Zaman yeniden akmaya başladığında ilk hareket Alparslan'dan geldi. Sanki bir rüyadan uyanır gibi, yavaşça içeri adım attı. Kaya tedirgin bir şekilde kenara çekildi, silahını indirmiş ama tamamen de kaldırmamıştı. Odadaki diğerleri de donup kalmış heykeller gibiydi. Alparslan'ın bakışları hâlâ bana kenetliydi. Yüzümde gezinen o arayış dolu ifade, yavaş yavaş yerini sarsıcı bir kesinliğe bırakıyordu. Soluk dudakları hafifçe aralandı. Sanki bir şey söylemek istiyor ama kelimeler boğazında düğümleniyor gibi sürekli yutkunuyordu. Sonra ani bir kararla içeriye girdi. Tam karşımda durdu. Gözlerini benden ayırmadan sol elini uzattı. Hareketi o kadar beklenmedikti ki geri çekilmeyi düşündüm ama ayaklarım yere mıhlanmış gibiydi. Parmak uçları, hışırtılı bir nefes sesi eşliğinde kazağımın kolunu, t

