Gece ve Ikizler

2064 Kelimeler
" Evet var. Ama Athena gibi güçlerini kontrol altında tutmak için elimizden gelen her şeyi yapacağız." demişti. Iremin gözleri sulanmaya başlamıştı. Sesi titrek bir şekilde konuşmaya başladı " P peki koruyucu olmayı kabul etmez isem. O zaman ne olacak." demişti Ustanın gözlerine bakarak. Usta da Irem gibi üzgün ve çaresiz bir biçimde ona bakarak " Kabul etmezsen tanıdığın veya tanımadığın 20.000 kişi ölecek." Irem Ustanın dediği şey karşısında histerik bir kahkaha atmıştı. " Ama bu çok saçma neden benim seçimim bir başka kişinin hayatına son veriyor.Hem kim koydu bu kuralı." demişti hafif sinirli bir biçimde. Usta derin bir nefes alıp konuşmaya başlamıştı. " Bunu bilmiyoruz. Athena buna bir çözüm bulmak için araştırmalar yapıyordu. Her şeyi didik didik inceleyip not tutuyordu. Fakat kayboldu yaptığı araştırmalar nerde bilmiyoruz. Sadece dünya üzerinde değil diğer galaksilerde de durum aynı. O burda olsaydı herşey daha kolay olurdu." demişti. " Diğer galaksiler derken." demişti Irem Usta kafasını sallayıp onayladıktan sonra "Evet ama onlar burdan çok uzak bizim galaksimiz dışındalar. Onların da senin gibi koruyucusu var ve onların da başına aynı şey geliyor. Onlarda da ölümler oluyor." "Peki Irem güçleri öğrenmeye ne zaman başlayacak?" demişti geldiğinden beri konuşmayan Ege. Usta biraz düşünüp konuşmaya başlamıştı. " Bugün merkezi gezdirin yarın Mitolojikler ile ilk güçleri öğrenmeye başlayacak. Ben size çalışma çizelgesi hazırlarım." demişti. Usta ile konuştuktan sonra odadan çıkmışlardı. "Şimdi en üst kattan başlayarak neyin nerde olduğunu öğreneceksin." demişti Eray. Ardından en üst kata çıkmışlardı. "Dinle kapıların üstünde semboller var dikkat etmişsindir. Mesela bu kapı üzerinde denizkızı var yani bu oda denizkızlarına ait. Diğer odalar da aynı şekilde üzerinde hangi sembol varsa orda o güce sahip kişiler kalıyor yani daha doğrusu çalışıyor. Anladın mı?" Eray konuşmasını bitirip Ireme doğru bakmıştı. Irem dikkatlice Eray'ı dinleyip anladığını göstermek için kafasını sallamıştı. Kolay olacak diye düşünmüştü. Kapılarda ki semboller ona kolaylık sağlayacaktı. " Bu kattakilere Mitolojikler adı verilir. Medusa, Peri, Pegasus gibi şeyler bulunur." diye devam etmişti. Ege öne atılıp ilerdeki kapıyı gösterdi. " Hadi oraya girelim. Hem bir merhaba demiş oluruz." demişti. Eray olumsuz anlamda kafa sallayıp geri geri gitmiş ve "Ben oraya hayatta gitmem başka yer seç." demişti. Irem kapıya doğru ilerlemiş ve kapıdaki sembole bakmıştı. "Yılan içerde yılanlar felan mı var?" demişti. Eray gözlerini sıkıca kapatıp arkasına dönmüştü. Irem Egeye bakarak " O iyi mi? demişti. Ege Eray'ın kolunu tutup odanın önüne kadar getirmişti. "Korkularını yenmen gerek dostum hadi girelim." diyip kapıyı açmıştı. Irem Eray'ın yılanlardan korktuğunu anlamıştı fakat kendisi yılanları çok seviyordu. Içeri girip kapıyı örtüklerinde odanın sesiz, boş ve hafif karanlık olduğunu görmüşlerdi. Etrafta tek tük eşyalar görmüşlerdi." Harika kimse yok hadi gidelim." demişti Eray kapıya doğru ilerlerken. " Hey" duyduğu ses onun olduğu yerde heykel gibi kalmasına sebep olmuştu. "Hay lanet olsun." Eray arkasına dönüp Irem gilin yanına dönmüştü. " Biz merhaba demek için gelmiştik." demişti Eray Iremin arkasına saklanarak. " Sen hala korkunu yenemedin mi? " demişti karanlıkta nerden geldiğini bilemedikleri bir kıza ait olan ses. " Pek sayılmaz. " demişti Eray farkında olmadan Iremin elini tutmaya başlamıştı. Irem Eray'ın korktuğunu bildiği için bir şey söylememişti. " Bu kız kim ve burda ne işi var?" demişti karanlıktaki ses. Ege öne çıkıp konuşmaya başlamıştı " O koruyucu.." " NE?" Duyduğu şey karşında şaşkınlıktan bağırarak bulunduğu yerden çıkmaktı kız. "Ne demek koruyucu?" Irem baştan aşağı kızı incelemişti. Omuzlarına kadar gelen dipleri siyah uçları mavi renkte olan sacları hafif çekik gözleri ve sert bakan bir yüz tipi vardı. Beyaz tenli 1.60 boylarında biriydi. " Usta ona merkezi gezdirmemizi söyledi. Yarın güçleri öğrenmeye başlayacak. Ve ona basilisk olmayı sen öğreteceksin." demişti Ege karanlıktaki kıza bakarak. "Tamam benim için sorun yok. Aramıza hoş geldiğiniz Efendim." demişti. Irem şaşırmış bir şekilde ona bakmıştı. Kızda ben kimseye boyun eymem tarzında bir hava görmüştü. " Hoş buldum. " demişti kısık bir sesle. " Tanışma fastı bittiğine göre artık çıkalım hadi." demiş ve Iremin elinden çekiştirmeye başlamıştı. Kapıyı açtıktan sonra hoşça kal diye bağırıp odadan çıkmıştı. " Daha adını öğrenemedim." demişti Irem isyan ederek. Eray Ireme bakıp " Gece adı Gece şimdi öğrendin sende adını yarın söylersin." demişti. "Peki onun gücü ne? Yılanlarla ilgili bir şey mi?" merakla sorusunu Eray ve Egeye yöneltmişti. " O bir basiliks. Yılanların kıralı olarak da bilinir." demişti Ege Iremin sorusunu cevaplayarak. " Avrupa Hikayelerinde bahsedilen bu canlı, zehirli dişlere sahip ve bakışlarıyla canlıları taşa çevirebilen veya öldürebilen efsanevi bir yaratıktır. Ağzından ateş çıkardığı ve hatta sadece tıslamasıyla bile canlıları öldürebildiği söylenir. Uzun yıllar varlığını sürdüren bu canlı devasa boyutlarda bir yılan şeklinde tasvir edilir. Basilisk, Yunanca "Kral" olarak da bilinir. Zaten Basilisk ismi 'Yılanların Kralı' anlamı olan 'Basilikos' dan gelmiştir. Basilisk'in yılan yada kara kurbağası ile çiftleşmiş horozdan türediği düşünülür. Bu yüzden horoz ötüşünün basilisk için öldürücü olduğu söylenir. Aslında öldürülmesi oldukça zor bir canlıdır. Başka hikayelere göre ise tilki ve öldürücü zehir sağlayan gelincik tarafından da öldürülebildiği söylenir. Basilisk'in karşımıza çıktığı en ünlü kitap ve film Joanne Kathleen Rowling'in elinden çıkma "Harry Potter and the Chamber of Secrets" dır. " Eray daha uzun bir açıklama yaparak anlatmıştı Ireme. "Onun beni öldürme ihtimali var mı?" demişti Irem gözlerini kocaman açarak. Ege hayır anlamında kafa sallayıp " Sert bir mizacı olduğuna bakma pamuk şeker gibidir. Ama tersine gelmeni tavsiye etmem. " demiş ve bir alt kata doğru ilerlemişti. Alt kata indiklerinde Eray konuşmaya başlamıştı. " Bu katta sınırsızalar var. Klon, zihin okuma, ışınlanma ne biliyim onun  gibi şeyler yani." Irem Eray'ın önüne geçip " O zaman şu mavi gözlü çocuk da sınırsızlarda." demişti. Ege kafa sallayıp " Evet bu arada onun adı Can buraya gelmişken onun yanına da gidelim mi?" Irem Egeyi onaylayınca Can'ın kaldığı odaya doğru ilerlemişlerdi. Can'ın kaldığı odaya gittiklerinde kapıda düşünce balonuna benzer bir şekil görmüştü Irem. Kapıyı açıp içeri girdiklerinde Irem'in kafasına gelen ayakkabı ile herkes şaşırmıştı. " Al işte kırdın kafasını." demişti koşarak Eray'ın arkasına saklanan Can. Elinde başka bir ayakkabı ile yanlarına gelen kıza bakmıştı Irem bir yandan da kafasını tutarak. Kızı incelediğinde uzun ve kıvırcık siyah saçları ve Can ile aynı mavilikte gözleri olduğunu görmüştü. Uzun boylu ve güzel bir fiziğe sahipti. Irem kafasını bırakıp sürekli iyi misin diye sorup duran Eray ve Egeye iyi olduğunu söyledikten sonra kıza bakıp "Kardeş misiniz?" diye sormuştu. " Yok karım tabiki de kardeşim bu maldan karı mı olur?" demişti Can kafasını Eray'ın omzundan uzatarak. Kız sinirle öne doğru atlayıp " Sanki senden koca olur." demişti. " Olur tabi." " B*k olur." " Düzgün konuş benimle seni anneme söylerim. Sevimsiz şey." " Bende seni söylerim. Hem nerem sevimsiz benim bal gibiyim resmen." " Annemiz aynı mal." " Gıcık şey hiç sevmiyorum seni." " Sevmezsen sevme. Ben sana bayılıyordum. A bak bayıldı..." " Susun artık bir günde kavga etmeyin ya." Herkes olduğu yerden Can ve daha adını bilmediği kızın kavgasını izlerken Eray kavgayı sonlandırmıştı. Kıvırcık saçlı mavi gözlü kız duruşunu düzeltip onlara daha çok yaklaşmıştı. " Misafirimiz var sanırım benim adım Cansu, Can'ın  ikiz kız kardeşiyim." demiş ve hafifçe eğilmişti. Ege, Cansu'nun yanına gelip eli ile Iremi göstererek konuşmaya başlamıştı. " Ikizler, tanıştırayım yıllarca aradığımız koruyucumuz Irem Yılmaz." Can, Eray'ın arkasından çıkıp Ireme doğru bakmıştı. "Ben yaşlı birini bekliyordum sen bizimle aynı gibisin." demişti Cansu kaşlarını şaşkınlıkla çatıp Ireme bakarken. " Bende aynı şeyi düşünüyordum. Bizden bir yaş küçük ama Ege ile aynı sınıfa gidiyorlar." demişti Can kardeşi Cansu ya bakarak. Cansu iki adımda kardeşinin yanına gelip dibinde bitmişti. "Sen nerden tanıyorsun onu daha önce tanıştınız mı?" Can kafasını geriye doğru çekip " Kolyeyi ararken tartışmak için gittiğimiz yere o da gelmiş kolye ondaydı. Ege'nin sınıfına sürekli gittiğim için orda gördüm." Cansu bir iki adım geriye gidip anladım dermiş gibi kafasını sallamıştı. " Tamam tanıştığınıza göre biz gidelim daha diğer katları da dolanacağız. Bu arada Irem, Cansu da sınırsızlardan onun gücü ışınlanma." diyip elleriyle bir kere alkışlamıştı. Irem kafasını sallayıp onaylamış ve Cansuya sevecen bir şekilde gülümsemişti. Ilk izlenim önemli demişti içinden burdaki insanların kendisini sevmelerini istiyordu. " Kafana ayakkabı attığım için özür dilerim. Aslında Can içindi ama sana geldi. " Cansu, Ireme yaklaşıp içten olacak şekilde özür dilemişti. Irem özürünü kabul edip sorun olmadığını söyledikten sonra odadan çıkmışlardı. Ege odadan çıktıktan sonra Cansu için deli kız diye söylenip yürümeye başlamıştı. Irem yanında yürüyen Eraya bakıp " Her zaman böyle kavga mı ederler?" diye sormuştu. Eray kafasını sallayıp hafifçe kıkırdamıştı. " Evet her gün böyleler bazen sırf canları sıkıldığı için kavga ediyorlar. Çoğu zaman neden kavga ettiklerini biz bile bilmiyoruz." demiş ve yürümeye devam etmişlerdi. Bir alt kata indiklerinde Ege bu kat için açıklama yapmaya başlamıştı. "Bu katta da Sınırsızlar var çok fazla çeşit olduğu için sığmadılar." Yola devam edip bir alt kata indiklerinde Eray sıra bende diyerek lafa atlamıştı." Bu kat elementlerin katı ve gördüğün gibi fazladan bir kapı var." Irem Eray'ın sözünü kesip " Evet sizin ceza aldığınız oda var." demişti.  Ege ağlıyormuş gibi yapıp " Bu odayı bu şekilde hatırlamasan olmaz mıydı." demişti. Eray boşta kalan odanın önüne gelip konuşmaya devam etti. " Bu odanın içinde gizli birçok kapı var. Olası bir baskın yaşanırsa bu odadaki kapılardan şehrin farklı yerlerindeki diğer buna benzer alanlara dağılıyoruz. Yada diğer yerlerlen buraya yardım geliyor. Burası ana merkez olduğu için ilk önce burayı hedef alıyorlar. Onun dışında yine gizli olarak tutulan ve sadece benim Ege'nin ve Ustanın bildiği bir kütüphane var. Kütüphanedeki kitaplarda çok fazla iyi veya kötü bilgi var dağılmasını istemeyiz bu yüzden gizli tutuluyor. Ve bunların haricinde portal odası var. Diğer galaksilere geçiş için bulunuyor. Onu bir çok kez gördüm ama hiç kullanmamıştım. "  Eray sözünü bitirip Irem'in yanına gitmişti. Ege kolunu Eray'ın omzuna koyup "Bunlar yani şuana kadar gördüğün yerler önemli olan yerlerdi. Bunun dışında her katta tuvaletler var en üst katta kocaman bir mutfak var ve yine en üst katta kalacak yeri olmadığı için burda kalan kişilere ait en az 10 kişilik yatak odaları var. Yine büyük bir kütüphane ve iki üç tane dinlenme odası var." demişti. Eray kollarını birbirine kenetleyip devam etmişti. " Burda düzen en önemli şeylerden biri her hafta temizlik için sırayla 15 kişilik bir grup tutulur. Bütün odaları olacak şekilde her yeri temizlerler. Mutfaktaki yemeklerin çoğunluğu sebze meyvelerden oluşur. Doğa gücü olan kişiler yetiştirir." Eray susunca Ege devam etmeye başlamıştı. Irem kulaklarını ve zihnini açabildiği kadar açıp söylenenleri aklında tutmaya  çalışıyordu. " Mutfaktaki yemekleri de temizlikte olduğu gibi sıra ile yapılmıyor acıkan kendi yemeğini yapıp yiyor. Sadece kutlamalarda seçilen kişiler tüm merkez halkına yemek yapıyor. Burda çok fazla kural yok ama mutlaka yapılması gereken şeyler var mesela." Ege sözünü yarım bırakıp Eray'a doğru bakmıştı. " Mesela herkes hergün kendi gücünde en az  üç saat antrenman yapmak zorunda. Dağıttığı yeri toplamak ve herkese saygılı davranmak da bunların arasında." demişti Eray. " Sen hergün önce Mitolojiklerden başlamak şartı ile sırayla bütün güçleri öğrenmen lazım. Zor olarak düşünme çünkü sen hem koruyucusun hemde koyle sana ek olarak yardım edecek. Senin bütün güçleri öğrenene kadar dikkat etmen gereken tek şey yavaş ve kendini zorlamadan öğrenmeye çalışmak. Buradaki herkes sana yardım edecektir. " diye eklemişti Ege. Irem kafasını sallayıp onaylamış ve "Kendimi zorlarsam güç patlaması yaşarım öyle değil mi? Bu yüzden dikkatli olmam gerekiyor." demişti. Ege kolunu Eray'ın omzundan inidirip Eraya bakmıştı. Irem'in güç patlaması yaşamaması için ellerinden gelen herşeyi yapacaklardı. Tam olarak koruyucu olması ne kadar zama  alırsa alsın güçleri kontrollü bir şekilde öğreteceklerdi. Eray ve Ege hafifçe kafalarını sallayıp onu onaylamışlardı. " Bunun için fazla endişelenme bunun olmaması için bir çok önlem alacağız. Yarına kadar burdaki bütün herkes bu konuda bilgilendirilecek ve seni yavaş yavaş hazırlayacaklar. Zaten haftada bir gücü öğrenecek şekilde Usta sana program hazırlamış." demişti Eray Iremi rahatlatmak için.  " Evet programı şimdi alabiliriz bugünlük başka yapacak bir şey yok sanırım. Ustaya haber verelim. Ve sonra da yemek yiyelim çünkü benim karnım acıktı hem mutfağı da görmüş olursun." demişti Ege ve koşarak Ustanın odasına doğru gitmişti. Eray ve Irem de çok geçmeden Ege'nin peşinden gitmişlerdi. " Evet programı şimdi alabiliriz bugünlük başka yapacak bir şey yok sanırım. Ustaya haber verelim. Ve sonra da yemek yiyelim çünkü benim karnım çok  acıktı hem mutfağı da görmüş olursun." demişti Ege ve koşarak Ustanın odasına doğru gitmişti. Eray ve Irem de çok geçmeden Ege'nin peşinden gitmişlerdi. Mutfağın olduğu yere geldiklerinde içeri girmişlerdi. Irem kapıda durup içeriye bakmaya başlamıştı. Aşırı büyük ve geniş bir mutfakla karşılaşmıştı. Iki duvarında baştan sona kadar bej renginde tezgâh ve üstünde yine baştan sona çift kapaklı dolaplar görmüştü. Bir duvarında 4 den fazla buzdolabı ve iki tane fırın görmüştü. Mutfağın ortasında yine uzunca bir tezgâh ve tezgâhın altı dolap şeklindeydi. Ortadaki tezgahın yanlarında yuvarlak şekilde sandalyeler vardı. Üç  tane musluk görmüştü ikisi duvarla birleşik olan tezgâhta biri de ortada ayrı bir şekilde bulunan tezgâhın üzerindeydi.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE