1
"baba çok saçma lütfen ben o adamla evlenmek istemiyorum."
"kızım onlar çok zengin. senin için diyorum."
"sırf zenginlik için mi?"
"hayır işin içinde töre de var."
kahkaha attım
"adamlar ünlü iş adamları ama hâlâ töreye inançları var öyle mi baba?"
"kızım lütfen, uzatmaya gerek yok seni yarın istemeye gelecekler."
derin nefes alıp hışımla odama geçtim. annem vefat ettiği günden beridir her boku yaşıyordum. evin tek kız olmama rağmen hâlâ bu evde köpekten farkım yoktu. ne kadar içler acısı. şimdide bir hiç uğruna tanımadığım bir insanla evlenecektim. gözlerim acınin verdiği yorgunlukla kapandı.
****
"kızım kalk hazırlan bir saate gelirler."
"tamam baba."
sofrayı kaldırıp bulaşıkları yıkadıktan sonra odama çekildim. ve önemsiz bir şekilde düz sade günlük giyindiğim bir kıyafeti üzerime geçirdim.
kimse umurumda degildi. ne töre nede geleceğim.
lanet düşüncelerimi kapının çalınması kesti. harika bir de bu eksikti.
kapıyı babamla birlikte açtım. babamın bahsettiği aile buydu. hafif saçlarında beyazlik olan bir adam, muhtemelen babamın dostu. arkasında saçlarına kırlar karışmış bir kadın, ve onun arkasında da evleneceğimi düşündüğüm uzun boylu saçları dağınık olan ve benden sadece bir yaş büyük gösteren uğur.
"gelinim bu demek."
zoraki gülümseme ile "hoşgeldiniz efendim." dedim. annesi içeriyi süzerken bana döndü.
"kızım yanlış anlama ama bu evi tek başına mı idare ediyorsun?"
"evet efendim."
utanmasa evi gezecek.
"ben evi gezsem sakıncası olur mu?" içimden yuh derken babam sorun olmayacağını söyledi.
uğur yüzüme bakmadan içeri girdi. kapıyı sertçe kaparken, babam ve arkadaşı içeri girmişlerdi. kapıyı sert kapatmamdan uğur rahatsız olacak ki sert bir şekilde bana döndü.
"rahatsız oldun herhalde bizden."
gözlerimi gözlerine sabitleyip "hayır." diye söyledim.
içeriye geçip oturduk, o sırada mehtap yani ugurun annesi sonunda oturduğumuz odaya geldi. "pek güzelmiş ev kızım maşallah."
"teşekkürler."
mehtap uğurun yanına oturup kulağına bir şeyler fısıldadı. uğurun anında, rengi değişti ve sahte bir öksürük takındı.
babası murat babamla konuşmaya girdi.
"bu zamanda töreleri unutmamak ne güzel bir şey."
araya ben girdim "katılıyorum, taş devrini unutmamak için büyük cabalar veriyoruz." herkes dediklerime şaşırmışti.
"kızım kahveleri getirsene." babama olumlu anlamda başımı salladım. ve hazır olan kahveleri götürdüm.
önce mehtapa uzattım, o sırada göğüslerim dekolteden dolayı biraz daha belli ettiğini fark ettim. mehtap resmen gözleri ile taciz etmişti göğüslerime.
daha sonra Murat'a uzattım kahveyi babamla konuşmaya daldığı için şükür ettim yoksa oda göğüslerimin farkına varacakti. babama da uzakttiktan sonra uğura uzatmak için eğildim. gözleri on saniyeliğine göğüslerime takıldı. daha sonra yerime oturup konuşmalarini bitirmelerini bekledim.
"bence düğün yapmayalım önce dini nikâh sonrada resmi nikâh yaparız nasıl fikir mehmetim." dedi babama.
"öyle kuru kuruya olmaz. bir eğlence düzenleriz." dedi mehtap.
"ben izninizle bir lavaboya gideyim." diyerek kalktım.
tam lavabodan içeriye girecekken uğurun sesini duydum.
"seninle töre için evlendim! kendini bir sikim sanma."
gözlerimi devirdim "ben de sana meraklı değilim. babamın hatrı için bu evliliği kabul ettim."
"sevgilim var benim."
anlamaz gözlerle başımı uğura çevirdim. "ne saçmalıyorsun sen?"
"duydun işte evra"
"töre içinde olsa sen evlisin!"
"ama seni sevmiyorum, ömrümün sonuna kadar seninle yaşayamam."
"o zaman defol!"
tam çekip gidecekken kolumdan tutup beni duvarla arasına aldı.
"eğer bir daha bana bu şekilde bağırırsan altımda inlemek zorunda kalırsın"
yutkundum.
"benimle olmak istemediğine eminmisin?"
bu sefer yutkunan o oldu.
"anlamadım?"
"sana kahveyi uzatırken on saniye boyunca göğüslerime odaklandın. sevgilin çok mu umurunda?"
kendini bana bastırdı.
"gözüme soktugun için olabilir mi?"
"git başımdan!"
benden güçlüydü. ikimizi de bir anda lavabonun içine soktu.
"seni uyarıyorum sakın bana aşık olma."
bir anda bırakıp lavabodan çıktı. adamdaki özgüvene bak nasıl poh pohlamişlarsa.