Kızları görmeye gitmemek için direndiği saatlerdi Elif'in. En azından bir gün dayanabileyim, sabah okula giderlerken gider görürüm diye düşünüyordu. Kitap okumak da ilerletmiyordu artık zamanı, küçücük bir odanın içinde saatler gün gibiydi adeta. Evinden haftalardır uzakmış gibi bir hisle ağladı ağlayacaktı. Bir yanı her şerde var olan hayrı söylüyordu ona. Bir yanı da Zahit'in yalnız başına ne yapacağını sorguluyordu. Bir öğün doyuramazdı karnını, dışarıda yemek yediğinde midesi ağrırdı, hangi kravatı hangi gömleğe uyduracağını bile bilmezdi. Akşam kahvesini annesinden istese... Kendi elinden olduğu gibi olmazdı, annesi kahveyi köpüksüz ve duru pişirirdi. Ayakkabılarını da boyasız giyerdi kesin. Sıkıntıyla oturdu pencerenin önüne. Sokağa baktı, karanlığın çöktüğü, kabalağın gezindiği soka

