2.KARANLIĞIN ACIMASIZLIĞI

1406 Kelimeler
Ala elindeki telefonu sımsıkı tutarken dudaklarını birbirine bastırdı. Nasıl olurda sevdiği adam onu aldatırdı? Ellerini yüzüne götürerek yüzünü iyice sıvazladı. Böyle olmayacaktı. Ondan ayrılacaktı... Gidip aptal olmadığını her şeyi öğrendiğini söylemesi gerekiyordu. Üstüne kendi kıyafetlerini giydikten sonra ağır adımlarla çalışma odasına ilerledi. Kapıyı yavaşça açtı sevdiği adamın hala çalıştığını görse de aldatılması canını yaktı. Onun adını dudaklarının arasından döktükten sonra ekledi. "Konuşalım mı?" İlk başta kafasını kaldırmadı genç adam. Ala gözlerini bir kaç saniyeliğine yumdu. Galiba hala ettikleri son kavgadan kaynaklı böyleydi. Bir de üstüne üstlük hala üste çıkmaya çalışıyordu. Sen beni aldatmışsın be adam diye bağırmak istedi suratına. İçinden küfrettikten sonra sorusunu tekrarladı. "Efendim Ala?" dedi genç adam burnundan solurken. "İşlerimi aksattım, seninle ilgilenmek için. Şimdi çalışmamada müsaade etmiyorsun. Ne var söyle!?" Ala'nın gözleri kısıldı. Birde suçu Ala'ya atıyordu. Biz ona ikinci sevgiline olan düşkünlüğün desek daha iyi olur diye geçirdi içinden. Ve tiksinerek ona bakarken küfretti. "O***** çocuğu..." diye mırıldandı öfkeyle. Genç adam duyduğu cümle ile sandalyeden fırladı. Bir küfür bile onu cinnet geçirtecek kadar sinirlendirmişti. "Ne dedin sen?" diye gürledi ona doğru yürürken. Ala'ada öfkeyle az önce genç adam nasıl onun üstüne yürümüşse; o da aynı şekilde onun üstüne yürüdü. "Aldatıyormuşsun beni... Gerçekten işlerin benim yüzümden mi işlerini aksattın? Kimi kandırıyorsun sen ha? Telefonunu ortalık yerde bırakma en azından!" Genç adam sakin kalmak istermiş gibi derin bir nefes aldı. "Ala..." dedi. Ala ise durmadı devam etti. "Bu şekilde devam edeceğimizi düşünüyorsan daha çok beklersin! Avcunu yalarsın! Bitti! BİTTİ!" diye bağırdı kapıyı açıp gideceği sırada genç adam izin vermedi. "Böyle kolay mı bitireceksin bizi ha?" dedi Ala'nın kolunu sımsıkı tutarken. Genç adamın gözleri fal taşı gibi açılmış Ala'nın gitmemesi için her şeyi aklına koymuştu. Sevdiği için değil; takıntısı haline gelmişti Ala. "Bıraksana beni!" "Asla, asla seni bırakmam. Ben bitti demeden bitmez. Beni bu kadar kolay mı bitireceksin ha?" Ala kolunu kurtarmaya çalışsa da imkansızdı. Genç adam onun kolunu sımsıkı kavramışken sözlerini sanki Ala'nın beynine işlemek istiyordu. "Ala duydun mu beni?" diye bu seferde o bağırdı. "Bizi hiçbir şey ayıramaz. Ölüm ayırır bizi!" "Allah kahretsin bıraksana beni! Bitti diyorum anlasana kıt mısın?" "Bende bizi ölüm ayırır diyorum." derken zorla Ala'nın dudaklarına yapıştı. Genç adam, Ala'yı zorla öperken ona dokunmaya çalıştı. Ala istemediğin belli eder şekilde karşı gelirken en sonunda tırnaklarını adamın suratına geçirmeye çalıştı. Başarılı da olmuştu genç adamın yanağını çizmişti ve adam öfkeyle hatta acıyla gürledi. "Sana beni bırak demiştim!" diye bağırırken arkasını dönüp gideceği sırada genç adam tekrardan Ala'yı kolundan kavradı. "Bende sana ben bitti demeden bitmez demiştim. Ölüm ayırır bizi. Ölürsek ayrılırız ancak! Aşığım sana anlasana!" Onaylamaz şekilde başını sallarken, "Takıntı bu! Aşk değil bu!" diye bağırdı Ala dudaklarını silerken. Kendinden tiksinmişti, nefret etmişti sanki bedeninden... Genç adamda kafasını salladı. "Anlamıyorsun... Aşığız biz birbirimize. Sende bana aşıksın biliyorum! İstiyorsun beni. Bende seni istiyorum!" Ala kafasını salladı. "Hayır Allah kahretsin istemiyorum seni bırak beni!" dedi ağlayarak. İstemiyordu onu ama genç adamın ona takıntılı olduğunun yeni farkına varmıştı. Nasıl olurda bu zamana kadar anlamadığını merak etti. Belki anlasaydı şimdi böyle olmazdı diye düşündü. Genç adamın ismini söyledi dudakları arasından. "Bak bu aşk değil. Takıntı bu! Bu doğru bir şey değil. Ben senin değilim!" dedi ve devam etti. "Ben senin değilim! Takıntılısın sen! Bak tekrar söylüyorum bu aşk değil takıntı!" "Ne demek benim değilsin lan!" diye gürledi genç adam. Ala tir tir titredi bağırmasıyla. Kolu acımaya başlamıştı. "Sen benimsin o nasıl laf?" dedi gözü dönmüş şekilde. "Sen bana aşıksın nasıl bu laflar dökülür senin ağzından? İstemiyorum ne demek? Aşıksın sen bana... Aldattım diye söyleme bu lafları bana. Unuttun mu?" diye sordu kısık sesle. Takıntılı olduğunu belli eder şekilde çıkıyordu sesi. Ala'yı korkutuyordu. Bakışları, ses tonu o kadar çok ürkütücüydü ki... Sanki karşısında sevdiği adam değilde başka biri varmış gibiydi. "Biz birbirimize aidiz. Sen sadece benim olabilirsin başkasının değil. Başkası olamaz. Sen benimsin, bana aitsin, sen benimsin. Duydun mu? Sen benimsin." Ala sıkılmıştı adamın aynı şeyleri yüzlerce kez tekrarlamasından. İki eliylede kulaklarını kapatmak istedi. Daha fazla bu cümleleri duymak istemiyordu. Bir yandanda artık dayanamamış ağlamaya başlamıştı. "Lütfen bırak gideyim!" dedi yalvararak. Genç adam Ala'yı sarstı. "Ne demek gideceksin Ala? Ne diyorsun sen? Nereye gideceksin? Odamıza mı gideceksin? Haklısın... Haklısın uykun geldi tabi. Geçte oldu saat. Sen bu saate kadar ayık kalmazsın çünkü. Tamam biz şimdi odamıza gideceğiz sarmaş dolaş uyuyacağız." dedi sanki kendi kendine konuşuyormuş gibi. Ala gitmeye çalıştı. "Daha fazla burada durmak istemiyorum! Kafayı sıyırmışsın sen! Senin malınmışım gibi davranıyorsun bana! Aşk bu değil! Aşk değil bu! Kafayı yemişsin sen! Ne dediğinin bile farkında değilsin!" diye bağırarak anlatmaya çalıştı karşısındaki adama. Genç adam ise bu seferde sanki ses tonunda şefkat varmış gibi sordu. "Ne gitmesi Ala'm? Odamızda yatacaktık biz. Ne gitmesi?" "Sen ruh hastasısın! Senin tedavi olman lazım!" dedi Ala. Genç adamın davranışlarından korkmuştu. Kendine zarar gelmesinden, genç adamın konuşundan, kendini onun malı gibi hissetmekten korkmuştu. Nasıl böyle bir adamdı sevgilisi? İstemiyorum dedi diye neden kararına saygı duyulmuyordu? Hayır dendiğinde anlamak bu kadar zor muydu diye düşündü. "İstemiyorum seni anlamıyor musun? Bırak beni!" Genç adam bağırdı. "Ne istememesi? O***** musun sen? Başka bir erkek var o yüzden mi istemiyorsun beni? Aldattım diye beni bu kadar çabuk mu bırakacaksın? Biri var çünkü dimi!" Ala'nın gözlerinden yaşlar akarken gözleri kısıldı. "Ne diyorsun sen? Aldatmanı normalleştirip nasıl ben suçluymuşum gibi davranabiliyorsun? Nasıl birisin sen? Bu nasıl bir mantık? Manyak mısın sen? Aptal mısın ya da? Nasıl suçu bana atabiliyorsun?" Bağırmaktan sesi kısılmıştı Ala'nın. Biri sesimi duyar mı diye düşünsede bunun imkansız bir şey olduğunu çok geç anladı... Ala onu itmeye çalışırken göğsüne vurdu. "Bırakacaksın beni!" diye emir verdi. "Söylesene kim o adam? O***** mu olacaksın sen benim başıma? Belliydin ama. Bir de bana kızarsın aldattın diye. Herkes kendini görecek önce küçük hanım. Sana nasıl başka bir erkek dokunur? Benden başka nasıl izin verirsin? Sen benimsin! Onun değil anladın mı?" derken Ala'yı var gücüyle sarstı. Ala genç adamın suratına tokat attı. Karşısındaki adam çizik olan yanağının üzerine gelen tokat ile iyice sinirlendi. Deliye dönmüştü. Ala kendini kapana sıkışmış gibi hissediyordu. Buradan tek çıkış yolunun ölüm olduğunu anladı. Kız kardeşi Alin'i düşündü. Hayatındaki en değerli kişiyi aklına getirdi o an. Yapabilir mi bensiz diye bir kaç saniyeliğine kendi içinde savaş verdi. Alin onun tek hayat parçasıydı. O da aynı şekilde Alin'in... Peki ne olacaktı şimdi? Ölmeyi mi? Yoksa bu adama mahkum mü kalmayı tercih edecekti. Ala hiç düşünmeden kaçmayı gerekirse ölmeyi tercih etti. Böyle takıntılı bir adamdan ancak o şekilde kaçabileceğini anladı. Sakin kalacakmış gibi durdu. Derin nefesler alıp verdi. Gözlerinden akan yaşlar yanaklarında kurumuş; izler bırakmıştı. Yutkundu içinden 3'ten geriye doğru saydı. 1 dediği anda "Bırak beni!" diye var gücümle bağırırken genç adamın bacağına tekme attı. Bunun üzerine karşısındaki adam iyice delirdi. Yinede Ala'nın kolunu bırakmıştı. Yanağındaki çizikte, attığı tokatta sızlıyordu... Sızı öfkesini artırırken bacağına almış olduğu darbe onu iyice çıldırttı. Elini saçlarından geçirdi Ala umursamayıp adamın onu bırakmış olduğu bu andan faydalanıp kapıyı açtı, çıkacağı sırada genç adam gözüne çarpan ilk eşyayı eline aldı ve Ala'nın kafasından oldukça sert bir şekilde geçirdi. Eşyanın bir parçası kırıldı, yere düştü... Ala, aldığı darbeyle düşecekken duvara tutundu. Derin bir nefes almak istedi ama göğüs kafesi sıkışmış gibi hissetti. Her şey o kadar hızlı gelişmişti ki bir kaç saniyeliğine ne olduğunu anlamadı. Tercih yaparken anladı. Öleceğini anladı... Gözleri kararır gibi oldu ama yere düşmemeye çalıştı. "Diren Ala..." diye geçirdi içinden. Aldığı darbe oldukça ağırdı; kulaklarında çınlama hissetti. Bir yandan da çınlamaya ek olarak kalp atışları kulaklarında atıyormuş gibi hissediyordu. Düşmemeye çalışırken sırtına doğru akan bir sıvı olduğunu hissetti. Kan mıydı bu sıvı diye düşünmedi çünkü kan olduğunu az çok anlayabiliyordu... Elini kulağına götürdü bu çınlamayı daha fazla duymak istemiyormuş gibi. Zar zor adımlar atarken merdivenlere doğru geldiğinde trabzana sımsıkı tutundu. Geliyor muydu genç adam yoksa odada durmuş muydu diye düşündü. Zaten çok zor yürüyor, etrafını tam olarak net göremiyordu. Her şey birbirine karışmış gibi hissediyordu. Arkasına hafif dönerken genç adamı gördü. Dudaklarını aralayıp konuşacağı sırada; tekrardan aynı eşyayla Ala'nın kafasına bir darbe daha indirdiğinde Ala'nın zayıf bedeni, dayanamayarak merdivenlere doğru yığıldı. Merdivenlerden yuvarlanarak düşerken kan izleri merdiven basamaklarında kaldı... Aynı şekilde eşyanın kırılan parçaları da merdivenden aşağı onunla birlikte düştü. Son basamaktan da düştükten sonra gözlerini açamaz hale gelmişti. Duyduğu karmaşık sesler sona eriyordu sanki. Bir kaç saniyeliğine gözlerini kırpıştırarak açmaya çalıştığında karşısında Alin'i gördü. "Abla?" dedi Alin tatlı olan sesiyle. "Beni bırakıp gidiyor musun gerçekten? Hani bana söz vermiştin? Gitmeyecektin asla. Neden gidiyorsun şimdi?" Ala karşısında duran kız kardeşiyle konuşmak istedi ama imkansızdı. İçinden özür diledi. Ona sözünü tutamadığı için içindeki pişmanlıkla özür diledi. Alin'in elini yanağında, saçlarında hissetti. Dudaklarında kimsenin göremeyeceği bir tebessüm oluşurken gözleri bir daha açılmamak üzere kapandı...
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE