Bir Aşk Bir Tebessüm 24 Bölüm

1236 Kelimeler
Multimedia Meleğin davette giydiği elbise... Mutluluk, sevinç, hepsini bir arada yaşıyordu sanki Melek sonunda ayaklarına vurulan ellerine bağlanan prangdan sonunda kurtulmuştu. Mahkeme salonundan yüzü gülerek çıkarken ona seslenen adamla durmak zorunda kaldı. Sesini duymaya bile tahammülü yoktu artık! Hazar yüz yüze gelecek şekilde tam karşısında durdu Melekin, ona göre boşanmış olsalarda bu iş olmaz bitti demeden bitemezdi. "Mutluluk oyunun fazla uzun sürmeyecek Melek" demiş Yazgının elinden tutup adliye sarayını terk etmişti. Merzah sinirle Hazarın arkasından bakarken, içinden kendi kendine söylendi. "Dayağı az geldi anlaşılan piçin madem az gelmiş biraz daha oynayalım" diyip kardeşinin belinden tutup çıkışa yöneldi. "Abi yıl dönümü saat kaçta" şuan Hazarın boş sözlerini düşünmeyecek kadar doluydu. "Sen 19.00 hazır ol ben seni almaya geleceğim Beren'de gelecek hem" abisinin mutlu olmasını her şeyden çok istiyordu. "Tamam" Samet ise telefonuna gelen mesaja bakıyordu. "Abi Demirkan bizdeymiş konuşması gereken şeyler varmış" park edilen arabaya binmişti üç kardeş! "Son iki haftadır bir tuhaf zaten alacağım ölçüsünü bugün onun" Merzah az çok tahmin ediyordu derdini Demirin ama emin olması gerekiyordu. "Bilmiyorum abi Demir şirkette ortalığı kasıp kavuruyormuş doğrusu" Samet konuşurken aynadan kardeşine baktı. Hazar defteri sonsuza kadar kapanmıştı. "Gidelim bakalım derdi neymiş öğrenelim" gaza basıp sakince yola çıkarken, aklında sadece akşam ki parti vardı. Birde Berenin ne giyeceği umuyordu kısa giymezdi. Arkada oturan kardeşi emindi bu akşamın en güzel kızı olacaktı. Yani işi zordu başının tatlı belaları birdiler iki oldular. Melek ise telefonun internet sitesinden, akşam için uygun kıyafetlere bakıyordu. Gözüne çarpan elbiseyle gözleri hayranlıkla parladı. Ama akşama kadar gelirdi. Hızla siparişini verdi. İlk defa bu denli heyecan duyuyordu. Kendi için bir şeyler yapmanın mutluluğun tarifi yoktu. Abilerinin ne konuştuğunu pek duymamıştı açıkçası. "Melek yarın şirkete erken gideceğiz, ha unutmadan Dilek ve Çetin sana işlerde yardım edecek" demişti. Melek biraz duraksayıp öyle konuştu. Yardıma ihtiyacı mı vardı sanki! "Gerek yok buna abi artık sizin gibi bende hakimim işlere toplantılara gire gire öğrendim." Bu iki haftada en az 100 kere toplantı olmuştur. "Olsun pratik yaparsın işte senin çizime elin çok yatkın, bu yüzden seni resim kursuna yazdırdım." Merzah abisinin sözüyle sevinçle konuştu. "Gerçekten mi abi" resim yapmayı çok seviyordu. Hazar onu bile elinden almıştı. Hiç unutmuyordu anında gözleri doldu sırf resim yaptı diye hem resim odasını hem eşyalarını yakmış oda yetmemiş gibi elini kaynar suya sokmuştu. Allahtan elinde iz kalmamış hastaneye götürmüştü. Lanet olası adam resmen kabusu olup çıkmıştı. Gözünden akan yaşı sildi. Abilerinin bundan haberi yoktu. Daha nice şeyden bihardiler. Samet kardeşinin durgunluğunun farkına varmıştı. "Gerçek abim gerçek yeteneğini geliştir istiyoruz hatta istersen bu konuda seni yurt dışına bile göndermeyi düşünüyoruz" Melek daldığı düşünce deryasından hızla sıyrıldı. "Efendim bir şey mi dedin abi" Dedi. Merzah çatık kaşlarıyla arabayı evin önünde durdurdu. "İyi misin sen Melek" demişti çünkü kardeşinin bakışları boşluğa bakar gibiydi. "İyiyim abi ben hadi inelim artık" diyip arabanın kapısını açıp inmişti. "İnandın mı abi iyi olduğuna" diyen kardeşine döndü. "Var bir şey Samet ama ben öğreneceğim ne olduysa sanki bize anlatmadığı şeyler var ve burnuma hoş kokular gelmiyor." Dedi Samet abisine bakıp başını salladı. "Haklısın abi peki nasıl öğreneceğiz" oda merak ediyordu ama bir yandanda korkuyordu. "Beren söyleyecek bize ne olduğunu doktoru o sonuçta" çokta söylerdi zaten Beren hasta gizliliği vardı. "Abi söylemez Melek eğer gizli tut dediyse zor" demiş araçtan inmişti. Merzah söylene söylene eve girerken Melek ve Demirkanı konuşurken buldu. "Ooo Demirkan bey siz buranın yolunu bilirmiydiniz ya?" Diyip tam karşısına oturdu. "İşlerim yoğun Merzah biliyorsun bu hafta üç aylığına Kıbrısa gitmem gerekiyor." Dedi. Babası ve bitmek tükenmek bilmeyen istekleri Demirkana yine yol görünmüştü. Ve buraya veda etmeye gelmişti. "Serkan amca rahat durmuyor ha iyi git gitte aklını topla biraz Melek Samet bize biraz müsaade edin" Merzah oldukça ciddi görünüyordu. Melek ve Samet itiraz etmeden bahçeye çıktılar. "Kaçış şeklin bumu Demirkan savaşmadan çekilmek" diyen dostuna acı acı baktı. "Kaçmak mı kaçmıyorum artık Merzah sadece kabullendim o kadar" dostunun acı çekişini görüyor ama elinden bir şey gelmiyordu. "Pekala nasıl istersen öyle olsun" demişti. Başka ne diyebilirdi gitme kal az daha acı çek mi? "Ben gideyim iki gün sonra yolcuyum hazırlık falan yapacağım" diyip Merzahla vedalaştı. "Hop hop sanki hiç dönmeyecek gibi ne bu git kaybol sonra dön" gülerek konuşsada bir tarafı buruktu. "Hadi lan oradan bu kez sen gel yanıma özlerim seni yoksa" diyen Demirkana ters ters baktı. "Siktir git lan puşt özlermiş" diyen dostuna samimiyetle sarıldı. "Sakın ben yokken üstüme gül koklama dikenini yediririm sana" Merzah Demirkanın karnına hafifçe vurup alayla konuştu. "Olur hayatım seni beklerim" Sesini inceltip konuşmuştu. Duydukları kahkaha sesiyle ikiside kapıya baktı. Melek Samet ve Beren gülerek onaran bakıyordu. "Rezil olduk ulan Demirkan senin aklına uyanın ben" yanağında hissettiği elle Demirin eline vurdu. "Uvv kıyamam lan kızma hadi kaçtım ben gelirim gitmeden" demiş Meleğe son kez bakıp evden ayrılmıştı. "Ay abi ya o hal neydi öyle" diyen Melek koltuğa geçti. "Sus kız Demirkan işte tuttu muzip hali hem sen niye oturdun kalk hazırlan falan saat kaç oldu." Diyen abisiyle tekrar ayaklandı. "Doğru dedin abim ben kaçtım" demişti. Beren Meleğin kalktığı yere oturdu. "Ee Beren hanım siz hazırlanmayacaksınız" Merzaha sadece omuz silkmekle yetindi. "Elbisemi getirdim birazdan çıkarım Meleğin yanına ben buraya seninle konuşmaya geldim." Demişti. Meleğin iki gün önce anlattığı şeyler hoşuna gitmemişti. "Dinliyorum Beren" dedi Merzah çünkü Bereni oldukça ciddi görmüştü. "Merzah bunu akşam partiden sonra konuşalım daha iyi olur hatta yarın kliniğe gel" diyip oradan ayrılıp Meleğin yanına gitti. Odanın içinde aynanın önünde duran Meleğe baktı. Kısa bornozu aşağı doğru düştü düşecekti. Omzunun bir kısmı açıktaydı. Ve gördüğü şeyle yerinde şaşkınlıkla kaldı. Melek odaya giren Berenle üzerini düzeltti. İçinden sakince konuştu " umarım görmemiştir" dedi. Beren çabucak kendini toparlayıp azda olsa neşeli görünmeye çalıştı. "Hadi geç olmadan giyinelim ben banyoda hazırlanırım" demiş hızla banyoya girip bedenini kapıya yaslamıştı. "Allahım o piç sana daha neler yaptı Melek" Hala daha inanması o kadar güçtü ki bir insan nasıl bu denli cani olabiliyordu. Melek ise sipariş ettiği elbisenin gelmesiyle hızla giyinip saçlarını maşa yardımıyla yapmaya başladı. Çok hafif saçlarına su dalgası yapıp maşayı aldığı yere koydu. Sıra makyaja gelmişti yüzüne yine aynı hafiflikte, şeftali tonlarında makyaj yapıp aynadan aksine baktı. Beren banyoda giyinip çıkmıştı. Giydiği siyah dizlerinin bir karış üstünde biten fileli göğüs dekoltesi dantel işlemeli elbiseyle saçlarına yaptığı topuz örgüyle oldukça hoş görünüyordu. Melek Berene bakıp mırıldandı. "Çok güzel olmuşsun Beren" diyen kıza gülümsedi. "Sende çok güzel olmuşsun canım" ikili birbirine gülerken kapı çaldı. "Kızlar hadi artık saat kaç oldu" diyen bir adet sinir küpü Merzahla odadan çıktılar. Merzah Berenin güzelliğine mi baksa giydiği kıyafetin kısa olmasına mı yansa bilememişti. Ya kardeşi ona ne demeliydi resmen bacak şov yapıyordu. "Kızlar kıyafetlerin eksik parçaları nerede" adeta tıslamıştı. "Saçmalama Merzah geç kaldık zaten hadi" dedi Beren şuan kıskançlık çekecek hali yoktu. "Düşün önüme orada bir an olsun yanımdan ayrılmak yok" diyip ağzının içinden homurdanarak evden çıktı. Sonunda dörtlü arabaya binmişti. Şirkete doğru yol alan araba, bu gece neler yaşayanacağını bilmiyordu. Kim bilir belki güzel şeyler olurdu. 45 dakika süren yolculuğun ardından şirketin park yerine uygun yere arabayı park edip indiler. Kapının önü epey kalabalıktı. Magazinciler korumalar bir yanda bekliyordu. Merzah Berene doğru kolunu uzattı. Samette kardeşinin koluna girip, şirketten içeri girdiler. Uğultu yerini sessizliğe bırakırken, Çetin elinde içki bardağıyla Meleğe bakakaldı. Bu gece ayrı güzel olmuştu Siyah büstüyerli yeşil can alıcı elbise kızın her adımında açılıyordu. Galiba kıyafetin bir miktar parçasını eksik dikmiştiler. Göz göze geldiği kadınla başını aşağı doğru eğip selam verdi. Aynı karşılığı alan Çetin ise güldü... Bu küçük hanıma işle ilgili yardım edecekti. Ve bu gece umarım kazasız belasız biterdi... BÖLÜM SONU... Bir sonra ki bölüm görüşürüz... Genel yorum istiyorum sizden..
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE