❂ BBB | Bölüm 1 ❂
Gülümsedim. İçten değildi bu gülümseyiş aslında ama kardeşim bu sahte gülümseyişin gerçek olduğunu zannediyordu.
"Eee gülümsediğine göre yardım edeceksin değil mi birtanecik ablam?"
Yüzümdeki ifade silinirken sinirle güldüm bu seferde.
Sonunda en sevdiğim, bal, aşk kardeşim bir aksilik olduğunu anlamıştı.
"Niye öyle güldün abla?"
Ne olduğunu anlayamadan yakasına yapıştım.
"Kıçını nasıl kurtarıyorsan kurtar Edim. Beni bu işe karıştırma. Ben senin yüzünden tekrar belaya giremem. Olan hep bana oluyor."
Ajitasyonla baktı gözlerime.
"Abla bak ne olur. Adamlara ablam ödeyecek dedim. Ben nereye gitsem para vermezler bana. Ne olur? Senin sicilin temiz sana verirler. Söz veriyorum ben ödeyeceğim sonra."
İnanmamış gibi yüzüne bakarken, telefonun sesi öldürücü bakışlarlarımı böldü.
Yüzüne sirayet eden korkuyla, bana göz ucuyla bakıp telefonu açtı. Hoparlörlere vermeyi de ihmal etmemişti.
"Alo Mahmut abi."
Ahizeden orta yaş bir adamın sesi duyuldu.
"Patron bugün içerisinde parayı istiyor Edim."
Yüzündeki korku daha da kendini ele verirken bana döndü.
"Merak etme abi patrona söyle ablam parayı verecek."
Kaşlarım çatılırken elindeki telefonu aldım.
"O patronunuza söyleyin parayı ben değil kardeşim ödeyecek. Böbreğini mi satar kalbini mi satar bilemem. Gerçi para eder mi onu da bilemem ama, çünkü kendisinin tamamı beş kuruş değmez de."
Dedim az önce beni öne atan kardeşime. Gerçi bunu ilk kez yapmıyordu. Beni ne zaman, fare deliğine sıkışmış gibi hissetse öne atar kendisi geriye çekilirdi.
"Edim ablan ne diyor koçum?"
Edim bana korkuyla bakıp
"Abi parayı verecek merak etme."
Kaşlarım daha derin çatıldı. Gıcırdayan dişlerimle tekrar telefonu elinden aldım.
"Vermeyeceğim koçum. Vermeyeceğim. Patronun da gelse sende gelsen vermeyeceğim para falan. Benden değil Edim'den çıkacak o para."
Edim kocaman ellerini ağzıma bastırırken telefonu alelacele kapattı.
Sonra dışarı çıkmıştı.
Şimdi diyeceksiniz sen nasıl bir ablasın, kardeşine neden yardım etmiyorsun diye ama o da nasıl bir kardeşti haberiniz var mı?
Beni kumar bahisine meze yapan bir şerefsizdi kardeşim.
Allahtan adam kalp krizi geçirip masada ölünce oynanan oyun son bulmuştu.
Bir insanın ölümüyle mutlu olacak karaktere sahip biri değildim ama adam ölmeseydi evlenmek zorunda kalacaktım onunla.
En yakın arkadaşının kardeşi bana anlatmıştı bu olayı.
Her fedakarlığı yapmıştım kardeşime. Her b*k çukuruna battığında, o yalaka arkadaşlarından önce ben koşmuştum ama yeterdi bu kadar.
Beni bencillikle suçluyordu fakat asıl bencil kendisiydi. Ve kördü.
Ona yaptığım o kadar şeyi görmüyordu.
Bende görmediği fedakarlıklarımı yapmayı kesmiştim.
Kesmeseydim bu yaptığım şeyi her daim görevim zannedecekti.
Edim'in dışarıdan gelen sesiyle kapıyı açmıştım.
Öfkeli gözlerle bakıyordu bana. Oh iyi Olsundu. Yaptığı pisliklerin cezasını birazda o yüklenmeliydi benim yerime.
"Patron geliyor lan!"
Az önce abla çeken bu çocuğun haline sırıtmak istesemde Edim'in "Patron geliyor lan." Demesiyle donup kaldım. Bu patron para içerisinde yüzmesine rağmen, onlar için küçücük olan bizim için servet olan parayı alabilmek adına buraya gelebiliyorsa ya işsizdi ya da iflas etmek üzereydi. Gerçi adamın en doğal hakkıydı verdiği parayı almak ama ne bileyim?
"Cesetlerimiz bir yerlerde, köpekler bizi yerken bulunmasını istemiyorsan bir yerlerden para bul Elçin."
O kadar rahattım ki. Takılmadım bile.
Borç Edim'in borcuydu ve bana dokunamazlardı. Bu tür adamların bile ilkeleri vardı.
"Sen kendi paçanı kurtarmaya bak aslanım. Borcu olan sensin. Benden değil senden borçlarını isteyecekler."
Böyle bir durumdan zevk alıyormuşum gibi Edim'e portre çizerken aslında bir gram bile eğlenmiyordum.
Ama artık olgunlaşmalı ve yaptığı hataların sonuçlarını sadece kendisi ödemeliydi.
Edim bana tekrar öfkeyle bakarken "Bu yaptığını asla unutmayacağım Elçin."Dedi sertçe.
"Bende unutmayacağım şeyleri yaşamak zorunda kaldım Edim senin yüzünden. Ödeşmiş olduk."
Yüzümde buruk bir gülümseme belirdi. Anlamadı yine.
Aramızda derin bir sessizlik oluşmuştu.
Ta ki kapının alacaklı gibi çalınmasına kadar.
Kimin geldiği aşikardı. Patron beyciğimiz gelmişti.
Edim'in eli ayağına dolanırken kapıyı açtım.
Karşımda 1.90 boylarında, kaslı, buz mavisi gözleriyle bakan, biscolata reklam çekimlerinden kaçmış bir adam duruyordu.
Kafamı fazla yukarı kaldırdığım için boynum ağrımaya başlamıştı. Biraz daha uzun olsa Allah katına ulaşacaktı yeminle.
Benim boyumu Allah kesin bu adama vermiş beni 1.60 bırakmıştı ha.
Düşüncelerimden sıyrılırken diğer adamlara baktım. Bir tanesi benden kısaydı.
Sevinecektim ama şu an önümde fazla ruhsuz bakan bir adamla karşı karşıya geldiğim için yapamıyordum.
Edim beni geri ittirip "Hoşgeldin Devrim abi. Mahmut abi."
Ortadaki adam önce içeri girdi. Oha yeni silmiştim ben o yerleri daha.
"Hey hey, ayakkabılarınızı indirin de girin. Yerleri babanızın eşşeği temizlemiyor."
Edim ve adının Devrim olduğunu öğrendiğim patron bana ters bir şekilde baktığında susmadım tabi ki.
"Ne bakıyorsunuz öyle? İndirin ayakkabılarınızı."
Sonra diğerlerine döndüm.
"Sizde indirin."
Bunlar gittiğinde temizlik yapmak istemiyordum. Bu yüzden ısrar ediyordum ya.
Devrim'in kaşları çatılırken gözlerini yüzümde dolaştırdı.
Yüzümü öyle derin inceledi ki. Gözlerini gezdirdiği her yer yanmaya başladı.
Ne olmuştu be bana böyle?
Kaşları havalanırken ayakkabılarını indirmeden içeri girdi. Diğerleri de ondan yüz bulup içeri ayakkabılarıyla girmişti.
Sinirle içeriye girdim. Lan ben o yerleri nasıl silecektim şimdi?
Salona girdiğimde yine gözleri beni buldu Devrim'in.
"Param nerede Edim?" Devrim'in karakteristik sesi kulağıma ulaştığında değişik hissetmiştim.
"Devrim abi bana birkaç gün daha izin ver. Söz veriyorum vereceğim paranı."
Kaşının birini kaldırıp "Nasıl bulacaksın Edim? Tefecilere gitsen mimlenmişsin. Kokuşmuş mahallenden de bu kadar yüklü bir miktar para verecek birini bulamazsın. Ablan desen..."
Ablan desen, derken gözleri bana kaydı. Yüzünde alay ifadesi vardı.
"Ablan bile sana yardım etmiyor."
Edim'in omuzları düştü. Sanki ilk defa benim bu kadar yanında olmamı istemişti. Yanında değildim bu sefer. Ruhum acıdı. Bir an gerçekten bencil olduğumu hissettim.
Kabul edecektim. Bu seferde onun yanında olacaktım.
Tam ağzımı açacaktım ki Devrim'in ağzından çıkan bir cümle beni duraksattı.
"Tüm borçlarını ödemeden silebilirim Edim."
Devrim'den hariç herkesin kaşları çatılmıştı.
"Nasıl olacak o abi?"
Edim'in sesi gidişattan korktuğunu çok belli ediyordu. Devrim sadisti bu durumdan zevk alıyormuş gibi gerim gerim gerildi.
Ardından ellerini bir iki kere çıtlatmıştı.