3. bölüm

1692 Kelimeler
Turan Her gün yaptığım gibi sabahları uyanır uyanmaz kendimi soğuk duşta bulmuştum. Uykuyu çok sevmiyordum ama sabahları uykulu ya da uyku sersemi görünmekten nefret ediyordum. O yüzden her sabah gözümü açtığım gibi duşa giriyordum. Duştan çıktığımda kendimi daha iyi hissediyordum. Duştan çıktıktan sonra hemen giyinme odasına geçtim. Gözüme ilk çarpan ve birbirleri ile güzel kombin olabilecek gömlek pantolon ve ceketimi seçip giymiştim. Gömleğime uygun kravatımı da seçmiştim. Sürekli takmayı sevmezdim ama dedemden kalan kol düğmelerini bugün takmak istedim. Ne zaman bu kol düğmelerini taksam ona gözüm gibi bakardım. Çünkü o bana dedemden kalan tek hatıra idi. Üzerimi giyinip aşağıda indim. Evet o gelen misss gibi kokular. Çok yemek ile aram yoktu ama sabah kahvaltısı benim için vazgeçilmezdi. Vaktim olmadığı zamanlar bile bir iki lokma bir şey yemeden evden kesinlikle çıkmazdım. Ama bugün o günlerden değildi ve uzun güzel bir kahvaltı yapmak istiyordum. Bugün geç gideceğim ile ilgili bir bilgi vermemiştim Fatma hanıma. Aşağı inmeye başladıkça gelen güzel kokular artmaya başlamıştı. Bu kadar hazırlığın kendime olmadığını aşağıya inince fark ettim. “Günaydın Turan Bey” “Günaydın fatma Günaydın da neden annemlerin geleceğinden benim haberim yoktu.”? “Oğlumun evine gelmek için izin almamız gerektiğini bilmiyorum “ aah annem ve alıngan tavırları “Kalk bey oğlumuzun evine bir dahaki sefere izin alarak gelelim.” “ Anne alıngan olmaktan ne zaman vazgeçeceksin. Bilseydim daha erken uyanır ona göre günümü programlarımız.” “Annene bakma sen oğlum bu aralar fazlaca alıngan olmaya başladı.” Babamın bu cümlesini duyan annem gözlerini büyüterek babam ve bana dönerek “ evet alınganım çünkü torun istiyorum dedi. İstemsizce “neee” diye bağırmıştım. “Anne Allah aşkına bu konuyu nasıl bir toruna bağlayabilirsin” Annem her şartta ve koşulda fark etmeksizin konuyu gelin ve toruna bağlamayı seven birisiydi. Tek derdi beni evlendirmek. Kim olduğu ya da benim sevmem önemli değildi. Sadece annemin beğenmesi yeterliydi. “Annen olmasam etrafında çalışan bütün insanlar gibi senden korkardım.” Annemin bu dediği doğruydu. Ne sevgisini ne de en ufak bir duygusunu belli eden bir adamdım. Arkadaşlarım da dahil benimle konuşurken biraz daha tedbirlidirler. 2 kişi hariç çünkü onlar arkadaş değil kardeşti. Halim ve Kadir “ senin bu agresif hatta psikopat halinin düzelmesinin tek bir sebebi var oda evlenmen. Sen sadece evlendikten sonra normal bir insan arkadaş evlat olabileceksin oğlum” Annemin bu cümlelerine alışkın olduğum için dinlermiş gibi yaptım. Konuyu kapatmak için “ hadi ama buradakiler soğumadan kahvaltıya mı otursak “ Annem böyle tepki vermemden hoşlanmadı ama yinede konuyu uzatmadan kahvaltı masasına oturmak için benden uzaklaştı. Annemin bu halleri beni sürekli kızdırıyordu. Ona saygımdan ses etmiyordum. Benim bu hayatta tek ses etmediğim kişiler annem ve babamdı. Bu halimin sebebi ise beni dünyaya getirmeleriydi. Babam gerildiğimi anladığı için “ uzatmayın artık ağız tadıyla bir kahvaltı yapalım.” Dedi. Babamın sözünün üstüne hiç bir zaman söz söylemezdim. O yüzden direk kahvaltı masasına oturdum. Sessiz bir kahvaltı yapmaya başladık. Sessizliği bozan benim telefonumun sesi oldu. Ekrana düşen isme baktığımda acaba yine ne olmuş olabilir acaba diye düşündüm. İstemeyerekte olsa telefonu açtım. “Efendim “ “Günaydın sayın patronum” “ Bana bu şekilde imalı konuşmaman gerektiğini daha kaç defa daha söylemem gerekiyor?” “ Kaç kere daha elemanları dinlemeden kovmaman gerektiğini söylemem gerekiyor sayın patronum” “Yine kimi kovmuşum” “ bunu dediğine göre daha başka kişilerde mi var ? Allahım kafayı yiyeceğim” “ Sadece bir an hatırlayamadım. Sürekli abartma huyuna ne yapacağız acaba senin ?” “ben mi abartıyorum ? Bu kaçıncı kovduğun karşılama personeli biliyor musun ?” “ Bilmiyorum” “Tabi bilmezsin çoğu zaman fark etmeden yerine koyduğumuz içindir.” “ Tamam o zaman sorun ne ?” “ sorun ne mi ?” “ Evet” “Elimde bulunan bütün cvler bitmiş olabilir” “ o zaman yenilerini bul” “tabi ya çok kolaydı” “mevlüt “ kısa ve öz bir şekilde kızmaya başladığımı anlar bir tonda söylemiştim. “ Ben seninle ne yapacağım acaba?” “ Arkadaşım olman bu konularda bana ahkam kesmeni getektirmez” “Şuan arkadaşın olarak değil İnsan kaynakları müdürün olarak konuşuyorum seninle. Eğer arkadaşın olarak arasaydım senin yapacağın işi sikeyim ben nerden personel bulacam derdim” “ bu dememiş halin yani?” “ evet demedim kibarca personel kovmaman konusunda fikirlerimi söyledim” “Tamam başka bir şey var mı?” “ Bu beni susturmanın bir diğer yolu mu?” “ Hayır ailem ile kahvaltı yapıyorum o yüzden” “ ooo anladım afiyet olsun Hasan amcam ve Selin teyzeme selamlar” “ tamam söylerim “ cümlem bittikten sonra direk telefonu kapattım, çünkü bu konuda söylediği şeyleri sürekli yaptığı için sıkılmıştım. Sürekli personel koyduğumu söylemesinden sıkılmıştım. “ bu sefer kimi koydun oğlum “ babamın merak etmesine şaşırmıştım. “ karşılama personelini Babacım “ “ Bu sefer ki ne yaptı?” “ benim geldiğimi gördüğü halde elindeki aynası ile rujunu tazelemeye devam etti.” “ peki sen ne yaptın?” “ sesimi değiştirerek insan kaynakları ile görüşmem vardı dedim. Suratıma bile bakmayarak ilerde dedi ve rujunu sürmeye devam etti.” “ Bu kız kafayı yemiş olmalı” “ bende öyle olduğunu düşündüm ve derhal muhasebeye gidiyorsun ve çıkış işlemlerini alıyorsun diye bağırdım. Benim olduğumu anlayınca yalvarmaya başladı” “ Acımadan arkanı döndüğüne o kadar eminim ki “ dedi annem. “ tam olarak öyle anne. Gelen ben değil bir başka misafirimde olabilirdi. Onları bu şekilde karşılayacak birine ihtiyacım yok” “ aferim oğlum ama milletide ekmeğinden etme” “ hakkıyla kazanamadığı bir para ama baba” “ Peki oğlum” Babam daha fazla konuyu uzatmamak adına bu şekilde söylemişti. “ sürekli sinirli olmanın sebebini biliyorum” “ peki neymiş annecim” “ Bir ailenin olmaması” “ Hahaha anne benim bir ailem zaten var” “bizden bahsetmiyorum ki” “ başka birisi mi aile üyemiz de benim haberim yok anne” “ Hayatına birini alıp bir aile kurman gerektiğini söylüyorum “ “ Öff anne yine mi aynı konu. Neden yorulmuyorsun sürekli aynı şeyi söylemekten” “söyleyince ne değişiyor ki?” “ Değişmiyor ise söyleme anne artık sende “ “Oğlumun mutlu olduğunu görmeyi istemek suç mu yani” “istemediği bir evliliğe zorlayınca suç oluyor anne. Çünkü istemediğim bir evlilikte nasıl mutlu olabilirim “ “ilerleyen zamanlarda anlaşıp seversin “ “ Yapma anne artık hangi çağda yaşıyoruz” Anneme sürekli kendimi anlatmaktan yorulmuştum. Susup kahvaltımı yapmaya devam ettim. Çünkü konuşursam onun kalbini kıracaktım. Sessizce kahvaltımızı yapmıştık. Kahvaltı sofrasını toplamak için gelen Fatma’ya oturma odasına üç kahve yapmasını söyleyip masadan kalktım. Annem ve babamda benimle beraber odaya gelmişlerdi. Babam her zamanki gibi tekli koltuğa geçip oturmuştu. Bu evde en çok sevdiği yerin orası olduğunu tahmin ediyordum. Kahvelerimizi beklerken babam “ anlat bakalım evlat işler nasıl gidiyor” Kendime ait bir inşaat firmam vardı. Aynı şirkette mimarlık işide yapıyordum. Asıl mesleğim mimarlıktı. Kendi yapmış olduğum inşaatların mimari kısmı ilede ilgileniyorum. “ yeni bir ihale var Babacım onunla uğraşıyorum bu aralar” “en büyük rakibin kim” “ yılmaz Holding babacım” “Bu yılmaz holding emre yılmaz neden yakanı bırakmıyor oğlum” “ Bütün yenilgisinin sebebi benim çünkü baba elinden Bütün işleri alıyorum ve inatla bırakmak yerine daha çok hırs yapıyor.” “aman oğlum dikkat et kendine “ annem her zaman ki gibi korumacıydı. “o bana birşey yapamaz anne merak etme “ ne kadar etkili oldu annem açısından bilmiyorum ama birazda olsa gönlü rahat etmişti. Muhabbet ederken yine muhabbeti bölen benim sesim olmuştu. “ efendim” “Günaydın Turan saat kaç nerdesin “ “ evdeyim arda noldu” “bu saatte evde olman alışılmşın dışında hasta mısın yoksa ? Böyle önemli bir zamanda hasta olduğunu söyleme bana” “ hayır arda annem ve babam gelmişler beraber kahvaltı yaptık o yüzden geciktim birazdan çıkacaktım. Bilmem gereken bir durum mu var” “ Çok acil değil ama emre bizim vereceğimiz teklifi araştırıyormuş” “ O ancak çabalar ve sonuç olarak yine biz alırız. Bırak mücadele etsin” “ teklifi vereceğimiz yerle dün akşam yemeğine çıkmışlar desem “ “Nee kapat hemen geliyorum “ En son duyduğum cümle ile bütün sinirlerim adeta tepeme çıkmıştı. Anneme ve babama şirkete gitmem gerektiğini söyleyip , bir hışımla evden dışarı çıktım. Dışarı adım atmam ile şöförüm Ali hemen hareketlerin, arabayı kapının önüne getirmişti. Hiç vakit kaybetmeden arabaya bindim. “ Günaydın efendim şirkete mi ?” “ Günaydın ali evet en hızlısından şirkette olmak istiyorum.” “ peki efendim bir sıkıntı yoktur umarım “ “ İnşallah sıkıntı olmadan önce çözeceğiz ali” “İnşallah efendim “ Normalde her zaman açık olan yollar bugün sanki benim sinirimi daha çok katlamak istercesine doluydu. Çok fazla trafik vardı ve bu durum benim en nefret ettiğim şeydi. “Ali daha hızlı gideceğimiz başka bir yol yok mu?” “Malesef efendim burası şirkete giden en kısa yol” Benim sinirim ve gerginliğim git gide daha çok artıyordu. Ama bu yol bitmek bilmiyordu. Artık içimden aça kadar saydığımı hatırlamıyorum. Ben sandıkça sinirim azalmak yerine sanki daha çok artıyordu. İçimden saymayı bırakıp gözlerimi kapatıp kafamı biraz daha geriye doğru yatırdım. Belki yolu görmezsem sakinleşeblkeceğimi düşündüm. Düzenli nefesler alıp veriyordum. Sinirimin geçtiği söylenemezdi geçmeme sebebi ise emrinin sürekli usulsüz yollarla benim yapacağım işi elimden almaya çalışmasıydı. Ben bu şirkete bütün varımı yoğumu vererek girmiş ve her işi usulüne göre yapmıştım. Her seferinde bana yenilmekten sıkılmayan adam daha çok üstüme oynuyordu. Bu sefer yaptığı artık sahtekarlığa giriyordu. Bu durumda en nefret ettiğim durumlardan birisiydi. Ben kendimi sakinleştirmeye çalışırken fark ettim ki bir kaç dakikadır hareket etmiyordum. Ne olduğuna bakmak için gözümü açtığımda şirkete yakın bir yere geldiğimizi gördüm. Ne olduğunu anlamayarak Aliye sordum. “ efendim yolda kaza olmuş galiba o yüzden ilerleyemiyorum” “ ben burda iniyorum sende arabayı kenarı bir yere park et arkamdan gel bu yolun açılmasını bekleyemem “ Hızlıca arabadan inip aynı hızla yürümeye başladım. Arabada durmaya devam edersem şirkete gittiğimde barut gibi patlayacaktım. Hızlı yürüdüğüm için şirkete yaklaşmıştım. Tam şirketinin önüne geleceğim sırada bir anda karşıma bir kadın çıkmıştı ve ani olduğu için birşey yapmaya kalmadan o kadına çarpmıştım. Çarptığım kadın umrunda olmayan bir tavır ile hala önümde duruyordu. Kadına önüne bakması gerektiğini söyleyip hızlıca yanından uzaklaşmıştım. Zaten sinirliydim ve o kadının her söylediği daha çok sinir edebilirdi. Arkamdan sadece alinin “ efendim iyi misin “ dediğini duydum ama ona da cevap vermeyerek hızlıca şirkete girdim.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE