Bölüm 1: Siyah Lotus 🐦‍⬛

1823 Kelimeler
Reis Candar ~ ‘’Hayırdır Candar Ağa, neden gerginsin?’’ Gözümü yoldan birkaç saniye çekerek, yolcu koltuğunda oturan kardeşim Baver’e baktım. ‘’Gergin değilim, yeni evliyim.’’ diyerek gülümsedim. ‘’Ha! Tabii senin evde bekleyenin var.’’ Kafamı olumlu olarak salladım. ‘’Bu kadar kısa sürede nasıl kaynaştınız?’’ diye sorduğunda sessizce yutkundum. Arven’i ilk nasıl gördüğümü ve ona tek seferde aşık olduğumu kimseye anlatmak istemiyordum. Bu berdel mevzularından dolayı.. o gün Arven’in eline ulaşan notun bilinmemesi gerekiyordu. ‘’İlk görüşte aşık oldum Baver. Öyle böyle değil.. Arven.. diğer kadınlardan çok ama çok farklı.’’ dedim. Baver kahkaha atarak, ‘’Ne kadar farklı olduğunu görebiliyorum. Bak aşiretimize katılalı birkaç gün oldu.'' Lafını bölerek, ''Teorik olarak o bizim aşiretimize katılmadı. Ben onunkine katıldım.'' dedim. Baver kafasıyla beni onayladı ve cümlesine devam etti. ''Daha şimdiden dört leşi var, beşinci ölü kuzenimiz Baran olabilir de.. olmayabilir de.’’ Sona doğru sesi ciddileşmişti. İkimizde Baran’ın Ayşegül’e yaptığını onaylamıyorduk. Kızı odasının önünde kıstırıp öpmeye çalışmış ve sonucunda Arven’in tırnakları ile imtihan edilmişti. Arven onu neredeyse gebertecekti. Yani Baran ufacık bir ihtimalle yırtmıştı. ‘’Arven.. böyle bir insan. Ama Baver, ben Arven'in bu otoriter, güçlü ve dik başlı haline vuruldum.’’ ‘’En baştan biliyor olsan, Arven Reis’le evlenir miydin?’’ Hiç düşünmeden, ‘’Evet!’’ diye cevaplandırdım. ‘’Bir de kuma olma durumu var, sen bir erkek olarak kuma oldun! Bu nasıl iş ya!?’’ Derin bir iç çektim. Bu sorunu kendi içimde halledemiyordum. Arven’i herkesten kıskanıyordum. Onu yıllarca aramış ve bulamamıştım. Sonra da ansızın kader ağlarını örmüş ve bize ikinci şansı vermişti. İlk evliliği anlaşmalı da olsa, Arven'in Birleşik Arap Emirliklerinde 46 yaşındaki biriyle evli olması canımı sıkıyordu. Ben.. Reis Candar, karım Arven Reis için soyadımı bile değiştirmiştim. Onun şartlarını tamamen kabul etmiştim. Dışarıdan berdel gibi gözüken evliliğimiz, buram buram yayılan aşkımla çevrelenmişti. Arven’e resmen tapıyordum! Haşa tabii. Ama o kadar güzeldi ki.. resmen evimize neşe getirmişti. ‘’Ya ben şeyi merak ediyorum..’’ ‘’Neyi Baver?’’ ‘’Şimdi Arven’in soyadı Reis mi? Yoksa başka bir soyadı mı var? Nikah sırasında hoca-efendi uzunca Arapça bir isim söyledi. Yoksa oradakilerden biri mi soyadı?’’ İç çekerek Baver’e birkaç saniye bakıp, gözlerimi yola çevirdim. ‘’Bilmiyorum. Ama ismim diyerek söylediğine göre.. sanırım soyadı farklı olabilir.’’ ‘’Babasının Türk bir iş adamı olduğunu ve annesinin Arap bir prensesi olduğunu söylemişti.’’ diye mırıldandım. ‘’Babası tanıdığımız biri mi acaba?’’ ‘’Sanmıyorum. Gerçi bu kadar mal-varlığına sahip olduğu düşünülürse..’’ Baver dalga geçerek, ‘’Türkiye’nin en varlıklı ve köklü ailesi Kandemir’lere mensup olması lazım.’’ diye kahkaha attı. ‘’Yok artık!’’ diyerek göz devirdim. ‘’Kandemir ailesi babamın iş yaptığı şu İtalyan Mafya babası..’’ Bir süre adını düşündü, sanırım anlık olarak adamın ismi aklına gelmemişti. ‘’Abi.. adı neydi?’’ ‘’Tiziano Morricone!’’ Baver’i ilk defa bu kadar keyifli görüyordum. Gülümsemesini büyüterek, ‘’Tazmanya Canavarı gibi.’’ dedi. ‘’Sen de söylesene bi’!’’ diyerek Baver’la dalga geçtim. ‘’Ya abi, ben onu nasıl söyleyeyim? Futbolcu gibi ismi var herifin, Taz diyeceğim ben ona.. yani kendi kendime öyle karar verdim.’’ ''He şey diyordum abi.. İş yaptığımız Taz ile, Kandemir ailesi düşmanlar ya..'' ''Sizi boşuna aylarca uyarmadım Baver. Hafta sonu yapılacak teslimat son olacak. Daha fazla o admala işbirliği yapmayacağız!'' diye kesin şekilde konuştum. ''Tabii sen karından 10 milyon dolar aldın, Arven yenge bir de üstüne bir sürü mal mülk yaptı. Haklısın. Bu riski almaya değmez.'' dedi. ''Kalender Kandemir ve Deccal..'' Baver'e dönerek gözlerinin içine baktım. ''..karşımıza alamayacağımız güçte kişiler.'' dedim. ''Onlarda güç varsa.. biz de yengem var!'' Baver'e kafamı olumsuz olarak salladım. ''Sence hangisi daha tehlikeli?'' diye sordu. ''Kesinlikle Deccal!'' Kalender Kandemir, onun izni ve bilgisi olmadan bu tarz ticaretlerin yapılmasına karşı bir adamdı. Yapılan tüm ticaret onun ağından geçiyordu. Kendisinin gelişmiş bir dağıtım ağı ve limanları vardı. Deccal’in ise babamın iş yaptığı adam, İtalyan mafya babası Tiziano Morricone ile bir sorunu vardı. Onun derdi bizim silah ticaretimiz değildi, daha çok kişiseldi. O yüzden ikisi arasında bir karar vermem gerekmişti. Ya Kalender Kandemir’e haber uçuracaktım ve ailemi riske atacaktım. Ya da Deccal’e haber uçuracaktım ve ona Tiziano Morricone’yı verecektim. Bu sayede aileme zarar gelmeyecekti. Mantıklı seçenek, kesinlikle Deccal’di. Babamın haberi olmadan ona ulaşabilmek için, birkaç ay önce bir adamına haber göndermiştim. Ama henüz kimse bana ulaşmamıştı. Belki bir planı vardır diye bekliyordum. ‘’Baver..’’ ‘’Efendim abi?’’ ‘’Sen neden bu kadar mutlusun bakalım, seni de mi eve gidince bekleyen var?’’ diye sorduğumda, gözlerini anında kaçırdı ve camdan dışarıya bakmaya başladı. Sesimi cilveli bir ses yapmaya çalışarak, ‘’Baver..’’ dedim. ‘’Ya abi! Aşk olsun, ben seninle dalga geçtim mi?’’ ‘’Geçmedin mi lan enik!?’’ ‘’Off tamam ya, Ayşegül’ü görücem diye işte.’’ ‘’Konuştun mu kızla?’’ Baver olumsuz olarak kafasını salladı. ‘’Yani Aşir nedeniyle denk düşüyoruz, ama Ayşegül utanıp kızarıyor ve anında ortamdan yok oluyor.’’ Aşir, karım ve benim evlatlık oğlumuzdu. Aşir Reis, aynı zamanda eşimin ailesine aitti. Tam o konunun detaylarına hakim değildim. Ama maziye dayanan teferruatlı bir aile geçmişi olduğu barizdi. ‘’Bir de..’’ dedi. ‘’Bir de ne Baver?’’ ‘’Hani bu.. Cemil.. Ayşegül’ü babası ve amcası ile istemeye gelmişti ya?’’ Kaşlarımı çatarak Baver’e baktım. ‘’Cemil, Ayşegül’ü mü istemeye geldi?’’ ‘’Ha! Sen bilmiyorsun doğru. Arven yengem ile balayındaydın.’’ ‘’Neyse o ara ben Ayşegül’e, istersen Baran’a haber verebilirim dedim.’’ ‘’Yuh amına koyayım! Böyle şey denir mi?’’ ‘’Ya! Ben o zamana kadar Ayşegül’ü, ufak bir kız çocuğu gibi görüyordum. Daha küçüktü gözümde..’’ ‘’Neyse o da bana sevdiği biri olduğunu söyleyip, ilk defa gözlerimin içine baktı. Ben de anlayamadım.. dedim herhalde bana söyleyecek, ‘git şu kişiyle konuş haber gönder’ diye. Ama hiçbir şey söylemeden bastı gitti.’’ ‘’Sevdiğim biri mi var dedi sana? O zaman sizin iş olmaz Baver.’’ ‘’Abi, işte o aklımı karıştırıyor. Sevdiği kişi ben miyim? Yoksa başka biri mi?’’ Baver birkaç saniye sustu. Sonra da oflayarak kollarını göğsünde kavuşturdu. Konağa yaklaşmıştık, bu yüzden aklım Baver’den tamamen gitti. Karımı o kadar özlemiştim ki, kokusunu solumak ve ona sıkıca sarılmak istiyordum. Kalbim deli gibi atmaya başlayınca, hasretle arabanın hızını artırdım. ‘’Abi.. buraya kadar sabrettin. Bizi bok yoluna götürmesen mi acaba?’’ ‘’Kapa çeneni Baver! Karımın hasretinden geberiyorum.’’ Baver’in ağzı şaşkınlıkla aralandı. ‘’Yan gözle kadınlara bile bakmayan sen.. vay canına!’’ ‘’Sen bu hallere düşecek adam mıydın Reis Candar! Koskoca Candar aşiretinin ağası!’’ Sırıtarak Baver’e göz kırptım. Yan gözle kadınlara bakmadım, çünkü hiçbir kadın bana Arven kadar çekici gelmedi. Arven’i bulduğumda ise aklımdan hayalimden çıkmamış ve adeta kara sevdaya dönüşmüştü. Kara sevdam.. şu an konağımızda beni bekliyordu. Bunu bilmek bile kalbimin hızını deli gibi artırıyordu. Konağın önüne yaklaşarak arabayı park ettim. Baver’le birlikte arabadan indik ve kapıya yaklaştık. Kapıda bekleyen adamlarımızdan Kamil bize gülümseyerek, ‘’Candar ağam, Baver ağam hoş geldiniz!’’ dedi. O kapıyı açmak için yönelmişti ki, konağın kapısı ansızın açıldı. Sonra da sarı saçları, gün doğumu yüzünden parıl parıl parlayan papatyamı gördüm. Bana dünyadaki en güzel gülümseyi sunarak kollarını açtı. Ben de aynı şekilde gülümseyerek, hiç düşünmeden kolları arasına girerek bedenine sarıldım ve Arven'i olduğumuz yerde döndürdüm. Cilveli bir ses tonuyla, ‘’Hoş geldin kocacığım!’’ dedi. ‘’Hoş buldum güzelim.’’ Baver hafifçe öksürerek, ‘’Ben de hoş buldum yenge.’’ dedi. Arven onu yeni görmüş gibi, ‘’Ha! Sen de mi geldin Baver?’’ diye sordu. Kamil ve Baver, kendi aralarında bakışarak bu halimize gülüştüler. ‘’Kamil efendi! Bundan sonra kocamı kapıda ben karşılayacağım.’’ dedi Arven. ‘’Nasıl isterseniz öyle Hanımağam.’’ Arven bana dönerek gözlerini tatlı şekilde kırpıştırdı, sonra da bakışlarıyla konağın birinci katını gösterdi. ‘’Aaa yok artık! Ben anlıyorum ya, gidiyorum çok ayıp.’’ Baver isyan edip yanımızdan geçerken, Arven huysuz şekilde söylendi. ‘’Bu yüzden koca olarak aldım, daha kızımız olacak! Ne bekliyorsunuz, hangi ara yapalım?’’ Kamil’in utanarak kızardığını fark ettiğimde, ‘’Biraz açık sözlü zamanla bize alışacaktır.’’ diyerek açıklama yaptım. Arven kollarını göğsünde birleştirdi ve bana dik dik baktı. ''Siz bana alışın, ben neden size alışıyormuşum?'' ''Haklısın güzelim, ama bunları konuşmuştuk ya hani?'' Arven balayında konuştuklarımızı hatırlamış olacak ki, kafasını yarım yamalak olumlu olarak salladı. İşine gelmeyen şeyleri asla istemiyordu. ''Konak ahalisi nerede?'' diye sorduğumda, ‘’Mahmut, Canberk ve Narin anne sabahtan beri kına ve düğün hazırlığı yapıyor. Ben de kocam için akşam yemeği hazırladım! Ama hiç değerim bilinmiyor.’’ diyerek avluya yöneldi. Arven’in açıkça attığı triple öylece kala kaldım. Kamil ise bıyık altından gülüyordu. ‘’Hayda!’’ diyerek, Arven’i takip etmeye başladım. Merdivenlere yönelerek birinci kata çıkmaya başladım. Tam birinci kat balkonuna girecektim ki, yukarıdan Canberk’in sesini duydum. ‘’Candar Bey!’’ ‘’Efendim Canberk?’’ Canberk, Arven’in adamlarından biriydi. Hatta sağ kolu gibiydi. Bir de bana enişte diyen Mahmut vardı. Ama o Arven’in çalışanından çok, Arven’in arkadaşı gibiydi. Aralarındaki ilişkiyi tam olarak çözememiştim. Sadece Mahmut’un bir tek Canberk’i ve Arven’i dinlediğini görmüştüm. Ona rağmen Canberk bazı konularda Mahmut’a karışamıyor gibiydi. Meto ağanın kızı Gece ve nişanlısı Sami’de Arven’in ekibindeydi. Ama onların vasfını henüz bilmiyordum. Ekipte hangi görevlerdeydiler? Gerçi Arven Ayşegül’ün babasını dövdükten sonra Sami diye bağırmıştı. Bu nedenle, Sami’nin ve Gece’nin Arven’in karanlık yönüne hizmet ettiğini düşünüyordum. Arven çok güçlüydü. Bu hayatta gördüğüm kuşkusuz en kuvvetli insandı. Gerçi.. o gerçek bir kraliçeydi. Canberk, ‘’Candar Bey, bu zarflar sizin için geldi.’’ diyerek elindekileri uzattı. ‘’Tamamdır, teşekkür ederim.’’ Zarflar kredi kartına benziyordu, şirketten göndermiş olabilirlerdi. Belki de kartlarımın son kullanım tarihleri bitmişti ve bu yüzden banka tarafından yenilenmişlerdi. Sonradan açmak üzere ceketimin iç cebine yerleştirdim. Tam olduğum yerde dönmüştüm ki, ‘’Candar Bey..’’ dedi Canberk yeniden. ‘’Efendim?’’ ‘’Düğün ya da kına için sizin de eklemek istediğiniz bir şey var mı?’’ diye sordu. Canberk’in sözleri üzerine birkaç saniye düşündüm. ‘’Aslında.. bir alanı Siyah Lotus ile süslemek istiyorum.’’ Canberk gülümseyerek kafasını salladı. ‘’Arven’in en sevdiği çiçekmiş.’’ ‘’Evet Candar Bey, nasıl bir şey düşünüyorsunuz?’’ diye sorduğunda, aklımdakileri Canberk’e anlatmaya başladım. Ayak üstü konuştuktan sonra Canberk bana telefon numarasını da verdi. Bu sayede istediğim bir şey olursa oradan da yazacaktım. Hafta sonu konakta kına gecesi ve ertesi günde akşam Arven’in ailesinin İstanbul’daki evinde düğünü yapacaktık. Heyecanlıydım, yarın kına gecemiz vardı. Ama benim tek önemsediğim, canım karımdı. Bana trip atarak odamıza çekildiği için, mutlaka gönlünü almam gerekiyordu. Birinci katta bulunan odamıza girdiğimde, Arven buradaki ufak amerikan tarzı mutfakta ya da oturma odasında yoktu. Bebek sesi gelmediğine göre Aşir’de burada değildi. Adımlarımı yatak odasına yönlendirdim. Beklediğimin aksine, Arven yatak odamızda ya da giyinme odasında da yoktu. O sırada banyodan gelen su sesiyle irkildim. Sonra da dudaklarım beklenti ile kıvrıldı. Demek sevgili karım banyodaydı. Ceketimi üstümden çıkarıp yatağın üstüne bıraktım. Sonra da gömleğimin düğmelerini çözmeye başladım. Arven’i bir ceylan gibi köşeye sıkıştırmıştım. Yatak odası benim üstünlüğümün olduğu alandı. Bu yüzden.. ben de güzel bir duşla rahatlamak istiyordum. Gömleğimi de yatağa bıraktım ve pantolonumu da çıkardım. En son da iç çamaşırımı çıkararak, pantolonumun altına sıkıştırdım. Çorapları da birbirine kattığımda hazırdım! Anadan üryan karımı etkilemek için banyoya ilerledim. Bu sabah özellikle bir saatten uzun süre spor yapmıştım. Arven’in kaslarımı sevdiğini biliyordum. Hadi aslanlarım, şimdi sizi sıkacağım. Olabildiğince ihtişamlı gözükün! Banyo kapısına ulaştığımda kapı kulpunu yavaşça indirdim ve kafamı usulca içeri soktum. Ama beklemediğim bir görüntü karşısında gözlerim büyüyerek kala kaldım. Bu nasıl bir manzaraydı böyle!? Suyun altındaki öpücük yağmurunda gözümü gezdirdim. Banyoda karımın öpücük sesi yankılanıyordu. Oha ama!? Benim banyomda!? Benim karımla! Bedenimde kaynayan kıskançlık hissi ile banyoya hızlıca daldım.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE