Hayatımın domino taşları gibi büyük bir hızla yere devrilişini, gözümü kırpmadan seyrediyordum. İlk taşa yapılan minik bir dokunuş, her şeyi yerle bir etmişti. Ama işin tuhaf yanı, biri bu taşları tekrar kaldırıp diziyordu. Bunu yapan kişi aynı zamanda, kilitleyip anahtarını okyanusun orta yerine attığım kalbime de sahip oluyordu. Kalbim benim olmaktan çıkıyor, beni yaşatmak için değil de onu sevmek için atıyordu. Buna dur demeye mecali olmayan kelimelerim, harfleri bir araya getiremeyip lal olmuştu. Elini tutmadığım kelimeler, duygularımla el ele verip, beni hiçe sayarak ona doğru koşmuştu. Koşarken defalarca yere çakılıp, dizlerine çok yara alsa da bu umurunda değildi. Çünkü tek istediği, oydu. Kalbim Alparslan'ı istiyordu, onun aşkına sahip olacak kadın olmak istiyordu. Hayatımı yıktı

