12

943 Kelimeler
"Yani Ekim hakkında bir şeyler öğrenmek için benden yardım istiyorsun?" Okan'ın sorduğu soruya karşılık omuz silktim. "Drama istemiyorum." Tek ayağımın üzerine verdiğim ağırlığımı dengeleyip omuzlarımı dikleştirdim. Okan pek uzun boylu biri değildi, neredeyse aynı boya geliyorduk. "Söyleyecek misin söylemeyecek misin?" Kendinden emin bir şekilde sırıttı. "Bana ne vaad ediyorsun, ufaklık?" Ufaklık kelimesini, altını çize çize söylemesi üzerine hafifçe gerileyerek aramızdaki mesafeyi açtım. "Söyleyeceğin tek şey kızın kim olduğu." Okan umursamazca omuz silkip arkasını döndüğünde, onu durdurmak için bir şey yapmam gerektiğinin farkındaydım. "Tamam, ne istiyorsun?" Kızın kim olduğu benim için çok önemliydi, ve ben bunu ne olursa olsun öğrenecektim. Ekim'in kim olduğunu öğrenmem için ilk şart buydu. "Benim için küçük bir kuryelik yapacaksın, ve ben de sana istediğin bilgiyi ayrıntılı olarak vereceğim." Söylediği şeyle kaşlarımı çattım. "Ne kuryeliği?" Sinsice gülümsedi ve bakışlarını üzerimde gezdirip saçımdaki kurdela şeklindeki küçük tokaya dikkatlice baktı. "Kurdele diyebiliriz." Anlamaz bir şekilde kaşlarımı çattığımda cebinden telefonunu çıkarıp bana uzattı. "Numaranı kaydet, gece uyuma." "Nede-" "Kuryeliği gece yapacaksın. Sana mesaj attığımda istediğim yere gelirsin." "Ne kuryeliği olduğunu söyle." "Kurdele dedim. İstediğin bilgi senin için bu kadar önemliyse, bir yerden bir yere kurdele götürmek de bu kadar zor olmamalı." *** "Sonuç olarak, Sarp'la ilişkimiz pek iyiye gitmiyor." Cemre anlatacaklarınj bitirmiş gibi bana baktığında sıkkınlıkla derin bir nefes verdim. Gerçekten, tüm sorunumun sevgilimle aramın pek iyi olmaması için verebileceğim çok şey vardı. "Düzeleceğini biliyorsun." Omuz silkti. "Aslında, bilmiyorum. Sanki-" Cemre'yi susturan telefonuna gelen bildirim sesiydi. Eline alıp gülümsedi. "Sarp'tan, buluşmak istiyor." Lütfen gitme lütfen gitme lütfen gitme lütfen gitme. "Güneş, kalksam sorun olmaz değil mi? Gece gelebilirim ama, kapıyı açarsın." "Sorun değil. Dikkatli ol." Cemre sevinçle yatağımda oturduğu yerden kalkıp odamdan çıkıp gitti. Ondan bizde kalmasını istememin sebebi gece kuryelik için gidecek olmamdı ve eğer çok uzun süre dönmezsem polisi arayacaktı. Ama ona kuryelik işini bile anlatamadan o gitmişti. Okan kanımı emip beni bir ormana atacaktı. Aklıma gelen düşünceyi savuşturmak istercesine başımı iki yana salladım. Cemre'den başka hiç arkadaşım yoktu. Gerçek bir asosyaldim ve Cemre ile ilk okuldan beri tanışıyorduk. Zaten ilk okuldan sonra asla arkadaş yapamamıştım. Asla bir arkadaş grubunun içinde bulunmamıştım, ne kadar istesemde. Ve şimdi yardım isteyebileceğim iki kişi tanıyordum. Ekim ve Maçin. Ekim artık bana asla yardım etmeyecek kişiler arasında olduğu için tek seçeneğim Maçin'di. Ama onun da pek yardımsever biri olduğu söylenemezdi. Yine de denemeye değer bir tek o vardı. Telefonumu çıkarıp Maçin'in numarasını buldum. Numarasının olmasının sebebi geçtiğimiz yıllarda okulla ilgili bir w******p grubunda bulunmamızdı. Açıkçası neden kaydettiğimi bile hatırlamıyordum. Şimdi mesajla onu ikna etmeliydim. Güneş: Yardımsever gününde misin? -Güneş Emir Maçin: Ordan kişisel süper kahramanın gibi mi görünüyorum? Güneş: Aslında kulağa kötü gelmiyor, adresimi atsam gelebilir misin? Gece benimle kalman gerekiyor. Emir Maçin: Bu çok terbiyesiz bir teklif. Güneş: Sana dokunmayacağıma söz versem? Emir Maçin: Bana olan borçların birikiyor. Emir Maçin: Adresi at. Mesajı okuduğumda gülümseyerek adresi mesaj attım. Annemin kaçta geleceğini bilmiyordum, Maçin'i gecenin bir vakti evde görürse büyük bir ihtimalle ikimizi de evden atardı ama odamı kilitleyip onu içerde saklayabilirdim. Sadece ben eve dönmediğimde polisi arayacak birine ihtiyacım vardı. Okan'a asla güvenmiyordum ve Maçin'in biriken borçlarımı benden misliyle alacağını biliyordum. Yani, üç yıldır aynı okuldaydık, arkadaş canlısı biri olmadığını biliyordum. Ben de öyleydim evet ama Maçin'in tehlikeli olduğunu biliyordum. En azından Okan kadar tehlikeli değildi. En azından öyle umuyordum. *** Maçin kaşları çatık-kalkık bir şekilde, şüpheyle bana bakarken sevimli olmasını umduğum bir gülümsemeyi yüzüme yapıştırdım. Ona her şeyi anlatmazsam asla burda beni beklemeyeceğini söylemişti ve şimdi içimden kalması için dua ediyordum. "Güneş, salak mısın? Sadece soruyorum." Annemin evde olduğunu bildiği halde fısıldamaması yüzünden kaşlarımı çattım. Annem onu fark ederse ikimizi de eline gelen ilk şeyle parçalardı. "Bunu yapmak zorundayım." Gözlerini devirip başını iki yana salladı. "Aslında beni bayağı şaşırttın, bu zekayla üç beş yıl önce tadını merak ettiğin için benzin içip ölmüş olman gerekirdi." Maçin'in bu kadar uzun bir cümle kurmuş olması beni şaşırtırken toparlandım ve konunun ciddiyetine odaklanmaya çalıştm. "Ciddi ol!" "Seninle nasıl aynı puanları alıp aynı okula gelmiş olabilirizki?" "Aslında, benim dönemimde okulun puanı senin döneminkinden daha yüksekti yani ben daha-" "Ve sınav daha kolaydı." Omuz silktim. Ben ondan daha yüksek bir puan almıştım sonuç olarak. "Hem konumuz-" sözüm ikinci kez, bu sefer telefonuma gelen bildirim sesiyle kesildiğinde kanımda dolaşmaya başlayan adrenalini tüm hücrelerimde hissediyordum. Telefonumu yavaşça yatağımın üstünden alıp ekrandaki tanımadığım numarayı kalbimin seslerini duyabiliyorken baktım. Bilinmeyen Numara: Barın arka sokağına gel, hemen. -Okan Korku dolu gözlerle Maçin'e baktığımda tek kaşı kalkık, umursamazlıkla bana bakıyordu. Tekrar gelen mesaj sesiyle yine telefonuma döndüm. Bilinmeyen Numara: Kimseye bir şey söylemediğine eminim, sakın Ekim'e görünme. Sakinleşmeye çalışıp Maçin'e baktım. Saat gecenin üçüydü, annem evdeydi; Maçin odamdaydı ve ben kurdele teslimatı için evden kaçacaktım. "Şimdi gidiyorum, bir saat sonra sana iyi olduğuma dair mesaj atmazsam ya da ne zaman döneceğimi söylemezsem polisi ara." Maçin beni öldürmemek için zor duran bir havayla derin bir nefes aldı. "Annen beni fark ederse?" "Sessiz ol." Bunu söyledikten sonra Maçin'in neler yapabileceği aklıma gelince duraksadım. "Sakın odama kız getirmeye kalkma, sakın." Maçin yüzündeki muzip gülümsemeyle iki elini de teslim oluyormuşcasına kaldırdı. Arkamı dönüp kapının kilidini ses çıkarmamaya çalışarak açtım. Ben çıkınca Maçin tekrar kilitleyecekti ve bir sorun çıkmayacaktı. Son kez arkamı döndüğümde Maçin'in tam arkamda olduğunu fark edip kaşlarım çattım. İlk kez yüzlerimiz birbirine bu kadar yakındı ve bu "güvenli bölge" değildi. Özellikle de karşınızdaki kişi Maçin ise. "Ölmemeye çalış, bana olan borçlarını ödemeden bunu yapmamalısın." Söylediğine gülümsedim. "Aslında düşündüm de, ölmek o kadar da kötü bir fikir gibi değil sanki." O da güldüğünde ikimiz de aynı anda geri çekildik. Kapıyı kapattığımda Maçin arkamdan kilitledi ve ben de sessizce dış kapıya ilerledim. Bu işin hakkından gelemezsem, Ekim'le ilgili gerçeği asla öğrenemezdim. Gerçeği öğrenemezsem Ekim'le bundan sonra tek kelime bile etmezdik. Ama bildiğim tek şey, her şeyden çok Ekim'i istediğimdi.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE