Önümdeki bardağı tek dem şeklinde doldururken aklımda tek bir şey vardı. Cafer'i çıldırtmak. Çayını açık ve limonlu içen beyefendi, bu çayı bakalım nasıl içecek? Yemek faslı sona erdikten sonra, Hale o rezil haliyle dolaşmaktan sıkılmış olacak ki, çaya kalmadan kalktı. Diğer akrabalar da müsaade isteyerek kalkınca aile olarak biz bize kalmıştık. Yalnızca yabancı olarak Gazi vardı. Kızlar hep birlikte bahçedeki masaları toplayıp işleri hallettikten sonra çay servisi yapılmıştı. Çardakta Gazi, Cafer, Zafer abi, üçlü bir muhabbet kurarken, yakında aralarına gelecek olan Bahadır'ı düşündüm. Bu arada benim Yeter'im nerede? Hey gidi Sevdaluk, sen nelere kadirsin? Yeter, Eflatun Teyze'nin beş adım ötesine oturmuş, telefonuyla uğraşıyor. Yüksek ihtimalle Bahadır'la mesajlaşıyordu. Gazanfe

