Zilan
Ben mutfakta sabahın beş buçuğunda kahvaltı hazırlamaya başlamıştım. Her şeyden habersiz.
Yalçın abim ve Hamit abimin kalkmasına yarım saat kalmıştı. Ben kendime küçük bir tepsiye çay, ekmek ve zeytin koyup uykulu gözlerle yemeye başlamıştım.
İnsan kendi evinde rahat eder değilmi? Ben kendi evimde yedi yabancıydım. Evin çalışanları bile benden daha ev sahipliği yapıyordu.
Bir parça ekmek ve çayı yiyip içtikten sonra tepsiyi topladım annem görmesin diye.
Yarım saat sonra abimler kahvaltı edip giderken benim elimin kanaması ve sarı su akması daha sürüyordu.
Abimler çıktıktan sonra Hamit abim mutfakta telefonunu unuttuğu için geri döndü. Abim içeri girince ben inanılmaz bir şekilde korktum.
Çünkü abimin güzel telefonunu alıp bakıyordum sadece, hani ne olabilir ki? "Zilan 'ım, Niye bu kadar kortun?"Diyip başımı okşadı.
Başım dönüp affalayarak abime baktım. "Yo yok bir ş şey a abi."Diyip kekeleyerek konuşurken Hamit Abimin canı sıkılmıştı.
"Zilan 'ım, her geçen gün daha çok kekeliyorsun! Kurban olduğum bir sorun mu var? hadi anlat Abine?"Diyip başını eymiş görüş alanına almak istiyordu beni.
Abim elimi bile görmemişti! Kaldı ki 'annem beni dövüp o karanlık odaya koyuyor.' Desem daha kötüsü olurdu.
"Yo yok a abi."Diyip gözlerimi kaçırdım. Abim telefonunu masadan alıp cebine koyunca onu izliyordum.
Bu konakta yalçın, ve Hamit abim, olmazsa beni daha çok maffederdi. Daha ne yapacak degilmi?
Hamit abim başımı okşayıp çıkarken saat yedi olmuştu bile. Kahvaltı masasını doldururken kapıya bakıp bir tane yeşil zeytini ağzıma atım.
Tadı o kadar güzel ki bir an gözlerimi kapatarak tadına varmaya çalıştım. Gözlerimi açıp masaya baktım. Vişne reçeli vardı. Çatalla alıp tadına bakınca artık benim hayalim olmuştu.
Annem kapıda belirince, "Abinler gittimi?"Demesiyle elimdeki çatal düşünce gözlerimi yere dikip elim ayağım birbirine girdi. "E evet a anne." Cevap vermemle kendimi yerde bulmam bir oldu.
"Ben sana demedim mi? bize hazırladığın yiyeceklerden yemiyeceksin diye?" Annem saçımdan tutup başımı saklarken sargılı elimi elinin üzerine koyup"A anne ya yapma!"Diyip ağlamamla, Annem sarılı elimi görünce delirip tülbent ile saçımı tutup gene yere fırlattı.
Beni yine o odaya götürünce artık çırpınmaya ve savaşmaya mecalim kalmamıştı.
Öyle ya hane anne yüreği olur, evladını acı içinde görse yüreği burkulur. Ben annemin her gözlerine baktığımda daha çok kin! Daha çok nefret! Görüyordum.
Ben ağlamayı kesince annem anahtarı alıp saatlerce gelmedi. Artık yerdeki farelere alışmıştım. Onların sesi kulağımı cızırtmıyotdu mesela.
Kendi Kendime "Her ne yaşıyorsan bil ki sonsuza kadar sürmeyecek. Hiç bir şey kalıcı değildir. İlla biri gelip elimden tutup beni kaldıracak. Ama ben gücümü, hislerimi ve güvenimi kaybettikten sonra hiç bir şey fayda olmayacak." Diyip derin düşüncelere dalmış Gözlerimi sıkıca kapatım.
Artık duygusuz oluşum. Güneş doğarken sevinen insanlar gibi bir bardak suya sevinen ben, Asla kimseye güvenmeyecektim.
Kartonun üzerine uzanıp, gözlerimi kapatım. Sattlarin bir önemi yoktu. Ve canı kaç gün isterse o kadar gün kalacaktım. Bir süre sonra uykum gelince korkmayı bırakıp bedenimi uykuya teslim ettim.
Ne kadar süre geçti bilemezken birden bire Tekme ile kapı kırılınca çığlıklarım havada uçuştu.
"ANNEEEE! ANNNEEEE!"Yalçın abim bağırınca gözlerimi açıp abime baktım. Hereket etmeye çalıştım ama başaramadım.
Abim beni kucağına alıp odasına götürdü. Kapıyı üzerimize kilitleyip ellerimi tutup ağladı. "ZÎLAN, ÊŞA DILÊ MIN ZÎLAN." (Zilan gönlümün derdi Zilan.) Diyip ağlarken elime baktı.
"Seni koruyamayan abiliğimiz batsın." kükreyip bana su içirtince tebessüm ettim.
Abim yüzümü okşayınca başımdaki örtüyü çekip kontrol etmeye başladı. annem Saçımı yolduğu için abim başımdan bir, iki tutam saç alınca saçlarımı eline toplayıp odadan bir kıyamet gibi çıktı dışarı.
Ben yatağa uzanmış öylece gözlerimden yaşlar süzülüyordu. Hâlbuki artık duygusal yanımızda kaybetmiştim bu da neyin göz yaşıydı böyle?
Duygusuz insan ağlarmı hiç? 'Sana bir daha karışmam.' Diyen ve tekrar, tekrar, tekrar yaptığı hataya rağmen güvenirmi insan?
Ruhum hayallerimde özgür. Bedenim ise gerçek hayatta suç istemediğim taktirde ceza görüyordu. Bu mu? İnsanlıktan nasibini almamış, çocukluk nedir bilmemiş, çocuklar oynarken elinde bez parçasıyla izlemek miydi? Bu muydu?
Anne dediğim insan tarafından bu hale getirildim. Gözlerine bakmaya korktuğum annem. Canım acıdığı zaman sesimi kapatıp "Annem duymasın. Beni yine döver yoksa." Dediğim annem.
Benim hiç arkadaşım olmadı. Arkadaşlık nasıl yapılır? Yada nasıl bir şeydir? asla bilmem.
Aynadan kendime bakıp mavi gözlerim yine kan çanağı olmuştu. Giydiğim siyah elbise toz olmuştu. saçlarımı toparlayıp bağlayacakken tokam koptu.
Abimin dolabının üzerinde eski bir kravat vardı. Onu alıp göz yaşları eşliğinde saçımı bağladım. siyah örtüyü başıma bağlayacaktım ki kapı bir hışımla açıldı.
Başımı önüme eyip örtüyü iyicene kapatım. Çünkü yalçın abim benim olduğum yere can hiraş girmez.
Annem sanıp bedenim titrerken "O İT NEREDE?"Diye kapıdaki bağırınca daha çok korktum.
"Sen hangi yüzle odama girersin lan."Bu yalçın abimin sesiydi. "O İT SOYSUZUNA SÖYLE KARDEŞİMİ GETİRSİN."Kapıdaki yine bağırınca abimin ona vurmasıyla o da abime vurdu.
Babam "Hayırdır Aslan, evimi basıp ne için oğlumla kavga ediyorsunuz?"Demesiyle silah patladı.
Vurmuştu! Ya abim, yada babam vurulmuştu. Yere bakınca abim göğüsünü tutup yere düştü."Sana diyorum Bekir Ağa Evin, nerde?" Diyip kükreyince ev adeta insan yığınına döndü.
Gene silah patlayınca bu sefer Emirhan, Aslan 'ı, vurmuştu. Aslan, denilen adam bacağını tutup "Ulan Bozkurtlar, hepinizin belesini sikmezsem bende Xamerzan kanı değilim lan."Diyip bağırdı.
Elindeki silahı tam babama dogrultunca bir tane tam yaşlı değildi ama yaşı vardı. O adam silahı alıp o Arslan denilen adama Tokat attı.
"Kan davası Yeni bitmişken sen tekrar kan mı istersin?"Diye bağırdı. o yaşlı adam.
"KARDEŞİM_"
"Kes lan sesini. Bu gençler belki bir birlerini sevmiş. Sizin bu yaptığınız saçma sapan hareketleriniz yüzünden bu şekilde çare bulmuşlar. Çağırın doktorları Yalçın'ın yarasına baksınlar. Aslan!...Aslan," Diyip o adama içerlenirken "Hamit burada değil anlaşılan?" O adam öyle konuşunca o Deli adam sakinleşti ama öfkesi gözlerinden okunuyordu.
Babam "Hamit, sabahın köründe çıktı Cimşit Ağa,"Diyip başını hafif eyerken "Senin oğlun hiç iyi şeyler yapmadı ağa. Şimdi kaçan kız baba evine geri dönmez. Ya ölür yada öldürülür. Sen söyle onlerla eski hasimken şimdi hısım oldunuz. Bunun üzerine senin oğlun neye dayanarak böyle bir iş etti? Bana söyle ben bileyim?"
Diye sinir küpüne dönerken Annem "Kızımı berdel olarak kabul ederseniz Ahanda kızım buradadır."Diyip beni gösterdi.
Gözlerim fal taşı gibi açılınca Adam anneme "Onların üç oğlu evli iki oğlu var biri Amerika'da diğeri büyüktür_"Demesiyle konağın kapısına tekmeyle vurup içeriye gineren adama baktılar.
"HAMİTTT! GÖTÜN YEMEDİ DEME KARDEŞİMİ İSTEMEYE?"Diyen kişinin arkasından gelenler aşiret büyükleriydi.
Bağıran adamı susturup, Herkes toplanıp, aşağıya inerken ben ödüm kopmuş ve yine yüreği kırık bir şekilde abimin kapısının arkasına girip saklandım.
Az kaldı. Kafayı yemeye başlamıştım. Aşağıdaki bağırışmalar uzun saatler boyunca sürdü. Ben ilk defa evde misafir varken odada oturmuştum.
Kısa süre sonra Emirhan 'ın sesini duydum. "Zilan, Zilan?"Demesiyle "Bu burdayım Em Emirhan,"Dedim.
Emirhan, yalçın, abimin odasına girince beni kapının arkasında buldu. "Kız burda ne işin var senin?" Diyince üzgün sıfatına bürünmüştü.
Konuşmaya mecalim yokken omuzumu bir kere kaldırıp indirdim. Tam Emirhan, Kolumdan tutup yardım edecekken O adam gelip Kolumdan tuttu.
Emirhan, abim, karşı koyacakken babam belirdi kapıda "Emirhan, bırak Zilan 'ı, artık Zilan, berdel kararıyla onların gelini."Diyip kıpkırmızı olan yüzünü yere yedi.
Ben mi yapmıştım? Hayır. Ama kendimi bir o kadar suçlu da hissettim. Nedenini bilemezken artık işlemediğim suçları üstlenir olmuştum. Çünkü alışmıştım suçlanmaya!
"Ba_baba!"Diyebildim.
"Aslan, ağabeyin kızıma sahip çıksın. Benim kızım garibandır_"
"Heyy Bekir Ağa, senin puşt oğlun kardeşimi kaçırmadan önce düşünecekti."Demesiyle felaketin ön hazırlığı diye bilirim.
Ben Korkak gözlerle bakınca"Bu kız bu evde hür, özgür olabilir. Ama ağabeyimin kararı ile yaşayacak."Demesi abisi ondan daha deli ve daha mı vicdansız?
Pek konuşamadığım için ağlamaktan başka çarem yoktu. O adam Kolumdan tutup beni konağın kapısına götürdüğünde arkama baktım.
Çünkü hayalim bu şekilde değildi! Annem bana üst avludan bakarken ben bir Umut acaba gelir 'Kızım kendine dikkat et.' Dermi düşüncelerine girdim.
Ama her zaman ki gibi yanıldım. Adam beni ittirip arabaya koyup yola çıkarken sessiz, sessiz gikim çıkmadan ağladım.
Bir kulübe gibi bir yerde durunca şaşkınlıkla baktım. Çünkü etrafta ev falan yoktu.
Sadece ahır ve yanında bir kulübe, çiftlik evi gibi bir şeydi. O adam korumalara bi şeyler dedikten sonra korumalar beni arabadan indirince "Beni nereye götürüyorsunuz?" Avazım çıkana kadar bağırdım. "Botan beyin emiri var. Bizimle gelmek zorundasın." Cümlenin kurma şekline bakar mısın?'Zorundasın!'
"Benim sizinle hiç bir alakam yok! Bırakın beni..."Ben kendimi çekmeye çalıştıkça hırpalayarak götürüyorlardı.
Bir ev desem değil! Ahır desem oda değildi! Beni pis ve ağır genizimi yakacak kadar kötü kokan bir odaya attılar. "Benim burada ne işim var nolur bırakın beni!"Diyip ağlarken duvarın karanlık yerinden ses geldi. "Burası bile senin için güzel ve TEMİZ" (BU DA BENİM KARA BERDELİM)