Saatlerdir hiç durmaksızın ağlıyordum, beni kapattıkları karanlık oda da delirecek noktaya gelmiştim neredeyse. Ne yanımda bilekliğimdeki minik ışıklı charm vardı ne de Bora, artık kaçırıldığımdan dolayı değil de karanlık olduğu için korkuyordum. Beni buraya getiren adamlara sürekli Berat'ın durumunu sormuştum ama beni cevapsız bırakıyorlardı. İçimden sürekli iyi olması için dua ediyordum, düşerken kafasını çok sert vurmuştu taşa. Umarım korumalar onu hastaneye yetiştirebilmiştir. Kapı açıldı birden, ışık yandı daha sonra.. hava almak istiyordum. İçeriye uzun boylu, esmer mavi gözlü bir adam girdi gülümseyerek bana doğru yürümeye başladı. "Vay vay.. Mardin'in güzeller güzeli kadını buymuş. Hakları var.. sahiden güzel kızmışsın. Seninle bu şartlarda karşılaşmak istemezdim küçük hanım kusur

