Her uzun ve karanlık gece güneşin doğuşu ile son bulmaya mahkumdur.
İyi okumalar...
Üzüntü;geceyi zifiri karanlığa esir bırakmaktır! Haykırıp sesini duyuramamaktır...
Gençliğini bir gecede karartmaya değmeyen günler,sabahlar,geceler vardır.
Masumiyetinin en ince ayrıntısına kadar teslim olmak vardır.Baharda açan yaprak dalları gibi,sonbaharda solucak günler,sabahlar,geceler vardır.
Geceler yalnızlık,karanlık,geceler sesiz,geceler sabahsızdır,nereye bakarsan masumiyetligine şahit olan yerlerdir.
Sevmediğin insan tarafından dokunulan bir bedenin,akan sayısız göz yaşın varsa eğilme egildikçe solarsın.
Baharda açan çiçek ol,sonbaharda solan,dökülen yaprak ol,yazın etrafı yakan güneş ol,kışın ise bir buz dağı ol,olki her mevsimi tattır çünkü bu hayat kimse için üzülmeye değmez.
Genç kadın zifiri karanlığın olduğu odada güneşin kendini esir almasıyla rahatladı.
Korkardı karanlıktan;annesi gelir uyuyana kadar beklerdi.Oysa şimdi annesinin küçük kızı gitmiş yerine 22'li yaşlarda olan genç kadın gelmişti!
Olgunluk gelir derler ya gelmedi!Gözünden yaşlar geldi sayısız!
Siz yaşadınızmı böyle bir gece?
Sevmediğiniz adam tarafından masumiyetliğinizin alındığı bir gece...
Anneninizin küçük kızı yerine,bir saatte bedeninize duygusuzca, kendini değersiz hissettirmenizi sağlayarak sahip olan adam tarafından olgunlaşan genç kadın oldunuz mu?
Aleyna oldu! Aleyna Ciwan Demhad'ın karısı,kadını oldu!
O artık Aleyna Eroğlu değildi! Aleyna Demhad idi!
Gözünden akan yaşları eliyle silerken bedenine yapışan çarşafla yan tarafında uyuyan kocasına baktı.Kocam diyemeyecek kadar dili varamadı kadının!Ama önümüzde bir sürü asırlar var diyecek kadar iç çekti genç kadın!
İlk gecesini hiç böyle hayal etmemişti kadın. Hemde hiç!
Adamın bedeni güneşin verdiği loş ışıkla gölgelenirken genç kadın yavaş adımlarla yataktan kalktı.Sızlıyordu ama kalbi masumiyetinin gidişi olan bir acı değildi, yürek sızısıydı bu!Düşündüğü o kadar hayal varken biranda kendini bulduğu kafeste kapalı kalmış hissediyordu!
Susma Aleyna susma susmaki genç kızların sesi ol!
Genç kadının gözünden dökülen yaşlar ilerlemesine engel olurken, parmaklıklar arasındaki cam köşesine oturdu.Bu odadaki herşeye şahit olacak köşesiydi!Ağlamasına,gülmesine,belkide bebek seslerine şahit olacak bir köşe olacaktı.Bedeni soğukla ürperirken titredi genç kadın.Nasıl bir geceydi,kabus muydu? İstemiyorum yapma diyemedi. Bunu büyüklerinden hiç görmemişti. Annesi hep derdi ;kocanıza ne olursa olsun memnun edin, isteklerini yerine getirin . Hele böyle özel bir gecede istemiyorum diyemezdi. O çarşafın bu topraklar için önemini çok net biliyordu genç kız. O yüzden sustu! Ama bu her zaman susacağı anlamına gelmiyordu.
Ki susan bir kadın hiç bir zaman olmadı. Bakışlarını cezp edici manzaraya çevirdi. Gözündeki akan yaşların sayısı artarken başını cama yasladı.
Mardin;eşsiz taş şehir olan büyük şehir!
Evet büyük şehir,hangi genç kızın çığlığı,gülüşü,daha bir çok hikayesine şahit olan koca şehir yıkılmayan yıkılmayacak olan Mardin.
Güzelliği seksen il'i esir almış, milyonlarca insanın akın ettiği şehir olan Mardin.
Şimdide Aleyna ve Ciwanın hikayesine şahit olacaktı,bu hikaye çok başka olacaktı.
Sesizliğiyle etrafa ışık saçan genç kız bu gece, karanlığıyla odayı soldurmuştu.
Garip kalmıştı,gurbet elde yapayalnız kalmıştı annesinin deli kızı.
Genç kadın düşünceleriyle karanlığa, güneşin ışığına gözüne bir dirhem uyku girmeden güneşe bırakmıştı. Bir gece uzun bir gün olarak zor bitmişti!
Üzerindeki çarşafı kirli sepetine atıp sıcak suyun altına girip soğumuş bedenini gevşeterek bütün gecenin izlerini silmek istercesini sertçe lifleyip, dolan gözlerine inat burnunu dikleştirerek duşunu alıp üzerine havluyu sarmasıyla odadan çıktı.
Yatakta hâlâ yatan adamla kaşlarını çatıp, mırıldanarak dolabına yürüdü.
"Senden nefret ediyorum!"
Dişlerinin arasında tıslayıp dolaptan bu sabah giyeceği beyaz kıyafetleri çıkarıp homurdanarak arkasını dönmesiyle kocasıyla burun buruna gelmişti. Genç adam uykulu mahmur gözleriyle karşısında, ıslak bedenine sardığı kısa havluyla saçlarından süzülen damlaların göğüs oluğundan akıp gitmesi ile yutkunup karısının kendisini ilk etkileyen ela gözlerine bakışlarını sabitleyerek yeni uyanmış sesinin çatallaşmış tonuyla konuştu.
"Ne dedin sen!"
Karşısında üzerinde sadece eşofman altının olmasıyla kendisine gözlerini kısarak bakan kocasıyla alt dudağını dişlerine geçirip, başını dikleştirerek cevap verdi.
"Ne duyduysan o!"
Bir türlü sivri dilinden ödün vermeyen küçük karısıyla başını sallayıp bu sefer tısladı.
"Aleyna sabrımı çok sınıyorsun! Ve emin ol ben sabırlı bir adam değilim!"
"Dün gece senin nasıl bir adam(!) olduğunu çok iyi anladım Ciwan ağa! Sen meraklanma."
Genç kadının kolundan tutup sıkarak sırtını dolaba yapıştırdığı kadının dibine girerek, gözlerinden gözlerini ayırmadan tısladı.
"Sana sabırlı bir adam olmadığımı söyledim! Niye inatla uzun dilini çıkarıyorsun!"
"Canımı yakmaktan vazgeç artık!"diyerek adamın göğsüne küçük narin ellerini koyup kendinden olabildiğince uzaklaştırıp sertçe devam etti.
"Bir daha sakın bana dokunayım deme! Sakın!"diyerek adamın kendisine öfkeli bakışlarına aldırmadan sertçe omzuna çarpıp, elindeki kıyafetleriyle banyoya girdi.
"Canı yanacak olan biri varsa oda sen olacaksın Ciwan ağa! Benim canımı yakmana müsade etmiyeceğim!"
Awşin kocasıyla odalarında yüzlerindeki gülümsemeyle çıkarken, karşı odadan suratı asık çıkan kuzeniyle endişe içerisinde yanına varıp koluna dokunarak konuştu.
"Aleyna iyi misin?"
Karşısında kendisine endişeyle bakan Hazar ve Awşinle gülümseyip başını salladı.
"İyiyim..."dedikten sonra kuzenin koluna girip aşağıya indi. Arkada elini ensesine götürüp kaşıyan Hazar, giden kızların ardından bakıp odasından çıkan abisiyle başını çevirip gözlerini kısarak konuştu.
"Hayırdır?"
"Ne hayırdır?" Ciwan elini kumaş pantolonun cebine sokup aynı şekilde kardeşine baktı.
"Aleyna yengeme bir şey mi yaptın?"diye sormasıyla genç adam bıkkınca bir nefes verip, arkasını dönüp yürürken umursamazca konuştu.
"Benim ona bir şey yapmama gerek yok! Uzun dilinin cezasını çekiyor sadece."diyerek merdivenleri inmesiyle arkadan başını sallayıp kendisini takip eden Hazarla avluya geçip, yerde serilmiş halının üzerindeki minderlere oturdular.
Sipan ağa iki oğluna bakıp gülümseyerek tesbihini çekerken Ciwan"rojbaş bav"dedi.
"Rojbaş kuremin."diyerek tesbihini çekmeye devam etti.
Kızlar mutfağa girmiş kahvaltıyı hazırlamaya koyulurken, Awzem xanım kızların odalarından çıkardığı çarsafla gülümseyip kirli sepetine attıktan sonra kızların alınlarından öpüp tekrar tebrik etmişti.
Kızlar evin çalışanı olup fakat evin annesi gibi davranan Awzem xanıma kanları ısınmış bir anne gibi görerek tebessüm ettiler.
*********
Sabah kahvaltısı yapılmış erkekler adet gereği evde, sedirdeki yerlerini almışlardı.
Yeni gelinler ayrı sedirde otururken Awzem dayeyle sohbetlerine çaylarla devam etmişlerdi.
Aleyna sedirde oturmuş mardinin cezbedici manzarasını izliyordu. Hazarın Awşini çağırmasıyla çardakta oturup kahve içerek konuşuyorlardı. Kocası ise hangi cehennemde olduğunu bilmiyordu.
Bugün ilk gün olduğu için adamlar işe gitmemiş evde kalmışlardı. Adet böyleydi. Evlendikleri ilk üç gün damatlar önemli bir şey olmadan dışarı çıkmaz evde kalırlardı.
Sıkılan kadın oflayıp, puflarken yerinde yanına aniden gelip oturan kocasıyla oturduğu yerden sıçramıştı.
"Niye öyle aniden geliyorsun be?"diye çemkirmesiyle genç adam geldiğine pişman olmuştu.
"Bir kerede veryansın etme be kadın!" dediğinde elindeki dosyaları genç kıza uzattı.
"Niye geldin?"diyen Aleyna, genç adama bakarken kendisine uzatılan mavi dosyayla kaşının tekini sorarcasına kaldırdı.
"Ne bu?"
"Dosya."adamın kelimesiyle kaşlarını dahada çattı.
"Dosya? Kusura bakma ya bende çikolata sanmıştım."alayla konuşmasıyla Ciwan ağa, ela gözlere bakıp konuştu.
"Canın çikolata mı istedi?"
Kocasının sorduğuyla afaladı. Bu adam neresinden dinliyordu kendisini acaba?
"Hee çikolata artı lahmacun artı soğan."dediğinde genç adam kaşlarını çatarak karısına anlamazca baktı. Bunu gören genç kadın gür bir kahkaha attı. Şuan kendisine şaşkınca bakan adamla kahkasını durduramıyordu. Galiba kafayı yemişti.
"Öyle bakma ya şaka yapıyorum..."diyerek elini karnına götürüp gülmesini durdurmaya çalışıyordu. Kendisiyle dalga geçen karısıyla kaşlarını çatıp öfkeyle ayağa kalkarak genç kızın elinden tutup, peşinden çalışma odasına götürdü.
"Sen şimdi şakayı görürsün..."hırsla çekiştirdiği kadını çalışma odasının kapısına getirerek odaya girerken, raflardaki dosyaları, masasının üzerindeki eşyaları, koltuktaki yastıkları, odada ne var ne yok her şeyi dağıtıp genç kızın elini bırakarak koltuğuna geçip otururken alayla baktı karısına.
"Önce sert bir kahve yap bana sonra etrafı toparla."nefes nefese kalan sesiyle ki konuşmasıyla masanın üzerine kollarını koyup karısını baştan aşağı süzdü.
Kendisiyle oynamak neymiş görecekti!
Aleyna ağzı o şeklini almış şekilde dağıtan odaya göz gezdirip, zoraki çıkan sesiyle konuştu.
"Ben kendime deli diyordum sen benden deli çıktın!" genç adama şaşkınca baktı.
"Deli deliyi çeker derler dimi?"dedi göz kırparak. Genç kadın öfkeyle adama baktı.
"Asla temizlemem! Nasıl dağıttıysan öylede toparlayacaksın!"diyerek arkasını dönüp odadan çıkacakken kocasının, bariton sesiyle durmak zorunda kaldı.
"Eğer bu odadan burayı toparlamadan çıkarsan en son toparlayacak şeyin kendi kıyafetlerin olduğunu görürsün!"
Hayat bir tek kelime olarak ifade edilsede uzundur yaşaması, yaşatılması....
Bazen çizgilerimizi çizdirir, bazen ise çizgilerimizi silmek içindir!
Aleyna bir kadın olmanın olgunluğunu üzerinde taşırken, kocasının yaptığı hareket şaşırmasına sebep olmuştu.
Kimsenin hizmetçisi degildi ki o...
"Kendin topla Ciwan Ağa, benimle konuşmalarınada dikkat et. Ben senin hizmetçin degilim."
Karşısındaki alaycı tavrıyla duran karısına dikkat kesildi genç adam.
"Ecelinemi susadın kadın?"
"Hayır Ciwan Aga sen daha benim ne kadar ciddi olduğumu anlayamamışsın. Bak şimdi ben anlatayım sana."
Genç kadın kocasından uzaklaşıp karşısındaki dolu rafa baktı.
"Ben senden daha deliyim."
Genç kadının dediğini anlamayan genç adam karısının rafla birlikte kalan kitapları da yere devirmesiyle ağzı açıkta kaldı.
Genç kadın indirdiği raftan çıkan sesi umursamayarak, gözüne kestirdiği berjeri var gücüyle kaldırarak yere attı.Genç adam karısının ince duran bedenine göre olan güce şaşırdı.
Berjerin içindeki lamba kırılıp tozla buz olurken, genç adam çıkan seslere tahammül edemeyip ayağa kalktıktan sonra karısının belinden yakalayıp kendi bedenine yasladı.
"Delirdinmi sen Aleyna dur artık."
Genç kadın adamın dediği kelimeyle arkası donük olduğu için rahatlıkla gülümsedi.
"Ben dedim sana senden deliyim diye bırak beni daha cam çerceve inecek aşagıya! "
Genç kadını zapt etmeye çalışan adam etrafın haline bakarak devam etti.
"Şimdi dağıttığın gibi topla yeter artık bu kadar şımarıklık."
Genç kadın son hamlesini yapmak için genç adamın karın boşluğuna dirseğini geçirdikten sonra uzaklaştı. Masanın üzerindeki bibloyu eline aldığı gibi boydan aynaya fırlattı. İçinden işte şimdi kaçma vakti diye düşünerek harekete geçti.
Genç adam karnındaki ağrıdan büklüm büklüm olurken karısının kaçışıyla arkasından bağırdı.
"Ulan kadın kaç nereye kadar kaçabileceksin bakalım."
Genç kadın Aleyna odasına koşarken Awşin'in kendisini görmesiyle merakla bakan kuzenine göz kırpıp odasına koşar adımlarla çıktı. Kapıyı açıp içeriye girdiğinde yüreği agzına gelmiş gibi nefes alırken kapıyı kilitledi. Bugünlük bu kadar aksiyon yeterdi.
Genç adam kendini toparlayıp odaya baktı.Bu odayı nasıl başkası temizleye bilirdi?Soracaklardı nasıl oldu,kavgamı ettiniz diye. Genç adam ceketini çıkartarak el mahkum odasını toplamak için kollarını sıvadı.
"Sana sorucağım ben Aleyna xanım bunun hesabını. Hiç merak etme sevgili karıcığım.
Awşin kuzeninin kaçışıyla şaşırmış çalışma odasının penceresinden gördükleriyle afalamıştı. Odanın darma duman olmuş haline mi şaşırsa yoksa ortalığı toparlayan Ciwan ağaya mı?
Deli kuzeni yine ne yapmıştı kim bilir?
Gülümseyerek başını sallayıp aşağıya inerek mutfağa geçip akşam yemeği için kollarını sıvazladı.
Aleyna odasında dört dönüp ne yapacağını düşünüyordu. Kapıyı açsa olmazdı. Akşama kadar odasında beklese yine olmazdı. Korkuyor muydu kocasından? Bu düşünceyle başını olumsuzca sallayıp düşünceyi yok ederek banyoya ilerledi. Yüzünü yıkayıp aynadaki yansımasına baktı. Yüzü güzel mi olmuştu ne? Derlerdi gelin olurken ilk günler nur yayılıyordu yüze inanmazdı. Aklına tekrar kocası gelirken yüzünü havluyla durulayıp banyodan çıktı.
Acaba kocası şimdi ne yapıyordu?
Dağıttığı odayı temizlemiş midir?
Korkunun ecele faydası yok dedikten sonra üzerini düzeltip odadan çıktı. Sessizce etrafı gözetleyip kimsenin olmamasıyla, aşağıya inip eltisine akşam yemeği için yardıma koyuldu.
"Aleyna odanın hali neydi öyle? Sen mi dağıttın?" Diye soran Awşin'le elindeki bıçağı bırakıp başını kaldırdı.
"Dua etsin onun kafasını dağıtmadım." diyerek çıkıştı sinirle.
"Hayırdır eltim ne oldu?"diye munzurca konuşan kuzeniyle kıkırdadı.
"Asabımı çok bozuyor ya. Bende onunkini bozmaya çalışıyorum hepsi bu."diyerek yemeği yapmaya geri döndü.
Mutfağa giren Awzem daya iki güzel geline bakıp gülümseyerek
"Siz yeni gelinsiniz güzellerim. Bıraksaydınız ben yapardım yemeği?" Dedi.
Kızlar Awzem xanıma bakıp tebessüm ederek olumsuzca başlarını sallarken Awşin yanıtladı.
"Olur mu öyle şey Awzem daye? Biz dururken."dediğinde Awzem xanım duygu yüklü gözlerle iki kızı süzdü. Baweşin gittiğinden beri yalnız kalmıştı bu konakta. Üç adamla bir başına kalmış,kimseyle konuşup iki laf edememişti. Tek evladı, oğlu Serhat'ın uzun yıllar Hazarla yurt dışında kalıyor olmasıyla daha çok yalnız hissediyordu..Arada Hazarın gelip kendisiyle konuşmasıyla azda olsa oğlunun hasretini gideriyordu. Şimdi ise iki pırlanta gelini olmuştu. Darısı Serhat'ın başına, onunda böyle mürvetini görmeyi ne çok isterdi?
"Sizde daha yeni gelinsiniz kıyamıyorum size yavrularım."diyerek kızlara yaklaştı. Aleyna doğradığı biberleri tencereye koyarken Awzem dayeyi cevapladı.
"Biz alışığız Awzem daye? Evin bütün işlerini ben yapardım. Her şeyide biliyorum."
Ciwan ağa odayı toparlamış kırık eşyaları elindeki büyük poşete koyarak aşağı indi. Adam mutfağa girecekken karısının sesini duymasıyla bütün kasları gerildi.
Küçük sıçan odadan çıkmıştı demek.
Elindeki poşeti mutfağın yanına bırakıp Awzem dayeye seslendi karısına bakmadan. Nede olsa gece odaya girerken cezasını kesecekti.
"Daye Same'de söylersin çöpe atsın bunları?"diyerek işine dönmek için yukarı çıktı.
Aleyna kendisine bile bakmayan kocasıyla gerildi. Mutfağın kapısının önündeki poşete bakıp derin nefes aldı. Demek odayı kendisi toparlamıştı. Korkuyordu ki bu gece kendiside kıyafetlerini toplamak zorunda kalacaktı.
Soğuk terler dökerek elindeki işi bırakıp dolaptan soğuk suyu çıkarıp bardağa dökerek içti. Şimdi bütün bu olanların üstüne soğuk su iyi gelirdi.
"Bunları kim kırdı?"diye kendi kendisiyle konuşup poşetin içindekilere bakan Awzem dayeyle dudağını ısırdı.
Havanın kararmasıyla yemekler yapılmış sofra çardakta kurulmuştu. Evin gelinleri sofradaki son eksiklikleride çardağa taşırken Hazar karısını süzüyordu. Güzel karısından gözünü alamıyordu bir türlü. Ciwan ise inatla bakmıyordu karısına.
"Haftaya yurtdışına çıkıyoruz değil mi?"diye soran Serhat'la Hazar elindeki kaşığı tabağa bırakıp karısıyla gözgöze gelmesiyle başını salladı.
"Bir aksilik olmazssa gidiyoruz."dedikten sonra tabağına döndü.
Awşin kocasına sabitlediği bakışlarını bir türlü çekemiyordu. Bu kadar erken mi gideceklerdi? Nasıl doğup büyüdüğü memleketinden ayrılacaktı? En önemlisi ailesinden nasıl uzakta yaşardı? Düşüncesi bile gözlerini yaşartmaya yetmişti. Ses çıkartmayıp yemeğine dönerken Aleyna'da aynı şekilde kendisi gibi dolu gözlerle yemeğine bakıp tek lokma yemiyordu.
Çocukluk arkadaşı, sırdaşı, kardeşi olan kuzeninin gidişiyle yıkılacaktı Aleyna. Onsuz bu konakta ne yapacaktı ki? Zaten istiyerek evlenmemişti. Kuzeninden güç alacaktı güya. Onunla elticilik oynayacaktı daha? Yanağından süzülen iri damlayı kimse farketmeden silecekken kocasıyla sabah ki tartışmadan sonra ilk defa gözgöze geldi.
Ciwan ağa çatılmış kaşlarla ağlayan karısına baktı. Şimdi ne diye ağlıyordu? Başını ne oldu dercesine sallarken Aleyna gözlerini kaçırıp tabağıyla oynadı.
Yemekler yenildikten sonra sofrayı toplayan gelinlerle adamlar içeri girmiş, Sipan ağa oğullarıyla koyu bir sohbete girmişti. Awşin bulaşıkları yıkayan Aleyna'yla çayı demlemiş odaya götürürüp adamlara dağıtmaya başladı. Çekingen tavrıyla Ciwan'a uzattığı çayla Ciwan ağa göz ucuyla yengesine(!) baktı. Bir zamanlar kendisi için istediği kız.
Şimdi yengesi olmuştu. Sahi Awşin'e hissettiği duygular neydi? Aşk? Hoşlantı? Neydi? Peki eğer aşksa niye şuan genç kadına bakarken bir şey hissetmiyordu? İçeriye giren karısıyla bakışlarını kaldırıp baktı. Aleyna bir köşede oturup örgü ören Awzem dayenin yamacına oturup kollarını göğsünde kavuşturup, açık kalan televizyonda gözlerini gezdirdi. Genç adam genç kadının her hareketini dikkatle izliyordu.
Awşin kuzeninin yanına oturacakken unuttuğu şeyle mırıldandı.
"Sen çay içmiyordun değil mi? Dur ben sana kahve yapayım."dediğinde genç kadın itiraz etti.
"Yok Awşin ben bir şey içmeyeceğim. Otur lütfen?"dediğinde Cihan'ın üzerindeki bakışlarına aldırmayıp Awzem dayenin elindeki şişi alıp devam etti.
"Nerden biliyorsun örmeyi buke?"diye sıcak gülümsemeyle soran Awzem dayeyle örgüyü örüp cevapladı.
"15 yaşımdayken merak salmıştım. Anamda öğretti saolsun. Hep derdi el becerin var diye?"
"Ne güzel neyi öğrensen ilerde kârdır sana güzel kızım."diyen Awzem dayeye bakıp başını salladı.
Hazar elindeki çayı yudumlarken karşısında duvarda asılan saate bakıp saatin 22:00 olduğunu görünce yerinden kalkıp karısına işaret ettikten sonra odadan çıktı. Awşin kocasının isaretiyle heyecanlanarak elinde ki sıcak bardağı sıktı. Daha erkendi ki? Bu saatte odaya niye çağırmıştı kocası? Yarım kalan çayını bitirmeden yerdeki tepsiye bırakıp Aleyna'ya baktı.
"Ben yukarı çıkıyorum. Buraları toparlarsın olur mu?"diye sormasıyla Aleyna kıkırdayıp başını sallarken kulağına yaklaşıp fısıldadı.
"Git bakalım Hazar eniştemi doyur?" Diyen alaycı sesiyle Awşin koluna cimdik atıp sinirle ayağa kalkıp odadan çıktı.
Aleyna kolunun cimdikleyen kuzeniyle yüzünü ekşitip önüne bakarken Ciwan gözleri kısılmış şekilde kendisine bakıyordu. Sipan ağa uykusunun gelmesiyle odasına çıkmak için ayaklandı.
"Şewo hewo xeş bibure zorukno(geceniz iyi geçsin çocuklar)"diyerek çıktı odadan.
Odada kalan dörtlüyle Serhat elindeki telefondan gözlerini ayırıp Aleyna'ya bakıp konuştu.
"Yenge bana çay koyar mısın hayrına?"diye sormasıyla genç kadın başını hızla sallayıp aceleyle yerinden kalkarak çay bardağını alıp doldurdu.
"Banada doldur." diye emir veren kocasının sesiyle dişlerini birbirine geçirdi. Bu adamın emir vermesinden nefret ediyordu. Odada Awzem daye ve Serhat olmasaydı asla doldurmazdı. Lakin herkesin önündede kocasını hor göremezdi. Ama yalnız kaldıkları her an sivri dilinden ödün vermiyecekti.
Başını sallayıp bardağı almak icin kendisine uzatan kocasının elinden hızla aldıktan sonra yerdeki çaydanlıktan doldurup yüzüne bakmadan önüne koyarak yerine geçip oturdu.
Odaya giren Awşin odanın balkonunda ayakta dikilip, elleri pantolonun cebinde başını göğe kaldıran Hazar'ı gördü. Sessiz adımlarla arkasından yaklaşırken genç adam burnuna gelen kokuyla fısıldadı.
"Şekerli olan her şeyden nefret ederim...peki senin kokundan niye nefret edemiyorum?"
Aniden gelen soruyka afalayan genç kadın yerinden bir adım atamamış, arkası kendisine dönük olan kocasına baktı. Genç adam kendisine cevap vermeyen kadınla usulca yerinden kıpırdanıp yüzünü genç kadına döndürdü.
"Awşin...gel yanıma...?"elini kaldırıp genç kadına uzatmasıyla, Awşin yutkunup bir adım öne doğru yürüyüp tekrar durdu. Kalbi haddinden fazla hızlı atıyordu. Kendisine uzatılan el ve beklentili bakışlarla dudağını ısırıp genç adama doğru küçük adımlarla yaklaştı. Buz gibi ellerini yakan iri ellere teslim etmesiyle, genç adam hızla karısını kendine çekip burnunu boyun çukuruna gömerek derince kokladı.
"Şeker gibi kokuyorsun..."diyen kocasıyla düşmemek için kollarını genç adamın beline sardı.
"Bu kötü bir şey mi?"diye sordu.
"Hayır...aksine çok sevdim bu kokuyu..."diyerek gözgöze geldi karısıyla.
"Konuşmamız gerek biliyor musun?"dedi sakince.
"Evet konuşmamız gerek."diyen kadınla derin bir nefes aldı.
"Bu kadar erken gitmek zorunda mıyız?"diyen Awşin gökyüzünü andıran gözleriyle bakarken genç adam başını salladı.
"Çok bile kaldım burda...işler bekliyor..."
"Ne iş yapıyorsun ki orda?"diye merakla sordu kadın.
"Turizm işi...Avusturalyada üniversite okuyup orda işimi kurdum."
Anladım dercesine başını sallayan Awşin kocasının göğsüne sokulup kokusunu içine çekti. Ne çok beklemişti bu anları...
&&&&&&&&
Kapılar kapanınca hangi kapıda neler olur bilinmez. Genç kadın Aleyna bir yere sabitlenmiş sağır olmuştu. Serhat'ın kalkmasıyla Ciwan Aga düşünceli karısına baktı. Bir günde bu kadar dalacak nasıl bir özlem vardı yüreğinde?
Karısının dalgınlığını gidermek için oturduğu yerde kalkıp karısının omzuna dokundu.
Genç kadın daldığı yeri omzuna değen elle irkilerek bıraktı. Omzunun ucundan ayakta dikilmiş kocasına baktı.
"Efendim?"
"Hadi kalk yatalım kadın!"
Emrivaki yapmasının hesabını bir kenara çeken genç kadın kocasına önüne dönüp cevap verdi.
"Mutfakta işim uzun git sen yat."
Ciwan Ağa kafasını sallayarak cevap verdi karısına.
"Sen bilirsin."
'İyi geceler' demeyi çok gören kocasının çıkmasıyla, salondaki boş çay bardaklarını toparlamaya başladı Aleyna.
Mutfakta işlerini bitirip ellerini kurulayan genç kadın derin bir nefes aldı.Bulaşık makinesine kullanmayıp elinde yıkamıştı kirlileri. Odaya döndüğünde kocasının uyumuş haline denk gelmek istemişti. Genç kadın önüne düşen hafif dalgalı saçını geriye itti.
Odasının önüne gelen genç kadın kapının kolunu indirerek loş ışıkla derin bir nefes aldı. Kocası uyumuştu. Hayır uyumamış karısına soracağı hesabı beklemişti aslında. Aleyna dolaba ilerleyip üzerine saten pudra rengi bacak dekolteli geceligini aldıktan sonra banyoya girdi. Duşunu yapıp saçlarının nemini alan kadın yatağa sırtı dönük şekilde otururken sırtındaki öpücükle irkildi.
Kocasının elleri belini kavrarken, genç kadının gözünden düşen yaş kocasının eline düşünce genç adam durup ayağa kalktı. Elleriyle saçlarını kaşıyan genç adam sadece öpmek istediği için öpsede bu kadar karısının kendinden tiksinecegini düşünemedi.Genç kadının yanına oturup sordu.
"Ne oldu sana?"
Genç kadın sinirle cevap verdi.
"Ne oldu değil nasılsın Ciwan ağa."
Gözlerine bakan karısının gözlerine baktı genç adam ne güzel yeşili vardı.
"Ne oldu Aleyna?"
"Ben seninle ne yapıcağım?"
"Alışacaksın başka çaremi var."
"Yok yanlış anladın Ciwan ağa koca konak diyorum beni içine alamıyor sen alabilecek misin?"
&&&&&&&
Düğün günü.
Hozan konağında evin son oğlu olan Azad'ın düğününe uyanan ev ahalisi ordan oraya koşturup hazırlıklara yardım ediyorlardı. Aleyna ve Awşin sabahın erken saatlerinde Hozan konağına gelmiş işlerin ucundan tutup yardım ediyorlardı. En son Awşin'in eski odasına girip hazırlanmaya koyulmuşlardı.
Aleyna elindeki kaftana bakıp gülümserken
"Hazar eniştemde çok zevkliymiş be!"dediğinde Awşin üzerine geçirdiği kaftanla gülümsedi.
"Öyledir. Ayrıca ikimizin ki aynı pişti olacağız bak?" Üzerine geçirdiği uzun beyaz üzerine sarı işlemeleri olan kaftanla çok güzel bir görüntü oluşmuştu. Geçen Hazarla Awşin çarşıya giderken gördükleri kaftanla Hazar iki taze geline hediye olarak almıştı.
Aleyna kuzenin üzerine şöyle bir bakıp kendi kaftanını da giyerken konuştu.
"Eee sonuçta elti olduk yediğimiz, içtiğimiz, giydiğimiz ayrı gitmemeliydi değil mi?"diyerek kıkırdadı.
"Aynen öyle birtanecik eltim."
İkisi birbirine bakıp kahkaha attı.
Düğün çoktan başlamış avluda eş dost herkes halay çekip eğlenirken gelin ile damat bir köşede masada oturuyordu.
Aleyna, Awşin'in kolundan çekiştirip halaya götürürken, Ciwan ağa bir köşede masada oturmuş çatık kaşlarının altından deli karısına bakıyordu.
Baweşin ise Hazar ağabeyinin yanında oturmuş az da olsa hasret gidermeye çalışıyordu.
Aleyna ve Awşin halaydan çıkıp Azad'ın karşısında oynarken ağzından bir zılgıtla koparan Aleynay'la Ciwan ağa yerinden hızla kalktı.
Kendisine adımlayan kocasını gören Aleyna homurdanıp ailesinin olduğu masaya geçip hızla otururken, Ciwan ağa dişlerini birbirine bastırıp tısladı.
"Bunun hesabını ödeteceğim sana kadın!"diye ağzının içinde konuşmasıyla, Aleyna kocasını uzaktan dudaklarının kıpırdanmasını gördü. Ne demek istediğini anlayıp öfkeyle baktı adama.
Ciwan ağa düğüne gelirken karısını kaç kez tembihlemişti. Düğünde çocukça hareketlerde bulunmayacağına evli kadınlar gibi ağır olmasını istemişti. İkide bir halaya girmemesini özellikle zılgıt çekmemesini kaç kez söylemesine rağmen küçük karısı kendisini kâale bile almayıp her şeyin tersini yapmıştı.
Ardıl kardeşinin düğünü olduğu için misafirlerle özel ilgilenip gelen herkesle bir bir selamlaşıyordu. En son halay başına geçerken Baweşin oturduğu yerden yüzündeki tebessümle kocasına bakıyordu. Yade gelinine bakıp ellerini avucuna alıp
"De hayde buke git kocanın eline?"dediğinde Baweşin gözlerindeki parıltiyla yadeye baktı.
"Ayıp olmaz mı yade? Elinde Bir adam var utanırım gitmeye?"dediginde Ciwan ağa yerine geçip oturacakken bacısının dediğiyle başını kütletip Baweşin'in kolundan tutarak kaldırdı.
"Gel bacım biraz halay çekelim."diyerek kardeşiyle halay başını tutan Ardılın sol eline geçip bacısını ortalarına alarak halay çekmeye başladılar. Halayı çok seven fakat yerinde sessizce oturan bacısını kaldırarak az önce karısının yaptığı davranış yüzünden kafasıni dağıtmak için böyle bir atakta bulunmuştu.
Baweşin büyük ağabeyinin yaptığı bu jestiyle çok mutlu olmuş şuan bir elinde kocası diğer elinde ağabeyiyle halay çekmesiyle dahada mutluluğa boğuluyordu.
Aleyna kocasının halayda olmasına kaşlarını çattı. Kocası halay çekiyordu da niye kendisine kızıyordu. Öfkeyle yerinden kalkıp inat degilmi der gibi ağabeyi Mertin halayda olmasına sevinerek ağabeyi ve dostu olan Yekta'nın ortasına geçip bir güzel halay çekmeye başladı. Kendisine kırmızı görmüş boğa gibi bakan kocasının bakışlarını hiç umursamadı.
Nihayet düğün bitmiş havanın kararmasıyla misafirler ayrılmışlardı. Yarın gidecek olan ağabeyi ve Awşin'le son kez anıları kalsın diye herkesi avlunun bir köşesine topladı. Baweşin tüm eşleri yan yana alıp bu kareyi ölümsüzleştirdi.
Aleyna şuan sol tarafında tüm heybetiyle duran kocasıyla sabahtan beri ilk defa yan yana gelmişti. Göz ucuyla genç adama bakarken, adamın burnundan soluyan öfkeli bakışlarıyla kesişince fotoğrafçının birden patlattığı flaşla çok güzel bir görüntü oluşmuştu.
Baweşin, iki yengesi ve ağabeyleri tabii yanında hiç ayrılmayan kocasıyla bir kaç kare daha çekip bitirmişlerdi.
Bundan sonra herkes için ayrı bir hayat başlıyordu...
&&&&&&&&
Genç kadın düğünün bitimiyle eve gitmek için kocasının arkasından ilerlerken annesine tebessüm etmiş kocasının arabasında ön koltukta yerini almıştı.Bir haftalık gelin olmasına rağmen ailesinin burnunda tüttügünü gün geçtikçe daha iyi anlıyordu helede bugün annesinin dibinden ayrılmayışı, biraz olsun burun sızısını hafifletmişti.
Düşüncelerine dalan genç kadın kocasının ismini söylemesiyle derin nefes aldı.
"Aleyna?"
"Efendim Ciwan Ağa?"
Genç adam yola odaklanmış, el hareketleriyle karısına sitem ediyordu.
"Sana evde ne dedim ben?"
Sıkıntıyla nefes verdi genç kadın daha bir haftalık evli oldukları halde sıkıntıları bitmiyordu demekki tanımadan evlenmek buydu!
"Beni uyardığın konularda düşündün mü hiç insan yedisinde neyse yetmişindede budur diye?"
"Sana yediden yetmişten bahset demiyorum,sana ben olgun davran dedikçe çocuksu hareketlerinle rezil ediyorsun beni!"
Sesini yükseltmişti genç adam!
"Sesinin tonuna dikkat et!"
Karısına baktı adam derincene... Bu kadar konuşmada dikkat ettiği tek şey sesinin yükseltmesi miydi?
Evet Aleyna ses yükseltisi sevmeyen,sesizlikten hoşlanan bir genç kızdı,şimdi ise kocasına ses seviyesinden sitem eden bir genç kadındı.
"Senin kulağından benim anlattıklarım çıkıyor sadece ses seviyemmi giriyor kadın?"
Genç kadın kocasının gittikçe artan ses seviyesiyle bilerek cevap vermemeye karar verdi.İlk önce konuşmayı bilecek sonra sorusunu soracak,cevabını alacaktı.
Genç adam konuşmayan kadınla daha çok deliye dönüyor, konağa varmak için hızla arabasını sürüyordu.Konağa kısa bir süre sonra varan ikili arabayla konağın kapısında durmuşlardı.
"Odaya geçtiğimizde hesabını tek tek vereceksin bu akşamın!"
Genç kadın sadece gözlerini devirerek kocasını çıldırtan bir yanıt verip arabadan indi.Awşin ve Hazar Ağa arkadaki arabadan inerken,Awzem hanımla Sipan Ağa, Serhadın sürdüğü arabadan inmişlerdi.Konağın en kalabalık gecesi bugün son bulacaktı çünkü yarın Awşin ve Hazar yurtdışına uzun bir süreliğine gidiyorlardı!
Konağa giren büyüklerle adım atan gençler üzerlerini değiştirmek için odalarına giderken genç kadın, merdivenlerden çıkarken arkasındaki gelen volkandan habersizdi.Odasına girdiğinde kapısını kapatacakken kocasının kapıyı tutan eliyle elini çekmiş, üzerine giyeceği kıyafetleri ayarlamaya başlamıştı.
"Banada ayarla Aleyna duşa giriceğim."
Kocasının dolabına ilerleyip içinden eşofman takımı çıkartan genç kadın, yatağın üzerine bırakıp kendine ayarlamaya çalıştığı kıyafetleri alarak dolabın kapağını kapattı.
"Sen ne zılgıtı çekiyorsun be kadın herkesin içinde?"
Genç kadın gelen soruyla başını kaldırıp kocasına inat gülümsemesiyle cevap verdi.
"Basbaya zılgıt çekiyorum Ciwan Ağa? Beğenemedin mi? "
Ayakta olan adam genç kadına yaklaşıp hararetle konuşmaya başladı.
"Bak kadın bir daha zılgıt çekersen herkesin içinde dilini kopartırım!"
"Koparda göreyim! Yedimde neysem yetmişimdede oyum.Oynarımda,zılgıtda çekerim kime ne bundan?"
"Kadın dilinin ayarı yok!"
"Seninde sesinin ayarı yok!"
"Ayarlarım dilinin ayarını!"
Kensine gözlerini kısarak bakan adam ile kaşlarını çattı.
"Bana laubali laubali konuşma,konuşupta karşımda hiç durma!"
"Bak sen!"
"Halayda çekerim,zılgıtta çekerim!"
"Deli etme beni kadın,oynadığını görürsem,zılgıt çektiğini görürsem bacaklarını kırıp,dilini kesip eline veririm!"
"Hey hey nereye veriyorsun?Dikkat et de elinde kendi dilinle,bacakların kalmasın!"
Genç adam uyarı parmağıyla karısını son kez uyardı.
"Seni uyarıyorum benden izinsiz oynamak,zılgıt çekmek yok!"
Genç kadın,kocasının işaret parmağını tutup konuştu.
"O zaman bende seni uyarıyorum; bu eli bana şiddetle uyarı verircesine kaldırmak yok!"
Ne demek istediğini anlamaya çalışan adam, karısının dişleriyle parmağını koparırcasına ısırmaya başlamasıyla dudaklarından tiz bşr inilti kopmuştu.Aleyna kocasını böyle uyarmıştı!
"Bırak be kadın,vampir misin sen vahşi?"
Aleyna gülerek kocasının elini ısırmayı bırakırken, banyoya koşarak girmiş arkasında bıraktığı parmak enkazını umursamadan suyun altına grip rahatlatmaya başlamıştı.
Ciwan Ağada parmağının acısıyla kıvranırken diş izleri olan mor renge dönük şiş parmağına baktı.
"Sen dur Aleyna bu iki ah!"
Genç kadın duşunu alıp rutin işlemlerini halledip çıkarken kocasının odanın balonunun önünde beyaz perdeden gözüken yansımasıyla sigara içtiğini anlamıştı.Umursamadan odadan çıkıp aşağıya indiğinde, Awşinin mutfakta salatalık doğrarken bir yandanda yiyişiyle gülümsedi.
"Bu kadar çok yeme güzellik benden kat kat daha güzel olacaksın."
Birbirlerine gülen ikili samimiyetle birbirlerine sarıldılar.
"Ben hamur yoğurmaya başlayayım yağda kızartalım yoksa bizi yerler salata domatesden doymayınca."
Diyen genç kadın Aleyna hamur malzemeleriyle başlamıştı yemeğine.
Awşin ise bir yandan işini yapıyor mutfakta tek olduklarının vermiş olduğu rahatlıkla sorusunu soruyordu.
"Niye bu kadar geç indin mutfağa Aleyna Xanım?"
Genç kadın hamurunu yoğurmaya başlamış bir yandanda kuzenine cevap vermeye başlamıştı.
"Duşa girdim,yorgunluğumu atamazdım yoksa."
"Eminmisin sanki biz bir bağırma sesi duyduk."
"Ya ya benim aslan yine bana kükrüyordu."
Demesiyle gülmeye başlayan ikili kapıda onları dinleyen Awzem hanımdan habersizlerdi.
"Estağfurullah."
"Öyle öyle anam bacım koca diye demiyorum zılgıt çektiğim için sitem ediyordu!"
"Nasıl yani?"
"Oynamayacakmışım sonra zılgıt çekmeyecekmişim,çocuksu hareketlerim varmış."
Dudağını ısıran Awşin kuzeninin vurdum duymaz gözüken halini görsede bu kelimelerden sonra dahada uyku girmeyecegini biliyordu.
"Aman boşver klasik kıskanç erkek."
"Ya ya klasik Ciwan Aga."
Awzem hanımın içeri girmesiyle Aleyna hamuruna yoğunlaşıp kenara dinlenmesi için koyarken sofranın hazır olması için kolları sıvamıştı.Uzun bir aradan sonra sofra hazır olurken erkekler yerlerini almış yeni gelinler ise kocalarının yamacında oturmayıp birbirlerinin yanlarında oturmuşlardı.Serhat iki yengesine bakıp uğraşmak için lafa atılmıştı sofra atışmadan kuru kuruya gitmezdi.
"Aleyna yenge bugün ne kadar güzelde zılgıt çektin?"
Ciwan Ağa, Serhata soluyarak bakarken Aleyna memnuniyetle cevap verdi.
"Sağolasın Serhat kayınbiraderim, senin düğünündede çekmek nasip olsun inşallah."
"Yav yenge zılgıt sana ait Awşin yengemede halay başı ait."
Hazar Ağa gülerken,Ciwan Ağa sabır çekerek yemeğine devam ediyordu.
Awşin,Ciwan Ağaya inat konuştu kuzeniyle konuşmayı bilecekti.
"Biz daha çok Aleynaya bırakıyoruz böyle oyun havalarını çünkü bizim düğünlerde her zaman gözdedir."
Aleyna kuzeninin ne yapmaya çalıştığını anlamış bozuntuya vermemişti çünkü şuanda kayınbabalarının yanında böyle konuşmak onlar için normalde uygun değildi ama bugün Ciwan Ağanın inadına en uygun zamandı!
"Sen kırılma diye dedim yengem yoksam iyidir halayı Aleyna yengemin."
Serhatın Awşine göz kırpmasıyla Awşin gülümsemiş, yemeğini yemeye devam etmişti.Ciwan Ağa ise susmayan Serhata uyarısını yapmıştı.
"Serhat gevezelik yapmada yemeğine devam et!"
"Tamam ağabey kızma gerçekler acıdır ama olsun sende iyi halaycı başı olursun yengemin yanında dura dura."
"La havle!"
Yemekler yenilmiş herkes uyumak için odalarına geçmiş yarın yeni bir gün yeni bir hayata başlamak için gözlerini yummuşlardı!
******
Sabah erken uyanan Aleyna, üzerini giyinmiş kuzeninin gideceğinin vermiş olduğu üzüntüsünden uykusunu alamamıştı.Genç kadın odadan sesiz adımlarla çıkıp Awşinin sevdiği hamur işlerini yapmak için kollarını sıvamıştı.
Hamur kızartmasının hamurunu yoğurup dinlenmeye koyarken,patatesli börek için hamur yoğurup merdaneyle ince ince açmaya başlamıştı genç kadın.
Uzun bir aradan sonra hamur kızartmasıyla böreği pişerken genç kadın krepleri yapmış son olarak da sıcak sıcak poğaça ve tandır ekmeklerini uzun uğraşlar sonrası halledip avluya büyük bir sofra kurmuştu yorgunluğuna degmişti.
Awzen daye mutfaga inerken avludaki kurulu sofrayla ağzını şaşkınlıkla açtı.
Bu saate bu kadar hamur işini yetiştirebilmek cesaret işiydi.
Bu cesaret de deli yürekli kadın Aleynada vardı.Mutfağa inen Awzem daye büyük gelinini görünce gülümsedi.Şimdi kadim dostu hayatta olucaktı altın gibi gelinleriyle gurur duyacaktı.
"Rojbaş Awzem dayem(günaydınn Awzem annem)."
"Rojbaş buka delal(günaydın güzel gelinim)."
Genç kadına ince dişleriyle gülümsemesini şuan Aleyna elindeki meyve suyu surahisiyle kapıya dogru ilerledi.
"Taze taze meyve suyumu sıktın kızım?"
"Evet Awzem dayem Awşin çok sever onun sevdigi hamur işlerinide yaptım gitmeden önce sefa olsun canıma."
"Orada aç kalacak halleri yok ya kızım."
"Olsun Awzem daye alışana kadar yemez Awşin ben tanıyorum kuzenimi."
"Yolluk da ayırasaydın yavrum."
"Çantaları hazır bile dayem(annem)merak etme sen gözüm gibi bakıyorum kuzenime."
Gülücügüyle etrafa neşe saçan kadın avludaki sofraya meyve suyunu koyarken herkes yerli yerince yerini almıştı kocasıda dahildi!
Awşin sofraya oturduğunda kocaman gülümsemiş kuzenine bakmıştı.
"Aleyna?"
"Efendim Awşin?"
"Dayanamadım erkenden yaptın dimi bu kadar hamur işini sevdigimi bildiğin için."
"Soğutmadan ye bak kaç ay sonra geliceksin bol bol ye biraz bak az özlersin kürt yemeklerini."
"Sen ben her gelişimde yaparsın dayanamayıp."
"Canım feda olsun ye yeterki sen."
Serhad araya şamata olması için girmiş sofradikleri Ciwan Ağa hariç güldürmeyi başarmıştı.
"Yenge sizde olmasanız biz her gün anamın ot yemekleriyle aç kalcaktık."
Awzem hanım oğlunun ensesine şaplak atarken konuştu.
"Vay nankör evlat, ben dişimi tırnağıma takıyorum sen ot yemeği diyorsun!"
Aleyna gülümsemesiyle araya girmişti.
"Rabbim başımızdan eksik etmesin sizi daye bundan sonra yemekleri ben yaparım sende biraz dinlenirsin belkide dayanamayıp Serhad anlar senin yemeklerinin kıymetini."
Ciwan Ağa, karısına odaklanmışken inci gibi olan dişlerini sunan karısına baktı,nede güzel bakıyordu dişlerine hiç mi kusur olmazdı?
Yoktu kusuru ;tek kusuru fazla sivri dilli olmasıydı Ciwan Ağa için.Karısının yaptığı hamur işlerinden yiyen adam el lezzetinin Awzem dayedende güzel olduğunu her birinden tadarak anlamıştı.Awzem dayenin yemeklerini karısının yemeklerine değişebilirdi! Ama bunu karısı hiç bilmeyecekti.
Bol neşeyle geçen kahvaltının ardından sofra toplanmış kapıda vedalaşma faslı başlamıştı.Genç kadın gidicek olan kuzeninin karşısında dik durmaya çalışıyor gözlerini kuzeninden kaçırıyordu.
Herkesle görüşüne Awşin kuzenine bakıp vedalaşmak için hareketlenirken kuzeninin bir çanta uzatmasıyla gülümsedi çünkü Aleyna düşüncesiz degildi!
"Uçakta yersiniz diye düşündüm."
"Teşekkür ederim annem kılıklı!"
"Kurban olayım sana ben Awşin."
Kuzenine sıkı sıkı sarılan genç kadın Awşini bırakmak istemesede kollarından ayrıldı.
"Rabbime emanet ol güzel yüzlüm."
"Sende Rabbime emanet ol güler yüzlü,neşe kaynağımız."
Kuzeninin arabaya binmesiyle gözünden akan yaşlarla bir süre arkalarından baktı genç kadın. Herkes konağa girmiş sadece arkasında kocası kalmıştı.Giden arabanın arkasından su dökerken dilinden dökülen kelimelerle iç çekerek nefes aldı genç kadın.
"Su gibi gidip su gibi gelmeniz nasip olsun Awşinim,beni koca konakta yalnız bıraktın." iç çekerekki konuşmasıyla arkadan bağıran adam ile gözlerini devirdi.
"Beni yokmu sayıyorsun Aleyna Xanım?"