne olacak?’’
Yüzümü buruşturdum. ‘’Bu önemli değil.’’
‘’Tabi ki önemli. Benim yüzümden hasta olmana izin veremem hem şuan ki halimi görmeni istediğimden de emin değilim.’’ deyip güldü.
‘’Ne varmış halinde?’’
‘’Hadi ama bebeğim bir erkeğin egosunu yaralama. Şuan hiç çekici değilim.’’
Şaşkın bir ses dudaklarımdan kaçtı. ‘’Umursayacağımı mı düşünüyorsun?’’
‘’Ben umursuyorum. Hastayken aşırı tipsizim.’’
‘’Onur.’’ derken sesim itiraz eder bir tonda çıktı.
Nefesini telefona doğru verip ‘’Deniz.’’ dedi. ‘’Bebeğim seni özledim ama birkaç gün daha görüşmeyip iyileşmeme izin ver. Yılbaşı partisinde seni en güzel halinle görmeme izin ver.’’
Kabul etmek istemesem de İrem Hanım’ın odasından çıkıp elindeki dosya ile bana doğru geldiğini görünce ‘’Peki.’’ dedim. ‘’Ama beni evden alma, ben gelirim.’’
‘’Ama-‘’ dediğinde ekip liderim bana ulaşmadan hızla konuştum.
‘’Taviz veriyorsak iki taraflı olmalı. Şimdi senin de dediğin gibi işe dönmem gerek. Partide görüşürüz.’’
Onur bir şey diyemeden telefonu yüzüne kapattığımda İrem Hanım yanıma vardı. Sonra aklım sevdiğim adamda olsa da yapmam gerektiği gibi işe gömüldüm.