UÇMA HİSSİ

745 Kelimeler
En iyisi konuşmaktı. Sustukça hayal gücüm beni ele geçiriyordu ve bu durumun içinde hiç de masum hayallerim yoktu. "Sen de sokma Lavin. Paraya değil, insana değer veririm. Dostlarım en büyük servetim. Onları seninle paylaşıyorum. Cebimdeki kağıtların bir anlamı yok." "Çok hızlı giriyorsun hayatıma Gurur. Çok çabuk güvenimi kazanıyorsun. Beni üzme olur mu? Bak benim üzülecek gücüm kalmadı. İncitme beni. Sar, sarmala, sakla gerekirse. Burası, bu ev bizim sığınağımız olsun olmaz mı?" Ah be güzelim, seni kimler incitti böyle. "Öyle değil mi zaten?" "Sende bir şey hissediyorum. Ben eve sadece uyumak için gelirdim. Şimdi okuldan çıkıp eve geliyorum." "Evimize." "Ev önemli değil Gurur. Evin içinde ne olduğu, seni neyin beklediği önemli. Yoksa duvar, eşya değil mesele. Onlar ısıtmıyor evi. Sen ısıtıyorsun ama. Şimdi belki diyorsun ki bu kız başıma bela mı olacak. Geldi yatağıma sarıldı, bir de saçma sapan konuşuyor üstelik. Sarhoşun mektubu okunmaz ama ayık olsam da benzer şeyler düşünüyorum. Gerçek dostluk ilk kez bana bu kadar yakın gibi." "Bazen insanların birbirine güvenmesi, sevmesi için uzun zamanlara ihtiyaç duyulmaz Lavin. Sen burada böyle iyi misin? Ben iyiyim. Gerisini boş ver." Sen iste, yuva yapayım ben sana kalbimi. Ömrümü yoluna adayayım. Dostluğum ne ki. "Gay olmasan hayatta yatamazdım böyle. Bu kadar kısa zamanda. Doğru kelimeleri bilmiyorum şu an. Bazen sana nasıl hitap edeceğimi bilmiyorum. Aslında bu konuda çok bilgim yok. Kız arkadaş gibi diyeceğim ama belki garip ve yanlış olacak. Ama vardır ya bir arkadaşın, her şeyi anlatabilirsin, anlar seni. Öyle bir şey işte. Dost bile az geliyor. Kanka mı desem ben sana." Aşkım fena olmazdı aslında. Kocacığım da olur. Senin dudaklarından çıksın, kocişime bile kurban olurum. Ama bu dediklerin... Lavin konuşmaya kız arkadaş mevzusu üzerinden devam etti. Gerçekten canıma kastediyordu. Kız arkadaş mı? Karşı cinsler de samimi arkadaş oluyor Lavin. Onlar da birbirini anlıyor demek istedim ama diyemedim. Biraz daha sohbet ettik. Lavin gitti. Ailesinin ihmal ettiği yaralı bir çocuk olduğunu öğrenmiştim. Bundan şikayetçi değildi. Annesinin ikizleri vardı. Babasının bir oğlu. Kardeş gibi görmeyi deniyordu ama pek başarılı değildi. Bunun suçunun onda olmadığını fark etmiştim. Kendini, hatalı evlilikten dünyaya gelen hatalı çocuk olarak tanımlıyordu. Lavin'in kokusu sinmiş yatakta huzurla uyudum. Kıymetini bilmeyen herkesin yerine bilirdim ben onun kıymetini. Tanıdıkça daha çok aşık oluyordum. Ve her zerresini hak ediyordu. Ona yalan söylememi hak etmediği kadar. Gözümü açtığımda ona her şeyi itiraf etmeyi düşündüm. Onu tamamen kaybedecek olsam bile böyle kandırılmayı hak etmiyordu. Yatakta dönüp durdum, kararımdan emin olana kadar. Ama onu salonda görünce vazgeçtim. Kahvaltı masasına oturmuştu. Önünde son derece açık bir bardak çay vardı. Birkaç tane zeytin. "Günaydın. Çay az kalmış. Biraz açık oldu ama ister misin koyayım bir bardak? Hadi geç otur kahvaltıya." İki okul arasında koşarken alışveriş yapmamıştım. Hoş, yapsam da bir şey değişmiyordu ki. Lavin mümkün olduğunca benim aldıklarıma dokunmuyordu. Öğrenci evi kuralları diyordu. Ama kendi son kalan yiyeceğini bile paylaşıyordu. Bu kurallar niyeyse bir tek bana işliyordu. "Dışarıda kahvaltı yapalım mı?" "Derse geç kalıyorum." "Arabayla bırakırım ben seni. Aynı zamanı kahvaltıya harcamış oluruz." "Kusura bakma ama otobüsler senden hızlı gidiyor Gururcuğum." "Ehliyetin var mı?" "Var. Neden sordun, trafik canavarı olma potansiyeli mi gördün? Bence sen fazla kuralcısın. Ama merak etme, önümüzdeki yirmi yıl bir arabaya sahip olacağımı sanmıyorum. Sokakta güven içinde yürüyebilirsin." Anahtarı Lavin'in avcunun içine koydum. Sonuçta güzel kızımın da annesiyle yakında tanışma zamanı gelmişti. "Şaka yapıyorsun." "İnip bakalım, şaka mı değil mi." Sanki şapkasını çıkarıyor gibi yapıp önümde eğildi. "Sevgili patronum, emrinize amadeyim." Güldüm. "O zaman lütfen beni önce kahvaltıya, sonra okula götürün Lavin Hanım." ... Beş dakika sonra... Aşağıya inip arabaya binmemiz üç dakika, Lavin'in beni pişman olma sınırına getirmesi sadece iki dakika sürmüştü. "Kızımın gözyaşlarını sahiden görmüyor muydu?" İki dakikada üç hatalı sollama yapması bile yeterliydi ama Lavin gaz pedalı ile seviyesiz bir ilişkiye başlamıştı bile. "Sıkı tutun Gurur. Uçuşa geçiyoruz." "Lavin, şehir içindeyiz güzelim." Biraz yavaşladı. "Haklısın. O zaman şehir dışına gidiyoruz, seni kaçırıyorum. Çünkü ceza yiyemem. Ödeyemem." "Derse gidecektik." "Hiç okul ekmedim demeyeceksin değil mi?" Seni tanımadan önce ekmemiştim. Ama seni görmek için ekmişliğim var diyemedim. "Bana süt çocuğu muamelesi yapıyorsun." "Suç bende değil. Her gece süt içen sensin." İyi de ben bunu son derece gizli yapıyordum. Midemin içkiden geldiği halin tek ilacı süt çünkü. Bir ayda ömrümde görmediği kadar içki gördü. "Süt iyidir. Bence sen de içmelisin." "Sevmem. Hiç alışamadım. Zaten bebekken de içmemişim. Annem genç yaşta göğüsleri sarkmasın diye mama ile büyütmüş." "O nasıl bir saçmalık?" "Endişe etme. İkizleri emzirdi. Gayet sağlıklılar. Gerçi sütten keser kesmez silikon taktırdı." Sevdiğim kızla annesinin göğüslerini konuşmam mı daha beterdi, Lavin'in kendini bu kadar önemsiz bulması mı...
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE