Turan Ben sustukça içimde büyüyen şeyin adı artık korku değil… kaybetme telaşı da değil… Bu, tarifsiz bir ihtiyaç. Onu görmek, onunla olmak, nefes almak gibi bir ihtiyaç. Lale’siz geçen her dakika, sanki ciğerlerimden bir parça daha eksiliyor. Ve artık anladım… Onu seviyorum. Hem de öyle böyle değil, yakarcasına, tutarcasına, delice… Bu gece, başka. Bu gece Lale yanımda. Aramızda kelimeler yok. Belki de olması gerekmiyor. O bana baktığında anlıyorum… İçindeki savaşı, kırgınlığı, ama bir o kadar da bana duyduğu sevgiyi. Yanına yaklaşıyorum. Elini tutmuyorum, sadece yanında duruyorum. Ama öyle bir yakınlık ki bu, tenine dokunmadan bile dokunuyorum sanki. Başını bana çevirdiğinde, gözlerinin içindeki yorgunluğu, mücadeleyi ve o sus pus olmuş kalbinin çığlıklarını görüyorum. “Artık susma,”

