Kraliçe kitap emojimiz 👑 yorumlara!
Bölüme başlamadan üj bej taç yollayın bakalım :D
(Bir yorumda bir sürü taç eklemek yerine, birden fazla yorumda bir iki tane ekleyebilirsiniz.)
Reis Candar ~
Baver’in bakışları o sırada merdivenlerden çıkan Ayşegül’ü buldu. Sesli şekilde yutkundu ve gözlerini bir anda Arven’e çevirdi.
‘’Candar ağam, bunlar ceketinizin cebinde kalmış.’’ diyerek bana zarfları getirdi. ‘’Makinaya atacaktım da, görünce önemlidir diye getireyim dedim.’’
Baver lafı değiştirip, üstündeki bakışları def etmek için Arven’e ‘’Yenge senin tam adın ne? Yani abimin bundan sonra soyadı ne olacak?’’ diye sordu.
Elimdeki zarflardan birini açarken, sorunun cevabını merak ettiğim için Arven’e de odaklandım. Zarftaki Aşir’in kimliği olduğunu tahmin ettiğim kartı alarak üstünü okudum.
Sonra da şok olarak Arven’e döndüm. Çünkü bu Aşir’in değil, benim kimliğimdi!
Ve soyadım da.. Kandemir’di. Reis Kandemir!
‘’Kocacığım iyi misin?’’ Arven’in sorusu ile yutkundum.
Arven sorusuna cevap vermemem üzerine endişeyle bana doğru su uzattı. ‘’Boğazında bir şey mi kaldı ağam?’’ Ayşegül’de hemen tepemden beni inceliyordu.
Arven’in uzattığı suyu alırken ellerim titremişti. Hatta bardağı tutamayarak üstüme suyu döktüm.
‘’Abi? ‘’ ‘’Ah! Candar iyi misin?’’ ‘’Oğlum? Tansiyonun mu düştü?’’ cümleleri beynimde resmen dönmüştü.
Annem, ‘’Ayşegül ağana hemen tuzlu ayran yap.’’ dedi. Arven nabzımı ve gözlerimi kontrol ettikten sonra, ‘Ben hallederim Ayşegül.'' dedi.
‘’Tabii emrin olur hanımağam.’’
Arven merdivenlerden aşağıya yönelirken, Ayşegül’de yanımda hareketlendi. Anında Ayşegül’ün bileğini tuttum. Masadakiler ve Ayşegül şaşkınlıkla bana baktı.
Düşünceler beynimde oluk oluk akıyordu, o nedenle emin olmalıydım. Arven.. gerçekten Kandemir ailesine mi mensuptu?
‘’Ağam.. bir şey mi istemiştin?’’ Ayşegül, bileğini utangaç bir ifadeyle kendisine çekti.
Telefonumu çıkararak Aren Ateş adını arattım ve ekranı Ayşegül’e çevirdim. ‘’Bu adamı tanıyor musun?’’
Ayşegül kafasını olumlu olarak salladı. ‘’Konağa gelmişti. Hanımağamın misafiri vardı, sonra da bu adam geldi ağam.’’ dedi.
‘’Bir şey konuştular mı? Duydun mu?’’ diye sordum.
Baver merakla yerinden kalkıp yanımıza geldi. ‘’Kim o abi?’’
Baver ekrandaki Aren Ateş’i görünce şaşırdı. Sonra da Ayşegül’e dönerek, ‘’Bu adam mı geldi essah konağa?’’ diye sordu. Ayşegül eteğini avuçlayarak kirpiklerinin altından, ‘’Evet ağam, valla doğru diyorum. Bu adam geldi. Hatta..’’
‘’Hatta? Ne oldu Ayşegül?’’
Baver Ayşegül’e ‘’En baştan anlat Ayşegül.’’ dedi.
‘’Ağam.. hanımım beni yanına çağırdı. ‘Gidip Aşir’i getir, misafirimiz onu görmek için geldi.’ dedi. Bende yaşlı adam o yüzden geldi sandım. Yukarı çıktım tam inerken bu adamı gördüm işte.’’
‘’Ne konuşuyorlardı?’’ diye merakla sordum.
Ayşegül iyice eteğini sıkmaya başladığında, ‘’Hanımağam laf taşımayın dedi ama..’’
‘’Ayşegül!’’ Her an Arven geri dönebilirdi. Bir an önce konuşması gerekiyordu.
‘’Hanımım adama ‘Hoş geldin, Aren Ateş.’ dedi.’’
Babamın bakışları büyük bir şokla açıldı. ‘’İkisi de birbirlerine tebessüm ettiler. Adam’da ‘Hoş buldum.'' dedi. Sonra da baya alaycı şekilde, ''ufak kız kardeşim’ diye Arven hanımıma hitap etti. Ardından bir şeylerden konuştular ama ben tam anlamadım. Yaşlı adamla, Aren denen adam tartıştılar. Canberk ağabey, yaşlı adamı alıp götürdü.’’
‘’Aşir yabancıları sevmez biliyorsunuz. Bu adam kollarını uzattığında tereddüt bile etmeden kucağına gitti. Bir de..’’
‘’Bir de ne Ayşegül?’’
‘’Adamın gözleri..’’ derken sözünü kestim. ‘’Tamam anladım, mutfağa dönebilirsin.’’
Elimdeki fotoğrafa baktım. ‘’Aren Ateş’in gözleri, Aşir’in gözleri gibi zümrüt yeşiliydi. Yani Aren.. Arven’in teyzesinin oğlu muydu?’’
~ Geçmiş - Konağın Delisi Bölüm 6: Planlar ~
Farklı bir kadındı, bu yüzden kalbim onu her gördüğünde deli gibi atıyordu. Yatak odamızda kendimi tutamayarak bu yüzden onu öpmüştüm. Tabii bana ‘kardeşim’ diyerek hitap etmesine de sinirlenmiştim. Ben onun kardeşi değildim, kocası olacaktım!
Arven kendine gelerek, çok az uzağımdaki bir yere oturdu. Herkesin bakışları üstündeydi. O ise hala kucağımdaki erkek bebeğin zümrüt yeşili gözlerini inceliyordu. Sonra birkaç saniye benim yüzümü taradı ve bebeğe yeniden baktı.
Dur bir dakika!? Yoksa, benim bebeğim mi sandı?
Bir anda, “Öksüz.” dedim. Arven kaşlarını çatarak devamını duymak istiyor gibi bana baktı. Bebekle ilgili bir açıklama bekliyordu. “Ailesi vefat etmiş. Gördüğümde yeni doğmuştu, bende kıyamadım. Himayemize aldık her şeyiyle ilgileniyoruz.” dedim.
Arven'in duydukları karşısında gözleri parladı ve hafifçe gülümsedi. Bebekle ilgilenmem hoşuna mı gitmişti?
Ondan bu kadar insani bir tepki beklemiyordum. Ama demek ki onunda kalbi bebekler konusunda yumuşaktı. İleride ikimizinde böyle minik masum melekleri olur muydu?
Kendi kendine konuşuyormuş gibi, “Zümrüt yeşili gözler..” dedi. Sonra ekleyerek, “O zaman katliam planı iptal.” dediğinde, anlamayarak kaşlarımı çattım.
~ Konağın Delisi: Bölüm 13: Sürtünme 🔥🔥~
Ellerini kafamın iki yanına koyarak yükseldi. Ve yüzlerimizi aynı hizaya getirdi. Dudaklarımızın arasında çok az bir mesafe varken, dudaklarıma minik bir öpücük kondurdu.
“Umarım gerdek gecemizde bana çılgın sürprizler yaparsın, yoksa seni fazla zorlayacağım oğlancık.” dedi. Oğlancık mı? Siktir, benimle kafa mı buluyordu?
Arven’in gözleri, yatağın diğer köşesinde hala uyuyan Aşir’i buldu. Yüzündeki gülümseme büyüyerek, “Ağır bir uykusu var.” dedi. Sonra gözlerini devirerek, “Aynı babası gibi..” diyerek üstümden kalktı.
Aynı babası gibi mi? Beni mi kastediyordu? Ben babası değildim ki? Yoksa oturma odasında söylediklerime inanmıyor muydu?
Banyoya doğru ilerlerken bana döndü. “Dairenin içindeki bir odayı Aşir için düzenleyelim.” dedi. Benimle olmak mı istiyordu? Konakta kalmaya mı karar vermişti.
Banyoya girmek üzereyken bana bir kez daha döndü. Göz kırparak, “İstersen gelebilirsin.” dedi.
Bu kadın gerçekten sonum olacaktı. Arsızca söylediği bu cümleler, sanki az önce boşalmamışım gibi beni yeniden sertleştirdi. Bana banyoda ne vaad ettiğini merak ederek yataktan kalktım. Ve soyunmaya başlayarak, banyoya girdim.
Bu kadın kesinlikle benim olmalıydı. Benim karım, benim kadınım. Bana hükmettiği gibi, ona misliyle karşılık verecektim.
Acımasız olmamı istiyordu. Tamam, bende öyle olurdum.
~ Geçmiş Sonu ~
Arama motoruna ‘Aren Ateş’in Annesi’ diye yazdım. Aren Ateş ve Arya Kandemir’in fotoğrafları vardı ve Aren annesini bir röportajda övüyordu.
Arya Kandemir’e tıkladığımda, Kahraman Ateş evlenip boşandığını ve Kalender Kandemir ile hali hazırda evli olduğunu gördüm. 2023’de evlenmişler yani uzun zamandır evlilerdi.
O zaman.. Aren Ateş’in yaşı ve soyadı düşünülürse Kahraman’la Arya’nın oğluydu. O zaman Arven, Arya Kandemir’in yeğeni miydi? Kalender Kandemir eniştesi mi oluyor?
Okuduklarımla kafam karışmıştı. Forumlarda Arya Kandemir’in kardeşini ararken, Melek Reis’le ilgili birkaç bilgi buldum. Bir kullanıcı, Melek’in çocuğunu Arya’nın evlatlık aldığını söylemişti. Melek Reis, avukatmış ve uzun yıllar kanser tedavisi görmüş. En son da kanser nedeniyle vefat etmiş. İstemsizce iç çektim. O kadar zenginliğin ve imkanın arasında.. bu şekilde ölmek…
Arama motoruna bu seferde ‘Arven Reis Kandemir’ yazdım. Ama sonuç yoktu. Sanki hiç böyle biri var olmamış gibiydi. Bu durum bana aşırı garip gelmişti. ‘Arven Reis’ ve ‘Arven Kandemir’ olarak aradım, ama yeniden hiçbir sonuç yoktu. Aren Ateş’in Kandemir Holding’i ve öz babasının yatırım şirketinin başına geçtiği yazıyordu.
Baver hayretle, ‘’Bildiğim kadarıyla yeraltı mafyasının başı bu adam.’’ dedi.
Annem, ‘’Vışş ne diyorsun Baver? Bizim ne işimiz olur mafya falan?’’ dediğinde, babamla bakışlarımız birleşti. Babam önündeki soğuk suyu tek dikişte bitirdi. Kırk bardan soğuk su içse, yine de kendisine gelemeyecek gibiydi.
Arven’in konağa ilk geldiğinde yaptığı katliam planı ve babama olan bakışları, bu şekilde ikimiz içinde anlam kazanmıştı.
‘’Yani gelinim Kandemir ailesine mi mensupmuş?’’
Kafamı olumlu olarak salladım. ‘’Üzüleyim mi, sevineyim mi bilemedim. Sana benimle ilgili bir şey dedi mi?’’ diye sordu. Derin bir nefes aldım. Demişti, ama babama bunu söyleyemezdim.
‘’Arya Kandemir’in kardeşi Melek, Arven’in annesi olabilir mi?’’ diye sordum.
Sevim bana bakarak, ‘’Ben o aileyi çok sık takip ediyorum abi. Arya hanım sürekli Buğra diye birini etiketliyordu. Dur bir dakika..’’ dedi ve telefonuna sarıldı.
‘’Bak bu adam.. Şeyh yazıyor.. Arapça, bi' çeviriden bakayım. Dubai Emirliği'nin hükümdarı diyor abi.’’
‘’Babam Türk bir iş adamı, annem Arap prenses demişti.’’ dediğimde, bir şeylere daha baktı.
‘’Arya Hanım üç kardeşmiş abi. Buğra, Melek, Arya. Arya Kandemir’in babası Haldun Reis olarak gözüküyor, en küçük çocuk oymuş. Bu durumda ortanca olan.. yani Arya’nın ablası Melek, Arap prensesi olabilir.’’
Yıllar önce ölmüş annesinin intikamını mı almaya çalışıyordu? Eee kanserden ölmüştü zaten? Anlamıyordum, kafamda birleştirmek çok zor geliyordu.
‘’Arya Reis Kandemir’le ilgili son zamanlarda hiçbir paylaşım yapılmamış. Bir yıldır da sosyal medya da gönderisi yok.’’
Annem, Berfin’e dönüp ‘’Bizim zamanımızda canlı yayın açıyordu bu kadın değil mi?’’ diye sordu. Ayşegül’ün annesi Berfin, annemi kafasıyla onayladı. ‘’Tüm gençler izlerdi, Arya hanımı benimde izlemişliğim var. Çok samimi içten bir kadındı, o zamanlar canlı yayınları rekor üstüne rekor kırardı.’’ dedi.
Sonra bir süre düşünüyormuş gibi yaptı. ‘’Ya ben bir kızı oldu diye biliyorum, ama emin de değilim. Uzun bir aradan sonra, öyle bir video atmıştı sosyal medyaya sanki. O ara herkes bunu konuşmuştu. Hatta insanlar öldüğünü falan söylemişti.’’
O sırada Arven’in merdivenlerden çıktığını gördüm. Ardından da Ayşegül geldi. ‘’İyi misin ağam?’’
‘’Daha iyiyim Ayşegül.’’ Arven önüme bir bardak ne olduğunu bilmediğim bir şey koydu. ‘’Bunu iç, hiçbir şeyin kalmaz.’’ dedi.
Gözümün ucuyla ona baktığımda, ‘’Korkma kocacığım, bana daha lazımsın.’’ dedi ve göz kırptı.
Sonra da koltuğuna oturarak, “Adım, Arven Reis Kandemir. Ailemin geri kalanıyla düğünde tanışırsınız.” dedi.
Hafife teyzem, “Kına için ailen gelmiyor mu?” diye merakla sordu. “Bana yakın olan birkaç kişiyi davet ettim, ama herkes gelmeyecek.” dedi Arven.
Sonra bakışları konakta gezindi. “Ailemin geri kalanı ile buraya zaten sığamayız.”
Sesinde bir küçümseme yoktu, sadece kendince durum analizi yapıyordu.
Baver dayanamayarak, “Kandemir ailesi.. şu meşhur..” derken Arven sözünü kesti. “Evet, Kandemir Holding aileme ait.” dedi.
“Gerçi ben onların işleriyle ilgilenmiyorum. Benim zaten bir ton görevim ve sorumluluğum var.”
Haklıydı. Ama içim bir garip olmuştu. Çünkü Arven az önce konuştuklarımızı biliyor da, hepimize trip atıyormuş gibi hissettim bir an.
Akşam yemeğini düşünceler eşliğinde yedim. Arven’in hayatı o kadar karışıktı ki, nasıl bu kadar güçlü bir karakteri var bilmiyordum. Karıma her öğrendiğim yeni bilgide daha çok aşık oluyordum. Ama davranışlarından anladığım üzere, neden olduğunu bilmeden belli ki Arven'i kırmıştım.
Normalde yemeği elleriyle hazırladığı için, kimseyi takmadan benimle ilgilenir ve sohbet muhabbet eşliğinde yemeğimizi yerdik. Bu sefer öyle olmamıştı.
Arven yemeğini bitirince, “Afiyet olsun.” diyerek yerinden kalktı ve gözlerini üstümüzde gezdirdi. Sonra bana dönerek, “Konağın dışında işlerim var. Bilgin olsun birazdan çıkacağım, geç gelirim.” dedi.
Ben meraklı gözlerle onu incelerken, Arven hiçbir şey söylemeden merdivenlerden aşağıya indi.
Arkasından resmen baka kalmıştım. Normalde.. off evet, normalde söylerdi. Kesin istemeden bir halt yemiştim!
Annem, “Vallahi bu kadar marifetli olduğunu sanmazdım. Kuran-ı Kerim’i bile ezbere biliyor. Gelinim, mevlitte resmen herkesi sesiyle büyüledi Candar.” dedi. Sonra teyzeme dönerek, “Yemekte yapıyor, hem de baya güzel olmamış mı abla?” diye sordu.
Hafife teyzem olduğu yerde yüzünü buruşturdu. “Yemeği artık herkes yapıyor, ne var yağ soğan salça zaten Narin. Ama bak.. bu saatte dışarıya çıkacakmış. Kocasından izin bile almadı.” dedi.
Sevim teyzemin bu dediğine gülümseyerek, “Sence böyle güçlü bir kadının, abimin iznine mi ihtiyacı var?” diye sordu.
''Yanında sürüsüyle koruma geziyor, kendisi desen.. off her konuda yetenekli. Bence abim izin almadan konaktan çıkmasın.''
Sevim’e gülümseyerek göz kırptım. Doğruya doğru, Arven'in bana ihtiyacı yoktu. Ama ben Arven olmasa nefes bile alamazdım.
Anneme dönerek, “Ana.. şimdi bana hangi kınayı yakıyorsun, sen hele onu söyle? Avucuma reşat isterim bilesin.” dedim.
Annem kızgınlıkla bana baktı. “Ula hoşşik! Kurdele istersin, kına istersin.. anladık karına seni veriyoruz da, bari bırak yakacağım kınaya, avuca koyacağım altına ben karar vereyim.”
Baver, “Ana! Bak aynılarından ben de isterim. Evlendiğimde bana şöyle..” karnının etrafını gösterdi. “..kalın bir kemer almazsanız, vallah evlenmem! Hem benim kurdelemi Baran bağlasın.” dedi.
Annem yazmasını çıkararak kendini sinirle yellemeye başladı. Bu günde tansiyonunu çıkardık çok şükür. O zaman her şey yolundaydı.
“Argun ağam! Hele bu oğulların ne der!? Kulağın duymuyor mu?” diye sordu. Babam şu an başka alemdeydi.
Arven’in Kandemir ailesine mensup olması, babamın tüm planlarını yerle bir etmişti. Bir yandan Türkiye’nin en büyük ailesi ile dünür oluyordu, bir yandan da onların düşmanları İtalyan mafya babası Tiziano Morricone ile işbirliği içindeydi.
“Bırak çocuklar gönüllerince eğlensin Narin hanım, sonuçta bir kere evlenecekler.” dedi. Bizi asla dinlediğini düşünmüyordum, yoksa annemden önce o bize kızardı. Babam eski kafalı ve bu tarz şakalaşmalara gelemeyen biriydi.
Sevim kıkırdayarak, “Babamdan bunları duydum ya, ölsen gam yemem.” dedi.
Sevim’in yüzündeki morluklar iyice geçmeye başlamıştı. “Miran bebek nasıl abim? Bir ihtiyacınız var mı?”
“Yok abi, sağ ol. Her şeyimiz var, Arven yengem sağ olsun. Hepsini düşünmüş aldırmış.” dedi.
“Ana kına için eksik bir şeyler var mı?”
“Yarın akşam kına var, şimdi mi anana sormak aklına geldi oğul?” Annemin isyanı mantıklı geldi. Her şey o kadar hızlı gelişiyordu ki, hiçbir şeye yetişemez olmuştum. Eğer Arven olmasaydı, kesinlikle bu kadar kısa sürede düğün dernek kuramazdık.
''Gelinin adamda akıl mı bırakıyor ana? Görmedin mi güzelliğini?''
Annem huysuzca bana baktı. ''Deli divane olmuşsun. Gördüm elbet, görmez miyim?''
“Ee siz Arven’e beni verdiniz, hala daha laf söylüyorsunuz. Size de bir şey demeye gelmiyor ha!” Elimle Arven’in her zaman yaptığı gibi, yalandan -olmayan- saçımı savurdum. Halbuki saçım kısaydı, ama Sevim, Baver ve Zelal amacını anlamıştı.
“Ula anası ile dalga geçiyo, şu eniğe bak!” Annem ayağındaki terliğe uzandığı sıra, merdivenlere ilerledim.
“Kızma anacım, hele yarın kınamız, sonra düğünümüz var. El olup gidiyorum konağınızdan! Arkamdan çok gözyaşı dökersiniz amma bak ben artık Candar bile değilim.” dedim. Sonra da Sevim’e kafamla aşağıyı işaret ettim.
Onunla konuşmam gerekenler vardı. Bir de Sevim’in oğlu Miran’ı severdim. Artık Aşir gibi, yetim yeğenim Miran’la da ilgilenmem gerekiyordu. Babası ölmüş olsa da, onun arkasında kapı gibi dayısı vardı. Bir de en değerli taşlardan, özene bözene yaratılmış yengesi Arven vardı.
Ben bile arkamı -mecazi anlamda- karıma dayamıştım. Eh! Bende aileme ve aşiretime, Arven'den aldığım güçle liderlik edecektim. Zaten ne demişler? Bu devirde en ala hanımcı olacaksın.