3.BÖLÜM (Çatışma, Anlaşma)

1715 Kelimeler
Vedat:''arkadaşlar size doyum olmuyor ama göçmen büro da işler beni bekliyor sizden ayrılmak zorundayim ama söz olsun başka bir zaman hep beraber telafi edelim'' diye söyledi Farjad ‘’tamam, dostum, biz zaten seninle görüşürüz. Sen işine bak!’’ Elleri ile tokalaşıp, erkek tokalaşması yaptılar. Selamlaşarak ayrıldılar Çok şık ve dostane bir tokalaşma ardından Vedat ayrıldı ortamdan, daha sonra farjad ile kendi aralarında hesaplaşacaklardı. Farjad dönerek; ‘’Şenol, selin! siz de ise gideceksiniz sanırım, öncesinde bir yemek yiyelim. Ondan sonra işinize gidersiniz olmaz mı? ‘’ Hep beraber olur dediler. Farjad’ın Renge Rover model arabasına bindiler ve uzaklaştılar. Adam zengindi, netice de arabası da kendine göre idi. Ama onlar için bu lüks oldukça uzaklarında olan bir şey olduğundan konuya çekingen bakıyorlar ve bu halleri Farjad in gözünden de kaçmıyordu. Asla hava atmak ya da karşısındakilere parasal gücü ile güç gösterisi yapma derdinde değildi, ama bu onun normal haliydi ne yapabilirdi? Azra’nın hiç sesi çıkmıyordu. Yeminine başlamıştı sanki, Sakin duruşuna istinaden Farjad güzellik yapmak istemişti, eger geçimsiz bir kız olarak karşısına çıksaydı aslan ona değil güzellik yapmak, pabucunu bile ters giydirirdi ama bu kıza onu yapmazdı. Elbette itaat ettiği sürece… Güzel bir restorana girdiler güzel bir masa ayrılmıştı bile onlar için, oturdular ve yemek siparişlerini verdiler beklerken sohbet ettiler. Farjad daha çok Şenol’la sohbet etti. Selin ise adama hayran hayran bakıyordu. İlgisi tamamen bu yakışıklı Zengin herife kaymıştı. Resmen imrenti ile birlikte kıskançlık kaplamıştı içi, keşke Şenol da zengin olsaydı diye geçirdi içinden. Bunca zaman evlen ilişkilerinin bir ismi bile olurdu diye geçirdi içinden. Farjad ‘’ Şenol siz işe döneceksiniz herhâlde, ben sizi oraya bırakırım. Bizde Azra ile banka ya gidip, Şu borç işini halledelim. Sonrasında evimize geçeriz Azra evi görsün eksik varsa konuşalım alalım. Benimde işlerim yoğun olacak şu iki gün bu işleri halletmek gerek, akşama Azra’nın acil olan lazım olabilecek eşyalarını alıp gelin, beraber evde de bir yemek yeriz, Sizi araba ile aldırırım, olmaz mı?’’ Her şeyi öylesine güzel planlıyor organize ediyordu ki, onun bu üstenci tavrından rahatsız olan Azra, istediğinin olmasına engel olmak için, sert olmayan ama işe yarar bir yol seçerek dediğini bir şekilde yapmak istedi ve; ‘’Ben eve geçip eşyalarımı alıp gelirim o şekilde yapsak? Daha iyi olabilir hem çabuk olur’’ Farjad kızın niyetini anladı. İnsan okumakta ve bütün bunlarla başa çıkmak konusunda çok iyi olan adam karşısında nasıl durabilirdi Azra! Er yada Geç bunu anlayacak ve ona göre de itaat edecekti. ‘’En uygunu benim söylediğim gibi olsun! Şenol’lar evide öğrenmiş olurlar ve ilk misafir olarak ağırlamış oluruz sende bunu istersin değil mi? Sizce de öyle değil mi’’ Bariton sesi ile tam bir ikna adamıydı Farjad! Konuya Şenol Ve Selin’i de dahil ederek, konuyu baştan kazanmıştı bile her ikisi de Azra’ya biz gelmek istiyoruz sen gelmemizi istemiyormusun der gibi baktıklarında Azra çoktan kaybetmişti bile, ve razı geldi. Elinde patlamıştı. Farjad Azra ile biraz yalnız kalmak istiyordu genç adam ve onun da kaçmaya çalıştığının farkındaydi ve buna da izin vermeyecekti. Azra ise tam tersine baş başa kalmak istemiyor korkuyordu, ne kadar zaman kazansa onun için o kadar iyi olacaktı. Şuan herşey yeniydi ve onun için kontrol edilemezdi. Farjad karşısındaki genç kadının gözlerine takılmıştı, yüzünü hafızasına kazımaya çalışırmışçasına bakıyordu onu gözleri ile yönlendiriyordu. Azra ise tam tersine göz teması kurmuyor sessizlik yeminine sadık kalmayı planlıyordu. Ne kadar az göz teması o kadar sorunsuzluk. Hiçbir erkek tecrübesi yoktu ve bu adam onu çiğ çiğ yerdi, bunu da pek hala biliyordu. Yemek sonrası, restorandan ayrıldılar Selin ve Şenol’u işe bıraktıktan sonra arbada baş başa kalmışlardı. İşte Genç kadının gidecek hiçbir yeri yoktu iste, ne olursa olsun bu adamdan kaçamazdı. Sakin kalmaya çalışıyordu. Ama içinde kopan fırtına daha önce hiç görmediği türdendi. Adeta aklı yok gibi kendisini kumanda edemiyor gibi, çaresiz iplerini Farjad’a vermiş gibi uslu uslu oturuyordu. Farjad yanında oturan genç kadının sakın durusundan, sürekli kendi ile mücadele eden bu duruşundan çok merak içersindeydi. Onun ne düşündüğünü çok merak ediyor bu sessiz hallerinde bile aklından geçenleri bilmek istiyordu bu yüzden de onu gözlerinin ucu ile sürekli hapsediyor ve izliyordu. Bu Farjad’ın en sevdiği şeydi. Sessizlik içinde bile konuşabilmek, bu kız sessiz kalmak istese bile onun aklından neler geçiyor bilecekti. Farjad sakin kadınları hep sevmişti, Sakşin ve derinlikleri olan kadınlara hep hayrandı. Belkide Azra öyle bir kadındı, Derinlikleri olan bir kadındı. Onu keşfetmek, çözmek eğlenceli olurdu. Akılsız süs bebeklerinden, iki kelimeyi bir araya getiremeyen kadınlardan sıkılır onları sadece yatakta kullanır hatta bir daha asla bir araya gelmek istemezdi. Azra’nın öyle olmamasını hakikaten kalpten diliyordu. Çünkü üç yıl bir aptala katlanmak ölmekten beter bir durumdu farjad için. Farjad vamp olmayan sade hallerinden hoşlanırdı kadınların, fakat kendine güvenen kadınlar için de her zaman istek duymuştu, pasif olan kadınları da hiç sevmezdi. Kendine özgüveni olan kadınları partner olarak tercih ederdi, Ne kadar itaatkâr olsa da Zeki kadınları Konuşabileceği kadınları isterdi. Aptallığa tahammülü yoktu. Neticede itaat bir tür zevke giden yoldu. Eğer Kadını ona itaat ederse, onu da sonuna kadar hak ederdi istediğini yaptırabilirdi. Onun matematiğinde işler bu şekilde ilerliyordu. Akıllı bir kadın bunun bu kadar kolay olduğunu bilir ve ona göre davranır ve Farjad’ı hak ederdi. Eğlence ve Para düşkünü kadınlar onun için bir gecelikti. Bedelini öder seks oyununu da sonuna kadar oynar ve çekilirdi. Kimsenin şikâyeti olmazdı. Uzun zamandır bir kadın onu duygularından yakalamamış, onu ruhuna erişir kılmamıştı. Bunu başarabilen bir kadın Farjad’ı fethetmiş sayılırdı. Fakat bu konuda hiç umudu yoktu. Kadınlar son derece basit varlıklardı. Onları Çözdüğü an heyecanı da gidiyordu. Azra da öyle olacaktı buna emindi. Ama Kader Farklı bir şekilde karşılaştırmış olduğu için, Azra’nın avansı da fazlaydı. Farjad hızlı yaşayan, korkusuz ve tecrübeli bir genç adamdı Şehvet ve isteklerini asla bir kadına göre ayarlamazdı. Her zaman hazır olan kadınlar yine olacaktı ve bu evlilikte de asla durmayacaktı. Gece hayatı olacaktı, Kadınlarla ilişkisi devam edecekti. Libidosu her zaman yüksek ve cinsel istekleri fazla bir adamdı ve bunu asla durdurmak istemezdi. İran’da aileden gelen serveti ve aşiretlerinin ünlü olması tanıdık bir isim olması kendi ülkesinde oldukça rahat, havalı ve macera dolu serüvenleri yasamış olması onun böyle konularda çok fazla sorumsuz yapmış arkasını önünü düşünmeden de kadınlarla düşüp kalkmıştı. Bu ülke yabancıydı ama güzel ve istekli kadınlar burada da vardı ve bu fırsatı asla kaçırmayacaktı. Kontrol etmeyi seviyordu. Azra’yı da kontrol edecek asla ona daha fazla imtiyaz ve hak vermeyecekti. Onun geldiği kültürde kadınlar asla, Serbest hareket etmezdi ve Farjad soy adını vermişti. Azra Hasani de bu soy ada uygun bir şekilde yaşayacaktı. Neticede Türkiye’nin kültürü de kadınlar konusunda İran’dan pek farksız sayılmazdı. Uyum konusunda asla sorun yaşayacaklarını sanmıyordu. İran’daki ailesinin bir çok dostları olduğu gibi düşmanları da vardı. Herşeyden önce bunun için bile Azra Dikkat etmesi gerekirdi. Farjad’ın kendi ülkesinden kaçma sebebi, ailensin büyüklerinin her ne kadar aşiretin reisi de olsa sürekli verdiği kararlara karışması, sorgulaması ve hoşlarına gitmez ise onu dışında bırakması konusunda sinirleniyor ve asi geliyordu. Kendi yolunu çizmek kendi kazancını elde etmek için geldi başka bir kente, aile her ne kadar buna karşı çıksa bile Farjad asi bir genç olduğu için onları dinlemedi. Hala aşiret reisiydi, başarıları elbette aşiretin başarısı olacaktı ama kararlarına karışma konusunda büyükleri geride tutmuş ve konuşturmamış olacaktı. Bu bir başarıydı. Çok kafadan ses çıkması onu çıldırtıyordu. Bu bir çözümdü. Bu süreçte çözüm yollarını da kendisi bulmuştu, bu ülkede evlenerek kala bilme fikrini de kendi si araştırmış ve arkadaş olduğu Vedat’a konuyu açmıştı. Vedat göçmen büroda çalışıyordu ve bu işine yarar bir durumdu. Ondan fikir almak için iletişime geçti ve bu tamamen Vedat’ın fikriydi. İyide olmuştu, Kontrol edebileceği bir kadın bulmuştu ona Vedat! Sadece olumlu yanı bu değildi bunu seziyordu. Bugün her şeyi net olarak görmüştü. En azından bundan sonrası için işlerine odaklanacaktı. Azra sorun çıkarmazdı, bu iyi bir durumdu. Azra Bütün bunlar onun kafasında asla geçmeyen hayal gibiydi. Bu adamdan etkilenmişti ama ona güvenmiyordu ne olursa olsun güven onun için en özel konuydu. O aşka daha çok hisler, duygular ve sevilmek olarak bakıyordu. Ait olduğunu hissetmek, korunmak ve sevilmek güven verici bir ortamda acı bile olsa katlanışı gelirdi ona. Bu fikir çok fazla karanlık barındırsa da asla bu duygusundan vazgeçmezdi, onu memnun eden bir erkeğin kuralları ile yaşamak isterdi. Hayalindeki adam tam olarak böyle biriydi. Sahiplenici, Kuralcı, Kıskanç ama sonuna kadar değerli hissettiren, seven bir adam. Zaman zaman selin le bu konuda duygularini paylaştıkları sohbetler de, "ben kontrolcü, fakat sahiplenen, güvenebileceğim, beni seven, bunu hissettiren buna beni inandıran bir adama bile varım! Kuralları ya da baskıları beni, onu sevmekten asla vazgeçirmez! Sevgisi ve sahiplenişi bana onu sevmek konusunda gerekli gücü verir!" derdi Selin de onu fazla gerçek dışı hayaller peşinde koştuğu konusunda uyarırı bu fikrine asla katılmazdı. Hatta korkutucu bile bulur, bunu kimse ile paylaşmaması konusunda da uyarırdı "kim ister ki böyle aşkın ızdırabını, sen delisin kızım! kontrolcü bir adam, karanlık yönleri olan bir adamdır ayrıca, sana üzüntü verir ve zorbir adamdır, sürekli sorun çıkarır" diyerek aynı fikirde olmadığını belirtirdi. Nitekim Şenol da sakin, ortak olunabilecek, arasıra romantik çoğu zaman kendi halinde bir adam olduğundan Selin için ideal bir eştir. İyi anlaştıklarını düşünüyor, sorunun sadece parasal olduğu konusunda da sürekli dile getiriyordu, selin için zaten mesele de yoktu. Farjad Bariton sakin ve fısıldar sesi ile birden araya girmek soru sorarak konuşmayı başlatmak istiyordu. ‘’Bir Erkek arkadaşın var mı? Bu soru yanlış oldu! Benimle evlenşrken bir erkek arkadaşın olmaz değil mi? Ya da şöyle sorayım, bir erkek arkadaşın oldu mu? ‘’ Azra duyduğu soru karşısında dona kaldı, kafasını sol da şoför koltuğun da oturan Farjad a çevirdi, Kara gözlerine baktı ve o an kilitlendi kaldı, içini kısa süreliğine bir ürperti aldı. Tamamen kilitlenmişti ne diyecekti ne söylerse bu adamdan gerekli saygıyı hakederdi. Bir erkek arkadaşı olmadığını söylediğinde küçümsenecek miydi? yoksa tam tersimi olacaktı? Kahretsin işte! Sorun tam olarak buydu. Saygı görmek istiyordu. Güvenmek ve Önemsenmek istiyordu. Arkasından gülünmesi, yada onunla ilgili bir ima nedeniyle yanlış düşünülmesini asla istemiyordu. Şu an aciliyetle durumu kurtarmak istiyordu. Heyecanına yenilmeden cevap vermek istedi. Ve asla yalan söyleyemiyordu. ‘’yoo, hayır! Yok, erkek arkadaşım yok benim!’’ Sesi titrek ama yalın çıkmıştı. Karşı tarafa en ufak bir tereddüt bırakmadan, hal ve tavırları ile destekleyerek, başını önüne eğdi ve kucağında avuç içi yukarı bakar şekilde üst üstte birleştirdiği ellerine baktı. O sırada Farjad onun hal ve hareketlerini inceliyordu hemde yol hakimiyetini kaybetmeden yapmaya çalışıyordu. Bu tavır ve cevap karşısında da şaşırmıştı. İçinde bir egemenlik, tam olmuşluk duygusu yükseldi. Buna neden böyle tepki vermişti ki? Bu histen çok hoşlandı ve devam ettirme isteği uyandı içinde, bu kız ile ilgili her şey dikkatini ve merakını ele geçiriyordu.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE