Yanan elini buz dolu bir kovada tutarken mutfak masasında oturuyordu Zahit. Elif, sakince topluyordu sağa sola saçılmış yemek parçalarını. Her yere sıçramıştı yağ. İlkay'a yarın kazayla yemeği döktüğünü peşinen söylemeliydi. Ya da yarın bu evden gidip kimseye bir şey söylememeliydi. Aklında sadece kızlar vardı, söylenmesi gerekenler varsa onlara aitti. Bezi bıraktı yere, sil sil arınacak gibi değildi. Çamaşır suyu getirmeliydi, banyodan. Zahit'in yanına oturdu, kıpkırmızı elini gördü, takıldı gözleri orada. "Soğukta tuttukça çıkaramayacaksın elini." Kaldırdı başını, gözleri üzerindeydi Zahit'in. "Ablamın yanında hastanede kalacağımı söyleyelim kızlara. Sabah erkenden giderim." Bu gidiş başka anlamlara çıkmasın diye çabucak devam etti Elif. "Üç dört gün kalırım. Anneni getir, sen bakamazs

