Karşısında yabancı bir soğuklukla duruyordu Zahit. Kaşları çatık, kendinden ödün vermez inatçı bir dikbaşlılıkla. Bekledi, yaklaşana dek, bir eli cebinde avucunun içinde arabanın anahtarları. Hemen karşısında durmadan evvel "Ne demekti o?"dedi. Elif, soruyu anlayamadı. "Sadece benim çocuklarım ne demekti?" Ha o mu der gibi bir rahatlamayla açtı ağzını. "Annenin değil." "Sadece benim ne demek? Göreceksiniz ne demek?" "Dava açıp alacağım onları demek." "Emin misin?" "İstesem şimdi de tutar ellerinden götürürüm. Sırf maruz kalmasınlar aramızdaki şeye diye sıkıyorum dişimi." "Gidecek yer buldun yani." "Sokakta yattığımı mı düşünüyordun?" Elif'in ardında duran arabayı işaret etti Zahit. "Ne münasebet? Emindim!" "İyi o zaman. Hoşçakal!" Geri döndüğünde bir kez daha seslendi Zahit. "Eli

