Önünde kazulet gibi iki korumanın durduğu demir kapıdan girmek için dilinde tüy biten Rümeysa demediğini bırakmıyor, yine de bahçeye bile giremiyordu. Ne laftan anlamaz heriflerdi bunlar. Alt tarafı arkadaşını alıp gidecekti. Zaten aptal gibi ne diye götürmelerine izin vermişti anlamıyordu. Pekala Erdi'nin üzerine tırmanabilir, gidemesinler diye ortalığı karıştırabilirdi. Tamam, üzerine tırmanmayı düşündüğü kişi Erdi olabilirdi, ama bunda bir yanlışlık yoktu. Yani öyle, sanıldığı gibi bir hayranlığı bulunmuyordu. O da abisi kadar öküzün tekiydi. Hem ne vardı biraz -fazlasıyla- yakışıklıysa. Hiç mi yakışıklı adam görmemişti. "Bakın anlamıyorsunuz." diye derin bir iç çekişle yeniden konuşmaya başladı. Soluğunu boşa tüketiyor gibiydi ama, denemekten başka çaresi var mıydı? Sahi, Sima il

