İyi okumalar...
Koca ve karı nerden çıkmış biliyor musunuz?
Eskiden evlenecek erkeğe ”koca” diyorlardı.Çünkü“koca” bilge demektir yüce demektir. Koca demek, dağ demektir...Ve ne kadar yüce olursa olsun,üstünde kar olmayan dağ eksiktir.Dağların yücesine de kar yağar diye kadına da “kocanın karı” demişler.Bakmayın şimdi evlenenlerin“karı-koca” ilan edildiğine.“Koca ve onun karı” olmalıdır aslında. Yani yüce bir dağ olmalı adam.Kar gibi pak ve masum olmalı kadın. Örtmeli ve bir ömür, süsü olmalı dağın.
Çünkü üşür tepesinde kar olmayan dağ, Ne kadar yüce olursa olsun, yarım görünür.
Peki Aleyna neden kendini bu sıfatta hissetmemişti? Şuan karşısında duran güya 'kocası' olan adamın "Beni yok mu sayıyorsun?"sözleriyle aslında evlendiğinden beri kendisini yok sayan o değil miydi?
Onlar neden koca-karı olamamışlardı?
Ciwanın kendisine bir dağ olmasını,kendisininde o dağı örten kar olmasını ne çok isterdi. Ama kocası değil bir dağ yaslanacak bir dal bile olamıyordu kendisine.
Genç adam karısının kendisine sabitlediği ela gözlerden bakışını bir an bile çekmeyip tekrar etti sözlerini.
"Bu konakta beni nasıl yok sayarsın kadın!"
Aleyna kocasının kızgınca sarf ettikleriyle dudakları kıvrılılıp,ellerini göğsünde birleştirerek gözlerini kıstı.
"Varlığını hissetmediğim her şeyi yok sayarım!" Genç kadının meydan okuyan sözleriyle genç adam sinirli bir soluk verdi.
"Sana burda, şuan varlığımı kanıtlamamı ister misin?" gökyüzünü andıran keskin bakışlarını genç kadına sabitlerken Aleyna, kaşlarını hayretle havaya kaldırdı. Genç adamın imasını anlaması gecikmemişti.
"Seni pis sapık!"diye çemkiren kadınla, adamın keyfi yerine gelmişti.
"Şuan burda sana sapığı gösterirdim ama... dua et işe gitmem gerek şimdi." Elindeki arabanın anahtarını biraz ilerisinde gölgede duran aracına kaldırıp kilidini açtı. Aleyna genç adamın ukala hareketleriyle sinirle dişlerini gıcırdatıp genç adama doğru yürürken, dişlerinin arasında tısladı.
"Gidişin olurda dönüşün olmasın!" Kocasının omzuna sertçe çarpıp konağın kapısından içeri girdi. Karısının ettiği sözlerle bu sefer dişlerini sıkan adam olmuştu.
"La havle. ..Bir gün o dilini kesmessem ne olayım!
Aleyna kuzeninin gidişiyle koca konakta yalnız kalmış gibi hissediyordu.Şuan sedirde oturmuş saçlarından düşen yazmasını aldırmadan hafif esen rüzgarla gözlerini sımsıkı kapatmış, derin nefesler alıyordu.Awzem daye mutfaktan çıkarken avluda sedirin üstünde oturan küçük gelinle tebessüm etti.Baweşinin gidişiyle koca konakta kadın başına evin erkeklerine tek başına hizmet ediyordu.Bundan asla gocunmazdı. Lakin evde kendisi gibi bir kadın olup birbirleriyle sohbet edip dertlerini birbirlerine söyleyen bir gelini olsun istiyordu hep.
Bu eve 20 yıldır bakıyordu. Kocasıyla daha Serhat 3 yaşındayken gelmiş,konağa kurulmuşlardı. Hanımağası Berra hanım;Mardinin şüphesiz en güzel kızlarından biriydi . Ciwardaki ağalar babasının kapısında sıra olurlardı. Uzun boyu ,esmer teni o kehribar gözleriyle her gencin rüyalarını süsleyecek ,adı gibi saf,tertemiz bir kızdı Berra hanımağa. Lakin babası Sipan ağanın babasıyla dost olduğu için Sipan ağa da gözüne ilk gördüğü andan beri kestirdigi Berra ile babasıyla gidip istemiş ve Berra'nın rızasını almadan almışlardı.
Berra ilk başlarda hiç istememiş,ne kadar karşı çıkmış olsada o devirde kızların pek bir söz hakkı olmadığı için el mecbur kabul etmişti bu evliliği. Şuan olduğu gibi. Lakin Allah yukarda Sipan ağa tek bir kötü davranışta bulunmamıştı hanımağasına karşı. O kadar seviyordu ki Berra'yı başında taç etmiş ve Mardin Sipan ağanın Berraya olan aşkına şahit olmuştu.
Berra zamanla kendisini seven Sipan ağaya alışmış iki erkek evlat vermiş Sipan ağanın gözünde dahada yüce bir konuma sahip olmuştu. Lakin Berra hanım hep bir kız çoçuğu olsun istiyor ve hayalini kuruyordu. Fakat küçük oğlu Hazardan 7 yıl sonra tekrar hamile kalışıyla bir umut kız olur diye içi içine sığmıyordu. Elleri hep karnında gezinip duruyordu. o zamanlar Baweşine gebeyken büyük oğlu Ciwan 10 yaşında idi.
Genç adam annesine hayran bir çocuktu. Annesinin her kehribar gozlerine bakarken içinde ılık şeyler akıyordu. Ama son zamanlarda hamile kalan annesinin doğmamış kardeşine patikler,yelekler örüp durmasıyla kendini geri planda hissetmiş ve içinde anlamlandıramadığı bir kıskançlık tohumları yerleşmişti.
Ciwan annesi Berra'yı babası ve kardeşi Hazardan bile kıskanıyordu. Annesini kimseyle paylaşmak istemiyordu küçük Ciwan. Annesine aşık bir çoçuktu. Annesinin şişen karnına dokunup,o hiç bir kadında duymadığı ince ,naif sesiyle daha doğmamış olan kardeşine türküler söylemesiyle genç adam kuduruyordu. Annesi bu doğacak olan kardeşini herkesten çok seveceği belliydi. Lakin Ciwanın bilmediği bir şey vardı. Annesi Berra hanım hiç bir evladını diğerinden üstün görmüyor,hepsini eşit seviyordu. Sadece iki erkek evladına ölmeden önce yerine geçip anne şevkatini vermesini isteyip,ölünce eksikliğini hissetmemeleri için kız evlat istiyordu.
Doğuma yakın sancıları artan Berra hanımla Sipan ağa döşeğinde kıvrılan kadınla içi gidiyor bir şeyde yapamıyordu. Gecenin bir vakti doğumunun başlamasıyla Komşuları olan ebe Fehime kadının başka bir doğuma gitmesiyle Berra daha fazla dayanamamış o zamanlardaki koşullardan dolayı hastaneye gidemedikleri için kadınların evde doğum yapmaları çoğalmıştı. Berra hanımda diğer iki doğumu gibi bu seferki doğumunuda evde yapmıştı lakin tek farkla! Doğumu ebesiz yapmıştı. Awzem dayeyle odada bir başlarına oluşan doğumla Berra hanım acıya daha fazla dayanamamış son nefesini vermeden evin yardımcısı olup,kendisinin dostu olan Awzem hanıma evletlarını emanet edip göçüp gitmişti.
Awzem hanım hanımağasının vasiyetiyle odada bebek sesinin duvarlara çarpmasıyla gözünden akan yaşlarla yeni doğan bebekler gibi hıçkırarak ağlamıştı. 7 yaşındaki Hazar sesleri duymasıyla odaya aniden girip yatakta cansız bedeniyle uzanan annesi ve yanında ağlayan kardeşiyle gözleri dolmuş. Hızla küçük kardeşine sarılıp onla birlikte ağlamıştı.
Ciwan ve Sipan ağa odaya girdikten sonra karşısında gördükleriyle put kesilip yerlerinde bir adım atamamışlardı. Ciwan, bir yatakta uzanan annesinin soluk yüzüne birde Hazarın elindeki bebeğe bakıp odadan hırsla çıkmıştı. Genç adam o gün ilk defa ağlamıştı. Annesi onları kız kardeşi yüzünden terkedip gitmişti. Yalnız bırakmıştı onu!
Ciwan o gün kardeşinden nefret etmişti. O doğmasaydı belki güzeller güzeli annesi yaşıyor olurdu. Hepsi o bebeğin suçu diye küçük aklına sokup durmuştu yıllarca.
Sipan ağa ise karısının ölüm haberiyle odanın bir köşesine çömelip, elleri yüzünde hıçkıra hıçkıra kimseyi umursamayarak ağlamıştı.
Sevdası kendisini bir başına bırakıp gitmişti!
Awzem daye güçlü olmaya çalışarak aileyi toparlamıştı lakin Sipan ağa ve Ciwanın Berra hanımın ölümüne sebep olarak gördükleri Baweşine, bir gün bile tatlı bir söz edip saçını okşamamışlardı sabinin. Her defasında Baweşini suçlayan Sipan ağa karısının ölümüyle gaddar bir adam olmuştu. Aralarında en merhametli,yufka yürekli olan tek kişi Hazardı! Bir gün bile kız kardeşinin yüzüne vurmamış aksine annesinin emanetine gözü gibi bakıp,koruyup kollamıştı. Ciwan ağa ise merhametini o gün ölen annesinin odasına gömmüştü.
Awzem daye konağın duvarlarına bakıp derin bir nefes aldı. Şimdi bu duvarların dili olsa neler anlatırdı.
Aleyna daldığı düşüncelerden sıyrılıp ileride mutfağın girişinde dikilen kadınla ayaklandı.
"Awzem daye iyi misin?" orta yaşlı kadın 28 yıllık hayatında sadece bir kadını kalbinde tutan Ciwan oğlunun, güzeller güzeli karısının sesiyle başını çevirip kendisine endişeyle bakan kızla gülümsedi.
Kim bilir belki Ciwan evladı annesinin yerine karısına o 28 yıllık hayatında açamadığı kalbini açardı.
"İyiyim buke. Sadece öyle dalmışım."dedi. Aleyna Awzem dayenin durgunlaşan tavrıyla nedenini az çok anlamıştı.
"Awzem daye bak ben burdayım,biz birbirimize kol kanat geliriz? Awşinle Hazar eniştem gitti fakat ben geldim. Bak Serhat ağabeyde gitmedi yurtdışına. Oda artık burda kalacak. Yalnız değilsin artık."dedi gülümseyerek.
"Biliyorum buke. biz birbirimize iyi geleceğiz...Yıllaca bu koca konağın kaçan neşesini sen yerine getireceksin keçamın."
Aleyna duydukları sözlerle acıyla gülümsedi. Girdiği her ortama ayak uyduran,her yere neşe saçan haliyle bu konaktada bu neşeli haline devam edecek miydi? Yoksa neşesini alıp kara günler mi getirecekti kendisine bu konak?
"Daye Sipan ağam erken gelir şimdi biz en iyisi yemek yapalım."
&&&&
Akşam yemeğini hazırlayan Aleyna ve Awzem daye nihayet bitirdikleri yemeklerin ocağın altını kapatıp mutfaktan çıkarlarken,Serhat'ın karşılarına çıkmasıyla durmuşlardı.
"Hayırdır kuremin?"diyen Awzem dayeyle Serhat cebindeki elini çıkartıp, elini bu sefer ensesine götürüp kaşıdı.
"Başım çok ağrıyor daye..sabahtan beri şirkette zor durdum.."dediğinde Awzem daye endişelenmişti.
"Doktora niye gitmedin evladım?"Oğlunun başını elleri arasına aldı."Doktorluk bir şey yok daye..Arada olurdu böyle ama bu sabahtan beri ağrısı dinmedi şerefsizin.
Aleyna Serhat'ın yüzüne bakıp aklına gelenle konuştu.
"Sen git odaya dinlen sana ilaç getireyim..Awzem daye sen biraz masaj yaptırırsın hemencicik geçer."
Genç kadının dediğiyle ana-oğul başını sallayıp iceriye girmesiyle Aleynada hızla ağrı kesici ilaçı dolabından getirip bir bardak suyuda eline alıp yanlarına gitti. Yerde minderin üstünde oturan Awzem dayenin dizine başını koyan Serhat ile gülümsedi.Onlara doğru adımını atarken Ciwan ağanın gür sesini duymasıyla biran irkildi. Daha sonra istifini bozmadan ikilinin yanına gidip ilaçı ve suyu uzattı.
"Hayırdır Serhat efendi?"
Serhat, yengesinin suyu uzatmasıyla biran başını kaldırıp suyu ve ilacı içerken Ciwan ağanın sorusuyla genç adama baktı.
"Sorma ağabey başım çatlayacak durumda."dediğinde Ciwan ağa baş köşeye otururken üstündeki ceketini çıkarmış, karısına uzattırken Aleyna ters ters genç adama baktı.
"Adama bak sanki kölesiyiz."diye hırsla konuşmasıyla Ciwan ağa duymuş kaşlarını çatıp bakarken hala elindeki ceketini uzatıyordu. Daha fazla uzatmayıp ceketi elinden hırsla alıp söylene söylene odaya götürdü.Genç adam sabah yaşanaların hesabını çıkarmak istercesine genç kadının sevmediği seyler yapıyordu.
"Doktora gitseydin ya oğlum!"Yerine otururken Serhata sorusunu yöneltmesiyle Serhat, ana kucağına tekrar başını koymasıyla Awzem daye biricik oğlunun başına masaj yapıp sevdi.
"Doktor sevmem be ağabey..hem daha doktorluk bir sıkıntım olmadı. anamın şifali elleri yeterli bana."diyerek saçlarında dolaşan annesinin ellerini avucuna alıp dudaklarına götürerek sesli bir öpüçük kondurdu. Bu davranışıyla Ciwan ağa ana-oğula gıptayla baktı. Odaya giren Aleyna bu manzaraya şahit olmuş,kocasının gözlerindeki hüznü hemen farketmişti.
Ciwan ağa gözlerini ana-oğuldan zor ayırıp kapı pervazından kendisine daha önce hiç görmediği karısının bakışlarıyla boğazını temizleyip yerinde dikleşti.
"Aleyna bana su getir!"
Emir veren tondaki konuşmasıyla genç kadın kaşlarını çattı. Ne oluyordu bu adama? Kendisine hizmetçi aldığını mı düşünüyordu? Başını sanki hiç duymamış gibi çevirip Awzem dayeye bakmasıyla Ciwan ağa, bu hareketini görmesiyle sinirlenip tekrar etti.
"Aleyna bana su getir! Dedim!" Sesi bu sefer bir tık daha yüksek çıkmasıyla Awzem daye, başını kaldırıp genç kadına bakmış, Aleyna ise sinirden kudurmuş şekilde gözlerini yumdu.
Emir verilmesinden nefret ederdi genç kadın. Hele nefret ettiği bir adamdan geliyorsa bu emir...
Genç kadının bilerek damarına basan adam, kadının her hareketiyle kuduruyordu. Anlaşılan kendisini görmezden gelen küçük karısıyla çok işi vardı.Tekrar dudaklarını aralayıp konuşacakken babasının içeri girmesiyle sustu. Aleyna kayınpederinin gelişiyle susan kocasını farketmesiyle dudakları sinsice kıvrılmış,eteklerinin kenarından tutup yaylana yaylana odadan çıkıp mutfağa geçti.
Karısının bu davranışıyla dahada sinirlenen adam geceyi bekledi. Elbet hesabını ödetecekti!
Yemekleri tekrar ısıtıp bardak ve kaşıkları bir tepsiye hazırladıktan sonra tekrar içeri girip Awzem dayeye bakarak konuştu.
"Daye sofrayı nereye kurayım?" Dediğinde Awzem daye yerinden kalkmasıyla Aleyna kadını elleriyle durdurdu.
"Kalkma daye ben kurarım. sen nereye kurmam gerektiğini söyle yeter."dedi.
İkiliye bakıp dudakları kıvrılan Sipan ağa, yıllar sonra evinde huzuru yakalamıştı nihayet. İşaret parmağıyla beyazlaşan bıyıklarını düzeltirken büyük oğluna baktı.
"Avluya kurun buke."dedi. Ciwan ağa televizyonda olan bakışlarını babasının sesiyle aniden çevirip baktığında yaşlı adamın yüzündeki tebbessümü faketti.
'Sipan ağa şimdiden gelinine ısınmıştı demek.'diye düşündü.
Kayınpederinin dediğiyle başını sallayan Aleyna, tekrar odadan çıkıp sofrayı avluya kurarken peşinden Awzem dayede yardıma gitti.Avluya kurulan sofrayla nihayet herkes yerine yerleşmişti tek kişi hariç!
"Buke git kocanı çağır yemekler soğumadan."konuşan Awzem dayeyle Aleyna, oturduğu yerinden istemeye istemeye kalktı. Ne güzel oturmuş yemeğini yiyecekti ama öküz kocası son anda duşa girmişti!
Şimdi bağırmak vardı "son anda ne diye duşa giriyor ki? yemeğin hazır olduğunu bilmiyor muydu?"ama diline hakim olup istemeye istemeye yukarı kata odalarına çıktı.Bir taraftan söylenmeyide bırakmıyordu.
Odanın kapısına ulaşan genç kadın diline sahip çıkmaya çalışarak kapıyı açtı.
'Mazallah duyar beyfendi!'
Demeden de edemedi içinden.
Odanın kapısını açtığında içerdeki banyo kapısından gelen su sesleriyle derin nefes alan genç kadın kocası olacak adamın bu kadarda düşüncesiz olmasına söylenmeye başladı dayanamayarak.
"Yahu saate bakta gir be adam duşa,yemek saatinin olduğunu biliyorsun bekletmeyi çok seviyorsun insanları!"
Söylene söylene banyonun kapısının önünde bir süre bekledi genç kadın.
Galiba kocasının en kötü huyu duşta uzuncana kalmasıydı.
"Derin nefes al kapıyı tıklat,içeri alacak hali yok ya korkma."
Kendi kendine nasihatlar vermesi son bulduğunda kapıyı iki kere işaret parmağıyla vurdu genç kadın.
"Efendim Aleyna?"
"Ayh,bu ne hız dünden mi razıydın benim senin kapında bitmeme?"
Ciwan Ağa suyu kapatıp kurulanmak için havluya uzanırken sivri dilli karısının cümlesine gülerek cevap verdi.
"Ya ya karıcım çok özledim seni hasretin buram buram işliyor bana!"
Genç kadın Aleyna, kocasının iğrenç cümlesine ciddilikle karşılık verdi.
"Bana bak Ciwan Ağa senin pis cümlelerini işitiyim diye gelmedim!"
Karısının sinirlendiği anlayan genç adam saçlarını kurularken cevabını vermeyide ihmal etmedi.
"Neden geldin karıcım?"
"Kuzulkurt'u(Zıkkımın dibini) yiyecek misin diye haber vermek için kocacım!"
"Aleyna!"
"Yemeğe ne zaman gelmek istiyorsun Ağam isterseniz ayağınıza getireyim?"
Kapıyı açan genç adam, burnunun dibinde duran karısıyla derin nefes alıp verdi.Genç kadın Aleyna kocasının kokusuyla mayışırken nefesinin kesildiğini hissetti.
Hiç bir zaman bir erkekle teması olmamış eline değen el kocasının eli olmuştu.Kocasıyla günlerdir evli olsalarda ilk defa bu kadar yakınlardı.Ama bunu unutmamak gerekir kalpleri çok uzaktı!
Ciwan Ağa, derin derin baktı karısına.
Çimen yeşili gözleri cennetin kapılarını açıyordu ama cennet bahçesinin yerine bataklığın içinde durmayı tercih ediyordu!
Bir kadını sevmek aptallıktı onun için!Tek sevdigi kadın annesi Berra olarak kalıcaktı!
Genç kadının önüne düşen saç telini eliyle kulağının arkasına soktu genç adam.Aleyna kocasından beklemediği hareketle donup kalırken kocasının cümlesiyle irkildi.
"Bence buraya ayağıma getirme fikri çok iyi karıcım(!) bekliyorum yemeğimi."
"Efendim anlamadım?"
"Soframı odaya istiyorum kadın!"
"Ya sabır!"
Arkasını dönen genç kadın eteğinin uçlarından tuttmuş öfkesini çıkarırcasına yürümeye başlamıştı.Ciwan Aga karısının arkasından gülerken bir dal sigarasını yakmış balkondaki sandalyede yerini almıştı.
"Hay benim dilim kopaydıda demiyeyedim!"
"Neyi kızım?"
Awzem dayeden gelen soruyla dilinin aziziligine yeniden uğramış olduğunu anlayan Aleyna arkasını yavaş yavaş döndü.
"Birşey yok Awzem Daye size gelip dicektim siz yemeğinizi yiyin Ciwan Ağa yemegini odasında yemek istiyormuş."
Aralarında olumlu gelişme olduğunu sanan yaşlı kadın gülümseyerek gelinine cevap verdi.
"İyi kızım bekletme kocanı birlikte güzelcene sohbet eşliğinde yiyin,tatlı dilini esirgeme bak onunda yüregiyi ısınıyor sana."
Awzem dayenin gitmesiyle genç kadın gülmemek için kendini zor tutup asıl Awzem dayeye nasihati veriyordu.
"Benim gibi sivri dilli gerekmiş Awzem dayem ona,beklesin iç ısınmasını öyle bir ısıtıcamki yüreğini soğumaya korkacak!"
"Kim korkacak yengem?"
"Ayh Serhat ödüm koptu."
Kayınbiraderininin sorusuyla ne diyeceğini düşünen Aleyna, kara kara düşünürken Awzem dayenin Serhatı çagırmasıyla derin nefes aldı.
"Serhat bak Awzem daye yemeğe çağırıyor bekletme."
Yengesinin yanağına elini koyup makas alan genç adam çıkarken gülerek yengesine cevap verdi.
"Bu sefer kurtuldun yenge bir daha'ki sefere cevabımı almadan bırakmam."
Aleyna giden kayınbiraderine gülümseyerek el sallayıp elini çabuk tutmak için harekete geçti yoksa Ciwan Ağa, Aleynayı çiğ çiğ yerdi.
Sofra hazırlamasını bitiren genç kadın ağır siniyi kucaklayarak odaya götürmeye başladı.Odanın kapısına geldiğinde ayağıyla kapıya tıklatıp kocasının açmasını bekledi.Ciwan Ağa gürültüyle çalan oda kapısını açmak için rahat olan yerinden rahatsızlanarak kalkıp kapıyı açmak için ilerledi.Kapıyı açan adam karısının yorgunluktan nar gibi kızaran suratıyla karşılaşmayı beklemiyordu.
Aleyna ise yorgunlukla kocasının eline tepsiyi tutuşturup yer sofrası için harekete geçti.
"O kadar çok ağır'ki buraya getirene kadar canım çıktı."
Kocasına sitem ederken izlendiğinin farkında değildi.
"Bizim konaktada merdiven var ama ben bu zamana kadar hastalık haricinde getirmedim kimsenin ayağına!"
Kocasına dönen genç kadın kocasının sakinlikle izlediğini fark edince farkında olmadan sitemini masumcana dile getirdi.
"Yok valla kusura bakma benim etim ne budum ne?Bir daha getiremem."
Ciwan Ağa karısının sitem ederken oluşan masumiyetini bir kaba koyup fanus gibi kapatmak istedi bu anı ölümsüzleştirmek istedi.Sitem eden karısına cevap vermek yerine elindeki sofrayı yere koyup yer minderinin üzerinde yerini aldı.
Aleyna ise kocasının oturmasıyla camdaki köşesine oturup dışarıyı izlemeye başladı.Karnı açıkmıştı ama kocasının sofrasını kaldırmadan da yiyemezdi çünkü başlarında Awzem daye vardı.Soruya tabir tutulmak istemiyordu.
"Sende gel kadın."
Kocasının dediğini anlamayan genç kadın merakla sordu.
"Ben mi?"
"Evet sen,burada sadece sen ben varız başka birini mi görüyorsun yoksam?"
"Dalganı geç sen sana afiyet olsun!"
"Hadi gel."
"Sofrada bir kaşık bir çatal var ama hem sadece sana göre getirdim yemeği."
"Kaşık senin olabilir."
Kaşıgı eliyle pencere kenarında duran karısına uzatan genç adam karısını şaşırtmıştı.Demek ki bir ömür böyle kaşık çatal gibi paylaşılıcaktı!
Genç kadın kocasının kaşığı uzatan elini geri çevirmeyip hafif gülümseyerek kocasının elindeki kaşıgı aldı. Hiç itiraz edemezdi çünkü çok açıkmıştı.
"Teşekkür ederim."
Kafa sallamakla yetinen genç adam yemek tabaklarını ortaya iteliyerek yemeğini yemeye başladı.Aleyna çekinsede biraz boğazından aç olan midesine lokma koyabilmişti.
Kocasının yemeğini bitirmesiyle sofrayı kaldırmak için yeltenen kadını durdurmuştu Ciwan Ağa.
"Ben götürürüm aşağıda işim var hem."
"Nasıl yani,konaktakiler görürse ne diyeceksin?"
"Boş ver sen yorgunsun belli, yat yatağa geliceğim ben."
Hem yorgunluğunun hemde uykusunu baskısıyla zor ayakta duran genç kadın, minnetle başını salladı bu adam şaşırtıyordu kendisini.
Siniyi kaldıran genç adam karısının kapıyı açmasıyla odadan çıkıp mutfağa siniyi götürmeye başladı.Serhata yakalanmamak için etrafı kolaçan ederken mutfakta çay eşliğinde sohbet eden ikiliyle siniyi tezgaha koyup yakalanmışlığın verdigi mahcubiyetle ellerini saçlarından geçirdi.
Serhat ise gülmeye başlamış bir yandandanda abisine laf yetiştirmeye başlamıştı. Awzem daye ise sadece izliyordu çünkü her erkek birgün bu tadı tadacaktı.
"Ayh ağabey sen ve sini getirme daha bardak kaldırmıyordun geçenlerde kaldır dedimde burnumdan getirmiştin hatırladınmı?"
"Ne diyon oğlum sen hebele hübele adam akıllı konuşta anlayalım!"
"Ağabey hiç gülesim yoktu diyorum sen ve hanımköylü olmak.Bu günleri gördüm ya ölsem de gam yemek artık!"
"Serhat kalk git elimde kalcan oğlum bilmeden konuşma lan!Ne hanımköylüsü başlatma hanımköylülüğüne!"
Awzem daye ikilinin arasındaki konuşmayı dinlerken Serhatın ileri doğru gitmesiyle oğlunun ensesine vurup kızdı.
"Serhat ağabeyin var karşında fazla laklaklaşma kalk git abinden önce benim elimde kalıcaksın!"
Serhat ise ciddileşen ikiliye bakıp iki elini hava kaldırıp gülmemeye çalışarak kapıya dogru ilerledi.
"Teslim oldum burada değil odada gülmeye devam edicem!"
"Lan Serhat gel buraya!"
Ciwan Aga Serhatı yakalayacakken kaçmasıyla mutfak kapısında durmuş Awzem dayeye bakmıştı.
"Sendemi Awzem daye?"
"Ne bendemi oğlum?"
"Hanımköylü ve ben?"
"Herkes bir gün bu tadı tadacak."
Awzem dayenin ne demek istedigini anlamayan genç adam kafasını anlamadım anlamında salladı.
"Anlamadım Awzem daye hangi tadı?"
"Merhamet,vicdan ama en çokta acıma duygusunu oğlum."
"Nerden biliyorsun Awzem daye böyle bir duygunun içinde olduğumu ?"
"Karın bugün çok yoruldu oğlum bedeninden büyük işler yapan bir karın var,sende yüreğinde büyük duygular taşımaya başlıyorsun karın sayesinde."
"Ne demek istiyorsun Awzem daye?"
"Diyorumki oğlum sana annenden sonra Merhameti getiren bir kadın geldi sana!"
Ciwan Ağa, Awzem dayeye başını sallayıp odasına doğru çıkmaya başladı.
Doğruydu Awzem daye doğru diyordu yıllar sonraki merhamet gelmişti yüreğine önce bacısını kabullenmiş şimdi ise kabullenemedigi karısına karşı merhamet ettiğini kabullenmişti.Odasının kapısını yavaşçana açıp içeriye girdi genç adam.
Karısı yorgun bedenini yataga sermiş uykunun kollarına teslim olmuştu.
Oysa hesap soracaktı bugün yaşananlar için ama derin uyuyan karısına bakarken kafasından def etti bu düşünceyi.
Üzerini sesizcene değiştirip yatağa ilerledi genç adam.Önceden tek kaldığı odada şimdi karısının varlığı ile kalıyordu.
Hayat arkadaşı basit kelime olduğu kadar anlamını ağır bastıran bir sözcüktü.
Awzem dayenin dediğin gibiydi karısı.
"Küçük bedende kocaman yük."
Cümlesi döküldü adamın ağzından.
"Ama asla annemin yerine gecemeyeceksin...anneme verdiğim sevgiyi hiç bir kadına vermiyeceğim! Buna sende dahil!"