4. bölüm

1560 Kelimeler
LALE Bugün yeni iş hayatımın ilk günüydü. O yüzden sabah erkenden uyanmış ve hazırlanmaya başlamıştım. Ne giyeceğim konusunda hiçbir fikrim yoktu. İlk günüm olduğu için dikkat çeken bir kıyafet yerine, daha normal ama şık birşeyler giymek istiyordum. En uygun olacak şeyin belden bol gelen kumaş siyah bir pantolon üstüne ise çok açık mavi bir gömlek giymeye karar verdim. Her ihtimale karşı da üstüme bir ceket aldım. Topuklu ayakkabı konusunda da çok yüksek olmayan bir ayakkabı seçtim. Ama çanta konusunda fazla şansım yoktu en klasik siyah olan çantama eşyalarımı koymaya başlamıştım. Fakat çantamın sapında parlayan bir şey fark ettim. Ne olduğuna baktığımda kol düğmesine benziyordu. Bu kol düğmesinin nerden geldiğini anlayamadım. Düşünmek için uğraşmayıp takı kutumun içine bırakmıştım. Daha fazla geç kalmamak adına evden hemen çıktım. Durağa doğru hızlıca yürümeye başladım. Turan Sabah uyandığım gibi her yeri aramaya başladım. Dedemden kalan kol düğmemin diğer teki yoktu. Onun bulunması lazımdı. Dedemden bana kalan tek hatıra o kol düğmeleriydi. Şuan sadece bir tekinin olması bir anlam ifade etmiyordu. İkisi yan yana gelince bir anlam kazanıyorlardı. Evde düşürmediğime göre şirkette düşmüş olmalıydı. Hemen ortağımı aradım. Odamda temizlik yapılıp yapılmadığını öğrenme lazımdı. Henüz temizlemediklerini öğrenmem ile rahatlamıştım. Kimsenin odaya girmemesi söyleyip telefonu hızlıca kapattım. Hızlıca üstümü değiştirip evden dışarı çıktım. Benim dışarı çıkmam ile Ali hemen koşarak atabanın arka kapısı açtı. Binmemi bekledikten sonra kapıyı kapatıp hızlıca şoför koltuğuna geçti. Her gün yaptığı gibi, “Günaydın efendim. Şirkete mi?” “Günaydın Ali evet şirkete gidiyoruz” Ali ile sürekli konuştuğumuz cümleler bu kadardı. Ali tahmini benim yaşlarımda saygılı ve bir o kadar da çalışkan birisiydi. Her zaman benimle konuşacağını sınırı kendi belirler. Gerekmedikçe de çok fazla soru sormazdı. Bunun yanı sıra takıldığım kızları götüreceğim oteli, otelden sonra kızın evine bırakılması gibi konularla ilgilenir ve kimseye belli etmeden hallederdi. Çok fazla güvenmesem de arkamı toplayacağından emin olduğum tek kişidir. Çünkü ortağım ve aynı zamanda yakın arkadaşım Arda dan böyle bir şey yapması bekleyemem çünkü kendisi benden de çapkındır. Sırf şirket işi ilişkiyi yasaklamamın sebebi kendisidir. Şirkete her yeni başlayan kızla yatmaya çalışması ve sonrasında kızların ona aşık olması ve Ardanın hiç umurunda olmaması yüzünden yasaklamıştım. Şirkete geldiğim gibi soluğu odamda aldım. Temizlik yapan abla adını bile bilmiyordum. Hemen arkamdan geldi. “ hoşgeldiniz efendim temizlik yapmam için sizi beklemem söylendi. Bir kusurum mu oldu? Eksik yaptığım bir şey mi var?” “ Yok hayır senin temizlik yapman ile ilgili bir durum değil. Değerli bir eşyamı kaybettim onu bulmak için seni çağırdım” “ Aradığınız ürün ne efendim hemen aramaya başlayım” “ dedemden hatıra kalan kol düğmesi “ “ hemen aramaya başlıyorum efendim “ Temizlikçi ablayla beraber bende aramaya başladım. Bakmadık yer bırakmamışlar. Hiçbir yerde yoktu. Kafayı yemek üzereydim. En son bir sinir patlaması ile ortalığı dağıtmaya başlamıştım. Temizlikçi ablanın odadan koşar adım çıktığını gördüm. “Nolmuş burada “ Ardanın çığlığı ile oturduğum yerden ona boş boş bakıyordum. Lale Tam vaktinde şirkette olmuştum. Ama şirkete adım atmam ile bir kaosun içine düşmüş gibi oldum. Muhatap olacağım birilerine bakmaya çalıştım ama kimse verdiğim selamı bile almıyordu. Acaba ne olduğunu anlamaya çalışıyordum ama kimse en ufak birşey demediği için olduğum yerde sadece etrafa bakınıyorum. İçimden nasıl bir iş yerine geldiğimi düşünmeye başladım. Bu şirket bu şekilde sürekli sıkıntılar mı oluyordu. Kaos dolu olan işyerlerini oldum olası sevmrmişimdir. Hiç işe başlamadan gitsem mi acaba diye düşünürken, burnuma bir koku dolmaya başladı. Çok tanıdık ama bi o kadar da yabancı olan bir kokuydu. Bu konuyu daha önce nerde duyduğumu düşünmeye başlamıştım ki, yanımdan bir hışımla bir kaç kişinin geçtiğini gördüm. Geçen kişilerin arasından mevlüt beyi gördüm oda beni gördüğü gibi yönünü değiştirip benim olduğum tarafa doğru gelmeye başladı. “ Günaydın Lale orda durmuş ne yapıyorsun “ “ Günaydın mevlüt bey şirkete adım attığımdan beri herkes bir koşuşturma peşinde kimse benim sorduğum sorulara cevap vermediği için burada beklemeye karar verdim “? “ Hımm şimdi anladım. Kusura bakma bugün biraz ortam gergin . Hemen sana yardımcı olsunlar” “Çok teşekkür ederim “ “Gizem hanım bi bakabilir misiniz “ Arkamı dönüp seslendiği kişiye doğru baktım. Esmer uzun boylu fiziği bi o kadar da güzel olan kadın bizim yanımıza doğru gelmeye başladı. Uzaktan sert bir duruş sergileyen kadın bize doğru yakınlaştıkça yüzünün sert hali gitmiş naif yumuşak bir hal almıştır. “Buyrun Mevlüt bey” “ Lale hanım bugün bizimle çalışmaya başladı. Karşılama personeli olarak. Ona gerekli bütün şeyleri anlatır mısın? “ “ tabikide mevlüt bey” Bütün her şeyi bana anlatacağına göre beraber çalışacağım birisiydi. Ses etmeden sadece etrafımda olup bitenleri izliyordum. “ buyrun bu taraftan dedi kibar bir şekilde” Sadece başımı sallayarak önümden giden kadını rakip etmeye başladım. Direk beni arka tarafa bir yere götürdü. “ buyurun burası eşyalarımı koyduğumuz giyinme odamız. Buradaki dolabı kullanabilirsiniz “ “ teşekkür ederim “ deyip çantamı çantamı gösterdiği dolaba koydum. Beni bekleyen Gizem hanımın yanına gittim. Beni gören Gizem hanım ufak bir tebessüm ederek “ artık yapılacak olan işleri konuşabiliriz “ diyerek yürümeye başladı. “Tabikide “ diyerek kendisinin yanında yürümeye başladım. Çalışma masamızın başına gelince Gizem hanım yapmam gereken işleri arka arkaya ince detayına kadar anlatmaya başladı. Ses çıkarmadan dikkatli bir şekilde onu dinlemeye başladım. Çünkü en başından her şeyi öğrenmeyi severdim. En başından ne kadar çok şeyi öğrenirsen işi öğrenme ve adapte olma sürecimiz de hızlanacaktı. Turan Deliye dönmüş bir halde odada bir oraya bir buraya gidiyordum. Bağırıp çağırarak odanın altını üstüne getirmiştim. O an sadece çılgına dönmüştüm. Bi ara koltuğa oturup boş boş düşünmeye başlamıştım. Ardanın sesi ile dönüp ona da boş boş bakmaya devam ettim. Arda bağırarak kolumdan tutup beni kaldırmaya çalışıyordu. Ona iyi olduğumu ne kadar da anlatmaya çalışsam da beni dinlemiyordu. Ardanın üstüne birde Mevlüt odaya gelmişti. Şimdi tam olmuştu kıramadığım ve çok değer verdiğim iki insan gözlerinde korku ve ne olduğunu anlamamış halde bana bakıyorlardı. Onlara sadece “ yok işte yok hiçbir yerde bulamıyorum “ diyebildim. Daha sonrasında gözlerimden yaşlar akmaya başladı. Beni en son bu halde dedemin vefatında gören arkadaşlarım durumun ne kadar hassas olduğunu bildikleri için ses etmeden biraz sakinleşmemi beklediler. Gözümden her akan yaş ile dedeme veremediğim sözün mahcubiyeti artıyordu. Bana emanet ettiği kol düğmelerine ömrümün sonuna kadar gözüm gibi bakacağını söylemiştim. Şuan onu kaybedince dedemin hatırasına sahip çıkamadığım düşüncesi beni mahvediyordu. Bunları düşündükçe göz yaşlarım durmuyordu. Bu durumdan korkan arkadaşlarım kendime gelmem konusunda beni kendime getirmeye çalışıyorlardı. En son Ardanın kolumdan tutup oturduğum yerden kaldırması ile neye uğradığımı şaşırdım. “Kendine gel artık Murat amca olsaydı oda sana kızardı. Onun hatıralarına nasıl sahip çıktığını hepimiz biliyoruz.” “ Ama sahip çıkamadım” “ Bilerek yapmışsın gibi konuşma “ “ Olabilir yinede sahip çıkmalıydım” “ saçmalamayı bırak artık ve gidiyoruz hadi” arda kolumdan tutarak beni çekiştirmeye başladı. “ ne yapıyorsun bi durur musun” demeye kalmadan beni atağa kaldırmış kolumu çekiştirmeye devam ediyordu. “ bu odada kaldıkça saçmalama devam edeceksin o yüzden gidiyoruz” “ nereye? “ “şuan bilmiyorum belki senin evine belkide dağ evine ne fark eder amıına koyayım sonuçta beraber bir araya gelip senin kafanı dağıtmamız lazım” “ nasıl olacak o?” “Kızları brn ayarlayacam mevlüt ise yiyecek içecek kısmına bakacak “ “ bana kalan kısım” “ evini ayarla yeter “ “ Herkesi evime almam biliyorsunuz” “ O zaman dağ evi hadi hadi hızlıca çıkıyoruz gir koluma kafanı da eğ gözlerin kızarmış benim sert erkeğimi kimse böyle göremez” diyerek koluma girerek beni sürüklemeye başladı. Gözlerimin kızardığını söylediği için ses etmedim ve ona ayak uydurarak şirketten dışarıya çıktım. Hangi ara kapının önüne gelmiştik hatırlamıyorum bile. Kendimi direk arabaya attım. Endişeli gözlerle bakan Ali’ye “Eve gidelim “ dedim Hiç bir zaman sorgulamayan Ali “ peki efendim diyerek” arabayı çalıştırdı. Biraz zaman sonra dağ evine gideceğimiz aklıma geldi. “ ali dağ evini hazırlatır mısın? Bu akşam orda olacağız.” “ tabi efendim kaç kişi olacaksınız?” “ üç kişi kesin ama geri kalan kısım hakkında hiçbir fikrim yok inan” “ anladım efendim “ Gerçekten kaç kişi olacağımız hakkında hiç fikrim yoktu. Ardanın bu konudaki ufku fazlasıyla geniştir. Umarım yine fazlaca çılgın planları yoktur. Çünkü bugün bunları kaldırabileceğimi düşünmüyordum. Lale Gizem bana her şeyi ince detaylı bir şekilde anlatmıştı. Aklıma rakılan şeyleri ona tekrar sorduğumda bile yüzümde mimik oynamadan aynı kibarlık ile cevap veriyordu. Anlatacakları bittikten sonra bana kim olduğumla ilgili sorular soruyor oda kendini anlatmaya başlıyordu. Gizem de aynı benim gibi 27 yaşındaymış. Beni tanıdığına çok mutlu olduğunu ve iyi anlaşacağımızı düşündüğünü söylüyordu. Bende ona onun kadar kibar bir şekilde umarım iyi anlaşırız dedim. Gizem çok fazla çalıştıklarını o yüzden bir kahve molası vermemizin iyi geleceğini söyledi. Kahvelerimizi alıp balkon kısmına çıkmıştık. Gizem yine şirketten bahsediyordu. Sonra bir anda durup “ sakın patrona aşık olma tamam mı ?” dedi. Bir anlık şaşkınlık ile “ne alaka “ dedim . Gizem ise olayı yanlış anlamamı söylüyordu. Bana gelip pat diye patrona aşık olma diyorsun. Ben buraya biriyle aşk yaşamaya gelmedim ki, benim burada çalışmamın tek sebebi ihtiyacım olduğu için. Bakmam gereken bir annem var. Senin nasıl bir hayatın bilmiyorum ama benim bakmak ile yükümlü olduğum bir annem var. Lütfen insanların hayatlarını bilmeden bir yargıda bulunma. Senin düşündüğün gibi bir şirkete giriyimde sonra patronumu ayarlıyım. Ondan sonrada patronumla yatıyım gibi bir düşüncem hiç olmadı. Şimdi senin aklına şu da gelmiştir. Yattıktan sonra çocuk doğurma gibi düşüncemde yok biliyor musun ? Dedim ama bunu çok imalı söylemiştim. Gizem defalarca özür dileyerek öyle demek istemediğini patronumuzun çok yakışıklı olduğunu vurgulamaya çalıştığını söylüyordu. Gizemin bilmediği bir şey vardı. Patronun yakışıklı olması hiç ama hiç umrunda değildi....
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE