"Acaba kaçsam yaşama şansım olurmu?"
"ZİLAN"
Üstümde fistanımla mutfakta yardımcılara yardım ediyordum. Her zaman ki gibi, 'Misafir ağırlamak!' Ben evde sadece Annemin gözüne gözükmem. Beni görünce direk tansiyonu ya çıkar yada cinnet geçirirdi.
Babam, ve üç abim beni çok severlerdi. Mutfakta masanın üzerindeki yemek tepsilerini diğer yardımcılarla taşımaya çalışırken anneme çarpma sonucu çok dayak yemiştim. Annemin beni sevmemesini anlayamıyordum.
Hani üç tane erkek çocuğu var! Beni bu şekilde dışlanması zoruma gitsede belli etmemeye çalışıyordum. Annem beni dövüp evin boş fare olan bir odaya iki gün boyunca kilitli tuttu.
"Seni kancık! Bilerek üzerime yemeği döktün! Senin canını almaz mıyım?"Diyip beni o karanlık ve iki gün aç Susuz geçirmiş halimle yine dövdü.
"Selda beni yağlı kıyafetlere görsün diye yaptın değil mi?"Diyip saçından tutup odadan çıkardı. Annem yüzünden abim bile sevdiğine kavuşamamış, ben de şu kapıdan kim girerse onunla evlenip giderim diye söz veriyordum kendime.
Selda diye bahsettiği kadın eltisi, Büyük amcamın karısıydı.
"Ana kurban olayım daha dur kızın canını çıkartın ne senin bu kızdan alıp veremediğin?" Diye yalçın abim içi acıyarak Sorunca annem burnundan solarak "Sen karışma oğul var git işini gücünü gör! Kadın işine karışma. Ben bu Oru_"
Abim, "Yeter ana!... Bırak Zilan 'ı" Diyip bağırdı Anneme. Yalçın abim kolumdan tutup beni Odaya götürünce üstüm başım leş gibiydi adeta. Saçım başım karışmış üstüm çok kötüydü.
Abim saçımı okşayıp başımdan öptü."Zilan'ım Nolur annemin kusuruna bakma, Biliyorsun...Annem böyle..."Diyip lafını bitirmeden yine başımdan öpüp odamdan çıktı dolu gözlerle.
Çünkü abim herşeyin farkındaydı. Ben kalkıp Banyoya doğru giderken hayla o fare sesleri kulağımda yankılanıyordu. Korkak ve tedirgin gözlerle etrafıma baktığımda iki gündür gözlerim hiç kurumamıştı.
Banyoya girip duş aldıktan sonra havluyla odama geri döndüm. Kapıyı kilitleyip vücuduma baktım. Beni yere fırlatığı için kolum ve bacağım morarmıştı.
Aynadan kendime bakıp hafifçe başımı sağ omuzuna yatırarak tebessüm ederek ağladım. Birden bire Kapı bir hışımla çalınca ödüm koptu. "Zilan, çık Odadan o kadar iş güç bekliyor hayde!"Diye bağırarak annem kapıya son vuruşunu yapıp gitti.
Hemen vakit kaybetmeden üzerimi değiştirmek için dolaba doğru gittim. Bir tane siyah ve olduğunca bol fistanımı, baş örtüsünü alıp aynanın karşısına giyindim. Başka renk kıyafetim yoktu hep siyahtı. Annem böyle uygun gördüğü için bu şekilde giyinirdim. Elbisemi giyip dışarı çıktım. Annemin huyuna suyuna gidersem nadiren dayak yerdim.
Ama beni evin çalışanlarından ayrı tutmazdı hani. Onlarla yemek yer onlarla oturup kalkardım. Ben bu yaşıma kadar orta okulu tek okudum. Okumak en büyük hayalimdi, Tasarımcı olmayı hep hayal ederdim. Acaba okuyup mesleğimi yapsaydım neler olurdu?
Aceleye çıkınca saçımı taramayı unutmuştum. Hemen mutfağa inince Annem oturmuş çay içiyordu. Annem ile göz göze gelmemek için direkt tezgaha gidince,"Hayırdır yüzüme bakmıyorsun? Ben senin ananım kızım, sana kızmış olabilirim sen kalkıp bana surat mı yaparsın?" Diyince gözlerine bakmadan önünde başımı eydim.
"H Haşa ana hiç olur öyle şey!"Diyip fazla konuşmak istemiyordum. Çünkü aklı bir gelip bir gidiyordu. "Tamam hade elinizi çabuk tutun bugün ağır misafirlerimiz var ona göre hareket ederken dikkat edin."Diyip bütün lafı bana çarptı.
"Haa bu arada seni misafirlerin önüne görmek istemiyorum. Hatta görmeyim."Diyip işaret parmağını sallayarak gözlerini belerterek konuştu.
"Baş üstüne ana sen nasıl istersen."Diyip işlere koyulduk. Mutfakta hız kendini kesmeden devam ederken annem odasına giderken ardından hemen sonra Emirhan gelmişti. Benden iki yaş büyük olsada ona abi diyemiyordum. Çünkü iki sırdaş gibiydik.
Kendime annem görmeyecek şekilde yemek hazırlayıp erzak deposunda yedim. Eğer biraz daha yemek yemeseydim bayılacaktım. Yemeğim bittikten sonra tepsiyi hızlı bir şekilde götürüp temizledim. Masaya servis tabaklarını doldurup koyarken Emirhan 'ın sesini duydum.
"Ohhooo Zilan xanım, bu ne ziyafet!.."Diyip bir iki yuvarlamayı parmaklarıyla ağzına atıp "Mmmm.. Sen Varya bu işin ehlisin afferin kız sana! Seni alan yaşadı."Diyip dolu ağzıyla konuşuyordu.
"Emirhan, misafirlerimiz var lütfen parmak bandırma annem yine faturayı bana kesecek."Diyip yaşadığım olay yine gözümün önünde canlandı.
"Ne oldu kız daldın?" Tabi eve gelmeyince hiç bir şeyden haberi de yoktu. "Yok! Yok bir şey öyle daldım gitim."Diyip lafı öteledim.
Konağın kapısının ve yoğun sesten anlaşılıyor ki misafirlerimiz gelmişti. Yardımcılar koşuşturmaya başlayınca içimi korku kapladı. Annem beni asla mutfağın kapısında bile görmemesi gerekiyordu.
Ben iki büyük çaydanlık çay koyup çay takımlarını çıkartmaya başladım. Diğer yardımcılar büyük misafir salonuna masayı hazırlarken diğer iki kişi yemekleri görüyordu. Nesrin abla, "Zilan hanım, anneniz sizi odasına çağırıyor!" Diyince elim ayağım titredi.
"Neden? Niye çağırıyor?" Diyip korkak gözlerle baktım.
"Bilmiyorum! Zilan' ı çağır dedi!" Diyince Allah'ım sen yardım et. Acaba bilmeden bir kusurmu işledim. Diye dua ederken mutfağın kapısına doğru yürüdüm. Ayaklarım gitmiyordu resmen.
Gözlerimi kapatıp açtım. Etrafta bakınca hiç kimse yoktu. Karşıya geçip kapıyı açıp konağın diğer tarafına geçip annemin odasına gittim. Kapıyı çalıp, "Ana beni çağırmışsın?"Dediğimde yere bakıyordum.
"Zilan, hele bana ilaçlarımı ver! Tansiyonuma bak!"Diyince anneme baktım. Rengi solmuş kanepede oturmuş başını bağlamıştı. "Tamam. Ana!"Diyip ilaçlarını içirip tansiyonuna baktım.
Tansiyonu yükselmişti. "Ana tansiyonun yükselmiş. Sana limonlu su yapıp geliyorum."Diyip cevabını bekledim.
Elini 'Çık' Dercesine kapıya doğru işaret etti. "Kız sakın misafirlerle görünme seni öldürürüm. "Diyip bu hâliyle bile bana kaseceği cezayı düşünüyordu.
Ben odadan çıkıp mutfağa doğru giderken annemlerin kaldığı yere baktım. Çok güzel görünüyordu. Ben yardımcılarının kaldığı bölümde kalıyordum. Konağın bu bölümünü yeni keşfederken,"Önünüze bakın. Yoksa yere düşersiniz!"Diye ses duyunca başımı Hemen önüme eydim.
Ses yabancı gelince asla bakamadım. Önüme dönüp hızlı adımlarla mutfağa gittim. Arkamda duruyormu? Yoksa gitmiş miydi? bilmiyorum ama sesi çok karanlık ve sert çıkmıştı.
Korku içerisinde limon çıkartıp sıkarken cam sıkacak kırılıp elimi kestim. "Hay aksi! Offfff!"Diyip elimi suya tuttum. Nesrin Abla gelip elime baktığında,"Zilan hanım, eliniz çok kötü olmuş! Hastaneye gitmeniz gerekiyor."Diyip elime müdahale etmeye çalıştı.
"Ne hastanesi Nesrin abla? Annem beni öldürür." Diyip çekmeceden sargı bezleri çıkartıp,"Nesrin abla, Annem için limonlu su yapar mısın? Tansiyonu yükselmişti." Dedim Çünkü Biraz daha geç kalırsam o odadan bir hafta çıkartmaz beni o yüzden o odaya girmeye asla mecalim yok.
"Tamam Zilan hanım."Diyip limonlu suyu hazırlarken ben elimdeki kanı temizleye çalıştım. Nesrin Abla,"Limonlu su hazır."Diyip tepsiyle koyup masaya koyup misafirlerle ilgilenmeye gitti.
Ben elimi sıkı sıkıya sarsamda kan hiç bir şekilde durmuyordu. Sargıyı sıkıp tepsiyi alıp çıktım. Etrafıma bakıp direk karşı tarafa doğru geçip annemin kapısını çaldım. "Gir!"Diyip yüksek sesle konuşunca irkildim.
Tepsiyi önündeki masaya koyup limonlu suyu eline koydum ama bardak kan olmuştu. " Bu ne kız bana ne biçim limonlu su getirmişsin?"Diyip bağırıp bardağı yüzüme bocaladı.
"A ana kusuruma bakma elim kesildi."Diyip başımı olduğunca eydim. Bardağı duvara fırlatınca saçımdan tutup beni gene yere fırlattı. "Elini niye kestin? Aklın hangi erkekte kaldı kancık? "Diyip bana tekme attı. "Defol gözüm seni görmesin!"Diyip saçımda tutup kapıya doğru itti.
Şalımı düzeltip göz yaşlarımı silip mutfağa doğru giderken bu sefer başım dönüp duvara tutundum. Konağın kapısına bakıp, 'Acaba kaçsam yaşama şansım olurmu?'Diyip içimden konuşunca kolumdan kanlar yere damlıyordu.
Aman kaçmak senin neyine ki? Annemin de dediği gibi Defolup mutfağa doğru yürüdüm. Başım eyik yürüdüğüm için önümü göremiyordum. Birde şu uzun bolca büyük fistan yüzünden.
Mutfak kapısında birine çarpınca sarsıldım resmen. "Dur! Dur! "Diyip kolumu tutunca yine aynı sesin olduğunu anladım. korkup başımı kaldırıp bakmadım bile.
"Elin çok kötü kesilmiş hasta_"Fırsat vermeden elimi çekip mutfak deposuna koştum. Annem yüzünden insanlarla bırakın ten temasını göz temasını dâhi kuramuyordum.