Ebru’yla geçireceğimiz son geceydi. Pijamalarımızı giyip yatağa uzandık. “Yarın gitmeden önce senin iş yerine uğrayacağım,” dedi kıkırdayarak. “Hem seninle vedalaşırım tekrar, hem de son kez Mete’yi görürüm.” “Ebru, sana ne kadar alıştım ben ya... Sen gidince ben ne yapacağım?” dedim üzgün bir sesle. Bana sarılıp saçlarımı okşadı. “Üzülme bebişim, ben yine gelirim.” “Lütfen gel!” dedim, ben de ona sarılarak. Ebru biraz geri çekildi, gözlerini kocaman açıp gülümsedi. “Hem anlaşılan yakında düğünümüz var. Tabii ki geleceğim,” dedi, kıkır kıkır gülerek. “Bilmiyorum Ebru ya...” dedim, ellerimle yüzümü kapatarak. Ellerimi tutup yüzümü açtı. “Bilmeyecek bir şey yok. Kendini artık bir sal Sahra ya! Bu kadar kasma. Her şey olacağına varır, sen de bırak biraz hayat kendi yolunu çizsin.” Bir

