Ben annemin kızıydım. Okumayı yazmayı çok Seven bir kızdım. Yaptım, başardım, okudum. O kadar kötü şartlarda ve yoklukla yaptım ki gün geldi evimizde ekmek parası yoktu çok şükür bu günede dedik çünkü babamız başımızda yoktu KAÇTI.
Ben üniversite son bölüm hukuk üzerine okuyan son sınava girmeme üç gün kala başıma öyle bir şey geldi ki hayatım ve evrenim komple yerle bir oldu (TAKINTILI BIR MAFYA BOZUNTUSU) Yüzünden
Demir Demirkan
"Ben onu gördüğüm günden beri insan olduğumu anladım. Çünkü içimde öyle bir şey oldu ki midem bağırsaklarım beynim kalbim yer değiştirdi sanki! ve ne oldu kalbim öyle tuhaf atıyor ki sanki duracak ama durmuyor. Sahi aşk nasıl bir şey? Ya da Sevgi nasıl bir şey? bilmiyorum ama onu gördüğüm o kapıda yerle bir oldum".
Şimdi bu hikayede yanan kim olcak? yada kazanan? Tanan hep aşk olcak. Aşık olup asla ama asla kabul etmeyen bir adam olcak. Demir Demirkan, aşkı Töresinden, işinden, hatta ve hatta dünyadan bile büyük olan bir AŞK (SAPLANTILI)
Gördüklerim karşısında dondum kaldım."Orda biri varr!"Bağıran adamın sesi ile irkilip kaçarken çantam düştü Dönüp almazdım.
Var gücümle koşmaya devam ederken,"Hooopppooppp!"Birden bire sert bir şeye çarptım.
Başımı kaldırıp baktığımda siyaha çalan, karanlığın derin korkusunu andıran o silah gözlerden başka bir şey görmedim. Bayılmıştım.
Gözlerimi açtığımda depoya benzer Duman altı olmuş boş bir odadaydım. Polislerin sorgu odasında kullandığı o sorgu loş ışığına benzer başka bir şey Yoktu. 'Ben öyle sanıyordum.' Karanlık bir yerden uzakta değildi! yakındı ama göremiyordum. Ses geldi. "KÜÇÜK KIZZ!"
Oluyormuş! Kızların yeri asla törede yokmuş meğerse! Kaderiymiş oysa ki! Okuldan gelmiştim ve son sınava girmiştim atanmamı bekliyorum. Babam oturmuş bir tane orta yaşlarda hatta babam yaşındaydı yani ki kısacası yaşı vardı. Konuşuyorlardı ve babam bana gözlerini belerterek baktı.
Bakışları anlamsız ve korkunçtu her zamankinden daha sertti. "Bu kız okula gider Ramazan ağa!"Dedi o sesi sert tepkisi ciddiydi olan adam.
"O yirmi iki yaşında."Dedi babam. O adam başını sıkıntıya aşağı yukarı hareket ederek "Tamam. O vakit yarın halledelim."Diyince düşündüklerim doğru olmasın diye dua ederken iş işten geçmişti oysa ki!
Azad Azizoğlu'nun kızıyım. Ben sevilerek ve çok iyi şartlarda büyüyen bir kızdım. Ailemin güvenini, en çok Rojhat abimin güvenini kazanmıştım. Şiyar abimde vardı ama Rojhat abim başkadır... Gözlerimi açtığımda hiç istemediğim bir ana şahit oldum. O an ölüp gitmek istiyordum. Yer yarılıp altına girmek istiyorumdum... Ailemi, en önemlisi abimi hayal kırıklığına uğrattığım için iki seçenek ile ölüyordum. Ya karnımdaki bebeği aldırmak yada ikimizde ölecektik. Ama abim beni öldürmek yerine bebekten kurtulmak istiyordu.
"Neden lan neden? Sana güvenmediğim için herkese karşı karşıya geldim Hicran. Sen istediğini yaşa diye ben babamla iki sene konuşmadım."
"Abi... Abi kurban olayım ben bilmiyordum... Ben... Ben böyle olmasını istemezdim!" Ağlaya ağlaya konuşurken sesim artık kısılmıştı. Dört gündür beni bağlamıştı ve yemek su dâhi vermiyordu. Rojhat abim böyle birisi değil. Çıkartır sıkardı kafama ama beni en çok o seviyordu... Benim ona yaptığım ihanetin bedelini bana bu şekilde ödetiyordu. Başımı kaldırıp gözlerine baktım. Dudakları kurumuş yürümekte zorluk çekiyordu. Sanırım o da benimle bu dört gündür aç susuz kalmıştı... "A-abi..."
"Son duanı et Hicran. Bu gün son günün." Dedi başımı eğip kaderimi abimin ellerinin arasına bıraktım...
"Beni nereye götürüyorsunuz?" Avazım çıkana kadar bağırdım. "Botan beyin emiri var. Bizimle gelmek zorundasın." Cümlenin kurma şekline bakar mısın?'Zorundasın!'
"Benim sizinle hiç bir alakam yok! Bırakın beni..."Ben kendimi çekmeye çalıştıkça hırpalayarak götürüyorlardı.
Bir ev desem değil! Ahır desem oda değildi! Beni pis ve ağır genizimi yakacak kadar kötü kokan bir odaya attılar. "Benim burada ne işim var nolur bırakın beni!"Diyip ağlarken duvarın karanlık yerinden ses geldi. "Burası bile senin için güzel ve TEMİZ"
İntikam ,dan doğan bir aşk hikayesi, karmaşık duyguların ve beklenmedik olayların iç içe geçtiği bir serüven olarak karşımıza çıkıyor. Başlangıçta, birbirine karşı büyük bir nefret besleyen iki kişinin yolları kesişir. Ancak zamanla, duygular nefretin ötesine geçer ve yerini tutkulu bir aşka bırakır.
Bu hikayede, karakterlerin içsel çatışmaları ve geçmişin gölgeleri, ilişkilerinin her bir aşamasına damga vurur. Geçmişte yaşanan hayal kırıklıkları, yüzünden kayıplar, intikama sürüklemiş olsa da, kalplerinin derinliklerinde filizlenen aşk, tüm engelleri aşmalarına yardımcı olur.
Her ikisi de başlangıçta bu duygulara direnmeye çalışsa da, aralarındaki çekim her geçen gün daha da güçlenir. Nefretin yerini sevgi aldıkça, intikamın yerini affetme ve kabullenme alır. Bu süreçte, her iki karakter de kendilerini yeniden keşfeder ve geçmişin yüklerinden kurtulmanın huzurunu bulur. intikam ,dan doğan bu aşk, sonunda hem karakterleri hem de okuyucuları derin bir yolculuğa çıkarır. Lalin ve Rohat'ın hikayesi