İstanbul’da gün batımı gökyüzünü kızıla boyarken, Leyla 32. kattaki ofisinin camından dışarı bakıyordu. Gün boyu toplantılar sürmüş, Pelin’le yaptığı görüşmelerle şirketin mali yapısı, taşınmazları ve eski borç ilişkileri bir bir önüne serilmişti. Şirketin görünenden daha karmaşık bir yapıya sahip olduğu ortadaydı. Bazı ortaklıklar, adı bilinmeyen vakıflar, geçmişten kalma davalar... Ve hepsi, bir şekilde babasının ölümünden hemen sonra donmuş gibiydi. Pelin sessizce dosyaları gösterirken, Leyla’nın zihni bir başka yere kayıyordu. Kenan’ın uzattığı o ‘yakınlık’ ipi... Arkasında ne vardı? Gerçek bir iş birliği arzusu mu, yoksa yönlendirme mi? Tam o anda Pelin, dosyayı kapattı. “Son olarak, Kenan Bey’le ilgili bir şey söylemek istiyorum,” dedi, çekinerek. Leyla gözlerini onun yüzüne çevir

