1 hafta sonra- yazar majestelerinden-
_______
Rabia 1 haftadır ölü gibiydi, hiç bir şeye tepki vermiyor, yemek sınırlı miktarda yiyordu.
Neredeyse 1 haftadır hiç odadan çıkmamıştı.
Yanına gelen çocuklara bile tepki veremiyor, gülümseyemiyordu.
Uyku problemi yaşıyor, her uykusundan sıçrayarak uyanıyordu.
Bu durum hepsini kahrediyordu.
yağız, eskisi gibi gülen sevdiğini özlemişti.
Ayşenur hanım, henüz duymaya başladığı anne kelimesini duymayı özlemişti.
Ömer bey, hastanedeki son gecelerinde, neşeyle gülen kızını özlemişti.
Çocuklar evdeki huzuru özlemişlerdi.
Yeliz, birlikte uyuduğu ablasını özlemişti.
Hepsi rabiayı özlemişti.
Ama rabia varken, yok gibiydi.
Yaşarken, ölü gibiydi.
Uyanıkken tek kelime etmeyen kadın, uyurken can çekişerek sayıklıyor, yalvarıyordu.
Eski anılardan kurtulamıyordu.
Üvey babası peşini bırakmıyor, onun nefesini, ellerini, bedenini, vücudunda hissediyordu.
En acısı da ömer beyin bunu bilmesi ve elinden bir şey gelmemesiydi.
Kabusundan uyanıp, etkisinden sıyırılarana kadar ağlıyor, sonra duygusuz haline dönüyor, gözleri boşluğa dalıyordu.
Kimse bilmesede rabia o boşluğa baktığında, alevler içindeki kızını görüyordu.
O anı tekrar yaşıyordu.
Rabia, bunca yıl güçlü olup, yıkılmamasının bedelini, yaşarken ölerek ödüyordu.
Ailesi yıpranıyordu fakat onun fark edebilmesi için girdiği ağır transtan çıkabilmesi gerekiyordu.
Ve yine kabus gördüğü anlardan birindeydi ve yanında kimse yoktu.
Çünkü aşağıda dönüm noktası olan bir olay vardı...
___
" komutanım biraz dinleyin " diyen feyzi, salondaki odak noktası olmuştu.
Gözleri kızarmış, sürekli doluyordu.
Çünkü araştırması için verilern flaş diskin içindeki görüntüler, kaldırılabilir şeyler değildi.
" koçum söyleyecekmisin artık" diyen emre artık sınırdaydı.
Tim dahil, herkes buradaydı.
Feyzullah cebindeki flaş diski çıkarttığında ömce yasemin, daha sonra da hasan albay dikleşmişti.
Yas," çaylak, şuan değil " derken hasan albay ile göz göze gelmeleri kaçınılmaz olmuştu.
Hasan albay, gözleri ile yasemini sorgularken beklediği cevabı almasıyla omuzları gerildi.
H, " o diski bana ver çaylak " dedi, itiraz istemeyen bir ses ile.
Çaylak istemeye istemeye diski uzatırken hasan albay almadan uzanıp alan başka birisi vardı.
Ömer bey.
" ömer, onu bana ver " dedi hasan.
Ama ömerin vermek gibi bir düşüncesi yoktu.
" kızımın bu halde olmasının sebebi bu diskte... değil mi "
" ömer, şuan değil, yapma "
" ceylan! -hizmetçi- bilgisayarımı getir. "
" ömer, bak pişman olacaksın."
" eğer bana engel olursan pişman olacak kişi ben olmayacağım! " dedi baskın sesiyle.
Ceylan bilgisayarı getirdiğinde acele hareketler ile diski taktığında önünde 7 tane dosya vardı.
Yaseminin ağzından hıçkırık kaçarken salondan acele adımlarla bahçeye çıkmıştı.
Arkasından feyzullahda çıkarken bütün salon bilgisayarın başına toplanmışlardı fakat gördükleri, izledikleri, duydukları şeyler onlara hayatlarının en kötü ânını yaşatmaya yetmişti...
----------rabiadan devamkeee
'Baba yapma ne olur, acıyor, çok acıyor baba. Yapma yalvarırım'
Dinlemeden, umursamadan darbelerini vurmaya devam etmişti.
Yasin abim yukarıda odada kilitliyken benim cehennemdeki azabım başlıyordu.
'İmdat, abi yardım et. YARDIM EDİN'
Kendimden nefret ediyordum.
Bedenimden nefret ediyordum.
Ağırlığını tamamen üzerime vererek boynuma dudaklarını yasladı, ve hareket ettirmeye başladı, aynı zamanda darbeleri hızlanırken ben yalvarıyordum.
Hak etmiyordum.
Bu hayatı hak edecek hiç bir şey yapmıyordum.
Daha 11 yaşımda olmama rağmen yaşadıklarımı hak etmiyordum.
Boynuma son kez üflediği nefesi ile üzerimden kalkmıştı.
Göz yaşlarımın aktığı yerler kurumadan yenileri yol alıyordu.
En sonunda elimdeki zincirlerden birini çözerken pantolonunu çekmiş ve bodrumdan çıkmıştı.
Ama o çıkarken odadan tolga girmesiyle tekrar yalvarmaya başladım.
'Yardım edin. İmdat... ne olur yardım edin, ANNE yardım et.'
Tolga ve rabianın arasında 4 yaş var
Az önce babamın yerini, tolga alırken benim acı dolu seslerim yükseliyordu.
'İstediğin kadar bağır kardeşim, ama seni kimse duymayacak. Ama istersen köşedeki kameraya gülümseyebilirsin, pardon. Ağlayabilirsin."
'Dokunma, in üstümden bırak beni, yeter artık'
'Bırakın beni, dokunma bana imdat, yardım edin. Yasin abi yardım et ne olur, imdat'
" Kızım aç gözlerini "
'Dokunma bana, in üstümden, bırak beni'
" babacığım aç gözlerini. Hadi kızım aç gözlerini, buradayım, geçti. Aç gözlerini uyan kızım. "
Saçımı okşayan eller beni kabusun etkisinden alırken yine sıçramıştım.
Yerimde oturur pozisyona gelirken son 1 haftada hiç dinmeyen göz yaşlarım yeniden kendini belli etti.
Babama bakacakken yüzünü benden gizleyip beni kolları arasına aldığında, kollarına sarılarak hıçkırıklarımı serbest bıraktım.
" buradayım kızım, geçti. Hiç birisi yok burada. Ben buradayım. "
Sesi boğuk ve çatallaşmıştı.
Sanki... ağlamıştı.
" bir şeyler yemek istermisin, hazırlatayım. "
Ağlarken başımı iki yana salladım.
Yıllar boyu içimde süren hesaplaşmanın, dışarıya çıktığında beni bu kadar etkileyeceğini hiç düşünmemiştim.
Hıçkırıklarım, yerini iç çekişlere bırakırken başımı kaldırıp babamın yüzüne bakmaya çalıştım ama babam yüzünü benden gizleyerek boynuma alnını yasladı.
Bedeni gergindi, nefes alış verişleri düzensizdi.
Omuzları ani bir şekilde sarsılırken dudaklarından hıçkırık kaçmıştı.
Ellerim ile boynunu tutup kaldırmaya çalıştım ama başarısız oldum.
Direnmeden kollarımı boynuna doladım. Fakat hıçkırarak ağlamaya başlamasını beklemiyordum.
Babam ağlıyordu.
Babam bana sığınarak ağlıyordu.
Hıçkırarak ağlıyordu.
Yiğitin-şehit olan timindeki abisinin kardeşi- şehit töreninden sonra, gece ağlaması haricinde hiç bir erkeği sesli ağlarken görmemiştim.
Bu ilkti.
Babam ilkti.
1 hafta sonra ilk defa konuştum.
" b-babam. Ne oldu "
" özür dilerim kızım. "
Bir şey olmuştu ama ne!
" babam ne oldu söyle bana. "
" çok özür dilerim yavrum, koruyamadım seni... özür dilerim affet beni kızım... yalvarırım affet beni... hissedemedim seni... özür dilerim çok özür dilerim... anlayamadım acılarını, affet kızım... affet beni "
Ne olmuştu ki, anlamıyordum.
Birden bire ne olmuşt-
" h-hayır baba... ne olur bana hayır de "
Hayır demeye mecburdu.
Öğrenmiş olamazdı.
O videoyu izlemiş olamazdı.
Başını boynumdan çektikten sonra, ağlamaktan şişmiş ve kızarmış gözleri, bana cevabımı vermişti.
Başımı ard arda iki yana sallarken olmaması için dua ediyordum.
Fakat başımdan tutup göğsüne çektiğinde elimi ağzıma kapattım.
" özür dilerim, çok özür dilerim. Daha erken bulmalıydım seni, affet beni, kurtaramadım... çok özür dilerim "
Öğrenmişti.
Benim unutmak istediklerimi, babam öğrenmişti.
" baba, ö-özür dileme... s-senin suçun d-değildi. "
Beni kucağına çekip, bebeği tutar gibi tutup başımı göğsüne yaslamıştı.
" doğduğun an sana sahip çıkmalıydım, yapamadım. Bütün evlatlarıma sahip çıktım bir tek sana gücüm yetmedi kızım. Özür dilerim. "
Kollarımı boynuna sarıp başımı boyun girintisine koydum ve tekrar ağlamaya başladım.
" d-düzelmek istiyorum. G-gerçek b-bir k-kadın gibi o-olmak istiyorum baba. Vücudumdaki i-izler silinsin baba, ne olur. Bedenimdeki i-izleri görmek is-istemiyorum artık. "
" elimden ne geliyorsa yapacağım kızım, söz veriyorum. Hiç birini görmeyeceksin. Nereye gidilecekse gideriz, sen isteniyorsan bir daha görmeyeceksin o izleri. "
İyiki dedim.
İyiki benim babamdı.
" t-teşekkür ederim baba. "
" özür dilerim kızım. "
İkimizde dakikalarca sarılıp ağlamıştık.
Ama ne benim, ne de babamın, aralık kalan kapıdan içeriyi dinleyen kişilerin farkına varmadık.