Özel Bölüm 1

2169 Kelimeler
Flörtöz bir gülümsemeyle bakan kadına yaklaştım. Daha fazla dayanamayacağımı biliyordum. Ona doğru adım atmaya başladığımda o da bana doğru yönelmişti. Üzerinde tek parça sıfır kol kırmızı bir elbise vardı. Diz kapaklarının hemen altında olan elbisenin altından gözüken sütun gibi bacaklarından gözlerimi alarak istekle bakan kadına odaklandım. Yananına geldiğimde bir elimi beline atarak kulağına fısıldadım.  "Çok güzelsin." Zevkle kıkırdadı kuzey rüzgarım. Belinden kalçalarıma giden elimi durdurmak ister gibi benden uzaklaştı. Elimi tutarak, "Gidelim." Dedi. İşte beklediğim direktifi almıştım. Yan yana iki ergen heyecanıyla asansörü beklerken başkaları da gelmeye başlamıştı. Kaçamak attığı bakışların altındaki gülümseme beni daha heyecanlandırıyordu. Asansör dairenin katına geldiğinde önce onun inmesini sağlayarak arkasından devam ettim. Oda kartını okuttuğumda çıkan sesle ikimizin de kopma noktası olmuştu. Kapı kapanır kapanmaz dudaklarına yapıştım. Sert bir şekilde sırtı duvarla buluşan kadın istekle ellerini boynuma sardı.  "Tapıyorum sana." Birazdan düşünme yetimi kaybedeceğim ana gelecektik ve ben bundan büyük keyif alacaktım.  Başlarda çekingen olan ağzı elbisenin eteğini yukarıya çekip kalçalarını avuçlayınca açılmıştı. Tüm bedenim temas edene kadar kendimi bastırdım. Hünerli ellerim bedeninde hareket ederken o da kendisini bana itmeye başlamıştı. Onun, karşımda bu kadar cesur olacağını düşünememiştim.  Dar olan elbise daha fazla yukarı çıkmayınca ellerimi sırtına götürerek fermuarı bulmaya çalıştım ama beceremeyince kendime sinirlenerek hayatımı adayacağım sevdiğime, anın verdiği heyecanla yüzünü duvara verecek şekilde çevirdim. İki eli duvara dayanan kadını süzdüm önce. Kalçaları açıktaydı ve altında tanga vardı. "Tanga ha?" bir elimle kalçasını avuçlarken diğer elimi gizli fermuarın kopçasına götürdüm. Yavaşça indirirken açıkta kalmaya başlayan sırtına öpücükler kondurmaya başladım. Daha fazlasını isteyerek kalçasını bana doğru bastırmak için geri ittiğinde kendimi geri çektim. Fermuar tamamen açıldıktan sonra kadını tekrar kendime döndürerek kucakladım.  "Seversin diye düşündüm." Boynuna dişlerimi geçirirken boğazımdan bir hırıltı yükseldi.  "Çıplak olman tercihimdir." Dediğimde göz göze geldik. Ben yemek masasına doğru hareket ederken o bacaklarıyla sıkıca belimi sarmıştı. Kadınlığının üzerinde hissettiği sertlikle gözlerini benden ayırmadan inledi. Bana bakışları derinleşirken dünyamı bu kadın üzerine kurabileceğimi düşündüm zira o da bana dünyası oymuşum gibi bakıyordu. Artık vücudunu teslim etmişti. Ellerimin altında küçük kalan bedenini masanın kenarına sabitleyerek elbiseyi omuzlarından indirdim. Dudaklarımızı derin bir öpücükle mühürlerken tek elimle ustalıkla sutyeninin kopçasını açarak dolgun göğüslerini serbest bıraktım. Kıyafetleri hala üzerindeyken sağ elimle bir göğsünü avuçladım. Dudaklarından kopan inilti nefesime karıştı. Ona zevk veriyor olmak beni daha da sertleştiriyordu. Elbiseyi üst bedeninden sıyırarak aşağıya eğildim ve kalçasını kaldıran kadının çıplak kalmasını sağladım. O da anın büyüsüyle sutyenini odanın diğer ucuna atmıştı. Eğildiğim yerden tanrıçama bakarken utandığını gördüm. Dudağım sinsi bir şekilde kıvrılırken, "Kalk lütfen." dedi. Üzerinde sadece ufak bir parça kalmıştı. Bacaklarını tek elimle ayırırdım ve diğer elimle üzerimde olan gömleğin düğmelerini çözmeye başladım.  "Şiişt. Güven bana bebeğim." Hem üzerimdekilerden kurtulmaya çalışıyor hem de iç bacaklarına öpücükler konduruyordum. Başını geriye vererek elleriyle gözlerini kapattığını gördüm. Hemen yerimden doğruldum ve bir çırpıda üzerimdekilerden kurtuldum. Karnına benden izler bırakırken elimi tanganın altına soktum. Benim için ıslanan kadına parmaklarımla istediğini verirken gözlerim istekle kıvranan bedeninin camdaki yansımasına takıldı. Mükemmel bir ikili olmuştuk. Çıkarttığımız ahenksiz seslerle derin bir tatmin duygusu yaşıyordum.  "Daha fazla dayanamayacağım. Lütfen." duymak istediğim şeyleri işitince ipini kopartarak çıkarttığım çamaşırını kenara fırlattım. Bu hareketime çığlıkla karşılık verdi. Bedenini dikleştirerek boynuma sarıldı. "Hadi koca adam seni istediğimi biliyorsun." Beni istediğini biliyordum. Tüm bedenim zonklarken kadınlığına dayanan sertliğimi içeri ittim. Aynı anda dudaklarımızdan bir inilti yükseldi. Akabinde ismimi işittim. "Amir." Kesik kesik aldığı solukların arasına ismimi sıkıştıran kadının kulağına fısıldadım.  "Benimsin Hesna. Kuzey rüzgarımsın. Sadece benimsin." İkimizde yoğun bir zevk dalgasına tutulmuştuk. Çalan telefonu duymamaya çalışarak rüzgarına kapıldığım kadının içinde hızlandım.  "Telefonu aç." Hesna yavaşça erirken ses boğuklaşmaya başladı. Lanet olsun! Sıçrayarak kan ter içerisinde uyanarak yataktan çıktım. Ayağa kalktığımda dengede duramayarak tekrar yatağa oturdum. Lanet olsun! Hepsi bir rüya mıydı? El yordamıyla telefonu bularak duvara fırlattım. Rüyaysa bile bari sonunu görebilseydim. Kendimi bezginlikle yatağa atarken isterik bir şekilde gülmeye başladım. En son ne zaman rüyanda boşaldın Amir? Kuzey rüzgarının etkileri ağır olmuştu. Farkındaydım. Her gece onu ilk gördüğüm günü düşünerek uyursam olacağı buydu.  İlk gün. Beni benden alan o gün... Köşeli bir yüz. Kocaman kara gözler. Kanı çekilmiş gibi solgun bir ten. Çevik adımlarla oradan oraya koşuşturması.  "Misafirlerimiz giriş yapmış. Karşılamaya in Şule." Sert bir ses tonu. Tam bu anda kısa bir anlığına gözlerimiz buluştu. Yanımdaki adamları umursamayarak ona doğru adım attım. Aceleyle arkasını dönünce çarpıştık. Keskin yasemin ve anason kokusu burnumu yaktı. "Kusura bakmayın. Sizi fark etmedim." Muhtemelen gözlerini belertmemek için kendisini zor tutuyordu. Tebessüm etti. Dilimi kurutup gözelerimin seğirmesine sebep olan kadın benden iyi ya da kötü tepki göremeyince başını eğerek yanımdan uzaklaştı.  "Kim o?" Kadının arkasından bakarken beni serseme çevirdiğinin farkındaydım. Bu duyguyu iliklerime kadar hissediyordum.  "Zamansız ve kışkırtıcı." Kesik kesik aldığım nefesimi bıraktım. "Sanırım hipnotize oldum Tayyar." Kadın göz hizamdan tamamen çıkınca Tayyar'a döndüm. "Buldum. Kesinlikle buldum. Temiz ve duru bir kuzey rüzgarı." "Kadın muhtemelen bizi arıyor." Giriş yapan misafirler bizlerdik. Şule bizi karşılayacaktı ama locaların olduğu yere kadar geldiğimizi anlamadılar. Sanırım onlar için beklenilen misafir konumunda değildik. "Loca yediye gideceğiz. İlerdeki kapı olmalı. Abi tamam içeri geçelim ben bulacağım kuzey rüzgarını." Tayyar'ın gülmesi umurumda değildi. O kadını bulmalıydım. Ciğerlerimi yakan kokusunu içime çekmeliydim. Ona ilk görüşte etkilenmeyi anlatmalıydım.  Locaya girdikten sonra hemen aşağıdaki kalabalığa baktım. Kuzey rüzgarından eser yoktu. Buluşacağımız diğer misafirler de gelmeye başlayınca dikkatimi onlara vermek zorunda kalmıştım. Bir süre sonra kapı açılmış ve içeriye güçlü ışığını yayarak adım atmıştı. Herkesle tek tek tokalaşarak bir isteğimiz olup olmadığını sorarken gözleri bana değdi. Az önce çarptığı adamı tanımamıştı. Elini uzatma sırası bendeydi ama ben dışarıdan gözüktüğüm kadar rahat bir adam değildim. Etrafımdaki insanlar beni para olarak ya da güç olarak görürdü ama ben kendi içimde kırıkları olan bir adamdım. Parmakları soğuk olan kadının gözlerindeki soğukluğu da fark etmemek mümkün değildi. Etrafımdaki insanlardan nefret ettiğim nadir anlardan birini yaşıyordum. Locadan çıkan kadının arkasından bakakalmıştım yine.  "Gideyim de kuzey rüzgarının adını öğreneyim. Bakalım patronu çarpan rüzgar kimmiş?" Tayyar'ın bu durum çok hoşuna gitmişti. Benimle uğraşacak olmasının yanı sıra birinden etkilenmem iyiye işaretti. Tayyar gece boyunca gözükmemişti. Yanımda olan adamları da idare etmek zor olmadı. İş yemeği değildi. Beni eğlendirmek ve gözümü boyamak için tertip edilmiş bir geceydi. Çalışacağım insanları bu tür şeylerle seçmeyeceğimi bilirler ama yine de bunları yapmaktan geri durmazlardı.  Gecenin bitiminde Tayyar'a sinirim katlanmaya başlarken çıkış kapısında müşfik bir gülüşle bana doğru geldiğini gördüm. Bu gülüşten kuzey rüzgarını bulduğunu ve sigorta numarasına kadar hakkında her şeyi öğrendiğini anlamıştım. İşte şimdi keyfim yerine gelmişti. Vito araca önce ben sonra da Tayyar bindi.  "Saatlerdir neredesin?"  "Kızlarla takılıyordum. Hazır sen beni salmışken azcık kendime bakayım dedim." Gözlerimin içine baksaydı içimi saran karanlığı görecekti ama bilerek bakışlarını benden kaçırdı. "Geleceğini sikerim Tayyar. Ben senden haber bekliyorken sen karıya kıza mı gittin?" "Takılıyorum abi ya. Kuzey Rüzgarı'nın adını öğrendim. İstanbul'dan bir tanıdığa sormamız gerekiyordu ama direk bizim adımızla sordurtmamda başka bir izlenim yaratabilirdi. Bu yüzden Ercüment'i aradım. Ondan haber beklerken biraz oyalandım sadece. Haber gelir gelmezde yanına geldim işte." Armağan'ı severdim. Ercüment'te dürüst adamdı ama bu ülkede ne kadar güvenebileceğim adam vardı?  "Ne dedi?" Cevap vermeden önce camdan dışarıya baktı. Otel gece kulübüne yakındı. "Otele gelmek üzereyiz. Hepsi mailimde. Daha açmadım." Bebekteki otele giriş yaparak hemen daireye çıkmak için atağa geçmiştim ama Ercüment'i görünce durmak zorunda kaldık.  "Merhaba Amir Bey. Nasılsınız?" Herkesin duyabileceği bir ses tonuyla söylemişti. Şu an boşa harcayacak ne zamanım ne tahammülüm vardı. "İyiyim Ercüment. Sen nasılsın?" Asansöre doğru yürümeye devam ederken o da bize eşlik etmeye başladı. Normalde bu derece kaba olmazdım ama şu an acelem vardı.  "Ben de iyiyim. Armağan Bey otelde yarın kahvaltı yapar mısınız? İşleriniz ne durumda." Asansöre binmeden önce Ercüment'e döndüm.  "Tayyar'la ayarlayın." Dedim. Ercüment'e açıklama yapacak değildim ama yine de nezaketi elden bırakmamıştım. Odaya girer girmez Tayyar laptopu çıkarttı. Mailindeki dosyaları bilgisayara indirirken, "Abi bu kızdan neden bu kadar etkilendin sen?" Bunun cevabını bende onun kadar merak ediyordum.  "İç güdülerim beni yanıltmıyorsa kendimi kaybedeceğim bir kadın buldum." Henüz adı kuzey rüzgarı olan kadını tanımıyordum. Hırçın bakışları, sert ve çevik adımları, her hareketi gözümün önünden gitmiyordu. Yaşı kaç, evli mi, sevdiği biri var mı, hoşlanabileceği tarzda biri miyim? Bunların hiçbirini bilmiyordum.  "Onu bunu bilmemde bu durum herkesi etkileyecek." Konumum itibariyle hayatıma alacağım bir kadın beni zor duruma sokacaktı. Bunun bilincindeydim ama ergenliğine yeni girmiş bir erkek gibi kalbim atarken nasıl kendimi frenleyebilirdim?  "Aç şu dosyayı Tayyar." Sabrımın son sınırlarındaydım. Tayyar açtığı dosyayı önüme iterken odada olan yazıcının başına gitmişti. Kendiside inceleyecekti. "Hesna Toprak. Yirmi üç yaşında. Bekar." Bunları sesli okurken darp raporlarını görünce resmen sesim içime kaçmıştı.  "Babasından şiddet görmüş. Üniversiteye kadar onlarla yaşamışlar ama sonra Adana'dan İstanbul'a gelmiş." Tayyar'ın söylediklerini gözlerimle görüyordum. Doktorların çektiği fotoğraflarda vardı. Profiline işleyen görüntüler. Madem küçük yaştan beri şiddet görüyordu neden devlet kızını ondan almamıştı.  "Babanın da dosyasını isteyin bakalım." Bir dosyayı kapatarak diğerini açmıştım. Burada daha kötü görüntüler vardı. Yüzü gözü dağılmış genç kızın sol kolu sargıdaydı. Direk objektife bakmaktaydı. Sıktığım yumruklarım ve dişlerim üzerime biriken sinirin göstergesiydi. Tenim gibi kaslarımda yanmaya başlamıştı. "Orospu çocuğu." Dişlerimin arasından tıslayarak söylediğim küfrü duyan Tayyar hemen yanıma gelmişti. "Ercüment'e söyledim. Çabuk olacakmış. Abi izin ver şu adamın gelmişini geçmişini elden geçirelim."  "Sırası gelecek önce sülalesine kadar her şeyini öğren. Ne iş yapıyor? Kimlerle takılıyor? Karı kız ayakları var mı? Değer verdiği şeyleri bul." Gözlerimi ovuşturarak tekrar devam ettim "Sosyal medya hesabı var mı?" Tayyar'ın dudaklarından bir cık sesi çıkınca ona döndüm. "Var ama iki tane çiçekten ve kulübün fotoğraflarından başka bir şey yok. Kız kardeşlerinin hesaplarına baktım. Ortanca kızın hesabı kapalı ama küçük kızınki açık. Kuzey rüzgarının birkaç fotoğrafı ve bir iki videosu." telefonu bana uzatarak fotoğrafları gösterdi. Bir insanın içten gülen resmi hiç olmaz mıydı? Onun kadar acı çekmiş biriysen olmaması normaldi. "Öfkeni tanıyorum."  "Ben de tanıyorum." Yine o ilk günü düşünerek uyuduğum için olmuştu az önce yaşanan. Ter içinde yataktan çıkarak kendimi soğuk bir duşa attım. Beni ergen hülyalarımdan sıyıranın Tayyar olduğunu kapıya dayanınca anlamıştım. En güzel rüyalarımın içine etmekte bir numaraydı kendisi. Sonraki günlerde Hesna'nın tüm hayatını öğrenmiştim. Ezildikçe güçlenen kadının yaşadıkları her seferinde bedenime dalga dalga öfke salıyordu. Kaç hafta geçmişti. Rüzgarına kapıldığım kızın yanına bile yaklaşamamıştım. Nadirde olsa kokusu burnuma dolduğunda kendimi şanslı hissediyordum.  Adanalı bir tüccar olan babasının işlerini baltalama görevi Tayyar'daydı. Adım adım kimsenin dikkatini çekmeden yapıyordu. Onun cezası sadece tüm mal varlığını kaybetmekle sonlanmayacaktı. Ayrıca bu ailede tek sorunlu kişilik baba değildi. Kadınlara dokunamayan ben diğerlerine nasıl bir ceza verecektim? İşlerin Türkiye ayağında daha fazla boy gösterdiğim bir gündü. Beş aydır kalbime kazınan kadın için güzel planlar yaparken Tayyar tarafından yadırganıyordum. Ona kalsa direk karşısına çıkmalıydım ama bunu her yapmak istediğimde kız tarafından görmezden geliniyordum. Özel olmalıydı. Çok özel... "Abi Armağan'ın yanındaki Hes-" Hemen Tayyar'ın baktığı noktaya kafamı çevirdim. Hesna Armağan'ın yanındaydı. Normalde sofistike tarzı giyinen kadının tarzına uymayan bir gece elbisesi vardı üzerinde. Ayakları çıplaktı. Gözleri kan çanağı. Saçlarını mı kestirmişti? Onlar asansöre doğru giderken arkalarından gittim istemsizce. Armağan bu kızı nereden tanıyordu? Ercüment mi bahsetmişti? Bahsettiyse neden kızı odasına götürüyordu. Kendime çeki düzen vererek ve suratımı nötr hale getirdim ve "Bana da gelmeyecek demişlerdi. Demek benden kaçıyorsun Armağan." Dedim. İkisi birden arkasını döndü. Armağan beni gördüğüne başta şaşırsa da hemen kendisini toparladı.  "Amir. Hoş geldin. Haberim yoktu burada olduğundan." Hesna'ya bakmadan konuşuyordum. Ona karşı nasıl tavır alacağımı bilmediğim için şu an bu konumdaydık. "Yalan söylemek en çok sana yakışmıyor. Vallahi bu dünyada benden çekinmeyen tek insansın." Bana ültimatom verebilen ve yargılayabilen kişilerdendi. Bunları düşünerek kafamı yanındaki kadından uzak tutmaya çalışıyordum.  "Bu yüzden seviyorsun beni." dedikten sonra elini Hesna'ya uzattı. Hesna birkaç adımla Armağan'ın yanına geldikten sonra tekrar konuştu. "Seni arkadaşımla tanıştırayım." Gözlerinin içi gülüyordu adamın. Kendisinden emin ve dik duruşunu tekmelemek istedim.  "Merhaba. Ben Hesna." Puslu çıkan sesi aklımı karıştırmıştı. Gerçekten kötü gözüküyordu. Sebebi babası diyeceğim ama İstanbul'da bile değildi. Gelmiş miydi yoksa? "Merhaba hanım efendi. Bende Amir bin Aziz. Bu ismin anlamını güçlü bir şekilde taşıyan başka bir Hesna ile karşılamamıştım." Şu durumda olan kadına nasıl bir imaj çizdiğimin farkındaydım ve kendimden nefret ediyordum.  "İltifatınız için teşekkür ederim." Dedikten sonra Armağan'a döndü. "Ben sizi yalnız bırakayım. Başka zaman görüşürüz." Neden ve nasıl görüşeceklerdi. Kuzey rüzgarı Armağan'ı tanımıyordu. Tanısaydı Ercüment bunu Tayyar'a söylerdi. Hatta Armağan'da bana sorardı. "Amir. Hesna zor bir gün geçiriyor." Elinde tuttuğu ayakkabıları ve çantayı havaya kaldırdı. "Umarım yarın buradasındır. Seninle konuşmam gereken konular var." Armağan'ın konuşacağı konuların hiçbiri umurumda değildi ama ben ona Hesna'yı açık açık soracaktım. "Birkaç gün buralardayım. Sana bahsettiğim proje için geldim. Sen arkadaşınla ilgilen. Yardımcı olabileceğim bir konu olursa." Cümlemi tamamlamama izin vermemişti kadın. Bedenini dikleştirerek keskin bakışlarını radarıma soktu.  "Teşekkür ederim." Asansör kapandıktan sonra arkalarından bakmaya devam ediyordum. Bu olanlar neydi? "Amir Bey."  "Gel benimle." Sabahı bekleyemeyecektim. Ercüment'e sormak zorundaydım. Aşık olduğum kadının Armağan'ın yanında neden bulunduğunun sebebini bilmeliydim. Sinirli halimle gerilen Ercüment tüm olanları anlatmıştı. Armağan'da kulüpte tanımıştı kızı ve bu gece ona eskortluk edeceğini öğrenmişti. Kızı pazarlamaya çalışanları da tanıyormuş. Ercüment'in anlattıklarından sonra intikam listem çoğalmıştı. Armağan'a bir nevi borçlanmıştım ama zaten Hesna'nın bu işin içine batmasına da müsaade etmezdim.  Kuzey rüzgarını Armağan ile paylaşamayacak kadar çok seviyorum. Hayatımın aşkını odasına çıkartan adama kinlenmem gerekir miydi? Onun iyiliği için davranmış bile aynı odada kalmalarına izin veremezdim.  Ben zeki bir adamdım. Dışarıdan soğuk ve duygusuz biri gözüksem bile hiçbir zaman öyle olmadım. İçim alev alev yanarken hesap kitap yapmam normaldi. Yoksa değil miydi? Hayatımdaki tek normalliğin Hesna olmasını istiyordum. Rüyalarımı gerçeğe dönüştürecek yolda her şey mübahtı...
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE