çocuk olduğum yaşlarda, dedemin peşinde gelirdim bu dağlara. Yaz tatilini dört gözle beklerdim. Tatil dedin mi bizim buralarda akla ilk gelen dağ bayır, dere kenarı gelir. Şurayı görüyormusun" diyerek tam arkamda konuşmaya başlayınca sesine karşı döndüm. Parmağıyla kurumuş dereyi gösteriyordu. Diğer elinde,birbirinden farklı üç dal kır çiçeği vardı. Saplarını birbirine kıvırmış, uzattı. " dere diyorum. Şurası var ya parmağımın tam ucu,görüyor musun? " " Görüyorum. " gösterdiği yere doğru bedenimi çevirdim. " annem, en çok o dereden korkardı. O yüzden dedemle gelmeme asla müsade etmezdi. - Hayırdır gelin! Ben eşek başımıyım. Yüzlerce koyuna sahip çıkıyorum da bir Hatem'ime mi bakamayacağım- diye azarlayınca dedem, mecbur ses çıkaramazdı. O zaman böyle değil tabi. Akarken öyle bir

