“Ölmek istemiyorum! Ne olur buna izin verme Demir!” Yaklaşık bir saattir oturduğu yerde sadece karısına bakarken kulaklarında bu söz yalvarış yakarış yankılanıp duruyordu. “Ölmek istemiyorum! Ne olur buna izin verme Demir!” Bir yumrukta istediği kişiyi komaya sokabilir ya da girdiği terörist kamplarında alayının amına koyabilirdi. Düşmanla göğüs göğse çarpışmadan da kaçmazdı. Gücünün sınırını kendi bilmezdi. Peki ya şimdi? Tüm bunlar bir kadının ölmek istemiyorum haykırışına çare olabilir miydi? Gücü yeter miydi sevdiği kadını yaşatmaya? Omuzlarında değil dünya sanki evren varmış gibi hissediyordu. Büyük bir yük binmişti sırtına ve o kalkmak istedikçe ayakta durmasına izin vermiyordu. Karısı ya da bu hastalık değildi onun yükü. Çaresiz oluşuydu. Kendini ilk kez güçsüz yetersiz ve

