Bir Aşk Bir Tebessüm 25 Bölüm

1142 Kelimeler
Not Son hız devam ediyorum.. Hayatının akışını değiştirmek en çokta mutlu olmaya çalışmak, bunun için ömrüne etki eden kötü faktörleri çıkarıp yoluna devam etmek! Melek kendi kaderinin iplerini iyi yönde eline almış tutuyordu. Bundan sonra nasıl isterse öyle yaşayacak kötü günleri geride bırakacaktı. Abileri misafirlerle ilgilenirken Melek masada oturmuş Dicleyle muhabbet ediyor. Arada dans eden çiftlere bakıyordu. Eskiler hücum etmek için an kollarken, gözlerini sıkıca kapatıp açtı. Dikkatini yeni yeni arkadaş olduğu Dicle ve Berene verdi. Aralarında ki konuşma dikkatini çekmişti. "Yani diyorsun ki bu tip insanlar hep ikinci plana atılır öyle mi peki ne yapmam gerekiyor?" Diye merakla soran Dicleye Beren cevap verdi. "Arkadaşın dediğin gibi insanlara karşı bu kadar güvensizse ve soğuksa tek yapman gereken onu insan içine sokman olur. Zamanla hem tek kalmaktan kurtulur hemde yavaş yavaş güveni yerine gelir" demiş ona doğru gelen kalbini ele geçiren Merzaha baktı. Merzah ceketini çıkarmış siyah gömleğinin ilk iki düğmesini açmış, gömleğin kollarını yukarı doğru kıvırmıştı. Serseri dedi içinden Beren Merzah için ne kadar süredir bakıyordu emin olamadı. Gözlerinin önünde sallanan elle kendine gelmişti. "Beren iyi misin sen" Merzah sevdiğinin dalgın dalgın kendini izlemesine süzmesinden hoşnut olsa da dans edelim demesine rağmen karşılık alamayınca korkmuştu. "Şey iyiyim daldım sadece sen neden ceketini çıkardın ki" oldukça sinir olmuştu. Davetteki kadınlar geldiklerinden beri Merzahı süzüp duruyordu. Gözlerini kısıp yan tarafta bulunan ceketi alıp adama uzattı. "Al giy şunu" Melek ve Dicle bu sahbeyi oldukça hoş ve komik bulmuştu. "İçerisi sıcak Beren neyse dans edelim mi diye sordum cevap vermedin" kalbi güt güt atan Beren'in dili damağı kurumuştu. Bu ilk dansları olacaktı. Hala havada asılı kalan hafif nasırlı ele sağ avucunu bırakıp ayağa kalktı. Aynı dakikalarda Samette Meleği dansa kaldırmış misafirler için yapılan piste geçmiş ellerini Merzahın boynuna dolamıştı. Merzah büyük iri ellerini Beren'in incecik beline koyup kendine çekti. Limon çiçeği kokusu var ciğerlerine nüfus ederken, burnunu o güzel tene gömmemek için zor tutuyordu. Bu kadın felaketi olacaktı iyi anlamda tabi! Melek abisiyle hem dans edip hem sohbet ederken, artık daha mutlu daha özgür olduğunu düşünüyordu. "Yüzün eskisi gibi ışık saçıyor kardeşim" gülümsedi sadece eskisi kadar neşeli şen şakrak olamazdı. Unutmak istesek de kara geçmişi baksakta önümüzde ki geleceğe ışık tutmak siyahı beyaza çevirmek istesekte karaya bulanan sayfa sadece gri olurdu. Gri ve Beyaz! Meleğin hayatında ki iki renk sarmalı aralarında siyahı gizleyen her an gün yüzüne çıkmayı bekleyen renk Melek artık buna müsaade etmeyecekti. O an duydu kalın ve tok sesi yanı başından gelen sesle düşünceleri bıçak gibi kesildi. Çetin ve Dicle Sametle ona bakıyordu. "Eş değişimine ne dersin Samet" diyen Çetine başka bir ses eşlik etti. "Meleğin bana sözü var Çetin" Demirkan partiye gidip gitmemek için dirensede kaçmanın'da gitmenin de fayda sağlamayacağını bildiği için soluğu Çetiner holdingin önünde almıştı. İlk defa yapacağı şeylerden Melekle ilgili atacağı adımlardan, emindi. İlk bocalamasını "abi" sözüyle yaşamış ikincisini Çetin ve Meleği terasta görünce yıllar önce ki gibi kaçıp gitmek duygularını derinlere gömmek istesede onca yaptığı şeyi heba edemezdi. Merzaha gideceğim desede Demirin amacı çok ama çok farklıydı. Bakışları Meleği bulurken içtenlikle gülümsediğine şahit oldu. Ya giydiği o kıyafet neydi Merzahın aklı neredeydi Melek bunu giyerken kaşlarını çarşafa ses etmedi. "Pekala biz gidelim o zaman" diyen Çetin içinde ki öfkeyle masalarına geri döndü. Samet ortamın gerginliğinin farkına varmış Meleği Demirkana emanet etmişti. "Kardeşim sana emanet" "Başım gözüm üstüne" içinden ekledi birde kalbimin üstüne diyip Meleği kolları arasına aldı. Melek bir Samet abisine birde Demirkana bakmış en azından Çetin denen adamla dans etmeyecekti. Bilmiyordu ama bakışları garip geliyordu. Kolunda ki his hala geçmemişti ve bunun Hazardan kalma travma olduğunu iyi biliyordu. Eskileri göm yak yık diyen sesine kulak verdi. Bakışları Demiri bulurken ağzını araladı. "Neden yalan söyledin" ona dans sözü falan vermemişti. "Çetin denen adamla dans etmeni istemedim hem seninle konuşacaklarım var" müzik değişip yerini başka dans şarkısına çevirirken ortam yavaş yavaş kalabalık olmaya başlıyordu. "Peki konuşalım" kaçmanın yada görmezden gelmenin bir anlamı yoktu. Demirkan Meleğin elini alıp tam göğüs kafesinin üstüne koydu.  Elinin altında atan organ yürek kalp hızını almış son sürat koşuyordu. Sadece kısa bir an korktum bu atış hızı normal olamayacak kadar büyüktü. Elimi çekerken terleyen avuç içimi sıktım. "Dışarı çıkalım mı Melek burası konuşmak için uygun değil" pistin ortasında durmaları insanların dikkatini çekiyordu. "Gidelim" tek kelime eden Melek önden yürürken Demirkan ise onu takip ediyordu. Ezbere bildiği şirketin arka bahçesine açılan kapıyı eliyle itip geniş yeşillikli iki üç tane çardağı bulunan bahçeye adım attı. İki şirket arasında mekik dokumak onu yorsada şikayeti yoktu. Kafası dağılıyordu. Diğer tarafta ise Beren Merzahı almış şirketinin dışına çıkarmıştı. Bu gece bazı gerçekler su yüzüne çıkacaktı. Açıkçası Merzahın tepkisinden korkuyordu. Demirkan karşısında oturan güzeller güzeli sevdasına bu kez çekinmeden korkmadan bütün duygularıyla bakıyordu. Melek yoğun bakışlar altında gerilsede, bunu pek belli etmedi. "Dakikalardır susuyorsun konuşsan artık Demirkan abi" işte tek bir söz yetiyordu. "Abi mi ah Melek o kadar saf ve temizsin ki bazen korkuyorum biliyor musun seni alıp cam fanusun içine koymak kötülerden korumak istiyorum. Melek bu sözlere ne diyeceğini bilmiyordu yada söylemek istiyordu. Çünkü iyi kötü bütün duygularını Hazarla beraber gömmüştü. Elleri titreyen Demirkan tereddüt etsede Meleğin elini alıp avuçları arasına hapsetti. Buz tutmuştu sanki Meleğin elleri! "Buz gibi olmuşlar kan ilaçlarını alıyorsun değil mi?" Merakla sordu. Kansızlık vardı Melekte yaz olsun kış olsun elleri her daim soğuk olurdu. "Hı hı alıyorum" elini çekerken kollarını birbirine doladı. Demirkan derin bir nefesi ciğerlerine depo ederken, kuruyan dolgun dudakları nı ıslatıp birbirine bastırdı. Zor olacaktı onun için bu sözleri söylemek itiraf etmek lakin savaşmadan pes etmek istemiyordu. Belki kanayan kan akıtan yüreğine çentik ata ata delik deşik edecekti. Ama olsun değerdi sonuna kadar Melek için herşeye değerdi. Yıllar önce sırf mutluluğu için çekip gitmiş Hazar denen piçin attığı mutluluk pozlarına videolarına inanmış geri çekilmişti. Taki sahte olduğunu anlayana kadar geç kalmışlığı bu yüzdendi. "Be ben" lanet olası dili neden kekeleyip duruyordu. "Sen ne Demir abi konuş saat epey ilerledi abimler merak eder." Demişti. "Haklısın en iyisi bir çırpıda söyleyip kurtulmak bana artık abi demeni istemiyorum aramızda kan bağı yok Melek bazı şeylerin farkında olduğunun bilincinde olduğunu biliyorum bak şu atan yüreğim var ya" ikinci kez elini tutup kalbinin üstüne koydu. "Bir tek seni görünce adını anınca deli gibi atıyor. Seni her düşündüğümde dolan gözlerim yaş akıtan kalbim yüreğim var ve bu duygular bana ağır geliyor. Seni ikinci kez kaybetmek istemiyorum aşığım sana seviyorum seni ha bunlar gelip geçici hisler yada yanılgı denen bok değil" oh sonunda omuzlarında ki yük kalkmıştı. Hafiflediğini hissediyordu. Melek konuşma boyunca susmuş aklı bir yine ve yine lanet güne gitmişti. Demirkan abisi ona aşıktı seviyordu he bunu elbette tahmin ediyordu. Lakin itiraf edeceğini asla! Neden şimdi abi deme diyordu ki! O değil miydi bundan 15 yaşına gelince bana abi diyen adam yine oydu. Meleğin aşka olan inancı yoktu. Tam konuşmak için ağzını açmıştı ki hiç beklemedikleri şey oldu. Bahçeye bütün kini öfkesiyle Merzah girdi... "Melekkk" diye bağırması korkmasına yetmişti.. Bu gece kara geçmişin gizli kalan yanı ortaya çıkacaktı... Bölüm Sonu... Demir pes eder mi hiç??
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE